# İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2004
- **Gündem:** İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve

> İzzet Çetin (CHP), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)); konuşma 966 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı hakkında söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz evvel Sayın Aykan da değindi; il özel idaresi, 1913 yılında, Osmanlı döneminde çıkarılmış kanun hükmünde kararnameyle varlık kazanmış bir kamu idaresidir. 13 Mart 1913 tarihli İdarei Umumiyei Vilayat Kanunu Muvakatı adlı bu kararname önemli değişikliklere uğramışsa da, adından ve hukuksal türüne kadar hiçbir değişikliğe uğramadan, 1987 yılına kadar gelmiş. 1987 yılında 3360 sayılı Yasayla düzenlenerek hem adı hem türü değiştirilmiş ve İl Özel İdareleri Kanunu olarak bugüne kadar varlığını sürdürüyor. 1987'den sonra, 1998 ve 2000 yıllarında da il özel idarelerini düzenlemeye yönelik kimi kanun hükmünde kararname taslağı olarak hazırlanmış bulunan metinler, birbirinden farklı hükümler içermekle birlikte, ortak bir doğruyu paylaşır görünmektedirler. Bu genel doğrultu, yerellik ve özelleştirme olarak nitelendirilebilir.

Düzenlemeler, özel idarenin görev alanını genişletmenin yanı sıra, bu görevleri ilde genel yetkili olarak yerine getirmesini sağlamayı, merkezî yönetim ve mülkî sistemle ilişkilerini vesayet denetimi kapsamından çıkarmayı, karar ve yürütme organları yapısını yerel seçime dayalı hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Amaç bu olmakla birlikte, tabiî, günümüzde il özel idarelerinin, yerel yönetimlerin ve bütününe bakıldığında, kamu yönetimiyle bir bütün olarak ele alındığında, bu tasarının da, Kamu Yönetimi Tasarısıyla birlikte ve bundan sonra gelecek tasarılarla birlikte neden alelacele gündeme getirildiğini görmemiz gerekir.

Tabiî, biraz evvel, Sayın Oğuz Oyan Hocamız da söyledi; bu kanun tasarılarını tartışmadan önce, belki bir pilot bölgede uygulamak ya da bu uygulamada görülecek aksaklıkları tespit etmek ya da çok iyi tartışarak, Türkiye'de, Türkiye'nin idarî yapısına da uygun yeni bir yerel yönetim anlayışını gündeme taşımak mümkün idi; ama, bu yasa tasarılarının alelacele Meclis gündemine getirilmiş olmasının altına baktığımız zaman, biraz hafızamızı zorlarsak, hepimiz, üzülerek, bu tespiti yapabiliriz.

Bildiğiniz gibi, ABD Kongresinin 16 Nisan 2003 günü kabul ettiği bir yasayla, Türkiye'ye savaş bütçesi kapsamından 8 500 000 000 dolar kredi açılmasına karar verilmiş ve bu kredinin kullandırma koşulları da, daha sonra, Dubai Anlaşması olarak bilinen bir anlaşmayla, 2003 Eylül ayı içerisinde belirlenmiş idi.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, anlaşmanın koşullarına göre, bütçe reformları, başka konuları dışlamamak üzere, yüksek bir bütçe fazlası, vergi politikası reformu ve kamu sektörünün etkinliğini ve şeffaflığını, sözümona, artıran politikaları ve düzenlemeleri gündeme getireceksiniz; diğer ekonomik reformlar -yine, bunlarla sınırlı olmamak üzere- bankacılık sektörünün düzenleme ve denetleme kurallarının genişletilmesi, el konulan bankalar sorununun çözülmesi ve KİT'lerin özelleştirilmesiydi. Bu sözünü ettiğimiz anlaşma, ABD'yle 22 Eylülde imzalanan, 8 500 000 000 dolarlık anlaşmanın koşullarından biri olarak ileri sürülen kamu reformunu da kapsayan Dubai Anlaşması olarak tarihe geçen bir anlaşma.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz biliyoruz ve görüyoruz ki, ABD, uluslararası örgütlerin içinden yürüttüğü etkisini, günümüzde, artık, ikili anlaşmalarla iyice pekiştirmeye başladı. Biz de, bu kredi anlaşmasından yararlanabilmek için, 2005 yılında bu krediden faydalanabilmek için, yine, Anayasaya aykırı olarak, yine, birtakım çarpıklık ve eksiklikleri içerecek bir İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısını, Meclis gündeminde, önümüzde buluyoruz.

Bütününe bakıldığı zaman, yasa tasarısının pek çok eleştirilecek yönü var; değerli arkadaşlarım biraz evvel bazı konulara değindiler. Bugünkü sistemde il özel idaresi içinde icra yetkisi valiye ait. Vali bu yetkisini, hem özel idare müdürlüğü hem de merkezî idaresinin ildeki örgütleri eliyle yürütüyor. Şimdi bu hükümler ortadan kaldırılıyor. Vali, il özel idaresinin başı ve tüzelkişiliğin temsilcisidir; işlerini de, özel idare bürokrasisiyle görecektir. Bugünkü sistemde vali, encümen ve il genel meclisinin başında gözüküyor. Taslak, valiyi meclisten almakta, yerine, meclisin kendi içinden seçeceği bir meclis başkanı getirmekte. Oysa, belediyelerde böyle bir ayırım yapılmıyor; belediye başkanı ile meclisin başkanlığı ayrılmamış.

Değerli arkadaşlarım, il özel idaresinde meclis başkanlığı sistemi getirilerek, şimdiki sistemin güçlü yürütme yapısı ortadan kaldırılıyor, yerine, güçlü meclis sistemi getiriliyor; yani, yerel demokrasi açısından güzel bir kavram gibi gözüküyor; ama, görev, yetki ve konularına iyice baktığımız zaman, bu İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının özünde, kendisine genel ve katma bütçeli kuruluşların idaresinin devredileceği bütçe büyüklüğünün yüzde 35'i gözönüne alınacak olursa, bu tasarılar, kaynağı, birer kamu idaresi olarak değil, özelleştirmeci, ihaleci ve şirketleşmiş bünyeler haline getirmeyi amaçlıyor.

Bakınız değerli arkadaşlarım, hem il özel idaresi hem de belediyelerin mal ve gelirleri devlet malı, devlet alacağı hükmünde değil. Bu özellikleri sabitleyen hüküm yok. Konu, yalnızca, mallara karşı suç işlenmişse, devlet malına karşı suç işlenmiş olarak sayılıyor.

Bir başka konu, vergi, resim, harç gelirleri dışındaki gelirler haczedilebilir. Her iki birimde de, kamu hizmetlerinde fiilen kullanılmayan malları haczedilebilir. Haciz kurumu, arkasından iflas kurumunu getirir. Bu taslakların benimsediği mantığı uygulayan pek çok ülkede yerel yönetim iflas yasalarının çıktığı bilinmektedir. Bu hüküm, yerel yönetim sistemini iflas kurumuna açacak bir hükümdür.

Yine baktığımız zaman, 42 nci maddesinde çok açık, gelirler bölümünde -diğer gelirler, 42 nci maddenin (i) fıkrasında- il özel idaresinin gelirleri tek tek sayılırken, diğer gelirler bölümü de burada gündeme alınmış. Tabiî, değerli arkadaşlarım, bu, çok ama çok sakıncalı gördüğümüz bir ifade. Diğer gelirler, yine bunun gibi, diğer giderler, diğer görevler, diğer yetkiler diyerek, bir bakıma hukuku da, altüst ediyorsunuz.

Gelirlerin doğrudan doğruya kanunla tespit edilmesi gerektiğine göre, diğer gelirler deyip, burada il özel idarelerinin yap-işlet-devret, imtiyaz sözleşmeleri, yap-işlet ya da diğer ihalelerde birtakım hizmetlerin başka üçüncü kişilere, yani, özelleştirilmesinden sonra üçüncü kişilere de verileceği gözönüne alınır ise, diyebilirsiniz ki, belki burada kastedilen resim ve harçlardır; ama, bunlar sayılabilirdi. Benim aklıma, bu özelleştirmedeki yolsuzlukları, hırsızlıkları, devlet olanaklarını çıkarları için kullanmaları gördüğümüz için, diğer gelirlerden anladığım, il özel idareleri, normal gelirleri dışında, artık ihalelerden pay alacak, ihaleleri kime vereceklerse belki onlardan rüşvet alacak ve il özel idareleriyle ilgili bu metin, bir bakıma yerel idareleri güçlendirme yerine, "yerelle de gitmiyor" deyip, o kurumları da karalayacak, kötüleyecek bir suçlama aracı olarak kullanılabilecek bir metin.

Diğer taraftan, bu kanun tasarısının bütününe bakıldığı zaman, yine, Anayasaya aykırılığı açık bir hüküm de 25 inci maddede kendini gösteriyor. Biraz evvel Sayın Oyan da belirtti; il encümenlerinin oluşumuna ilişkin hüküm, doğrudan doğruya Anayasaya aykırı. 3360 sayılı Yasa 1987 yılında görüşülürken, o zamanki düzenleme ile şimdiki düzenleme arasındaki tek fark, o zaman birim amirlerinin unvanları yazılmış. Şimdi de, il encümeninden gelecek 5 kişi, vali ve birim amirlerinden valinin belirleyeceği 5 kişi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
