# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim
- **Tarih:** 11 Kasım 2008
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-11-11-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Kamer Genç, 11 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.260 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine bir salı günü bir Danışma Kurulu kararı üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, bağımsız bir milletvekili olarak burada görev yapmak çok zor, hele bu kadar keyfî işlemlerin icra edildiği bir Mecliste.

Şimdi, bu Danışma Kurulu kararında… Kamu İhale Kanunu Hükûmetten on iki madde gelmiş, Komisyona gitmiş otuz altı madde çıkmış. İç Tüzük’ün 35’inci maddesine göre komisyonlar kanun teklif etmezler. Sayın Başkan, siz daha önce bunu söylediniz burada “Bu son olsun.” dediniz ama bu komisyonlar sizi dinlemiyor. Yani eğer bu İç Tüzük uygulanacaksa uygulansın, uygulanmayacaksa bunları rafa kaldıralım.

Yine, efendim, salı, çarşamba günleri sözlü soruları cevaplandırmayalım… Zaten bu Hükûmetin sözlü soruları cevaplandırma diye bir problemleri yok, hep yalan beyanda bulunuyorlar, sözlü sorulara verdikleri cevapların hepsi yalan yani benim sorularıma verilen cevap… Ben başkasının tabii şeyi değilim.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Kamu İhale Kanunu’nu temel kanun kabul ediyorsunuz yani niye kabul ediyorsunuz? Devletin bütün maliyesinin harcamalarının yapıldığı bir kanunun, siz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde enine boyuna tartışılmasını niye istemiyorsunuz? Bunu özellikle muhalefet partilerine de söylüyorum yani. Kamu İhale Kanunu, burada; Hükûmetten on iki madde gelmiş, Komisyona gitmiş otuz altı madde olmuş, ondan sonra da bunu iki madde hâlinde görüşeceksiniz. Kimden neyi saklıyorsunuz? Ben anlamıyorum değerli milletvekilleri.

Bakın, yani özellikle AKP İktidarı zamanında belediyelerde yapılan ihalelerde, kamuda yapılan ihalelerde büyük bir şaibe var. Bunu inkâr eden var mı? Her gün basında söyleniyor. Ve inanmanızı istiyorum, her zaman bize bu konularda bilgiler geliyor -özellikle vatandaşların tabii çok sağlıklı bilgiler de göndermesini istiyorum- hepsinde ihale usulsüzlükleri var. Ya AKP’nin ilgili bir il başkanı veya belediye meclisi üyesi yani bunların yakınları ihalelere giriyorlar. Şimdi, bu kadar ihale soygununun olduğu bir memlekette siz, bunların burada, kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde enine boyuna tartışılmasını niye istemiyorsunuz? Ben onu anlamıyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kaç defa ezbere konuşma dedik.

KAMER GENÇ (Devamla) - Neyi kaçırıyorsunuz?

ALİ İHSAN MERDANOĞLU (Diyarbakır) – Ezbere konuşma!

KAMER GENÇ (Devamla) – Eğer ezbereyse, gelin…

Bakın, biz burada konuştuğumuz zaman vatandaşların haberi oluyor bundan. Vatandaşlar görüyorlar ki şurada şöyle bir ihale yapılmış, hemen bize de bildiriyorlar. Nitekim, işte belediyelerdeki imar yolsuzlukları artık ayyuka çıktı, genel başkan yardımcılarınız gitti.

Değerli milletvekilleri, aslında konu çok ayrıntılı da…

Biraz önce burada Millî Eğitim Bakanı Alevi inançlı insanlarla ilgili bir konuşma yaptı. Şimdi, bakın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bu konu gitmiş. Avrupa İnsan Hakları, Alevi inancının Türk toplumunda derin kökenleri olan bir inanç olduğunu… Ve Avrupa Sözleşmesi’ne göre bunu enine boyuna incelemiş; mesela, burada, Anayasa’nın 24’üncü maddesine uygun olarak… Verilen din ve ahlak, kültür eğitim ve öğretiminin Anayasa’da belirtilen ilkelere uygun olmadığını söylemiş, daire karar vermiş, sonra Hükûmet buna itiraz etmemiş, Genel Kurula gitmemiş ve orada kesmiş.

Şimdi, mesele şu: Pazar günü, Kızılay Meydanı’nda çok olgunca, hakikaten toplumumuza yakışan bir olgunlukta, bazı kişilerin bunu rayından çıkarma yolundaki gayretlerine rağmen çıkmamıştır, düşünceler dile getirilmiştir. Hemen bir bakanın çıkıp da “Bunlar uç fikirler.” demesi çok ayıp bir şey.

Şimdi, bakın, orada bazı fikirler yanlış olabilir. Mesela, ben de Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasını istemiyorum çünkü Diyanet İşleri Başkanlığını kaldırdığınız zaman, bu memlekette cemaatler hâkim olur. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapısı gereği, muhakkak, devletin denetiminde ama Anayasa’nın 136’ncı maddesinde tarif edilen tarife uygun bir Diyanet İşleri Başkanlığının olması gerekli ama bugün, yalnız Sünni mezhebine uygun olarak, yalnız ona göre icraat yapan bir Diyanet İşleri Başkanlığı Türk toplumunu kucaklayamıyor. Anayasa’nın 24’üncü maddesinde belirtilen Din Kültürü ve Ahlak Dersi… Dinin bir kültür olarak okutulması lazım.Ahlakın bir ahlak dersi olarak okutulması lazım ama burada Millî Eğitim Bakanlığının tedrisat kitaplarına koyduğu bu nitelikte bir eğitim değil, bu nitelikte bir tedrisat değil. Mesela, şimdi biliyorsunuz, Hazreti Ali’nin bir atı var, “Düldül” deniliyor buna. Ee, bu, şeyde, Alevi inançlarında kutsal bir inanç olarak veriliyor ama sen getirmişsin din kitabına koymuşsun, demişsin ki: “Hazreti Ali’nin bindiği katır.” Bu olur mu yani şimdi? Yani böyle bir hitap olur mu? İşte, Millî Eğitim Bakanı gitti. Gelsin, nasıl yazıyor?

Mesela, bir cemden bahsetmişler yine o din dersine konulan bir şeyde. Bizim Pülümür ilçesinde 19 Mayısta veya işte 23 Nisanda çocukların orada bayramda yaptıkları bir oyunu almışlar, cem diye kitaba basmışlar. Ben bunu soru önergesi hâlinde de verdim.

Şimdi, eğer bir şeyler yapılacaksa, bunları usulüne göre yapmak lazım. Bir de insanların inançlarıyla alay etmemek lazım.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarımız; şimdi bizim istediğimiz… Alevi inançlı insanlar, Sünni inançlı insanlar, bunlar bu memlekette yıllarca kardeşlik içinde yaşamışlardır. Kimsenin de kimsenin inancının üzerinde bir şeyi yok. Ama Alevi inançlı insanlar da diyor ki: “Kardeşim, yani ben de bu memlekette bir inanç sahibiyim.” Adamın inancını beğenirsin beğenmezsin ama o inanca saygı göstermek zorundasın. Benim biraz sonra bir kanun teklifim var 37’nci maddeye göre gündeme alınmasıyla ilgili; aynı konuşacağım. İnşallah, onu da nazara alırsınız.

Şimdi, değerli milletvekilleri, birisi çıkıp camide ibadet etmek istiyor, birisi mescitte ediyor. Alevi inançlı insanlar da orada kendi inanç sistemine göre, mesela bir sazın eşliğinde inançlarını… Orada dua etmek istiyor, Allah’a yalvarmak istiyor. O saz teliyle dokununca toplumda, işte bayanlı beyli orada semah tutuluyor. Ee, bu semah onların inanç biçimleri.

Şimdi, yani Diyanet İşleri Başkanlığının bir genelgesi var. Şimdi burada da okurum. Şimdi diyor ki: “Efendim, İslam inancında yalnız cami ve mescit var.” Ya, tamam, ben bir şey demiyorum da yani ibadet yaptığın yere cami, mescit de diyebilirsin, cemevi de diyebilirsin. Bunda ne kötülük var? Yani, İslam dininde…

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Kur’an’da cami yok.

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim, neyse, var yok. Yani, şimdi… Aslında İslam inancında her yerde ibadet edebilirsiniz; dağ başında da edebilirsiniz, evde de edebilirsiniz, her yerde edebilirsiniz ama böyle bir isimlendirilmiş. Alevi inançlı insanlar da diyor ki: “Kardeşim, ben de cemevinde ibadetimi yapmak istiyorum.” Bunda ne var yani bunda “uç” diye bir şey var mı değerli milletvekilleri?

Şimdi, yine okullarda öğretilen din dersleri… Avrupai hukuku kabul etmişiz. Anayasa’mız var. Anayasa’mızın 24’üncü maddesi de tabii “Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” diyor, “İlk ve ortaöğretimde zorunlu ama diğerlerinde ihtiyaridir.” diyor ama din eğitim ve öğretimi ise ancak büyüklerinin müsaadesine göre yapılır. Şimdi, Anayasa burada ortada iken sen Hükûmet olarak bunu uygulamak zorundasın.

Biraz önce Hüseyin Bey dedi ki: “Efendim, hiçbir AKP’li ‘cemevi cümbüş evi’ dememiştir.” E, Tayyip Erdoğan’la ilgili bu konu da defalarca söylendi; çıksın desin ki: “Ben böyle bir şey söylemedim kardeşim.” O zaman biz de diyelim…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kaç defa söyledi, siz dinlemiyorsanız biz ne yapalım!

KAMER GENÇ (Devamla) – Çıksın desin efendim, onunla ilgili kaç defa söylendi. Desin ki: “Biz böyle bir laf söylemedik.”

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, Parlamentonun ülkenin sorunlarına hâkim olması lazım. Bu ülke sorunlarının çözümü, böyle getirip de kanunları halkın gözünden kaçırarak olmaz, sorunlardan kaçınarak olmaz.

Maliye Bakanı Kemal Bey buraya getiriyor vergi yasalarını. Soruyorum: “Sen 2000 yıllarında Foça’da 15 milyar liraya alıp hemen kısa bir süre sonra 1 trilyon 260 milyar liraya sattığın şeyden dolayı 1 trilyon 245 milyar lira kâr etmişsin; bunu beyan ettin mi?” Bu soru kendisine 2006’da soruluyor; yok, ortada bir şey yok. Şimdi diyor ki: “Ben 2002 yılında defterime yazdım.” diyor. E, nasıl yazdın? Diyorum ki: “Hasılatta beyan ettin mi?” Onu söyleyemiyor çünkü zaman aşımına uğramış 2002. 2002 vergi hukuku bakımından zaman aşımına uğramış ama ticaret hukuku bakımından zaman aşımına uğramamış. “Getir o defteri ben göreyim.” diyorum. Haa, sen zaten kendine uygun noterleri buluyorsun yani getirir sahte bir noterden “Yahu, evet falanca defterin falanca sayfasına bu fatura kaydedilmiş.” diyebilirsin ama o aslında maliyeye beyan edilen gelirler içinde var mı? Bunlar çok önemli şeyler. Bir memleketin bakanlığını yapan bir kişi, hem de maliyeyi, vergiyi kontrol eden bir kişi eğer bunları kamuoyuna güvence veremiyorsa, vergi kaçakçılığı yapmadığı konusunda eğer bir teminat veremiyorsa o devlet zaten bitmiş yani o zaman kimden alacaksın bu şeyi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 11 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-11-11-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
