# Denizcilik müşteşarlığının kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.257)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mayıs 2009
- **Gündem:** DENİZCİLİK MÜŞTEŞARLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.257)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-05-06-denizcilik-mustesarliginin-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-hukmund-4

> Kamer Genç (Bağımsız), 6 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZCİLİK MÜŞTEŞARLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.257)); konuşma 759 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Konuşacağım efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 257 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 7’nci maddesi yani teklifteki maddenin, Komisyondan gelen hâliyle 7’nci maddenin teklif metninden çıkarılmasıyla ilgili verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum.

Bu önergede, özel tüketim vergisinin, bazı hâllerde, bazı deniz araçlarının kütüğe kaydında müstesna edileceğine dair hüküm var. Hâlbuki, bu Kanun’da, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda, Bakanlar Kurulu gerekli gördüğü takdirde mevcut vergi nispetlerini sıfıra kadar indirmeye veya artırmaya yetkilidir. Şimdi ben buna, işte “Komisyonun bunu bilmesi lazım.” dedim ve Komisyonun buraya getirdiği kanunlarda, bir önceki maddede de bunu söyledim. Sayın Komisyon Başkanı diyor ki: “2’nci madde…” 2’nci maddede de aynı hata yapıldı. Yani 2’nci maddede tabii önergemiz olmadığı için konuşamadık. Dolayısıyla, yani biraz gerçekleri kabul edersek değerli milletvekilleri, bence daha iyi olur. İnsanlar hata yapabilir, bilmeyebilir. Bilmemek ve hata yapmayı kabul etmek de bir erdemliktir. Mesele, bizim, bu Parlamentonun süresini boşuna kaybetmememizdir.

Bakın, şimdi Türkiye’de çok büyük işsizlik var. Bilmiyorum, size insanlar gelmiyor mu? Her gün, her yerden telefon ediliyor; insanlar, “Açım, işsizim, yoksulum, çocuğumu okutamıyorum, hastaneden çıkamıyorum, eve gidemiyorum, dolmuş param yok.” Bırakın, şu Ankara’da, gelip de “Efendim, işte ben falanca yere geldim, cebimde dolmuş parası yok.” diyen vatandaşlarımız var. Herhâlde size gelen yok ki, demek ki siz… Şimdi, böyle bir yoksulluğa, yani insanların böyle bir çok kötü bir ekonomik krize düştüğü bir durumda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin evvela buna çare bulacak tedbirler alması lazım. Evvela bir, ekonomiyi nasıl düzelteceğiz, evvela piyasayı nasıl canlandıracağız, işsizliğe nasıl çare bulacağız... Hükûmetinizin bir bakanı çıktı, dedi ki: “500 bin tane işçi alacağım.” Ee, alsaydın keşke… 500 bin tane işçi alınsaydı ne olurdu? Piyasa canlanırdı, üretim artardı, en azından memlekette işsizliğe bir çare bulunurdu veyahut da esnaf siftahsız dükkânını kapatmazdı; hiç olmazsa, o para piyasaya bir canlılık getirirdi.

E, şimdi, biz işimizi gücümüzü bırakmışız, yatlardan, kotralardan alınacak vergiyi sıfıra indirmek, onları vergiden muaf tutmak… Yani, bir memlekette bu kadar, parlamentosuyla hükûmetiyle bir memlekette bu kadar habersiz bir hükûmet ve parlamento olamaz. Onun için memleketin temel sorunları ortadayken öncelikle o temel sorunların üzerine gidip ona çare bulmak lazım. Ne olacak, 3 tane yabancı gemi, zaten onlarda hakikaten bir vicdan olsa “Ya ben, bu Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde parayı kazandım, getireceğim Türk limanlarına kaydedeceğim, Türk Bayrağı'nı da asacağım ve vergimi de vereceğim…” Efendime söyleyeyim, bunu yapmayan adama da ben de kusura bakmayın “Yahu, sen getir benim bayrağımı taşı.” demeye hakkım da yok yani. O, önemli olan, benimseyecek, ruhen benimseyecek bu şeyi.

O bakımdan, bunları yapmayan insanlara, gelmişiz, işte bir günümüzü buna tahsis ediyoruz. O da gruplar konuşmuyor, işte kişisel konuşmalar da olmuyor. Böylece, buna rağmen bir günümüzü veriyoruz. Eğer bir gün buna rağmen yani milletvekilleri ve gruplar tasarının maddeleri ve tümü hakkında konuşsalardı, bu iki günü de alır, üç günü de alır. Yani demek istediğimiz komisyonlar bir süzgeçtir, bunları süzgeçten geçirmesi lazım.

Şimdi, bir Tüzük değişikliğini getiriyorlar. Yani ben hayret ettim, dün bir muhalefet partisi milletvekili diyor: “Aman bu İç Tüzük değişikliğini getirin.” Yahu, daha İç Tüzük’te, getireceğiniz İç Tüzük değişikliğinde ne yapacaksınız? Bağımsız milletvekili konuşmayacak. Böyle bir şey olur mu yani? O zaman bağımsız milletvekilini konuşturmayacaksanız, o zaman bağımsız milletvekili seçilmeyi Anayasa’dan kaldırın. Yani getireceğiniz iç tüzükte kanunlar yalnız on maddede… Yani tümü üzerinde bir gruplar on beş dakika falan konuşacak, bağımsız milletvekili yerinde bir beş dakika konuşacak, böyle bir saçma sapan yasama faaliyeti olur mu? Yani niye bu kadar rahatsızsınız? Bakın, ben size söyleyeyim. En kısa zamanda buradan tezkereyi alıp bu tarafa geçeceksiniz. Ben iyi biliyorum, yani bu konuda da deneyimli bir insanım. Bugün, değiştireceğiniz bu İç Tüzük, yarına bunun karşısında ciyak ciyak bağıracaksınız. Çünkü bu Parlamentoda parlamenterlerin konuşma hakları olmalıdır, muhalefetin muhalefet etme hakları olmalıdır. E, bunu susturmakla kimse bir yere gitmez. Zaten temel kanunlar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – İç Tüzük’te “temel kanun” hükmünü getirmişsiniz. Yani otuz maddeyi bir maddeyle müzakere ediyorsunuz. Bu daha yetmiyor mu yani?

Onun için, değerli milletvekilleri, gününe göre hareket etmeyelim. Türkiye Cumhuriyeti devleti payidar bir ülkedir. Burada Parlamento devamlı yaşayacaktır. Ben bugün şunu istediğim gibi yapamıyorum telaşı içinde, buradan bu Parlamentonun, milletvekillerinin özgürlüklerini kısıtlamaya hakkınız yok. Biz de -görüyorsunuz işte- çok fazla çıkıp da konuştuğumuz yok ama mümkün olduğu kadar, bazı şeyleri… Mümkün olduğu kadar mantık çerçevesi içinde Parlamento faaliyetlerine katılıyoruz. İşte, dün anlaşmalar çıkmıştı. Daha çiçeği burnunda bakanınız, işte hemen -bakanlarınız da yurt dışına gitmeyi çok da seviyorlar- “Ben Türkmenistan’a gidiyorum, şu iki anlaşma geçsin, konuşma.” dedi. Yani, böyle… Çok seviyorlar yurt dışına gitmeyi. Neyse, tabii, millet bu kadar inim inim inlerken, onların harcırahlı, lüks uçaklarla yurt dışına gitmelerini de tabii kınıyorum.

Peki, teşekkür ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Denizcilik müşteşarlığının kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-05-06-denizcilik-mustesarliginin-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-hukmund-4 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
