# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-03-10-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> İzzet Çetin (CHP), 10 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 655 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Grup önerimiz hakkında söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, ülkemizde özgür toplupazarlık düzeni, 1963 yılından bu yana, ağır aksak da olsa sürdürülmekte. O yıllarda toplusözleşme düzenimizin işleyişindeki eksiklikler zaman içerisinde tamamlanmış ve giderek, 1970'li yıllarda Türkiye'de hızlı bir sendikalaşma dönemi başlamış idi. Yaklaşık nüfusumuzun 45 000 000 olduğu dönemlerde bile 2,5 milyon işçinin sendikalı olduğu, toplusözleşmelilik hakkını kullandığı dönemleri yaşadık; ancak, 1980'den sonra, yapılan düzenlemeler ve sendikal hareketteki değişimler, toplusözleşmeyle ilgili gelişmeleri, çalışanların örgütlülüğünü büyük zaafa uğrattı.

Bugün içinde yaşadığımız dönemde, Türkiye'de yaklaşık olarak 300 000-350 000 dolayında kamu işçisi ve bir o kadar özel sektörde çalışanın dışında toplusözleşmelilik hakkını kullanabilen işçimiz, ne yazık ki, kalmadı. Tabiî, bunda, ekonomimizin kırılgan olmasının; kayıtdışının, büyük ölçekte reel ekonominin daha da önüne geçmesinin; üretim ilişkilerindeki değişimin; üretimin, sanayi ve imalat sektöründen çok hizmet sektörüne yayılması gibi faktörler yanında, kendi ülkemizde yaşadığımız özel koşulların da, sendikaların ve toplusözleşme düzeninin gerilemesinde büyük etkisi olduğu hepimizin bildiği bir gerçek.

Tabiî, içinde bulunduğumuz dönemden geriye doğru baktığımız zaman, 1980 yılından bu yana, Türkiye'de, o özgür toplusözleşme düzeni olmadığı için, zaman zaman, hatta sıklıkla, ILO sözleşmelerinde, Türkiye, hep kara listeye alındı. ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) toplantılarında -ki, benim de zaman zaman delege olarak katıldığım toplantılarda- kara listede ülkemizin epeyce hırpalandığına tanık olduk.

Günümüzde, ikibuçuk yıldan bu yana, bu Yüce Mecliste yaptığımız çalışmalarda, geceyarılarına kadar yapmış olduğumuz çalışmaların pek çoğu, Avrupa Birliğine uyumlaşma süreciyle ilgili. Özellikle toplusözleşme, örgütlenme özgürlüğü gibi konularda Avrupa Birliği ülkelerinin hassasiyeti de bir gerçek.

Şimdi, ülkemizde, son yıllarda, özellikle 2000 ve 2001 Kasım ve Şubat krizlerinden sonra uygulanan bazı tedbirlerle ekonominin düze çıkabilmesi açısından özgür toplusözleşme düzenine büyük kısıtlar getirildi. Zaman zaman toplusözleşmelerdeki yükümler uygulanmadı, hatta sendikalarımız ve çalışanlarımız büyük bir özveriyle, sanki ekonomik krizin nedeni kendileriymiş gibi, fabrikalarını koruyabilmek, işletmelerini yaşatabilmek, o krizin bir an evvel aşılabilmesi için, bir bakıma bazı kesimlere de örnek olabilmek amacıyla, büyük fedakârlıklar yaptılar ve toplusözleşmelerinde elde ettikleri haklardan kendi gönül rızalarıyla indirimlere de gittiler. Bütün bunlar, Türkiye'deki çalışanların hem örgütlenme özgürlüğüne hassasiyetleri hem de ülkenin kalkınması için gösterdikleri özveri açısından değerlendirildiğinde büyük takdir edilmesi gereken bir durum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu arada, zaman zaman, ekonomik önlemler paketleri devreye koydu hükümetler. Örneğin, bu, gündeme alınmasını istediğimiz, ön sıraya alınmasını istediğimiz teklif, 8.1.2002 tarihinde kabul edilen, o günkü, 57 nci hükümet döneminde tasarruf tedbirlerine ilişkin, kamu kurum ve kuruluşlarının ürettikleri mal ve hizmet tarifeleri ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki bir kanunla, bazı sendikalarımızın üyeleri için imzaladıkları toplusözleşmelerde örgütlü oldukları sektörlerde, örneğin belediyelerde, örneğin madenlerde, taşkömürü madenlerinde, linyit madenlerinde ya da gıda sektöründe ya da başka sektörde ürettikleri mal ve hizmetlerden daha ucuz, yani, piyasa fiyatının belki biraz daha altında yahut belediyenin taşıma araçlarında -dün gazilerimiz için çıkardığımız, yapmış olduğumuz düzenlemede olduğu gibi- ücretsiz taşınma hakkını, eş ve çocukları için paso verilmesi suretiyle ya da yarı yarıya indirim suretiyle, toplusözleşmelerdeki haklarını biraz geliştirmişlerdi ve yararlanmaktaydılar. Örnek olarak, Kayseri Belediyesinde, Kocaeli Belediyesinde, pek çok belediyede, bu düzenleme nedeniyle, o belediye çalışanları, çalışanların eş ve çocukları, ana ve babaları, indirimli ya da bedavaya gidip gelebilmekteydi.

Şimdi, bu, demin söylediğim, 8.1.2002 tarih ve 4736 sayılı Kanunla uygulanan tasarruf tedbirleriyle, sözleşmelerde var olan bu hüküm uygulanamaz hale geldi ve sendikalar, üyelerine karşı, imzaladıkları toplusözleşmeyi uygulatamayan kurumlar konumuna getirildi. Bu nedenle, şimdi, kamu toplusözleşmelerinin de zamanı; bugün görüşeceğimiz kanun tasarısının içinde de, benzer bir düzenlemeyi, memurlarımız açısından, gazilerimiz açısından sağladık. Benim bu konudaki, bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak vermiş olduğumuz kanun teklifinde, sadece istisnalar hükmünde, imzalanmış toplusözleşme var ise, bu hakkın da saklı tutulmasını içeren tek cümlelik ifade, yeni bir hak getirici durum değil, yeni bir yasal düzenleme değil; sadece, imzalanmış olan toplu iş sözleşmelerindeki bir hükmün uygulanır hale gelebilmesine ilişkin. Bu konuda ne kadar sözleşme vardır derseniz, herhalde, belediyeler ve bir iki kamu kuruluşu dışında, ikiyi üçü geçeceğini zannetmiyorum. O nedenle, Meclisimizin, böylesi, çalışandan yana, toplusözleşmesindeki hakkı kullanabilmesine olanak verecek bir düzenleme için olumlu oy kullanacağını düşünüyor, bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-03-10-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
