# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i-3

> İzzet Çetin (CHP), 9 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.433 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan kanun tasarısının 8 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir önceki maddede gazilerimizin durumunu görüşmüş idik. Şimdi de, yeşilkartlı yurttaşlarımızın durumuna ilişkin görüş ve düşüncelerimizi açıklayacağız. Ben çok taze bir rakam vermek istiyorum size. Şimdi, bu maddeyle ilgili olarak 6 942 939 yurttaşımız yeşilkartlı olarak -ki, bu sayı geçtiğimiz yıllarda 10 000 000'un üzerine çıkmıştı, onun altına epeyce düşmüş- yaklaşık 7 000 000 vatandaşımızı ve 65 yaş ve daha yukarı muhtaç yurttaşlarımızın sayısının da 1 105 466 kişi olduğunu düşünürseniz, toplumumuzun, yaklaşık 9 000 000 muhtaç ve yoksul kesimini ilgilendiren bir düzenlemenin nasıl yapıldığını sizlere kısaca anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlarım, maddeye bakıldığı zaman iki satır bir tasarı gibi; ancak, bu 8 inci maddeyi ele alırken, biraz evvel bu kanun tasarısının bütünü üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, Sayın Bakanın bile bilmediği kadar çok kanuna, kanun hükmünde kararnameye yönelik değişikler içerdiğini arkadaşlarımız belirtmiş idi. Gerçekten, bu kısa maddeyi bu şekliyle okuduğumuz zaman hiçbir şey anlamak mümkün değil; ama, elimizdeki aynı kanun tasarısının 30 uncu maddesinin (k) fıkrasına giderseniz, bu tasarının, bu maddenin neler içerdiğini çok net görürsünüz.

Değerli arkadaşlarım, (k) fıkrası, 13.12.1983 tarihli ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinin (p) ve (r) fıkralarına atıfta bulunuyor "ve 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanun kapsamındaki yeşilkart sahiplerinin" ibaresinden sonra, ödenmesine ilişkin düzenlemeye bir hüküm getiriyor: "Bedeli ödenecek ve ödenmeyecek ilaçlar ile ilaçların reçetelenmesine ilişkin kuralları tespit etmek ve yeşilkart sahiplerinden, ayakta veya meskende tedavi halinde kullanılacak ilaç bedellerinin yüzde 20'sine kadar katılım payı alınmasını" ibaresi eklenmiştir. Yani, bir düzenleme yapıyoruz, bir ana madde düzenliyoruz ve orada çok açık bir şekilde, çok masumane bir görüntü içerisinde, 3816 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklarını söylüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, elimdeki bu kanun, 2022 sayılı Kanun. Bunun 7 nci maddesine baktığımız zaman, değişiklik öngören madde diyordu ki: "Bu Kanundan yararlananlar devlet hastanelerinde ücretsiz tedavi edilir." Şimdi ne oluyor; ödeme gücü olmayan vatandaşların tedavi giderlerinin yeşilkart verilerek devlet tarafından karşılanması hakkındaki kanunla bir bütün haline getiriliyor ve demin söylediğim (k) fıkrası da, anılan kanunun 10 uncu maddesi, Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğünün bir kararnamesini içeriyor, orada gerekli değişiklikler yapıyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, tabiî, yurttaşımızın, bu anlatımlardan bir şey anlaması mümkün değil; sayın AKP milletvekillerini de ilgilendirmediğini buradan üzülerek görüyorum. Eğer ilgilendiriyor olsa, eğer duyarlı olsalar, oy aldıkları yoksul kesimin sorunlarına, sıkıntılarına sırtlarını dönerek dinleme ihtiyacı içinde olmazlardı.

MUSTAFA CUMUR (Trabzon) - Sen işine bak!

İZZET ÇETİN (Devamla) - Yurttaşa sırtınızı döndüğünüz zaman, yurttaş da, bir gün gelir size sırtını döner, o zaman "ne yapmıştık" sorusunu kendinize sormak zorunda kalabilirsiniz.

Değerli arkadaşlarım, bir kanun ne kadar uzun ömürlü olur ise, yurttaş tarafından hakların öğrenilmesi, kullanılması ve yurttaşlık görevlerinin yerine getirilmesi açısından o kadar önem kazanır, değer kazanır, uygulamada aksaklıkları o nispette azalır.

Şimdi, aralık ayı başında görüştüğümüz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Başkanlığı Kanun Tasarısı görüşmeleri sırasında bu konuya kısmen değinmiş idik. Şahsen ben, hem bütünü hakkındaki konuşmamda hem de 19 uncu maddeyle ilgili görüşlerimi açıklarken, sosyal devletin ne olması gerektiğini anlatmıştım.

Şimdi, biz, giderek, ne yaptığımızı, bu Parlamentodan ne tür yasalar çıkardığımızı tespit etmekte zorlanmaya başladık. Ne yapıyoruz biz; yani, biraz evvel rakamını verdim. 9 000 000 yurttaşımızı ilgilendiren bu kanunda, yeşilkartlı yurttaşlarımız için tedavi ve ilaç giderleri olarak, 2000 yılında 167 trilyon, 2001'de 304 trilyon, 2002'de 545 trilyon, 2003'te 740 trilyon, 2004'te 910 trilyon harcamışız. Ne kadar yurttaşımıza; yaklaşık 9 000 000 yurttaşımıza. 2005 yılında da, bütçeye 1 150 000 000 YTL ya da 1 katrilyon 150 milyarlık bir ödenek öngörmüşüz; yani, 9 000 000 yurttaşımızın sağlık giderlerinin finansmanı için öngördüğümüz tasarı. Geçtiğimiz hafta basınımızda vardı, bazı televizyon kanallarımızda da işlendi; Türkiye'de kişi başına sağlık harcamaları, yaklaşık 195 000 000 lira; Amerika'nın kişi başına sağlık harcamalarının yirmiüçte 1'ine tekabül ediyor. Yani, 9 000 000 insanımız için harcanan para AKP hükümetini rahatsız etmiş, Maliye Bakanını rahatsız etmiş olacak ki, ilaç bedellerini yeşilkartlı yoksul yurttaşlarımızdan alma yoluna gidecek. Grup başkanvekili arkadaşıma "yaa, bunu yapmayın" dediğimde "yaa, eczanelere şeyini bırakıp kendine maaş bağlatan var" dedi.

Değerli arkadaşlarım, suimisal emsal olmaz, yani, kötü örnek, örnek olmaz. Hırsızlık yapan bir yurttaş var diye, bütün yurttaşlara hırsız muamelesi yapamazsınız. Bir kişi bu yasayı istismar ediyor diye, böyle bir düzenlemeye yeltenmenizin sizi haklı çıkaracak hiçbir yolu yok. Ben, geçtiğimiz hafta cuma günü, cuma saatlerinde üstelik, Kocaeli'nde (İzmit'te) caddede yürürken, 35 yaşlarında bir delikanlı utanarak yanıma yaklaştı; cebinden çıkardığı belge İzmit Devlet Hastanesinin; çocuğunu dört gün hastanede yatırdıktan sonra, tedavi giderlerini ödeyemediği için kendisine senet imzalatılmış ocak ayı başında. Tabiî, parası yok, ödeyememiş, icra gelmiş evine. Aynen söyledi -bana Kocaeli'nde "başkan" diye hitap ederler- "Sayın Başkanım, bana yardımcı ol, evimde zaten alacakları bir şey yok, konu komşuya rezil olacağım." Ben -tabiî, hepinizin de aynı şeyler başına geliyor- gittim, başhekimle konuş, vali muaviniyle konuş; yeşilkart aldırabilmek için hem devletin bürokrasisini hem kendi mesaimi harcadım, pazartesi günü, o onurlu yurttaşın komşularına mahcup olmaması için, icranın evine gelmemesi için uğraştım; biliyorum ki sizler de uğraşıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, yeşilkartlı vatandaşların, gerçekten, pek çoğu -yani, yeşilkartlı 7-8 milyon, muhtaçlarla birlikte 9 000 000 yurttaşımız- o konumda; ama, buna, bütün o muhtaç kesimlerin dahil olduğunu söyleyebilmenin olanağı yok. O delikanlı gibi pek çok yurttaşımız da, ne müracaat edip yeşilkart alabiliyor ne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonlarına müracaat için valiliğe, kaymakamlığa müracaat ediyor. Bizim, Meclis olarak, onların onurunu incitecek, onların, yarın, ilaç bedelinin yüzde 20'sini ödeyemediği için çocuğunun ilacını almadan eczaneyi terk edecek bir düzenlemeyi yapmış olmamız, bir bakıma onları hem yoksulluğun iyice pençesine atmak hem de çocuklarının geleceklerini karartmak anlamına gelmektedir. "Biz, yoksul kesimlerin, garip gurebanın destekçisi olacağız, yanında olacağız" söylemini siz de buraya çıkıp söylüyorsunuz; ama, o yoksul insanlardan ilaç bedeli almak, bugüne kadar, o yasaların çıktığı taa 1992 yılından ya da 1976 yılından bu yana hükümet eden hiç kimsenin aklına gelmemiş; akıllarına gelmiş olsa bile, sosyal devlet, yurttaşına eziyet eden, onu eczane kapılarında, özel ilaç şirketlerinin kapılarında boynu bükük bırakan devlet olamaz diye, böyle bir düzenleme getirmemiş. Ama, siz, öyle bir cüretle getiriyorsunuz ki!.. Bir de, buna, sanki, yolsuzluğu, hırsızlığı engelleyecekmiş gibi bir edayla yaklaşıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, rakamı bir kez daha veriyorum: 7 000 000 yurttaşın tedavi giderlerinin toplamı 900 trilyon dolayında; ama, siz, hükümet olarak yapmış olduğunuz özelleştirmelerde İzmir Limanını, Balıkesir SEKA'yı, bugün yenisini kursanız 260 000 000 dolara kuracağınız o Balıkesir SEKA'yı 1,1milyon dolara veriyorsunuz, yargı "burada kamu yararı yoktur" deyip satışı iptal ediyor, o yargı kararını bile uygulamıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, tasarruf yapacaksanız, devlet malını koruyarak, kamu kurum ve kuruluşlarını işletir hale getirerek, Silifke Akdeniz SEKA'da olduğu gibi, yirmiiki ay, bir bakanlığın diğer bir bakanlığa borcu var diye fabrikaları üretimden kopararak değil, üretime geçirerek yapınız. Devletin finansman ihtiyacını yoksul kesimlerin sırtına yüzde 20 ilaç bedeli koyarak sağlamaya kalkışmayınız. Kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına alınız, vergilenmesi gereken kesimlerden adil vergi alma yoluna gidiniz. Devletin finansmanını öyle sağlayınız. O yoksullara televizyon kapıları kapalı. Onlara televizyonların ekranları kapalı. Gücünüz, tabiî ki o garip gurebaya yetiyor, tabiî ki yoksula yetiyor; onun için, ilaç bedellerini o yoksulların sırtından almayı bir hak olarak görüyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde, son günlerde, son aylarda çıkardığınız yasalara bir bakınız. Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerini devrettiniz Sağlık Bakanlığına; Sağlık Bakanlığı sanki AKP'nin bakanlığı da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir başka partinin bakanlığıymış gibi, hastaneleri devrettiniz, sanki orada hizmet üretilemezmiş gibi. Ne oldu; şimdi, o yoksul kesim, o hastanelerde, hastanelerinde kuyruğa girmiş olsa bile, yaşadığı ıstırabın on katını, yüz katını yaşamaya başladı; şimdi de, eczanelerin kapılarında, ilaçlarını alamadan geri dönmeye başlıyorlar; Sayın Maliye Bakanımız da "çözüldü" diyor; aynı gün, bugün saat 16.00'da bir vatandaş "kanser ilacımı alamadım" diye geldi.

Değerli arkadaşlarım, yine, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Kanunu görüşülürken söylemiştim; eğer, sosyal güvenlik kurumlarını iyi tahlil etmezsek, sosyal sigorta kavramını, sosyal yardım kavramını, sosyal hizmet kavramını birbirine karıştırırsak, böyle yasaları, her iki ayda bir, her onbeş günde bir, her altı ayda bir Parlamentonun gündemine getirirsiniz. O gün de söyledim; ağustos ayında, internet sitesine, Çalışma Bakanlığının bir kanun tasarısı yansıtıldı; öyle anlaşılıyor ki, sistemde çaplı değişiklikler yapılacak. Bugün, ben, şimdi, zamanımızın kısa olması nedeniyle, ayrıntısına giremeyeceğim; ama, ayrı ayrı kurumlarda, sosyal hizmet, sosyal sigorta yahut da sosyal yardımlar farklı farklı ölçeklerde veriliyor. Yapılması gereken, eşitlik ilkesine de yakın olması açısından, bunları belki bir bakanlığın bünyesinde toplamak olacak; ama, onu topluyor olsak bile, 9 000 000 yoksul insanın tedavi giderleri için, ayakta ya da meskeninde tedavi giderlerinden bile, ilaçlarından bile yüzde 20 ilaç bedeli almak, herhalde, hiçbirinizin vicdanını sızlatmıyor.

Değerli arkadaşlarım, burada yapılması gereken iş, bu maddenin geri çekilmesidir. Geliniz, zaten, sokakta mahcup, başı önüne eğik, cebinde parası yok, ailesine, çocuğuna ilacını alamamış o ailelere, daha fazla eziyet, daha fazla işkence yapmayınız ve bu teklifi geri çekiniz diyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
