# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi

> İzzet Çetin (CHP), 22 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA); konuşma 954 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2006 yılı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, sizleri ve alınteriyle, emeğiyle, yarı aç yarı tok yaşam mücadelesi veren tüm çalışanları, çalışmak isteyip de onurlu bir işle buluşamamış tüm işsizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Çalışma Bakanlığı sitesine baktığınızda ya da kuruluş kanununa baktığınızda, Bakanlığın görevlerini okursanız, yaşamımızla ilgili önemli görev ve sorumlulukların bu Bakanlığa verildiğini görürsünüz; ancak, AKP dönemindeki uygulamada, sanki by-pass edilmiş bir bakanlık görünümünde; çünkü, AKP Hükümetlerinin gündeminde çiftçi yok, esnaf yok, emekçi yok, sosyal hak -ismi Adalet ve Kalkınma Partisi olmasına rağmen- sosyal adalet yok; bırakınız sosyal adaleti, adalet yok, memur yok, sözleşmeli personel yok, emekli yok, dul ve yetim yok, gerçek anlamda kayıtdışı ekonomiyi kayda almak yok, velhâsılı, çalışan kesimler yok.

Başbakanın 38 sayfalık bütçe konuşmasını internetten indirdim ve tek tek okudum. Bu kavramlardan herhangi birine rastlamanın olanağını bulamadım. Ne var; bu kavramlardan hiçbirine rastlama olanağı yok; ama, özelleştirme var, tüccar siyaset var, güzel ülkemin varlıklarını iç etmek isteyenlerle gece yarısı görüşmeler var; o kuruluşlarda çalışanları işsizler ordusuna katmak var, iş isteyeni aş isteyeni azarlamak var, çalışanları orta çağın kölelik koşullarından bile daha ağır çalıştırmak için taahhüt var; Haririlerle, Oferlerle, Kutmanlarla, Albayraklarla, velhâsıl, yerli yabancı çıkar gruplarıyla görüşmeler var, IMF var, Dünya Bankası var, ABD var, onlarla gizli açık pazarlıklar var, pazarlamalar var; çalışanların haklarını yok etmek var, hastanelerini ellerinden almak var, emeklilik haklarını fiilen ortadan kaldırmak var, güçleri yeterse kıdem tazminatını da emekçinin elinden almak var; kısacası, sosyal devleti yok etmek var; yani, 3 Kasım seçimlerinde AKP'ye büyük oranda oy verenler itilmiş, âdeta Başbakanın defterinden silinmiş, hükümetin gündeminden ve AKP'nin lügatinden çıkarılmış. Bu durum şaşırtıcı değil; çünkü, Sayın Başbakan, haziran ayı başında AKP Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmasında işsizlik sorununun çözümü konusunda hiçbir iddiasının olmadığını söylüyor ve "işsizliği Amerika halledemedi ki ben halledeyim. Avrupa'nın gelişmiş ülkeleri halledemedi ki ben halledeyim" diyerek, sorunun çözümsüzlüğünü, daha da önemlisi sorunun çözümü konusunda hiçbir taahhüdünün olmadığını itiraf ediyordu. Bu itiraf, iş isteyen, iş güvencesi isteyen milyonlarca insanımıza siz ve sorunlarınız beni ilgilendirmiyor demektir. Bu itiraf, istihdam yaratmayan rantiyeye dayalı büyümenin yarattığı sosyal sorunlara kayıtsız kalıyoruz demektir. Bu itiraf, "çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir" diye başlayan Anayasamızın 49 uncu maddesinde yer alan "devlet, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirler alır" hükmünün ihlal edilmesi demektir. Bu itiraf, işsizlik sorununu çözmede neoliberal politikaların, artık, umut olamayacağının, iflas ettiğinin itirafı demektir. İşsizlik sorununu bir kenara iten 58 inci ve 59 uncu hükümetler üç yıllık uygulamalarıyla gösterdiler ki, çalışma yaşamının sorunları kendilerini ve dolayısıyla da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ilgilendirmiyor.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde istihdam sorunlarından söz edildiğinde çoğunlukla ya kayıtdışı istihdam ya da kayıtdışı çalışma anlaşılmaktadır. Bugün, oysa, çalışma yaşamının sorunları, yalnız işsizlik ve kayıtdışı çalışma etkenine indirgenemez, indirgenilmemeli. Bugün, tüm çalışanların, İş Yasasının demokratik olmayan hükümleri başta olmak üzere, sendikal ve toplusözleşme yasalarından ve uygulamalarından kaynaklanan pek çok sorunu bulunmaktadır. İş Yasasının demokratik olmayan hükümlerinden yararlanan kimi özel ve kamu işverenleri insan fiziğinin dayanmasını zorlayacak düzeyde çok uzun süreli fazla çalışmalar yaptırmaktadırlar. Günlük çalışma süreleri 12, 14, hatta 18 saate çıkmıştır. Bu iş yerlerinde gerekli denetimler yapılmamaktadır ya da yaptırılmamaktadır. Daha acısı, bu fazla çalışmaların ücretleri ödenmemekte, telafi çalışması ya da denkleştirme adı altında ücretsiz izine dönüştürülmektedir.

İnsan onuruna yakışan işin temel koşulu, çalışanları fiziksel ve psikolojik olarak korumaktır; çalışma sürelerinin, çalışma ortamının ve iş örgütlenmesinin insancıl kılınmasıdır. Çalışanların sorunları konusunda "iş buldular, otursunlar şükretsinler. Sokakta işsiz dolaşmıyorlar ya. Gözlerini toprak doyursun. El açmıyorlar ya. Fakir fukara, garip gureba değiller ya" diyerek, görmezlikten gelinemez. Yaşamak için böbreğini satışa çıkaran yurttaş miting alanında küçük bir döviz açtı diye "kardeşim, burası sakatatçı dükkânı değil" diye o yoksul insan azarlanamaz, azarlanmamalı.

Değerli milletvekilleri, çalışanların sorunlarının iş bulmayla sonlandığını düşünmek saflık değilse, mutlaka bir art niyetliliktir. Çalışanların sendikal örgütlenme sorunlarından toplusözleşme sorunlarına, bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarından karar alma süreçlerine katılmaya kadar, hatta, ücretlerini alamamalarına kadar bir dizi sorunu bulunmaktadır.

Sayın Bakan övünse de, 4857 sayılı Yasanın yarattığı sorunlar, günümüzde giderek büyük sosyal sorunların oluşmasına kaynaklık teşkil etmektedir. Kuraldışılık, güvencesizlik, eğreti çalışmalar ve esneklik, insan onuruna yakışır iş koşullarının yaratılamaması, sendikal örgütlenme haklarının iş güvencesi hükümlerinin yetersizliği nedeniyle kullanılamaması, çalışanların başta gelen sorunlarıdır.

Çalışma yaşamının en önemli sorunlarından biri de, dava aşamasında kendini göstermektedir. Bugün sadece iş güvencesi konusunda Yargıtayda biriken dava sayısının 40 000'e yaklaştığı bilinmektedir. Eğer önlem alınmaz ise, bu davalar da toprak davaları gibi bitmez tükenmez bir noktaya gelecek ve işin içinden çıkılamayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma Bakanlığı bütçesi görüşülürken, Sayın Bakan, çalışanların sayısını 5 022 000, sendikalı işçi sayısını 2 945 000 olarak verdi. Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da, bürokratları da, sendikalar da, herkes biliyor ki, 2 945 000 sendikalı, verilen sayının 2 000 000'unu atsanız bile, bugün, sendikalı işçi sayısı 900 000 bile yok. Bu rakamlar bile, AKP'nin, rakamlarla halkı, çalışanları nasıl aldattığının somut göstergesi.

Değerli arkadaşlarım, ben, rakamlara boğularak sizlerin vaktini almak istemiyorum; ama, gerçekte, Türkiye'de, memur sendikalarının 6 konfederasyonda toplam 745 000, işçi sendikalarının tüm konfederasyonlarda da toplam sendikalı işçi sayısının 700 000'i geçmediği herkes tarafından bilinmektedir.

Tabiî, Sayın Bakan, temel hak ve özgürlüklerin, sendikal özgürlüklerin, toplusözleşme haklarının genişletilmesinden sorumlu bir bakan. Şimdi, ben, kendisine, bir kez de buradan sormak istiyorum: Sayın Bakan, siz, çalışma yaşamına ilişkin örgütlenme hakkının kullanılması ve geliştirilmesi, örgütlenme özgürlüğünün kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılmasıyla ilgili ve görevli sorumluluk mevkiindesiniz. Temel insan haklarından olan çalışma hakkı, yaşama hakkından ayrı düşünülemez ve onun olmazsa olmazlarından bir hak, yani, çalışma hakkı, yaşama hakkının ayrılmaz parçası; çalışma hakkını tamamlayan haklar ise, sendika hakkı, toplusözleşme hakkı ve grev hakkıdır. Başbakan dahil, tüm bakan arkadaşlarınız da, hak ve özgürlükleri genişletmekten bahsediyor. Sizin mensubu olduğunuz AKP'de çalışanlar, yani AKP Genel Merkezinde çalışanlar, sendikalılık ve toplusözleşme haklarından yararlanıyorlar mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
