# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mart 2008
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-03-05-danisma-kurulu-onerisi

> Kamer Genç, 5 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.196 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Grubunun Meclisin bugün saat 24.00’e kadar çalışması konusunda getirdiği önerinin lehinde söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, biliyorsunuz, AKP bir grup, Grup Başkanı talimat veriyor, diyor ki “Ey grup, bu kanunu çıkaracaksın.” Ee, biz de hepimiz öyleydik yani bir parti içindeyken grup başkanı talimat verince mecburen talimata uyuyorduk. Ben de onun için lehine konuşuyorum. Hatta, 24.00’e kadar değil de sabah dörde kadar çalışalım. Ben de dün saat üçe kadar buradaydım. Ama tabii, burada hep seyrediyoruz, bütün sözleri AKP’liler alıyor, bize söz hakkını vermiyorlar. Biraz önce de yerimde izledim, AKP’nin grup önerisi gelince, -iki tane- muhalefet partisi başkan vekillerinin hemen söz istediklerini gördüm. AKP’den, baktım bir kişi istedi, dedim, hiç olmazsa biz de bu fırsattan yararlanarak bir de biz söz alalım. Çünkü, ben, geçen hafta Antalya’da, İdareciler Derneğinin düzenlediği bir panele katıldım, orada çok büyük miktarda, belediye başkanı arkadaşlarımız vardı. Hakikaten, onların çığlıklarını duydum, o çığlıklarını da kısmen burada dile getirmemiz lazım. Şimdi, bu kanun üzerinde de hiç konuşma hakkımız olmayınca ne olacak? O insanlar da bizden bir şey bekliyorlar.

Tabii, şimdi, değerli milletvekilleri, bu getirilen, kapatılmak istenen belediyelerde veyahut da onların yerine bağlanmak istenen belediyelerde büyük rantlar var. Bu rantlara bir an önce kavuşmak lazım. Çünkü mesela, bugün, Hereke Belediyesini kapatıyorsunuz, 19 bin nüfuslu bir yer, Körfez Belediyesine bağlıyorsunuz. Ee, orada, tabii, Hereke Belediyesinin, sizin istekleriniz doğrultusunda yapmadığı birtakım konular var. Ne yapacaksınız? Orada, imarda kendi istediğiniz gibi düzeltme yapacaksınız. Ondan sonra, o rantları, kendi grubunuzun, kendi paralelinizdeki insanların yararlanması için bunu getiriyorsunuz. Yoksa geçen gün, vergi af yasasını getirdiniz yani belediyelerin, diyorsunuz ki 45 trilyon, 50 trilyon veyahut da bu belediyelerin borcu var diyorsunuz. Bir kalemde, siz, Futbol Federasyonu Başkanlığına kendi istediğiniz kişiyi tayin etmek için 45 trilyonu sildiniz yani öyle, parasızlık marasızlık diye bir şey yok.

Şimdi, o belediye başkanlarının bir kısmı o kadar büyük bir kin içinde ki “Yahu, vallahi Sayın Milletvekilim, bu bizim belediyeleri kapatan kişiler bizim ile, ilçeye, beldeye geldikleri zaman biz de ‘tu tu tu’ diyeceğiz, siz nasıl bizim belediyelerimizi kapattınız, bunlar kazanılmış haklardır.” diyorlar. Yani, siz, bir yerde kurulmuş, oraya bir medeniyeti getirmiş, kendi kaynaklarıyla o belediyeyi orada ayakta tutmuş bir belediyeyi, tutuyorsunuz, müktesep hakları da bir tarafa itiyorsunuz ve dolayısıyla, ne yapıyorsunuz, onu alıyorsunuz, başka yere veriyorsunuz.

Şimdi bakın, bir belediye kurulmuş, oradaki, o belediyedeki kişiler, kendi paralarını vermişler, oraya ambulans almışlar, oraya belediye binasını inşa etmişler, oraya imar planı yaparak okul yapmışlar, çeşitli menkul ve gayrimenkulleri almışlar. Ee, siz ne yapacaksınız bunları? Alacaksınız, başkasına vereceksiniz. Bu, en ilkel toplumlarda olmaz. Hukukta bir müktesep hak var. Siz, yarın getireceksiniz, A beldesinde belediye kurulurken halkın kendi kaynaklarıyla sağladığı imkânları o halktan alıp, getirip il özel idaresine, hatta, o belediye başkanlarının makam arabalarını da belki kendi partilerinizin il başkanlarına tahsis edersiniz çünkü siz kanun ve hukuk dinlemezsiniz ki! Yaa, bakın, ben sizi çok iyi tanıyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Var mı yani öyle bir şey!

KAMER GENÇ (Devamla) – Onun için, yani, tanıdığım için, getirdiğiniz, bakın, bu kanun…

AHMET YENİ (Samsun) – Bir tane örnek göster!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu kanun, Türkiye’de bir deprem yaratmaktır. Yani, siz, üçte 1 belediyeyi kapatmakla Türkiye’yi de… Halkla alay ediyorsunuz ya! Ya diyorsunuz ki yani o Ali Dibolar meselesi vardı ya, hani, Ali Dibo, Ali Dibo… Çıktı Tayyip Erdoğan dedi ki “Ya işte, Ali Dibo dediniz, Ali Dibo dediniz, bak gittik, fazla oy aldık.” Yani, kendisi burada dedi. Şimdi de göreceksiniz, bu belediyeler, kapattığınız belediyeler onlara benzemiyor, Ali Dibolara benzemiyor çünkü adamın can damarını kesiyorsunuz, adamın alın terini, emeğini alıyorsunuz, orada belediye hizmetlerinden bunları mahrum ediyorsunuz, getiriyorsunuz, başka yere bağlıyorsunuz.

Arkadaşlar, yani, esas olan, çağımızda, yerel yönetimleştirmeyi yaygınlaştırmak esas ilke değil midir? Ondan, siz gericiliğe doğru gidiyorsunuz, çağın gerisine gidiyorsunuz. Böyle bir zihniyet, böyle bir düşünce, yani Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğundan beri bugüne kadar işlememiştir. Zaten, yürürlükte olan 5373 sayılı Kanun’da diyor ki: Efendim, bir yerde bir belediyeyi kapatmak isterseniz, Danıştaya gidin, eğer hakikaten bu belediye, belediyecilik hizmetlerini yapamaz durumda ise onu kapatabilirsiniz. Ama siz Türkiye’deki bütün belediyelerin üçte 1’ini bir kanunla kaldırırsanız şuna benzer: Efendim, memlekette yetmiş yaşını geçmiş herkes hastalıklıdır, hepsini katledelim, keselim. Bu, aynı zihniyet. Ama yetmiş yaşını geçen insanların hepsi hastalıklı değil ki, bakarsınız yüz on yaşına kadar yaşayanlar da var. Böyle bir, yani, çok ilkel bir mantıkla, çok çağ dışı bir mantıkla, çağın ve insan mantığının kabul etmeyeceği bir kanunla böyle bir düzenleme yapmak, bu millete de bir şey getirmez size de bir şey getirmez.

Şimdi, geçen gün Danıştay bir karar verdi -sizin bazıları çıkıp ötüyor- efendim, Danıştay ne diyor: “Din kültürü ve ahlak dersi, senin bugün okullarda verdiğin ders Anayasa’nın 24’üncü maddesinde öngörülen din kültürü ve ahlak dersi statüsüne uygun değil.” Bence çok yerinde bir şey. Diyor ki: Din kültürü nedir? Çok büyük boyutlu, yani bütün dinleri anlatan bir kültür sistemini kuracaksın. Ahlak dersi… Ahlakın ne olduğunu, herhâlde onun dersini de verecek değiliz.

Şimdi, Türkiye’de millî eğitimde okutulan din kültürü ve ahlak dersindeki programda öngörülen ne? Efendim, tamamen Sünni ve Hanefi mezhebine dayalı bir eğitim sistemi getiriyor. İşte Danıştay diyor ki: Kardeşim, tamam, sen okullarda din kültürü ve ahlak dersini ver ama Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun bir programla ver. Yani, sen böyle, yalnız bir mezhebin propagandasına dayalı bir sistemle bir program yapamazsın. Bence Danıştayın burada verdiği kararı alkışlamak lazım ve bu Türkiye’nin gerçeklerine uygun bir şeydir. Eğer Millî Eğitim Bakanlığı diye bir bakanlık varsa, Danıştayın bu kuralını göz önünde tutarak bunu hemen, ders programını da, din ve ahlak kültürü derslerini de buna göre yönetmesi lazım. Birtakım insanların, daha Danıştayın verdiği kararın mahiyetini anlamadan sırf Danıştaya karşı duydukları tepkinin bir gereği olarak “Efendim, bunlar din dersini, Anayasa’yı ihlal ediyor.” demek çok cahilane, hukuk bilmezlik bir davranış ve anlayış biçimidir.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, milletvekilleri makine değildir. Burası el kaldırılarak kanun… Yani, o kadar çok kanun çıkarıyorsunuz ki, çıkardığınız kanunlar gerçekten memleketin lehine, memleketin ihtiyaçlarına cevap verecek kanunlar değil. Bakın uygulamalarda göreceksiniz, çoğu da suistimallere elverişli kanunlar.

Şimdi şurada bu bin yüz otuz belediyeyi kapatırken bir araştırma da yapılabilirdi. Yani, hakikaten, bu belediyeleri kapatmak gerekir mi? Elbette kapatılacak belediyeler olabilir. Yani, ama, böyle bir kalemde ülkeyi bütün bir kargaşalık içine getirecek bir düzenleme yaptığınız zaman siz ve milletvekilleri yarın o beldelere giremezsiniz. AKP’liler kime hizmet ediyor? Yarın, sizin genel başkanlarınız, genel yönetim kurulları, bakanlarınız sizi orada kurtarmaz sayın milletvekilleri.

AHMET YENİ (Samsun) – Bizi düşünüyorsun yani!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın burada, vatandaş bu kürsüde kimin buna parmak kaldırdığını görüyor, o beldeler görüyor. Yani, bir beldenin can damarını kesiyorsunuz. “Ey belde” diyorsunuz, “Belediyeyi kurmuşsun, çağın, medeniyetin hizmetlerinden yararlanıyorsun, kendi kaynaklarınla bir belediye binasını kurmuşsun, tesisler kurmuşsun, sağlık ocağı kurmuşsun; ben bunları senin elinden alıyorum, başkasına veriyorum.” Bu, olmaz. Bu, müktesep haklara da aykırıdır. Kanunlar böyle hayal zihniyetiyle, bir hukukta aranması gerektiğini… Hukukun genel ilkeleri ihlal edilmek suretiyle kanunlar çıkarılmaz, ama bu kadar ısrarcılık da size fayda getirmez.

Yani, milletvekillerini… Ben, bakın yani, dün işte İstanbul’da iki tane televizyon programına katıldım geldim, burada da saat iki buçuğa kadar kaldım. Ben yirmi dört saat de çalışırım. Ama sizi bu çalışmayla hasta ederler, ben size söyleyeyim. Yani, yarın öbür gün sağlığınızı da kaybettiğiniz zaman bu sizin bakanlık keyfini de süren kişilerin size bir faydası olmaz. Onların da elde ettikleri kaynaklardan size bir fayda gelmez. Onun için size…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-03-05-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
