# Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mayıs 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-05-29-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Kamer Genç, 29 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 640 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 219 sıra sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun getirilen 5’inci maddesi üzerinde verdiğim bir değişiklik önergesi. Bu önergeyle, işlevi kalmamış daire başkanlıklarını kaldırıp benzer işler yapanları birleştirerek TRT’nin daha dinamik bir işleyişe kavuşması amaçlanmıştır. Esas, kısaca özetlemek gerekirse, bu.

Şimdi, hayretler içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde olan şeyleri izliyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, şurada arkadaşlarımız yani dünden beri bir Genel Müdürün maaşını öğrenemiyorlar. Şimdi Genel Müdür, Bakanın yanında oturuyor. Kendi “TRT’den aldığım maaş 6 bin.” dedi. Peki, Telekom’dan ne kadar alıyorsunuz? Avea’dan ne kadar alıyorsunuz? Öteki yan görevlerinizden ne kadar alıyorsunuz?

Şimdi, herhâlde, otoriter bir bakan yanındaki genel müdüre diyecek ki: “Getir bakalım, ne kadar para alıyorsun, şu maaş bordronu ver.” Bundan daha doğal bir şey var mı? Ama, bakıyorum ki, Bakan Genel Müdürden korkuyor. Böyle bir şey olmaz ki yani.

AHMET İNAL (Batman) – Rektörler kaç para alıyor?

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, şimdi, acaba, bu Bakanın bu Genel Müdürden korkmasını sağlayan nedenler ne? Ben, doğrusu hayret ettim. Acaba, bundaki, bu Genel Müdürlükteki güç nereden kaynaklanıyor? Acaba tarikattan mı veya bir başka çevrelere yakınlıktan mı? Yani, böyle bir duruma düşen bir Hükûmetin, bir memlekette bürokrata söz geçirmeyen bir Hükûmetin bu memlekette bakanlık yapması, devleti yönetmesi mümkün mü? Değil. Bunu kamuoyunun karşısında gösterdikten sonra, daha biz Hükûmete ne diyeceğiz? Bürokrasinin emrindeki bakanlar… Böyle bir davranış, böyle bir gösteri, böyle bir anlayış olur mu?

Biraz önce İçişleri Bakanını dinlediniz. Cumhuriyet Halk Partisini dinleyen… Dinlendiği kesin. O vali, Bolu Valisi, Alevi inançlı bir vatandaş, bir vali -tanıyorum kendisini- dürüst. Sırf bir cuma namazında Başbakanın yanında olmadığı için veyahut da Tayyip Erdoğan’ın yanında, geçen gün, bir tarikat şeyhinin cenazesine gitmediği için kendisi alınmış, görevden alınıyor. Ben soru verdim bugün. Ben, dedim ki…

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Yalan söylüyorsun, yalan!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yalan olup olmadığı çıkacak ortaya.

Bugün soru önergesini verdim. Hangi gerekçeyle bu valiyi görevden aldın? Yani, şimdi, bir valiyi görevden… Basına bunlar şey ediyor, basın yazıyor işte bunları. Sizin işiniz gücünüz tarikat şeyhlerini korumak.

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Sizin döneminizde hiçbir vali görevden alınmadı mı?

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim, ondan sonra da tarikatların… Sizin anlayışınıza göre, o tarikatlara hizmet etmeyen insanları en aşırı derecede cevaplandırmak. Böyle bir anlayış sistemi, devletin haysiyetini kurtaramaz.

Bakın, Dışişlerine getirdiğiniz kişi ne diyor: “Türkiye’de yalnız Hristiyan azınlıkların değil de Müslüman çoğunlukların da inanç, dinî ibadetlerini yerine getirmelerinde sorun var.” Bu sözü söyleyen bakanı siz burada oturtuyorsanız benim zaten sizinle konuşacak bir şeyim yok. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletine bundan daha büyük hakaret var mı? Bu cümleyi tarif ettiğiniz zaman, yani diyor ki: “Hristiyan azınlıklar bu memlekette baskı altındadır. Bırak onu, çoğunluk Müslümanlar da dinî inançlarını yerine getirmiyorlar.” diyor.

Değerli milletvekilleri, bu memlekette 110 bin cami var. Diyanet İşleri Başkanı, maşallah Hükûmeti yöneten bir Diyanet İşleri Başkanı.

ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) – Ne diyor bu, Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, Sayın Bakan da onun başkanlığını yaptı. Maşallah, bütün emirler oralardan geliyor. Bir ara Alevilerin, işte cemevinin ibadet yeri sayılması yönünde bir açılım yapılmaya çalışıldı “Efendim, siz Hükûmet olarak kendi işinize bakın. Bu, bizim işimiz.” dedi. Yani, bu kadar, Hükûmet içinde etkili. Sonra, hangi vatandaşımızın Türkiye’de dinî ibadetini yerine getirmesine engel bir şey var mı? Herkes, milyonlarca insan gidiyor camide namazını da kılıyor, orucunu da tutuyor. Kim buna müdahale etmiş ve bu memleketin Dışişleri Bakanı gidiyor, diyor ki: “Efendim, Müslüman çoğunluğun da ibadet sorunu var.” Bunu söyleyen sizin adamınız. Varsa çözün.

Peki, gidip de Avrupalının önünde Türkiye Cumhuriyeti devletini küçültmeye kimin hakkı var? Böyle bir şey olmaz sayın milletvekilleri. Ha, şimdi, siz diyorsunuz… Yani size doğru söylenen şeylerden, gerçekten bundan bir ders almanız lazım. Bu devlet hepimizin devleti. Bu devleti eğer yüceltecek insanlar varsa hep birlikte yücelteceğiz. Yani “Benden ise ne kadar hatalı konuşursa konuşsun ben onun bütün hatalarını kabul ederim.” demek siyaset anlayışına ters gelen ve siyaseti aşağılatan bir davranıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-05-29-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
