# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-07-07-2

> İzzet Çetin (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.021 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan Belediyeler Kanunu Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, Belediyeler Kanunu Tasarısını, geçen hafta burada görüşüp tartıştığımız İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısını ve bundan sonra görüşeceğimiz birtakım yasaları, 49 uncu maddesine kadar geldiğimiz Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısından ayrı olarak ele alıp değerlendirmek, herhalde doğru değil.

Biraz evvel, dün ve önceki hafta da yapılan konuşmalarda, AKP'li sözcü arkadaşlarım, zaman zaman, Sayın Bakan da dahil olmak üzere, bu kanun tasarısının büyük çalışmalar sonucunda, katılım esas alınarak, taraflarca tartışılarak hazırlandığını gündeme getirseler de, durumun öyle olmadığı son derece açık, kendimizi kandırmamıza gerek yok. Üzücü, ama, bir gerçek, biraz evvel Sayın Semerci de söyledi, Belediyeler Kanunu Tasarımızın esas temelinde, Dünya Bankasının yeni anlayışı, bizim gibi ülkelere yapmış olduğu yeni dayatma var. Tabiî ki, bu konuya, şimdi, süre kısıtlı olduğu için girebilecek değilim; ama, imkân olduğu takdirde bu konuda gerekli açıklamaları yapacağım.

Değerli arkadaşlarım, yerel yönetim reformu, yalnızca yönetim birimlerinin yeniden düzenlenmesi değil, tüm devlet yapılanmasının ve dolayısıyla temel toplumsal ilişkilerin yeniden düzenlenmesi demektir. Yönetsel sistemden hareketle, toplumsal ilişkilerde kurulacak yeni bir denge, doğal olarak, kazanan ve yitiren tarafların yeniden tanımlanması ve belirlenmesi sonucunu da yaratacaktır.

Bu tasarıyla, yerel yönetimlerin her biri birer özelleştirme istasyonu olarak görev yapacak kuruluşlar haline gelmektedir. Nitekim, küçük belediyelerin büyük bir bölümünün, bir kısmının köye dönüştürülerek ya da birleştirilerek yeni rant alanları, uluslararası ve ulusal bazı şirketler için yeni kâr alanları olarak belirlenmesi bunun somut göstergesi.

Bu tasarının bakış açısı, yerel değerlerin pazarlanmasıdır demiş idim. Bu tasarı, devletin kamu hizmeti, kamu yararı kavramlarının ortadan kalktığına somut olarak örnek gösterilebilecek kadar açık. Tabiî, bu tasarı da, kazanan tarafın, ne yazık ki, yine çokuluslu şirketler ya da piyasa olduğunu, kaybedenlerin de yine çalışanlar olacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Bildiğiniz gibi, yerel yönetimlerde istihdam edilen üç tip personel var; bunlardan bir kısmı memur, bir bölümü işçi -işçileri de, sürekli ve geçici olarak ikiye ayırıyoruz- üçüncüsü de sözleşmeli personel. Bunun dışında, belediye başkanı, belediye meclisi üyeleri gibi, yine yerel yönetimlerde muhtarları da sayabilirsiniz, seçimle işbaşına gelen çalışanlar da var; ama, bunlar konumları gereği doğrudan devlet memuru değil ya da kamu personeli olarak değil, ancak, belli konularda devlet memuru ya da kamu personeli olarak işlem görmekteler.

Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısına bakıldığı zaman, biraz evvel, yerelin pazarlanmasını, piyasaya açılmasını açıkça ortaya koyduğunu söylemiştim. Maddenin daha ilk paragrafında "bu ilke ve standartlar çerçevesinde norm kadro çalışmasını belediye yapar ya da yaptırır" denilmektedir. Eğer bir belediye ya da İçişleri Bakanlığı, norm kadro yapma işini bile piyasaya verecekse, piyasadan kastım, bu dalda yetişmiş ya da hiç bu dalla ilgisi olmayan bir siyasal akrabaya ya da eş dost, hısıma verilerek kazanç kapısı halinde görülüyorsa, vay belediyelerimizin gelecekte başına geleceklere!..

İkincisi, ikinci paragrafta "belediye personeli belediye başkanı tarafından atanır" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, her şeyden evvel, bugün, biraz evvel söylediğim gibi, tüm belediyelerimizde üç tip personel çalışıyor. Atamanın şekli nasıl olacak, kriterleri nedir, mevcut personel ne olacaktır, işçiler, geçici işçiler, sözleşmeli personel ya da memurların durumu ne olacaktır? Bir sonraki paragrafa baktığımız zaman, şimdiye kadarki çalışma ilişkilerinin bertaraf edildiğini ve bundan sonra kamu hizmetlerinin belediyelerde memurlar ve işçiler eliyle değil, sözleşmeliler eliyle görüleceğini açıkça ortaya koyuyor; yani, esas istihdam biçimi olarak bundan sonra belediyelerde "sözleşmeli" statüsü öne geçiyor. Oysa, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi, sözleşmeli personelin kapsamını, kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan zarurî ve istisnaî hallerle sınırlamış. Biz bunu bertaraf ediyoruz, görmezden geliyoruz, bundan sonra burada meslekleri itibariyle sayılmış birsürü meslek; yetmemiş, tekniker gibi, yani, hemen hemen her meslekte çalışanın sözleşmeli statüye geçirilerek, hem çalışma güvencelerini, iş güvencelerini ortadan kaldırmanın hem de bu belediyelerimizi bundan sonra daha da siyasallaşmış bir yapıya büründürmenin yollarını buluyoruz.

Diğer taraftan, bu da yetmiyor; bakıyorsunuz, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen devlet memurlarından da, belediyelere eleman alabiliyoruz ve bunların görev süresine belli sınırlar getiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu sözleşmeli personelin sürelerinin, belediye başkanının görev süresiyle sınırlı olması, bir bakıma, belediye hizmetlerinin iyi yürütülmesi ya da bir sonraki dönemde işbaşına gelecek olan belediye başkanının hizmet anlayışına uygun personelle çalışmasının önünü açacak gibi gözüküyorsa da, tam anlamıyla siyasallaşmayı beraberinde getireceği gibi, bunun yanında, stratejik plan hazırlama ve hizmetlerde sürekliliği esas kılacak ve o sürekli hizmetleri görecek personelin de gitmesi büyük boşluklar yaratacaktır.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, yine, tasarıya baktığımız zaman "belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirlenen yeniden değerleme katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde 30'unu aşamaz. Nüfusu 10 000'in altında olan belediyelerde bu oran yüzde 40 olarak uygulanır" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, ILO'nun 98 sayılı Sözleşmesine ve toplusözleşme özgürlüğüne açıkça aykırı bir düzenlemedir. Her ne kadar, biz, kamu çalışanlarına grevli, sendikalı toplusözleşme hakkını halen tanımamış olsak da, Avrupa Birliğiyle bütünleştiğimizde onların da toplusözleşme hakkını aldıklarını görecek olursak, hem memurlarımızın hem işçilerimizin ücretlerine peşin peşin sınır getirmenin bir mantığı yoktur. Bu, uluslararası sözleşmelere ve toplusözleşme, özgür toplupazarlık düzenine aykırıdır.

Yine, sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç, belediye memurlarına, başarı durumlarına göre, toplam memur sayısının yüzde 10'unu geçmeyecek şekilde, bunların performanslarına göre yılda en fazla 2 kez ikramiye verilebilir diyoruz. Yani, burada, devlet memurlarının yüzde 10'uyla sınırlamanın mantığını da anlamak mümkün değil. Yani, insanlarımızı, memurlarımızı, çalışanlarımızı, kimlikli, kişilikli, bu ülkenin onurlu yurttaşları olarak geçimini alınteriyle sağlayan insanlar olmaktan çıkarıp, o belediyede, birbiriyle yarışma adına, bir bakıma kişiliklerini erozyona uğratacak birtakım olumsuz davranışlara doğru itmeye kimsenin hakkı olamaz. Eğer, memurlara, çalışanlara bir ikramiye verilecek ise, ayırımsız, bütün memurlara, bütün çalışanlara verilebilmelidir değerli arkadaşlarım...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Yatanlar?..

İZZET ÇETİN (Devamla) - Yatan yok öyle... Yatan... Tabiî ki, aldığınız belediyelerde yatan arkadaşlarınız varsa, o ayrı. Belediyeler, zaten, ekonomik olarak zor durumda. Eğer, zor durumdaki bir belediye başkanı yatacak eleman alıyor ise, bir sonraki dönemde zaten başarısızlığı nedeniyle o görevde kalamayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bunun yanında, yine, yasa tasarısının pek çok eleştirilecek yönü var. Bundan sonra gelen madde, özellikle personel devrine ilişkin bir madde. Ben, bu kısıtlı süre içerisinde giremediğim konulara, 50 nci maddede, biraz sonra devam edeceğim.

Ancak, özellikle burada, personelin sadece sözleşmeli statüye kaydırılıyor olmasının mantığını anlayabilmek olanaklı değil. Geçici işçilik, zaten, belediyelerimizde, başlıbaşına, çalışanlar arasında ücret ayırımına...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-07-07-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
