# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 17 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-03-17-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> İzzet Çetin (CHP), 17 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 995 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 827 sıra sayılı kanun tasarısının 32 nci maddesi üzerinde Grubumuz ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, kamu hizmetinin temelini, Anayasal güvence altında olan ve düzenlemesi yasalara bağlı olarak yapılan memurluk statüsü oluşturur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunumuz, devlet memurunu, devlet ve öteki kamu kişiliklerince genel idare esaslarına göre aslî ve sürekli kamu hizmetlerini yerine getirmekle görevli kişiler olarak tanımlar.

Türk kamu hukukunda memurluk bir meslek olarak kabul edilmiştir. Yasalarımıza göre, devlet memur alırken eşitlik ve ayırım gözetmeme ilkesine göre alır; en azından öyle olması gerekir. Memurlar da görevlerini amirlerine bağlı olarak; ancak, tarafsız bir biçimde yerine getirirler. Ayrıca, memurluğa girişte, yarışma sınavlarıyla belirlenecek ehliyet ve liyakat dikkate alınır. Kişiler, eğitimleri, bilgi ve becerilerine göre memurluk mesleğine girerler; bu meslekte sürekli olarak çalışır ve yetişerek önceden belirlenmiş kurallara göre yükselirler veya en azından yükselmelerinin bu esaslara göre yapılması gerekir. Memuriyete alınma, görev ve yetkiler, hak ve yükümlülükler, aylık ve ödenekler, özlük işleri, yasayla düzenlenir. 657 sayılı Yasa, memuriyeti, sınıflandırma esasına dayandırmıştır. Bildiğiniz gibi, bizim hizmet sınıflarımız, genel idarî hizmetlerden tutun, öğretim hizmetlerine kadar yasayla belirlenmiştir ve halen bu esaslar doğrultusunda yürütülmektedir. Belirli sınıftaki memurlar, hizmet süreleri ve başarı derecelerine göre kademe ve derece ilerlemelerine hak kazanırlar. Memurların çalışma ilişkilerinde tabi oldukları kurallar, tek yanlı üretilen, çeşitli güvenceler içeren bir statü rejimine bağlanmıştır. Statü rejiminin temeline dayalı olan bu çalışma rejiminde, memurun başta iş güvencesi olmak üzere çeşitli ayrıcalıkları vardır.

Tanımından da anlaşılacağı gibi, devlet memurları, memur olduktan sonra yükselmede esas kriterin liyakat ve başarı olması gerekirken, tahsil olması gerekirken, hükümetiniz döneminde, iktidar olur olmaz, bir gecede 1 041 memuru değiştirdiniz; yetmedi, Talim ve Terbiye Kurulunu bir gecede değiştirdiniz. Geldiğinizden bu yana, üst düzey bürokraside uzun yıllar hizmet yapmış, kendisini ispat etmiş, ülkenin kamu hizmetlerinde üstün başarı göstermiş kişileri bir kenara bırakarak, kendinize uygun kadroları, Cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin ikazlarına, itirazlarına rağmen işbaşına getirdiniz. İşte, Pamukova'daki tren kazası başta olmak üzere, liyakatsiz pek çok yöneticinin, üst düzey bürokratın Türkiye'yi getirdiği noktayı hep birlikte görüyoruz. Geldiğinizden bu yana yaptığınız kadrolaşmayla, Türkiye'nin neredeyse belleğini değiştirecek tehlikeli adımlar atmaktasınız.

Bildiğiniz gibi, bu madde, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir biçimde yürütülebilmesi için yeni bir düzenleme getiriyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu bir kenara bırakıp Anayasaya bakacak olursak, Anayasamızın 128 inci maddesi "memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir" hükmünü içeriyor. Siz de "bu da bir kanun" diyebilirsiniz; ama, ucube bir kanun; ne olduğunu biraz sonra anlatacağım. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları da kanunla özel olarak düzenlenir. Şimdi, sizin burada yapmış olduğunuz düzenleme, bir bakıma, açıkça Anayasanın 128 inci maddesine aykırılık içeriyor. Bu düzenlemeyle, siz, Anayasanın 128 inci maddesini ortadan kaldırmayı amaçlıyorsunuz; maksatlı bir düzenleme. Eğer, 128 inci maddeyi dikkatlice inceleyecek olursanız, madde, memurlara güvence getiren bir düzenleme; ama, ne yapıyorsunuz siz şimdi; diyorsunuz ki: Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanı, bütün memurları, demin saymaya çalıştığım genel idare hizmetleri, mülkî idare hizmetleri, sağlık, teknik, eğitim, avukatlık, emniyet, din hizmetleri, yardımcı hizmetler, hâkimlik ve savcılık, öğretim hizmetleri gibi hizmet dallarında görev yapan ve o dalda uzun yıllar hizmet üretmiş memurları bir havuzun içerisine alıp, oradan, iki bakan, istediği şekilde, istediği kurumdan istediği kuruma nakletsin, atasın... Öyle noktaya gelmiş olduğumuzu görüyorum ki, üst düzey bürokraside kadrolaşmadan sonra, sıra memurlara gelmiş. Memurlar da, tıpkı özelleştirilen kuruluşlarda çalışan memurlar gibi bir havuzun içine alınacak, o havuzdan, iki bakanın keyfî tutumlarına, kafa yapılarına, dünya görüşlerine uygun olarak "benim adamım, bizim adamımız" mantığıyla, kamu hizmeti, kamu yararı kavramları bir kenara bırakılarak hallaç pamuğu gibi atılacak.

Değerli arkadaşlarım, demokrasilerde kamu hizmetleri -biraz evvel de söyledim- önceden düzenlenmiş yasalarla ve memurlar eliyle görülüyor. Memurlar, liyakat ve becerilerine göre atanıyorlar, yükseliyorlar. Siz, şimdi, burada, üst düzey kadrolaşmayı bir kenara bıraktınız, oradaki görev ve yetkilerinizi kullandınız, sıra memurlara geldi. Üzüntüm de, memurların da, bu çuval yasasından, torba yasasından bir şey anlamayışları ya da göremeyişleri. Bundan sonra, yasalarla sağlanan güvenceler bu düzenlemeden sonra ortadan kalkacak, Anayasanın 128 inci maddesine göre, memurlara tanınan o güvenceler ortadan kalkacak. Şimdi, bu düzenlemeyle, artık, kadrolaşma memurlara kadar indirilmiş bir biçimde uygulanacak.

Değerli arkadaşlarım, Başbakan bundan birkaç ay önce bürokratik oligarşiden söz ediyordu. Yukarıda, türlü yöntemlerle, bu oligarşi çözüldü zannediyorum; vekâletle... Kadrolaşmanın olmadığı yerlerde, yıllardan bu yana vekâletle yürüttüğünüz işler de sizi tatmin etmedi; şimdi, sırada memurlar var. Onlar da yerlerinden edilecek, huzurları bozulacak ve onlar da, iktidarın kafa yapısına göre -kim iktidar olursa gelecekte - ona uygun, onun hizmetinde görev yapan, kişiliğini yitirmiş, kimliğini yitirmiş insanlar konumuna dönüştürülecek.

Değerli arkadaşlarım, devletin bütün kurumlarıyla oynadınız, bütün çivileri yerinden oynattınız. Özelleştirme adı altında, tüm kurumları, neredeyse kârlı olan kurumları bile çökerttiniz. Şimdi, kamu hizmetlerinin çökertilmesi için, memurların da kişiliğini, kimliğini ortadan kaldıracak, iki bakanın keyfî uygulamaları ve anlayışları doğrultusunda, o memurları, o şehirden bu şehre, o kurumdan bu kuruma, hallaç pamuğu gibi -deyim yerindeyse- atacaksınız.

Böyle devlet yönetimi olmaz değerli arkadaşlarım. Anayasanın 128 inci maddesine son derece açık bir aykırılık içeriyor. 128 inci madde amir hükümlerine göre memurların atanmalarına ilişkin usul ve esasları belirleyen yasa var ve uzun yıllardan beri uygulanıyor. Bu yasanın da üzerine çıkan uygulamaların yapılmasına izin verecek düzenlemeyi iki bakana terk etmek, hukuk devleti anlayışına sığmaz. Bu, ancak teokratik düzende, faşist düzende, belki, uygulama olanağı bulabilir; ama, hukuk devletinde böyle bir düzenlemenin, memurları keyfî olarak iki bakanın emrine vermenin hiçbir mantığı olamaz ve bu yasa bu biçimiyle geçerse Anayasa Mahkemesinden tekrar dönecek ve siz de kendinize diyeceksiniz ki, ya, işte, biz, Çankaya dediğimiz zaman aklınıza sadece Cumhurbaşkanı geliyor, Anayasa Mahkemesinin de Çankaya'da olduğunu unutuyor, demagoji yapıyorsunuz... Bu konu, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, bizim tarafımızdan Anayasa Mahkemesine götürülecek açık maddelerden biridir.

Değerli arkadaşlarım, hemen hemen bütün konuşmalarımızda söylüyoruz; yasalar ne kadar uzun süre uygulanır ise o kadar oturur, uygulamada sorunlar asgarîye iner. Bizim devlet personel rejimimizde sıkıntılar olabilir, vardır da. Bunları aşmanın yolu... Böylesi oturmuş bir düzeni, bir sistemi allak bullak ederek iki bakana keyfî uygulama yetkisi vermenin sizin de vicdanınızı sızlatacağını düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 17 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-03-17-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
