# Köy hizmetleri genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanunun değişikliği (s.s.726)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ocak 2005
- **Gündem:** KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN DEĞİŞİKLİĞİ (S.S.726)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-01-12-koy-hizmetleri-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanunun

> İzzet Çetin (CHP), 12 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN DEĞİŞİKLİĞİ (S.S.726)); konuşma 1.548 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarının 6 ncı maddesine bağlı ek 2 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, tasarının, hazırlanmasından görüşülmesine kadar, Sayın Bakanın sorulara verdiği cevaba kadar, iyi hazırlanmadığı, içselleştirilmediği, tartışılmadığı bir gerçek; bunu görüyoruz. Benim amacım, yeni bir sataşmaya meydan vermek değil; ama, biraz evvel söz alan AKP sözcüsü arkadaşım Sayın Albayrak çok güzel bir tespit yaptı. Ben de, bu maddeye ilişkin olarak ek madde 2'yi okuduğum zaman, yeniden başa dönülmesi gerektiğini düşündüm.

Tasarının adına bakıyorum: "Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması Hakkında Kanun Tasarısı." Ek madde 1'e bakıyorum: "Bu Kanunla kurulan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır." Madde 6'ya bakıyorum: "3202 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler ilave edilmiştir."

3202 sayılı Kanun nedir; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun. Kaldırılıyor mu, ek görevler mi veriliyor, yoksa adı mı değiştiriliyor; ne hazırlayanın ne savunanın ne de kürsüde söyleyenlerin, neyi savunduğu, neyi ortaya koyduğu belli olmayan bir kanunla karşı karşıyayız.

Gerçekten, 3202 sayılı Kanuna baktığımız zaman, bu kanunun 2 nci maddesinin ek kanunda aynen kaldığını görüyoruz.

Yine, hazırlanan tasarıya baktığımız zaman, 9 asıl, geçici ve ek maddelerle birlikte, 20'ye yakın maddeden müteşekkil; ama, getirilen maddelerin, mevcut yasada, yani, var olan yasada neleri kaldırdığı, neyin yerine neyin ikame olacağı tam bir kargaşa. Herhalde bakanlık da bu işin içerisinden çıkamayacak.

Gerçekten kanunun bütününe baktığımız zaman, bu bir değişiklik tasarısı değil, yeni bir yasa; ancak, bir yasada olması gereken bütünlükten yoksun, yasama tekniği açısından izahı mümkün olmayacak kadar çelişkilerle dolu, üstelik Anayasaya aykırılıkları da açıkça ortada.

Şimdi, dünden bugüne kürsüde konuşan, ister iktidar ister muhalefet partisine, Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımızın savunduklarına bakıldığı zaman, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bu kadar önemli bir kurum olduğunu, halkımız herhalde ilk defa anladı. Ben de, bunun, aylar önce tasarı Meclise sevk edildiği zaman, sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılan bir toplantısına katıldığımda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumluluk alanına halkımız tarafından ve burada, Yüce Mecliste görev yapan arkadaşlarım gibi, milletvekili arkadaşlarım tarafından algılandığı gibi bakıyor idim; ama, kazın ayağının öyle olmadığını çalışmanın ayrıntısına girince gördüm.

Gerçekten, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü -burada da var- yani iskân işlerine bakıyor, yabancıların yerleştirilmesi, göçmen sorunlarına bakıyor, toprak ıslahı, su havzalarının ıslahı -arkadaşlarım saydı, ben ayrıntısına girmiyorum- bütününe, hemen hemen görev, yetki ve sorumluluklarına bir bakıldığı zaman, esas yasada ikibuçuk sayfadan fazla görev, yetki ve sorumluluk alanı var. Hatta öyle bir duruma kapıldım ki bir noktada, Köy Hizmetleri bu işleri yapıyor da, acaba Tarım Bakanlığı ne işle uğraşıyor diye de aklımdan bazı sorular geçti; şimdi onlara girecek değilim.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu kanunda belirtilen hizmetler, İstanbul ve Kocaeli'nde büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde il özel idarelerine veriliyor. Biraz evvel söyledim, teknik açıdan da sakıncalarla dolu bir metin.

Bakınız, her yerde İstanbul ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden söz ediyoruz; ama, bu ek madde 2'nin son fıkrasında: "Mevzuatta Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar, devir durumuna göre Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, il özel idaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veya İzmit Büyükşehir Belediyesine yapılmış sayılır."

Değerli arkadaşlar, İzmit Büyükşehir Belediyesi diye söylerseniz, İzmit'teki, Kocaeli İlindeki orman köylerinin durumunu görmezden gelirsiniz. Yasaya karşı, acaba hile mi yapılıyor; yoksa, Kocaeli'ndeki Kandıra'daki köyler... Eğer, İzmit Büyükşehir derseniz, İzmit'in Saraybahçe ve Bekirpaşa belediye sınırlarını dahil edersiniz. Kocaeli demezseniz, burada, ya görevden kaçınma var ya da yazım tekniği yanlışlığı var; yani, yasa iyi hazırlanmamış diyoruz. Somut olarak size söylüyorum. İzmit Büyükşehir Belediyesi diye bir belediye yok.

Geçtiğimiz hafta, İzmit'te Saraybahçe Belediye Meclisi bir toplantı yaptı -Saraybahçe ve Bekirpaşa diye iki alt kademe belediyesi var- dediler ki, Saraybahçe'nin adını İzmit olarak değiştirelim; tartışılıyor, henüz bir karara bağlanmadı. Dediler ki, Bekirpaşa ve İzmit birleşirse, tek belediyeye inerse, İzmit belediyesi olur; ama, Saraybahçe ve Bekirpaşa eşit statüde alt kademe belediyeleridir. Şimdi siz İzmit derseniz, köyleri buraya dahil edemezsiniz. Bu yasada, İstanbul ile birlikte Kocaeli'ne vermeye kalkıştığınız görevlerin hepsi askıda kalır; birinci temel yanlışınızı böylelikle söyleyeyim.

Değerli arkadaşlarım, yine, biraz evvel konuşan AKP sözcüsü arkadaşımın bir sözcüğüne hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Kocaeli'nde 246 köyden 230 muhtar imza verdiler, dediler ki: "Bundan böyle hizmetler belediye meclisine verildiği takdirde, bugün, AKP, belediyede ya da ülke yönetiminde söz sahibi olduğu için değil, gelecekte de, siyasal karar organlarına Köy Hizmetleri teslim edilir ise, en çok kavga o zaman çıkar." Hatta muhtarlar diyor ki: "Köy Hizmetleri kış mücadelesini sürdürürken, dağın tepesindeki şantiyeden başlar kar mücadelesine, yol mücadelesine, heyelan mücadelesine." Biraz evvel arkadaşım, köylünün ayağına gideceğinizi, köylünün artık il genel meclisine ya da belediye meclisine müracaat edeceğini söyledi; ama, Kocaeli'ndeki muhtarlar da, ben de aynı şeyi söylüyoruz: Bundan sonra, hizmet köylünün ayağına gitmeyecek; hizmet, şehir merkezinden köye doğru gitmeye başlayacak. Bu, söylediğinizin tam aksi. Yani, şantiyelerde, Köy Hizmetleri olmadıktan sonra kim duracak?

Personele ilişkin konular geldiğinde -orada da göreceğiz- personelin nasıl aktarılacağı, işçilerin yasal hakları verilerek gerektiğinde ne olacağı -biraz evvel yine konuşuldu- 81 ilde toplusözleşme ve sendikal hakkı kullanmanın ne kadar zor olacağı ve bu hakkı kullanırken sendikaların oralarda yeniden örgütlenme mücadelesinde başarılı olup olamayacağını konuşacağız. Siz, bir kesime, yirmibeş yıl evvel ülkemizde yaratılan ucuz emek cennetini vaat ediyorsunuz. Yani, ücretleri belli düzeye gelmiş kamudaki işçilerin tasfiyesi; biraz sonra ona geleceğim.

Gerçekten, bu yasa tasarısına bakıldığı zaman, öyle, Köy Hizmetlerinin kapatılması ya da köye yönelik hizmetler yasası gibi algılamanın olanağı yok. Bu tasarının özü, Kamu Yönetimi Temel Kanununun geçici 2 nci maddesinde vardır. Siz biliyorsunuz, biz de biliyoruz; geçici 2 nci madde, 22 maddesi veto edilen Kamu Yönetimi Temel Kanununda veto edilmeyen bir madde.

Şimdi, bütünü Meclisten geçiremediniz; Meclisten geçti, Anayasaya aykırılığı nedeniyle Cumhurbaşkanlığı bir daha görüşülmek üzere geri gönderdi ve bunun içinden cımbızla çekerek bunu görüşüyorsunuz. Geçtiğimiz hafta, yine cımbızla çekerek, SSK hastanelerinin devrini görüştük. Önümüzdeki günlerde, bu yasanın da özünü oluşturan bölge ajanslarıyla ilgili yasa tasarısını görüşeceğiz, kamu personeli rejimini görüşeceğiz. Bunların hepsi, ama hepsi, 23 Eylül 2003 tarihinde, Başbakanla birlikte Devlet Bakanının Dubai'de imzaladığı 8 500 000 000 dolarlık kredi anlaşmasının önkoşulu tasarılar idi. Şimdi de, geçtiğimiz hafta yine konuşmamda söylemiştim; bankalarla ilgili yasa tasarısı ve sosyal güvenlikle ilgili yasa tasarıları, IMF'nin yeni kredilerinin önkoşulu yasa tasarıları.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, sadece Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün adının değiştirilmesi ya da bundan sonra görev, yetki ve sorumluluk alanlarının birlikte yeniden planlanması tasarısı asla değil. Bu tasarının gerçek amacı... İşte Sayın Bakan da söylüyor, verimsizdir, hantaldır, birtakım görevleri başka kurumlara verilmiştir, müteahhitlere verilen işler nedeniyle işleri azalmıştır; bunların hiçbiri doğru olmadığı gibi, gerekçesinde yazılanlar da doğru değildir. Bu tasarının asıl gerekçesi, toprak ve su varlığını kamu malı olmaktan çıkarmak ve özel mal haline getirmektir.

Şimdi, Birleşmiş Milletler olsun Dünya Bankası olsun OECD olsun, Avrupa Birliği ve IMF gibi kuruluşlar, toprak ve su kaynaklarını birer toplumsal değer olarak değil, ekonomik birer değer olarak görüyorlar. Ekonomik değer, toprak ve suyun ticarî meta olarak piyasada alınıp satılır hale getirilmesi demektir. Bu tasarıyla, toprak ve su, kamu malı olmaktan çıkarılarak özel mülkiyet konusuna dönüştürülmek istenmektedir. Ulusal ölçek ve kamu hukuku, bu amacın önünde engeldir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yerel idarelere devri, bu varlıkların üzerinde kamu hukukunun geçerliliğine son verecek ilk adımdır. Köy topraklarının satışına izin verildi daha evvelden; şimdi, su kaynaklarının da yabancıların kullanımına açılması ve giderek, su kaynaklarında işletmecilik yapan yerli ve yabancı büyük tekeller bu alanları ele geçirdikten sonra, toprak da su da tam anlamıyla birer ticarî meta haline dönüşecektir. Yani, sorunun özünde, bölge ajanslarıyla ilgili yasa tasarısıyla birlikte düşünecek olursanız bu tasarıyı, orada Türkiye 26 bölgeye göre şekillendiriliyor; bunun da, toprak ve su kaynaklarının artık devletin, yani kamunun mülkiyetinden çıkması anlamına gelecek olması vardır.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, biraz evvel, yine "siz, bundan yirmi otuz yıl evvel yerel yönetimler bakanlığı kurmuş bir partisiniz, bugün yerelleşmeye niye karşısınız" denildi. Cumhuriyet Halk Partisinin yerelleşmeye, demokrasiye, yerel demokrasiye bakışı ile IMF ve Dünya Bankası reçetelerinin, size verilen reçetelerin yaklaşımı arasında fark vardır.

Bakınız, ne Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılmasıyla ilgili bu tasarıda ne geçtiğimiz hafta kabul edilen SSK sağlık kuruluşlarının devri konusundaki kanunda katılımcılığın, şeffaflığın, demokrasinin gereklerini hiç yerine getirmediniz. IMF ve Dünya Bankası gibi örgütler, kredi önkoşulu olarak bunları size nasıl getirdiyse, burada, olduğu gibi onları savunma yoluna gidiyorsunuz. Yani, Türkiye'nin kendi koşullarına özgü olarak 19 birimde örgütlenmiş Köy Hizmetlerini 81 birime, yerel yönetimlere devrederek, oradaki hizmetlerin yerelleşme anlamına geldiğini savunuyorsunuz; ama, öyle değil. Sizin savunduğunuz, özelleştirme olacaktır. Yani, bu hizmetlerin, artık -birer meta gibi- parayla ifade edilebilir, ölçülebilir birer değer olduğu için, para karşılığı piyasaya yaptırılması anlamına gelecektir. Özellikle -Kocaeli ve İstanbul'u bir kenara bırakıyorum- büyükşehirlerde... Büyükşehir belediyelerinin, belediye meclislerinin köye yaklaşımı konusunda orman köyleri mücavir alan kabul edilerek hizmetler verilecek; ama, daha şimdiden ne tür hizmetlerin verilip verilemeyeceği bile ortaya çıkabilmiş değil. O nedenle, değerli arkadaşlarım, bu yasanın 81 ilde uygulanabilmesi pek kolay değil. Sayın Bakan dün diyor ki: "Elbette, aksaklıklar olacak." Şimdi, siz, iller bazında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

İZZET ÇETİN (Devamla) - Siz, iller bazında, nüfusa göre özel idarelere kaynak aktaracaksınız; ama, Doğu ve Güneydoğu Anadoluda, Anadolu'da, nüfusu az ama hizmete muhtaç pek çok il var, kış koşulları oralarda daha ağır. Siz, eğer, özel idarelere, belediyelere nüfusa göre kaynak aktarırsanız, oralardaki yurttaşlarımızın kış koşullarında, bir yerlere...

RECEP KORAL (İstanbul) - Nüfusa göre değil...

İZZET ÇETİN (Devamla) - Oturduğun yerden konuşma!

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

Siz de yerinizden konuşmayın.

İZZET ÇETİN (Devamla) - Neye göre olursa olsun... Kriterleriniz ne? Oku, bilgi sahibi ol, gel buraya, çık, konuş; oturduğun yerden konuşma!

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Köy hizmetleri genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanunun değişikliği (s.s.726)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-01-12-koy-hizmetleri-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanunun (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
