# Ankara milletvekili yılmaz ateş ve 35 milletvekilinin, öğretmenlerin sorunlarının ve okullardaki yetersizliklerin araştırılarak alınması gereken önlemler, bursa milletvekili ismet büyükataman ve 32 milletvekilinin, milli eğitimdeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemler hakkında (10/21,94)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2008
- **Gündem:** ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ VE 35 MİLLETVEKİLİNİN, ÖĞRETMENLERİN SORUNLARININ VE OKULLARDAKİ YETERSİZLİKLERİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER, BURSA MİLLETVEKİLİ İSMET BÜYÜKATAMAN VE 32 MİLLETVEKİLİNİN, MİLLİ EĞİTİMDEKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HAKKINDA (10/21,94)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-12-02-ankara-milletvekili-yilmaz-ates-ve-35-milletvekilinin-ogretmenlerin-s

> Kamer Genç (Bağımsız), 2 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ VE 35 MİLLETVEKİLİNİN, ÖĞRETMENLERİN SORUNLARININ VE OKULLARDAKİ YETERSİZLİKLERİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER, BURSA MİLLETVEKİLİ İSMET BÜYÜKATAMAN VE 32 MİLLETVEKİLİNİN, MİLLİ EĞİTİMDEKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HAKKINDA (10/21,94)); konuşma 1.038 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 242 sıra sayılı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü arasında yapılan anlaşmayla ilgili olarak şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, sayın milletvekilleri, uluslararası anlaşmalar çok önemli anlaşmalardır. Bunların bizim hukuk yapımız içindeki değeri Anayasa’da belirtilmiştir. Bunların iptali için Anayasa Mahkemesine dava açamıyorsunuz. Bunların hazırlanması safhasında çok enine boyuna tartışılması gereken ve ülke menfaatinin en iyi şekilde korunması gereken anlaşmalardır ama geçmişte de gördük, maalesef, özellikle bürokraside, çok sağlıklı, çok kaliteli, çok bilgili kişiler zaman zaman bu anlaşmaların müzakeresine katılmadığı zaman ülkemizin yararlarının çok sağlıklı olarak gözetildiğini iddia edemeyiz. Mesela şimdi bir Kıbrıs meselesi var. İşte, Kıbrıs meselesinde ne oluyor, ne bitiyor bu Meclisimizin haberi yok ve maalesef bugünkü Kıbrıs politikası… Bu Hükûmet özellikle Batılılarla sanki anlaşmış gibi. Meclisin de bilgisi olmadan, daha doğrusu Meclise bilgi verilmeden bu konu götürülüyor ama kulağımıza gelen maalesef bu politikanın çok kötü yürütüldüğü, Kıbrıs’ın geleceğinin çok kötü sonuçlara gidebileceği, Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaatinin gözetilmediği biçiminde çok ciddi söylentiler var. Dileriz ki böyle olmasın çünkü burada birtakım insanlar gidip de -işte, baş başa- devletin kamu görevlilerini dahi, hariciye mensuplarını dahi yanında ikili görüşmelerle getirmediklerine göre burada söylentilerin doğru olduğu konusunda bizde de önemli birtakım kanaatler beliriyor.

Değerli milletvekilleri, tarım bir ülkenin can damarıdır. Bakın, şurada bir Atatürk Orman Çiftliği vardı ve o Atatürk Orman Çiftliğinde Türkiye'nin en kaliteli sütü üretiliyordu. Ne oldu, o süt fabrikası niye kapatıldı? Niye kapatıldı? Çünkü AKP Hükûmetinin takip ettiği politika nedeniyle. Yani Atatürk Orman Çiftliğini -rant peşinde- elde etmek için oradaki bütün tesisleri yok etmeye çalıştılar. En başta işte o süt üretimi ve süt fabrikalarını yok ettiler. Atatürk Orman Çiftliğindeki o peynirler, o sütler maalesef ortadan kaldırıldı. Niye? Bunun arkasında ranttan kimin yararlandığını da biliyoruz.

Türkiye'nin en önemli kaynağı tarımdır. Kim ne derse desin. Yani topraklarımız zengin, dünyada en güzel tarımın yapılabileceği bir ülkede yaşıyoruz ama maalesef -ne edildi- tohum üretim çiftlikleri, tohum üretimi bizde ortadan kaldırıldı, hayvan ıslahevleri veyahut da hayvan ıslahına ilişkin genel müdürlükler kaldırıldı. Yani, IMF’nin, Batı’nın bu memlekette istediği bir şey var. Yani, zaten akıllı olmazsanız, birileri sizi köle gibi kullanır. Ama önemli olan, aklınızı, mantığınızı kullanırsanız, bu köleliğe elverecek bir ortam yaratılmasına engel olursunuz. Şimdi, geliyor diyor ki: “Memleketinde üretmeyeceksin. Geleceksin, üretim yapmayacaksın, üretim tesislerini kapatacaksın.” İşte görüyoruz, geçenlerde de ben burada dile getirdim. Geçenlerde Ege tarafında bir yere gittim, adam diyor ki: “Ben geçen sene 30 dönüm karpuz ektim, her karpuzun bir tanesi 30 kilodan yukarıdaydı ama bir tek karpuz satmadım. Domates tarlada kaldı.” Şimdi bu Tarım Bakanına sormak istiyorum: Burada çıkıyor, böyle çok cafcaflı laflar, çok şeyler söylüyor. Ama bu tarımın kalitesini geliştirmek için, tohumun kalitesini geliştirmek için, hayvan üretiminin kalitesini geliştirmek için ne yaptınız? Ben bir şey göremedim.

Yani, Türkiye’de, benim bölgemde, Tunceli’de çok büyük miktarda koyun besleniyor. O koyunu besleyen insanların ne kadar sıkıntı içinde olduğunu görüyoruz. Yayla ve meraların ıslahı konusunda hiçbir şey yapmıyorsunuz. O hayvan sahipleri, sürü sahiplerinden alınan, maalesef alınan o paralarla, mera paralarıyla birtakım kişiler lüks cipler alıp sefa sürüyorlar. Ama o insanlar gidiyorlar, üç yaşındaki, beş yaşındaki çocuğuyla veya bebeğiyle karlar arasında yaşıyorlar ve böyle zalimane bir hayat şartlarıyla mücadele ediyorlar. İşte, Türkiye'nin birçok gerçekleri var.

İşte, GAP’a ayırdığınız parayı bütçe açığında kullandınız. Yani, böyle bir Hükûmet, tarımını yok etmeye çalışan bir Hükûmet tarımı ıslah etmek için hiçbir faaliyet içinde olmayınca… Bu anlaşmaların da Türkiye’ye ne getirip ne götürdüğünü… Hakikaten bu düşüncelerle yönetimde bulunan bir Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin bize çok güven telkin etmeyeceğini de özellikle belirtmek istiyorum.

Şimdi, tabii, Hükûmetin başı olan kişi geçen gün grup toplantısında “Efendim, bana devletçi diyorlar.” Ya, sana ne devletçi… Bu devleti, Türkiye Cumhuriyeti devletini güçlendirmek için sen bir şey yaptın mı? Bilakis, devletin elindeki bütün malı mülkü yok pahasına ya yandaşlarına ya yabancılara özelleştirdin.

Şimdi, artık, dünyada… Bakın, Türkiye Cumhuriyeti devleti 1930’larda dünyada var olan o büyük bunalımı KİT’ler yoluyla aştı. Yani, devlet, KİT’ler kurdu, orada istihdam sahaları geliştirdi, orada fabrikalar kurdu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti o yokluktan, o kurduğu kamu iktisadi teşebbüsleri kanalıyla bu ülkede büyük sıkıntılar aşıldı ve modern bir Türkiye Cumhuriyeti doğdu. Ama ne oldu? Birileri geldi, o güzelim KİT’leri yok pahasına sattı. İşte Kütahya Şeker Fabrikasını sizin milletvekiliniz bir senelik kâr pahasına aldı. Ama, bugün İstanbul Levent’te 261 metre yüksekliğinde 100 bin metrekarelik inşaat yapıyor bu milletvekiliniz. Devletin birçok kaynakları, KİT’leri yok pahasına, özellikle kendi milletvekillerinize, yandaşlarınıza satıldı. Böyle bir politikayla bu devleti nasıl yönetebilirsiniz? Siz zannediyor musunuz ki, bu millet yarına hep böyle aç kalacak, sürünecek, sizin, işte, verdiğiniz o bir torba veya on torba kömürle hep sizi alkışlayacak ve ondan sonra size saygı duyacak? Yarın bu millet sokağa çıktığı zaman burada sizler de yaşayamazsınız, bizler de çok sıkıntıya gireceğiz.

Gelin, herkes aklını başına toplasın, bu memleketin geleceğinin üzerinde çok ciddi tedbirler alalım. Mesela, bu özelleştirilen KİT’leri tekrar alalım. Bugünkü borsa fiyatları üzerinden alalım. Telekom'u tekrar geriye alalım, niye almayalım ki, bir engel yok ki. Çünkü, adam, aldı Telekom'u… Şu cep telefonları…

Şimdi, cep telefonlarına, her gün, her vatandaş, en azından o cep telefonunun fiyatının yarısı kadar vergi veriyor. Bu vergiler hazineye gidiyor mu gitmiyor mu? Bunlar geliyor mu gelmiyor mu? Yine, bakın, Telekom’da 100 bin tane işçi çalıştırabiliriz. Arkadaşlar, cep telefonlarında 100 bin tane işçi istihdam edebiliriz. Yine, bunun gibi, şeker fabrikalarını geriye alalım, oradaki o tarım arazilerini işletelim. Yani, Türkiye'nin geleceği üretime bağlı. Yine buna bağlı olarak o kapattığımız Sümerbanklardaki o arazileri yine geri alalım. Bakın, bunlar belki sizden birilerine -tabii, yandaşlarınıza- büyük bir rant sağlamış ama bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin can damarlarıdır. Bu can damarlarını kestiğiniz zaman yarına sizin de damarlarınız kesilir. Onun için, bunu, gelin aklımızı başımıza alalım, burada her şeyi gerçek yönüyle konuşalım. Evet, sizin yandaşlarınız çok büyük kazanç vurdular.

Şimdi, geçen gün de bir vergi affını getirdiniz. Vergi affını getirerek dediniz ki, işte, kaynakları, adam zulada ne kadar para biriktirmişse getirip güya size güvenecek beyanname verecek. İşte, yüzde 5, yüzde 2 ile devletin katrilyonlarından vazgeçtiniz. Böyle bir anlayışla, böyle bir yapıyla, böyle bir düşünceyle bu memleket yönetilemez, bu memleketin yönetimi de size bırakılamaz. Yani devri iktidarınızda çok büyük vergi kaçakçılıkları yapıldı, havadan çok para kazanıldı. Ondan sonra hem havadan para kazanacaksınız, alın teri dökmeden para kazanacaksınız, bir de ondan sonra getireceksiniz bunun vergisini de affedeceksiniz, vergi almadan affedeceksiniz.

Arkadaşlar, bunların hepsini göreceğiz. Onun için, gerçekten devrinizde… Ya, ben anlamıyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Ankara milletvekili yılmaz ateş ve 35 milletvekilinin, öğretmenlerin sorunlarının ve okullardaki yetersizliklerin araştırılarak alınması gereken önlemler, bursa milletvekili ismet büyükataman ve 32 milletvekilinin, milli eğitimdeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemler hakkında (10/21,94)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-12-02-ankara-milletvekili-yilmaz-ates-ve-35-milletvekilinin-ogretmenlerin-s (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
