# Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ocak 2009
- **Gündem:** TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-01-15-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218-2

> Kamer Genç (Bağımsız), 15 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)); konuşma 616 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, AKP’nin taktiğini bozmaya çalıştım; orada, biraz kapıda bekledim bir önceki maddede. Yok, aslında geç de kalmadım. Beni burada görünce hemen 2 tane milletvekili çıkarıyorlar “İşte bu kanun çok mükemmeldir.” diyorlar. Vallahi, benim korkum size yeter. Yani, siz her vesileyle benden bu kadar çekinin yeter benim için de. Ama, size şu tavsiyede bulunuyorum: Lütfen, şu memleket bizim memleketimiz, doğru dürüst kanun getirin.

Şimdi, bakın, getirdiniz, 2/B’de, Orman Kanunu’nda bir değişiklik yaptınız. İşte Tayyip Bey’in geçmişte orman suçuyla ilgili bir cezası bu kanuna göre affedilecek mi affedilmeyecek mi; onu göreceğiz.

Yine, Orman Kanunu’nda 2/B’yle ilgili olarak, sizin, çok önemli mevkilerde bulunan kişiler… Tabii, yani belirli yerlerde bulunan insanlarımız servete doymuyor kardeşim. Ne bileyim ki! Hayret yani! İnsanların bir noktadan sonra servete doyması gerekirken, maalesef doymuyor. İşte basına intikal eden şeyler bu 2/B’lerle ilgili olarak: Sarıyer’de 50 dönüm arazisi olanlar var, Türkiye Cumhuriyeti’nin en güzel coğrafyasında bu orman arazisini işgal etmiş kişiler var. Tabii, burada getirip de son bir önerge veriyorsunuz, ondan sonra da yarın Tayyip Erdoğan çıkacak diyecek ki: “Biz, orman işgalcileri için kanun çıkardık, buna karşı çıktılar.” Birisi de der: “Ya yalancı…?” Yalancı kim? Yani, böyle bir şey yok beyler.

Bakın, bir memlekette yalan söyleyerek, insanları kandırarak politika yapıldığı zaman o memleketin sonu felaket olur. Bakın, bu kürsü bana göre milletin kürsüsüdür. Bu kürsüde yalan söylememek lazım. Sizin, burada çıkıyor, işte… Bir defa, kanunu savunan Bakan kanundan habersiz. Kanunu savunan Komisyon kanundan habersiz. Efendim, diyorlar ki “Biz bu arazileri satmayacağız.” Yahu şimdi, açın Özelleştirme İdaresinin sizin zamanınızda sattığı hazine arazilerine bir bakın bakalım. Kaç tane, kaç metrekare, milyonlarca metrekare hazine arazisini satmışsınız. Şimdi, bu kanunla getirdiğiniz o 2/B ile ilgili diyorsunuz ki: “Orman sahasından çıkarıyoruz, hazine adına kaydediyoruz.” E, hazine adına kaydedilince ne yapacaksınız? Satacaksınız. İşte, Millî Emlak… Ondan sonra, en güzel arazileri getireceksiniz yandaşlarınıza vereceksiniz ve hem de çok düşük bedelle vereceksiniz. Keşke bunlar gerçek, rayiç bedelleri üzerinden insanlara, kişilere satılsa da burada devlet de hak ettiği bir kazancı sağlasa. Maalesef bu da yok. Biraz önce dışarıya çıkarken bir AKP’liye dedim ki: “Yahu arkadaş, bak senin sözcün diyor ki ‘Efendim, biz bu arazileri satmak için bir hüküm getirmedik.’ ama hazinenin adına kaydediyorsunuz.” Dedi ki: “Tamam, yani orman arazisini satmıyoruz ama hazine arazisini de getiriyoruz hazine adına kaydediyoruz, hazine arazisini satıyoruz.” Bu, tabii, şeytanlığın daniskası. Yani, tabii, şimdi, Anayasa’nın o 169’uncu maddesine karşı yapılan en büyük hile.

Şimdi, değerli milletvekilleri, burada birbirimizi suçlamaya gerek yok. Bu memlekette, bakın, yarın öbür gün göreceğiz, bu kanun çıkacak, yürürlüğe girecek ve burada konuşan o sizin sözcünüze, o Bakanınıza, bir gün geleceğiz bu kürsüde diyeceğiz ki: “Sen bu kanunu çıkarırken dedin ki: ‘1 dönüm veya 1 metrekare, orman sahası dışına çıkan araziyi satmayacağız’ dediniz.” ve ondan sonra da eğer satarsanız ve biz de diyeceğiz ki: “Yahu peki kardeşim, yani sen, en azından bir utanma duygusu duymuyor musun?” deriz ama, deme hakkımız var. Ha, siz şimdi dua edin, bu kanun çıktıktan sonra devletin sahillerinde, en güzel yerlerinde, Sarıyer’inde -işte Kemal Bey’in o 50 dönümden falan bahsediyorlar, tabii söylüyorlar, ben de bilmiyorum da, söylüyorlar- eğer bunları kendi adlarına tescil ederlerse siz bilin ki…

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Senin var, Uludağ yolunda senin var!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben 1977 yılında Uludağ’da bir yer aldım arkadaşlar. Bir yer aldım, otuz bir sene sonra…

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Kaçak inşaat var, kaçak inşaat!

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır, hayır, aldım efendim, paramla aldım yahu, tapulu mal. Otuz bir sene sonra… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, 1977 yılında Uludağ’da 3,5 dönümlük, yol üzerinde, tapulu arazi aldım. O arazide “kendin pişir, kendin ye” diye ufak bir restoran vardı ve siz iktidara geldiğiniz için bunun yıkım kararını aldınız ve 45 milyar da para cezası kestiniz.

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-01-15-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
