# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 13 Kasım 2007
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2007-11-13-danisma-kurulu-onerisi

> Kamer Genç, 13 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.167 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkanım, süreyi yeniden başlatırsanız memnun olurum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu raporu üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, maalesef, geçen hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, o kadar, bir çiftlik yönetiminde gösterilemeyecek derecede basiretsiz bir yönetim gösterildi ki, yani ben bir Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olduğum için utandım. Bakın, konuyu size aktarayım.

Nükleer enerji konusunda bir kanun getirilmişti. Cumhurbaşkanı o Kanun’un 5, 6, 7’nci maddelerini veto etmişti. Burada, tutuldu, bütün maddelerin görüşülmesi oya sunuldu.

Ben, Anayasa’nın 89’uncu maddesine göre bunun mümkün olmadığını, değişen 89’uncu maddeye göre bunun ancak değişen maddelerinin görüşüleceğini, komisyonun da bunu yanlış yaptığını söyledim. Maalesef, Meclisi yöneten Başkan bu düşüncelerimizi nazara almadı.

Ama, bakın, bu 89’uncu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2001 yılında müzakeresi sırasında AKP Grubu adına söz alan Yozgat Milletvekili İlyas Arslan’ın grup adına yaptığı konuşmada söylediği aynen şu: “…yeni düzenlemeyle sadece geri gönderilen madde ve maddeler görüşülecek…” Sadece geri gönderilen madde ve maddeler görüşülecek.

Şimdi, ben bunu söyledim. İç Tüzük’ün 35’inci maddesinin son fıkrası da aynı hükmü getirmiştir. O zamanki bakan -zaten bu bakanların bir şeyden haberleri yok. Çıktılar, işte sıralar bomboş- dedi ki: “Kamer Genç bu İç Tüzük’ü bilmediği için burada yalan söylüyor.”

Ben de Sayın Başkana dedim ki: “Sayın Başkan, benim ismimden bahsedilmek suretiyle… Gündem dışı söz istiyorum.” “Efendim, sana söz vermiyorum. Zaten sen Tüzük’ü ayaklar altına alıyorsun.” dedi. “Yahu” dedim ki: “Sayın Başkan, böyle konuşulmaz. Lütfen, bana…” “Senin bu konuşman üzerine…” Bunların hepsi tutanaklarda var. “Sataşmadan söz istiyorum.” “Çık dışarı! Seni atıyorum dışarı.” dedi.

Şimdi, değerli milletvekilleri, çiftliğinizdeki kâhyayı bile atamazsınız. Ondan sonra, bu sözler… “İlle atın, atın dışarıya.” dedi. Bir Meclis Başkan Vekilinin bir milletvekiline “atın dışarı” demesi mümkün değildir. “İç Tüzük’ün 65’i” diyor. 65’te de “düzeni sağlar” diyor. Gerçi, 161 ve 163’üncü maddede geçici çıkarma cezası vardır, ama bunun şartları vardır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, basının bir kısmı da “Kamer Genç’i Meclis Başkanı kovdu.” diye başlık attılar.

Şimdi, ben, özellikle muhalefet partili milletvekillerine de hakikaten serzenişte bulunuyorum. Yani, bir milletvekili, burada, bir iktidar partisi Başkan Vekili tarafından veya Meclisi yöneten Başkan tarafından bu kadar ağır, tutarsız, gerekçesiz, âdeta eşkıyavari bir davranış biçimiyle eğer dışarıya atılmaya kalkılırsa, hiç olmazsa burada bir dayanışma örneği olarak ötekilerin sahip çıkması lazım; çıkılmadı. İnanınız ki, millet de o kadar… “Efendim, Kamer Genç’i dışarı attılar.” Yok, atılmadık, kovulmadık.

Ama, ben şimdi Sayın Meclis Başkanı Köksal Toptan’a soruyorum: Sayın Başkan, bu kürsüde, bu Meclisi yönetecek insanlara karşı, bizim İç Tüzük’e ve Anayasa’ya uygun olarak yaptığımız çalışmalarımızı engelleyen yönetime karşı bir tedbir alacak mısınız, almayacak mısınız? Eğer almayacaksanız, o zaman sizin de ondan bir farkınız yok. Zaten onlar sizin adınıza bu Meclisi yönetmeye kalkıyor, geliyorlar. Lütfen, şu Meclisin yönetiminde dürüstlük çok önemlidir arkadaşlar.

Şimdi, yine zaman zaman belli başlı Meclis başkan vekillerinin bazı uygulamalarını size söyleyeyim. Efendim, bakıyorlar, orada, sırada oturuyorsam “söz isteyen var” diyorlar. Bazen böyle şaşırtmak için çıkıyorum oraya, bakıyorlar ki “Efendim, söz isteyen yok.” Hatta geçen bir şeyde, bakan çıktı konuştu, İç Tüzük’e göre “son söz milletvekilinin” diye ben söz istedim. “Yok efendim, vermem sana” dedi. Yahu kardeşim burası… Nasıl veremezsin yani… Ondan sonra… Sonra ben tabii ısrar edince, ondan sonra da tuttu sözü başkasına verdi, vay efendim başkaları istemiş…

Değerli milletvekilleri, bu kürsüyü yönetecek insanların güven vermesi lazım milletvekillerine. Bu güven verilmezse, burada her zaman her türlü haksızlıklara karşı biz de hakkımızı korumasını biliriz ve bu güveni vermek de iktidar partisinin görevidir. İktidar partisi burada 340 milletvekiline güvenerek, yani burada bizim tek kişi olduğumuza da, ondan sonra gözüne kestirerek, keyfî hareket edemez. Ederseniz, bizim burada zaten halk sesimizi duyuyor. Sokağa sizi çıkarmazlar, gezdirmezler.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, maalesef, muhalefet partileri de iktidar partisine çok büyük destek veriyorlar. Hemen her salı günü bir Danışma Kurulu raporu geliyor. Efendim, hemen… Bence bu, daha şimdiye kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinde görülen bir muhalefet biçimi değil. Getirsin AKP kendi grubunun önerilerini, ondan sonra burada kendileri tartışsınlar, kendileri oy verebilirler. Ama, siz, şimdi kaç… Burada şimdi, aşağı yukarı üç buçuk aydır görev yapıyoruz, bir araştırma önergesi kabul edilmedi. AKP İktidarı zamanında yapılan bunca soygunlara, istismarlara karşı bir tane soruşturma önergesi kabul edildi mi? Yapılan birsürü haksızlık var, ihalelerde yapılan birtakım yolsuzluklar var, soru soruyoruz, sorumuza cevap verilmiyor. Mesela, geçenlerde söyledim, Kütahya Şeker Fabrikası bir AKP’li gruba 2003 yılında 23 milyon dolara ihale ediliyor. İhale aşamasında, 112 dönümlük arazi Türkiye Şeker Fabrikalarına ait, bu şeker fabrikasını aldıktan sonra -zaten, o seneki kârı da 11 trilyon lira, ki 10 milyon doları da öyle düşerseniz, 11 milyona dönüyor- tutuyorlar tapuda, esas, daha Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünün mülküyken, onun hiç muvafakati alınmadan Kütahya Şeker Fabrikalarına geçiriyorlar. Böyle olur mu! Yani daha neler var, ama şimdi…

Şimdi, bu haftanın en önemli konularından birisi de Suudi Arabistan Cumhurbaşkanı geldi buraya. Suudi Arabistan Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti… (AK Parti sıralarından “Kralı… Kralı…” sesleri) Ne oldu, bir şey mi söyledik?

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Kralı…

KAMER GENÇ (Devamla) – Neyse, cumhurbaşkanı, siz de… Doğru, özür dilerim, Kralı geldi. Bu Kral kim biliyor musunuz? Bu Kral, Türkiye Cumhuriyeti devletine dost gözüyle bakmayan, 1991 yılında Fransa’nın, Almanya’nın, Amerika’nın ordularının kendi memleketine gitmesini isteyen ama -o zaman Özal söyledi- “Türk Ordusu oraya gelmesin, ben altı yüz sene zaten Osmanlı zulmü altında ezildim.” diyen bir insan. Şimdi, Suudi Arabistan Kralı geliyor, devletin Cumhurbaşkanı olan kişi gidiyor, uçakta karşılıyor. Ondan sonra getirip tahtını özel bir otele koyuyor, o otelde de getiriyor Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticilerini orada yanında oturtuyor, âdeta böyle hazır ol vaziyetinde.

Bakınız, sayın milletvekilleri, şimdi, Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devlettir. Bu devletin belirli görevlerine gelmişseniz, bu devletin şanına, şöhretine, büyüklüğüne uygun davranış içinde olmak zorundasınız. Sizin özel birtakım menfaatleriniz olabilir, davranışlar olabilir, çoluk çocuğunuz onlardan birtakım menfaatler, ihaleler peşinde koşabilir, ama devletin menfaatini… Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükmi şahsiyetinin dünya kamuoyunda ifade ettiği değeri, siz kendi şahsi çıkarlarınız için düşüremezsiniz. Aslında benim sorum da…

ASIM AYKAN (Trabzon) – Şahsi çıkar değil, devletin çıkarı. Devletin çıkarı var, şahsın çıkarı değil.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ne devleti!..

Bir de sormak istiyorum: Suudi Arabistan Kralının getirdiği o altınlar acaba şeye mi geldi? Yani, devletin kayıtlarına mı gitti, yoksa özel kasalara mı gitti? Onu da tabii göreceğiz ileride. Hayır, ben şimdi ikaz edeyim de. Çünkü, orada da ciddi birtakım hediyeler geldi.

Bir de yedi tane tır geldi. O yedi tane tırla ne geldi arkadaşlar? Siz milletvekilisiniz. Yedi tane uçak ve yedi tane tır geldi. O yedi tane tırla ne geldi?

EYÜP AYAR (Kocaeli) – Zemzem ile hurma geldi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani, acaba gümrüğe giren birtakım kaçak eşyalar mı geldi? Onlar nereye gitti? Size hediye mediye mi getirdiler? Ben görmedim hediye. Ben de milletvekiliyim, ama, ben bir hediye görmedim. Nereye gitti onlar? Devletin gümrüklerinde…

Yahu bakın, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir muz devleti değildir beyler. Orada o tırlarla gelen eşyaların kontrol edilmesi lazım. Gümrüğe tabi eşya var mıdır yok mudur? Birilerine özel hediyeler geliyorsa, bunlar gümrüğe tabi midir değil midir? Bunlar devleti yöneten insanların ciddiyetle nazara alması gereken konulardır. Efendim, benim dostum gelmiş, bana hediyeler getirmiş! E, getirsin, bir yandan da yedi tane tır da gitsin! Devlet yönetimi böyle mi?

ASIM AYKAN (Trabzon) – Transit geçiyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Transit değil.

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2007-11-13-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
