# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 17 Şubat 2009
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-02-17-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Kamer Genç (Bağımsız), 17 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.312 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine mutat, Salı günü Danışma Kurulu kararı geldi, mutat, ben de yine aleyhte söz aldım. Konuşmamın arkasından yine AKP’li bir grup başkan vekili çıkacak, bize saldıracak ama bize de sataşmadan söz verilmeyecek.

Sayın Başkan, bu Meclis Başkanlığı bana göre çok kutsal bir görevdir. Orada oturunca çok doğru ve dürüst görev yapılması lazım.

Bakın, burada 100 kişi dahi yok, biraz önce “Karar yeter sayısı var.” dediniz. Bunlar hoş şeyler değildir. Dürüstlük insanın özünde olacak, temelinde olacak, icraatında olacak.

SONER AKSOY (Kütahya) – Kâtip üyeler var orada.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ama siz karar alıyorsunuz, saat 21.00’e kadar alıyorsunuz ama bakın, geçen hafta karar aldınız, yine toplantı yeter sayısını bulmadınız. 340 tane milletvekiliniz var. Alın, gelsinler arkadaşlarımız buraya, çalışalım.

Bakın, biz Meclis açıldığı andan kapanıncaya kadar buradayız. Tek bağımsızım. Siz de 340 milletvekilinin 184’ünü, 139’unu bulundurun beyler. Bu sizin göreviniz. (AK PARTİ sıralarından “İşine bak sen.” sesi)

Ben işime bakıyorum, siz işinize bakmıyorsunuz, işinizi benimsememişsiniz.

Tayyip Bey çıkıyor “Yetmiş dokuz senede ne yaptılar?” diyor. Yetmiş dokuz sene, yedi de kendini eklerseniz, 1923’ten beri yani cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne yapılan şeyleri yok sayıyor. Tayyip Bey, senin o giydiğin elbiseyi o yetmiş dokuz sene bu memleketi yönetenler yaptı. İçinde faaliyette bulunulan bu Meclisi, yine o yetmiş dokuz sene iktidarda bulunan cumhuriyet yaptı. Şimdi, nereye getiriyor? Cumhuriyeti yok sayıyor ve Osmanlı Devleti’ne getiriyor.

Beyler, gelin, sizinle o zaman bu milletvekili yeminini tekrar yapalım. Yani milletvekili yemini yapılmış. Milletvekili yemininin gereğini evvela bu çatı altında kaç kişi yerine getiriyor, kaç kişi getirmiyor? Yani namus üzerine yemin etmek bana göre çok ciddi bir olaydır, bu namusun gereğini yerine getirmek çok ciddi bir olaydır ama o yemini ettikten sonra onu yok saymak çok, yine çok ciddi bir olaydır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, yine sözlü sorular cevaplandırılmıyor. Zaten, dediğim gibi, geçen hafta, sorulan sorular cevaplandırılmıyor, doğru dürüst cevaplandırılmıyor. İşte, Kütahya Şeker Fabrikasını sizin milletvekiliniz almış. Bakın, orada 57 tane lojman ve 162 dönümlük arazi Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı adına kayıtlı iken arkasından, o özelleştirmeden sonra, bir sene sonra getiriyorlar, tapuda tahrifat yapıyorlar, Kütahya Çimento Fabrikasına yapıyorlar, bedava mallarına konuyor. Ben zaten o konuda kendisiyle, Kiler ile beraber uçakta gelirken iddiaya girdim. Tapuyu getireceğim, orayı her hâlde bana bağışlayacak; ben de yarısını şehit ailelerine, yarısını Tunceli’deki kurumlara bağışlayacağım.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, bir parlamentoda denetim önemli bir görevdir. Yani, bilmiyorum, denetimsiz bir parlamento bir şey yapabilir mi.

Şimdi, bir Deniz Feneri olayı… Deniz Fenerinde ne kadar bir para toplandığı ortada. Alman mahkemesi karar vermiş, diyor ki: “Şu kadar para toplandı.” Bu paranın esas başmüsebbipleri… Yani vatandaşın o kutsal din duygularını istismar ederek bu paralar toplanmış ve bir kısmı Türkiye'ye aktarılmış. Türkiye'ye aktarılmış ama bunun bir kısmı Tayyip Bey’in ailesine dokunuyor. Yani orada, bakın, bir gemi alması var.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Gemicik, gemicik!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani, Hasan Doğan rahmetli oldu gitti. Bu kişi Tayyip Bey’in oğluna gemi satmış. Bu gemi 4,5 milyon dolar. Şimdi, bu kişiyle beraber Cihan Kamer diye bir kişi kuyumcu, ortak. İstanbul’da, Eyüp’te bir kamu hizmet alanı olan yeşil alanı alıyorlar Hasan Doğan’la Cihan Kamer. Ne yapıyorlar? Orada ticaret alanı yapıyorlar. Sonra yanında 10 dönümlük bir yer gecekondu alanı ilan ediliyor, o fakir fukaranın arazisini bedava alıyorlar. Ne yapıyorlar? Ondan sonra… Cihan Kamer kim? Tayyip Erdoğan’ın mal varlığını ispat edemediği zaman kendisine, mahkemeye ibraz etmek üzere “Efendim, kanıtlanmayan bu mal varlığı bize şu kadar altın getirilerek bozuldu.” diyen kişi. Yani o kadar olaylar birbirine girift oluyor ki ve orada o delili o zaman bilirkişinin birisi dikkate alıyor, ikinci bir bilirkişi tetkikatında dikkate almıyor ve beraat kararı veriliyor, o karar Yargıtaya gitmiyor.

Değerli milletvekilleri, Almanya’da Deniz Fenerinden gelen paranın bir kısmı Tayyip Bey’in oğlunun bacanağının eline geçiyor. Şimdi, bunlar nasıl ispatlanacak? E, buyurun işte, araştırma yapalım, bir araştırma önergesini verelim. Hakikaten bu Deniz Fenerinden ne kadar para geldi? Bu, İstanbul’da, arkadaşlar, o Eyüp’teki arsa niye getirildi yeşil alandan konut alanına çevrildi? Hasan Doğan’ın Futbol Federasyonu Başkanı seçilmesi için, getirdiniz, burada son anda kulüplerin 55 trilyon vergisini affettiniz. Bakın, ne kadar güzel değil mi? Hasan Doğan’ın Futbol Federasyonu Başkanı olması için getiriyorsunuz, ondan sonra 55 trilyon liralık kulüplerin vergi borcunu şey ediyorsunuz. Hasan Doğan, gemisini Tayyip Erdoğan’ın oğluna satıyor; ondan sonra Hasan Doğan’a getiriyorsunuz Eyüp’te 5,5 dönümlük bir arazi veriyorsunuz, devletin kamu arazisini; ondan sonra 10 dönüm de gecekondu araştırma alanı yapıyorsunuz, onu da oraya veriyorsunuz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, geçmişte bir Banko Bilo vardı, bir film vardı, bilmem izlediniz mi? “Banko Bilo” diye bir film…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Banker Bilo…

KAMER GENÇ (Devamla) – Banko Bilo…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Banker Bilo…

KAMER GENÇ (Devamla) – Banker Bilo… Şimdi gemici Bilo çıktı karşımıza. Bu gemici Bilo’yu da bir araştıralım arkadaşlar; tam, güzel bir filmlik olay. Yani şimdi, Almanya’da gidiyorlar, vatandaşın en kutsal düşünceleri, inancı olan din duygularını sömürüyorlar ve orada paralar toplanıyor. Getiriyor, kime vereceğiz? Fakir fukaraya vereceğiz. Ee, fakir fukaraya verilmiyor da birtakım iktidar gücünde olanların mal mülk sahibi olmasında kullanılıyor. Bunları öğrenmek bizim görevimiz.

Çıkıp da meydanlarda… Devletin uçağını kullanarak, bakın, devletin uçağını kullanarak… Bir defa, değerli milletvekilleri, eğer bir siyaset adamı, siyaset yapıyorsa, kongresine gidiyorsa devletin uçağını kullanamaz. Bu, dürüstlüğün bir gereğidir. Efendim, öğrencileri sen topla, getir, soğukta orada beklet, ondan sonra gösteriş olsun diye “Yahu, bu öğrencileri niye getirdiniz?” Eğer sen hakikaten dürüst bir davranış içindeysen o öğrencileri oraya getiren valiyi hemen anında görevden al. Yani böyle şey olur mu? Siz öğrencileri toplayın, getirin, saatlerce beklesin, o soğukta tiril tiril titresin, ondan sonra da çıkıp yiğitlik yapın. Devletin uçağını kullanın, gidin siyaset yapın. E, ben bağımsız milletvekiliyim, hadi ben de şimdi çıkayım meydana. Ben kendi arabamı kullanacağım. Beni gidip de valiler karşılamıyor, devletin arabasını da kullanmıyorum.

Bakın, değerli milletvekilleri, dürüstlük çok önemli bir kavramdır. Dürüstlüğü…

Bakın, ben geçen cuma günü Karşıyaka Mezarlığı’na gittim. Orada hocanın bir lafı çok hoşuma gitti, dedi ki: “Yalancı adamın yeri cehennemdir.” Bakın, “Yalan söyleyenin yeri cehennemdir. Kim yalan söylüyorsa onda insanlık vasfı yoktur.” dedi.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yeni mi duydun? İlk defa mı duydun?

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya, ben bunları biliyordum da siz camiye gidiyorsunuz, bunları diyorsunuz, buna rağmen tersini yapıyorsunuz. Yalan söylemek kadar…

Şimdi, deniliyor ki: “Ben falanca adamları tanımıyorum.” E, bir bakıyorsunuz kendi çocuklarının vekili çıkıyor. E, nasıl tanımıyorsunuz? “E, ben falancayı tanımıyorum.”

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yalan söylüyorsun hep.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, değerli milletvekilleri, insanların, özellikle politikacıların sözüne güvenilir insan olması lazım. Eğer politikacılar sözüne güvenilir insanlar değillerse o memleket zaten bitmiş demektir. Çağınızda ekonomi sıfıra inmiş. Allah’ınızı severseniz, o çocuklarını, işini kaybettiği için, iflas ettiği için öldüren bu insanlar, cinnet geçiren insanlar hiç mi sizi rahatsız etmiyor ya? O kendisini diri diri yakan insanlar, ekonomik sıkıntıdan dolayı, hiç mi sizi rahatsız etmiyor? Ama gidip de Vakko’nun bayiliğini alabilirsiniz, bakan olabilirsiniz. Hem bakanlık yapacaksınız hem Vakko’nun bayiliğini alabilirsiniz. Efendim, hem bakanlık yapacaksınız hem kuyumculuk yapacaksınız. Kuyumculuğu nerede yapacaksınız? Kaçakçılığın en yoğun olabileceği bir free shop mağazasında. ÖTV’yi kaldıracaksınız, daha önce tarh edilmiş ÖTV’leri de sileceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECEP KORAL (İstanbul) – Mezarlığa gidince yerinizi öğrendiniz mi?

BAŞKAN – Buyurun konuşmanızı tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, peki, bu Türkiye Cumhuriyeti’ni kim koruyacak ya?

SONER AKSOY (Kütahya) - Sen varsın ya.

KAMER GENÇ (Devamla) - Vergiyi almayacaksınız, devletin bütün kaynaklarını yandaşlarınıza vereceksiniz. Bakın, geçen pazar, evvelsi pazar İstanbul’daki bir panele katıldım. Orada eski İstanbul Belediye Başkanı dedi ki: “Benden sonra beş bin tane, İstanbul’da, imar değişikliği yapıldı. Yeşil alanların, okul alanlarının, resmî daire yerlerinin, cami yerlerinin imar planı değiştirildi ve bunlar konut alanına çevrildi. Her bir imar değişikliğinden 50 milyon para sağlandı, rant sağlandı.” 250 milyar dolar… Beyler, bu paralar İstanbul’da birilerinin cebine girdi. Bunu söyleyen eski İstanbul Ana Kent Belediye Başkanı. Yahu, gelin bunu araştıralım, araştıralım! Kimin cebine haram para girmişse onun burnundan getirelim. Ama başınızı sallayacağınıza önerge verelim, bunları yapalım. Kim yalan söylüyorsa Allah belasını versin! (AK PARTİ sıralarından “Amin, amin” sesleri) Onun için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – Allah bilir kimin cezasını vereceğini.

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-02-17-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
