# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 6 Şubat 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas

> Kamer Genç (Bağımsız), 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 1.247 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa değişikliği teklifinin incelenemez yolundaki bir önergenin, kanun teklifinin işleme konulmaması konusunda verilen önergenin lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok ağır kış şartlarının geçtiği ülkemizde, gerçekten kendi seçim bölgem olan Tunceli’den ve birçok yerlerden aldığımız telefonlarda insanların çok zor durumda olduğu, hatta ölülerini dahi kaldırmadıkları, yolların açılmadığı ve bunun Karayollarından ve Köy Hizmetlerindeki yakıt sıkıntısından kaynaklandığını birkaç defa, dün de burada ifade ettim. Fakat Millî Eğitim Bakanı dün benim arkamdan demiş ki: “Bu, okulları diyor.” Ben “okulları” demedim. Bunların bir an önce giderilmesi gerektiğine inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii bu anayasa teklifinin Anayasa Komisyonunda müzakeresi sırasında, maalesef, Anayasa Komisyonu Başkanı İç Tüzük’ün 31’inci maddesine göre “Komisyon üyesi olmayan milletvekilleri de gider orada konuşur.” hükmünü kale almadan, bize orada yer vermeden ve bizi de konuşturmadan, gidip bir kara tahtanın üzerine oturtma zorunda bırakarak bizi, böyle, yasama faaliyetlerinden mahrum bıraktığı için kendisini kınıyorum. Bir daha da böyle yaparsa kendisine ona göre davranacağımı da bilmesini istiyorum. Milletvekilinin değerini bilecek. Eğer bir milletvekilinin gidip de ciddi bir anayasa taslağının değiştirilmesinde katkıda bulunması engelleniyorsa, Sayın Kuzu bunu bilsin ki, kendisine sert tepki göstereceğim.

Şimdi, değerli milletvekilleri, laiklik nedir? Bu laikliği kim, nerede tarif edecek? Deniliyor ki, bakın… Şimdi, dün burada bir hükûmet temsilcisi dedi ki: “İşte, bakın ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ “

Türkiye Cumhuriyeti devleti laik, sosyal bir hukuk devletidir. Nasıl bir hukuk devletidir? Laikliğe dayanan bir hukuk devletidir. Laiklik olmadığı zaman din kurallarına dayalı bir hukuk devleti olur.

Nasıl bir sosyal devlettir? Laikliğe dayanan bir sosyal devlettir. Laiklik ortadan kaldırıldığı zaman dine dayalı bir sosyal devlet olur.

Bir demokratik devlettir. Nasıl demokratik devlet? Laikliğe dayalı demokratik bir devlettir.

O zaman, siz laikliği kaldırdığınız zaman devlet yönetimi anayasalara göre yönetilmez. Nitekim, geçmişte de Fazilet Partisinden, Refah Partisinden arkadaşlarımız diyorlardı ki: “Yahu, biz Müslüman değil miyiz kardeşim? Müslüman’ız. Bu Anayasa’ya, kanunlara ne gerek var. İşte, Kur’an’a göre yönetilelim.” Yani, denilen bu.

ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) – Ne zaman dedi?

AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Hayal görüyorsun, hayal!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, burada siz eğer “laiklik” kelimesini kaldırdığınız zaman, buraya “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” değil, buraya “Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.” yazacaksınız ve burada millet değil, ümmet olacak. Onun için bunları iyi kavrayalım, bunları iyi bilelim.

Şimdi, Anayasa’mızın bir “Başlangıç” hükmü var. “Başlangıç” hükmünde diyor ki: “Laiklik ilkesi gereği kutsal din duyguları devlet işlerine ve politikaya karıştırılamaz.” Bu, Anayasa’nın “Başlangıç” maddesinde.

Yine 2’nci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti devleti laik, sosyal hukuk devletidir” diyor. Yine, 24’üncü maddesinde, “Kimse, devletin ekonomik, sosyal, siyasi düşüncelerini veya yapısını din ve dince kutsal sayılan kurumlara bağlayamaz” diyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bizim burada karar verme şeyimiz… Bakın, politikacılar olarak biz oy peşindeyiz, oy. Acaba, biz, nasıl milleti dolandırarak, yalan söyleyerek, kandırarak oy alacağız diye milletin peşinde koşuyoruz, ama bu doğrusu böyle. Gerektiği zaman para veriyoruz, gerektiği zaman her türlü yalanı söylüyoruz. Türkiye’de… (AK Parti sıralarından gürültüler)

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Sen neymişsin!..

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben doğruları söylüyorum size. Bakın, size doğruları söylüyorum. Neyse… Dinleyin…

Şimdi, ama, arkadaşlar oy peşinde olmayan, bu memleketin hakikaten tarafsız… İşte tarafsız yargı mensupları var, işte üniversite öğretim görevlileri var. Yani üniversite öğretim görevlileri, profesörler diyor ki: “Ey Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kanunu çıkarma kardeşim, bu kanunu çıkardığın zaman memleketi, üniversiteleri kan gölüne çeviriyorsun, bu milleti birbirine düşüreceksin.” diyor. Yine, yargı mensubu “Kardeşim, sen, siyasi geleceğini düşünerek bunu çıkarma, etme eyleme, bu memlekete kötülük yapma.” diyorsa, bunlara kulak vermemiz lazım.

Şimdi, kanunu çıkardık. Üniversitelere türbanlı, türbansız öğrenciler geldi. Kavga başlayacak. Şimdi, biz de… Bakın ben size bunun olacağını söyleyeyim: Üniversiteye gitti şimdi… Öğretim görevlilerimizin çoğu… Burada profesörleri görüyoruz. Hayret ediyorum bunlar nasıl profesör olmuş? Yani, acaba gitmiş kimin tezini intihal etmiş, buraya getirmiş, onları da şey edelim… “Efendim biz Anayasa’nın 10’uncu ve 40’ıncı maddesini değiştiriyoruz.” diyor. Değiştiriyorsun, ama orada da Anayasa’nın temelini kaldırıyorsun.

Bakın, bir binayı nazara alın. Binanın bir tarafını, çatısını, duvarını tamir edebilirsiniz. Ama, binanın taşıyıcı kolonunu eğer keserseniz o bina yıkılır. Burada, getirdiğiniz bu kanun teklifi ile Anayasa’nın taşıyıcı kolonu olan “laiklik” ilkesini kesiyorsunuz. Yani, bunun sonunda, bu kanun çıktıktan sonra 1920’lerde kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin cenazesini kaldırıyorsunuz.

Bunun başka bir tarifi yok arkadaşlar. Yani, bakın, bunu kim söylüyor: Bunu üniversite hocaları söylüyor. Demin de söyledim, biz oy peşindeyiz, ama biz taraflı düşünüyoruz, biz günlük menfaatimizi düşünüyoruz. Zaten, bu Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten insanlar ne zaman ki, kendi kişisel ve cepsel sorunlarını düşünmedikleri zaman, ne zaman ki, halkı ve milleti düşündükleri zaman, doğruya doğru dedikleri zaman, o zaman Türkiye’de politikanın itibarı olur, o zaman politikacının itibarı olabilir, ama karşınızda tarafsız yargı organları diyor ki: “Kardeşim bunu çıkarmayın, memleketi ateşe atmayın.”

Şimdi, bir Cumhurbaşkanı seçmişsiniz, ikide bir Arabistan’a gidiyor. Niye gidiyor buraya? Ne var, bizim Arabistan’da alacağımız ne var? Bu Suudi Arabistan Cumhurbaşkanı geldiği zaman yedi tane tır geldi arkadaşlar, yedi tane tır boşaldı. Bu tırlarda ne geldi? Ne geldi bir söyleyin bize ya! Bu devletin… Siz şimdi çağdaş bir ülkeye gittiğiniz zaman, bir Almanya’ya, bir Amerika’ya gittiğiniz zaman, gelen adamların ayakkabısını bile çıkarıyorlar, ama o yedi tırda ne geldi bilmiyoruz. Bunlar ne getirdiler Türkiye’deki, bizim...

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Her şeyi merak etme, her şeyi!

KAMER GENÇ (Devamla) – İstiyorlar ki… Bakın, Anadolu insanı, arkadaşlar, inançları itibarıyla hoşgörülüdür, insanı seven, sayan şeyler… Ama, Vahabilerin acımaz bir tutumları var. O Vahabi inancını siz Türkiye’ye hâkim kılmaya çalışıyorsunuz. Bırakın, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesini ortadan kaldırmak, Vahabi mezhebindeki o düşünceler, onlarla çünkü haşır neşirsiniz. Şimdi, gazetecinin birisi, yahu geldiği günden beri soruyor, diyor ki: “Yahu Abdullah Gül, kaç lira geldi, sana ne hediye verildi? Bunu açıkla.” Yani, bir devleti yöneten insanların… Tabii, Tayyip Erdoğan Bey için de söylüyor, öteki… “Yahu ne geldiyse açıkla kardeşim, niye bunu yani gizliyorsun?” diyor. “Yok ben açıklayamam.” O zaman niye açıklamıyorsun? O yedi tır arkadaşlar, o yedi tırda ne geldi? Dolar mı geldi, mücevherat mı geldi, kime ne geldi?

AHMET YENİ (Samsun) – Oo!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu geldi geldi, onun için zaten… Ben biliyorum da geldiğini…

Şimdi, bunları niye... Bakın, şimdi Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir yandan kemiriliyor, bir yandan kemiriliyor. Bakın, Türkiye’de çok ciddi sıkıntılar var arkadaşlar. Kış, çok kötü şartlar gösterdi. Bugün Anadolu’nun, Trakya’nın, Ege’nin her tarafında insanlar evine yakıt bulamıyor, yol bulamıyor, hastasını hastaneye getirmiyor; devlet ekonomik politika altında inim inim inliyor, Türkiye ekonomisi iflas etmiş. Efendime söyleyeyim, yani bir dış, ihracat ve ithalat patlaması diyorsunuz. Beyler, ihracatın yüzde 80’i yabancı kaynakları, yerli üretim değil. Dolar ucuz olduğu için dışarıdan getiriyorsunuz, ihraç ediyorsunuz. Efendime söyleyeyim, bugün cari açık gayrisafi millî hasılanın yüzde 7,5’unu aşmış, en büyük tehlike. Bunları düzeltmek için bir şey yapmıyoruz, gelmişiz türbanla uğraşmışız! Bu neye benziyor biliyor musunuz? Osmanlı İmparatorluğu İstanbul’u işgal ederken, o zamanki Bizanslıların “Yahu acaba melekler dişi miydi-erkek miydi”, ona benziyor, aynı şartlara benziyor.

ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) – İşgal değildi o.

KAMER GENÇ (Devamla) - Benim size tavsiyem, bakın, bu memleketin kan gölüne çevrilmesini istemiyorsanız, bu memlekette… Bakın, bu kanunu çıkarmakla da halledemezsiniz. Yani bu kanunu çıkardığınız zaman siz sorunu çözemezsiniz arkadaşlar. Sorun gittikçe kangrenleşecek. Ne yapacaksınız? Hadi şimdi ondan sonra mahalle baskısı, üniversite baskısı, ondan sonra başı açık okula gidilmeyecek… Bu memlekette ne olacak? Alevi inançlı insanlar o zaman çocuklarını okullardan almak zorunda kalacak. Çünkü onları türbana sokmak zorunda kalacaksınız. Çünkü, sokmadığı zaman, üniversitenin karşısına gittiği zaman hoca kız çocuğa -başı örtünen bir kız çocuğu var, bir de örtmeyen çocuk var- “Bak kızım yahu, sen ne kadar terbiyesiz bir kızsın.” diyecek; “Bak, ne kadar kibar, terbiyeli bir kız varken sen niye kendini böyle teşhir ediyorsun?” diyecek. Bunlar Türkiye’de olan şeyler. Türkiye’de öyle bedava profesör olmuş insanların hâletiruhiyelerini bildiğim için, uygulamalarını bildiğim için bunları söylüyorum size.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
