# Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 19 Kasım 2009
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427-2

> Kamer Genç (Bağımsız), 19 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 619 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 427 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili olarak verdiğim bir önerge üzerinde, önergemi açıklamak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada geçen “elli” ibaresinin “altmış” olarak değiştirilmesini teklif ettim. Aslında bu fıkra gereksiz bir fıkra çünkü bu fıkrayla getirilen, daha önce, işte 2/2/2009 ile 6/2/2009 tarihleri arasında yapılan yazılı sınavlarda o tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre elli puan alanlar sözlüye giriyordu. Danıştay bunu iptal edince yeni bu kanunla da, işte, sözlüye çağrılabilmesi için yazılıda yetmiş puan alması ilkesi getirildi. Onlar mağdur olmasın diye buraya o eski hâlindeki elli puanın geçerli olduğunu belirtmek için söylüyor ama bence bu gereksiz bir tereddüt, çünkü zaten o zaman yapılan yazılı sırasında yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre uygulanması lazım ve orada elli puan şartı aranır.

Şimdi, tabii, kanunlar böyle… Hükûmet burada tabii temsil edilmiyor; bakan, kim geliyor, kim gidiyor; kanunla ilgisi olmayan kişiler geliyor; olayla hiçbir ilgisi olmayan Hükûmet mensupları gelip de sırada oturunca, yani Hükûmetin bu Türkiye Büyük Millet Meclisine bir değer vermediği, burada artık itibarı da kaybettiği bir kurum hâline geldiği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, bu sorduğumuz sorulara da kimse de doğru dürüst cevap vermiyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, ben dün burada konuşurken dedim ki: “Dersim ilinin ‘Dersim’ olarak yapılmasını ben tasvip ediyorum.” dedim, “Kanun gelirse oy vereceğim.” dedim ama Anadolu Ajansı bir haber geçmiş “Kamer Genç karşı çıktı.” demiş. Yani böyle ahlak kurallarına aykırı bir yayıncılık sistemi olur mu? Tabii, Anadolu Ajansı kime bağlı? Bülent Arınç’a bağlı. Bülent Arınç da tabii beni zor duruma… Herhâlde kendi emri altındaki kuruluşlara tabii ki o şekilde yayın yapması… Artık talimatıyla mıdır, değil midir bilmem ama, yani bunlarla, böyle iftiralarla nereye varırlar, ben anlamıyorum. Ondan sonra da tabii “Vay efendim, Kamer Genç buna karşı çıktı.” Yani bir şeye ya siyah ya beyaz denilmez. Bir konuyu dile getirirken mahzurlarını da söylüyorsunuz, faydalı taraflarını da söylüyorsunuz ama hemen basın onu da tabii… Yani ille bizi, bir yandaş basın da var ya, adamlar bizim böyle ufak bir hatamızı görseler hemen burada diri diri yakacaklar. Zaten diri diri yakmaya alışkın bir zümre! Onun için, istiyorlar ki, bizi diri diri yaksınlar!

Şimdi, değerli milletvekilleri, biraz önce de burada dile getirildi. Şimdi Sayıştay imtihanında mağdur olan kişileri siz telafi yoluna giderken, mesela bu Yaprak Tütün İşletmelerinde -o gün bana gelmişti- çalışan işçilerden 11.500 kişiyi bu Bakanlar Kurulu bir ay sonra kapının önüne koyacak, “4/B’ye göre gidin çalışın.” diyecek. Yahu beyler, yani bu sizin Hükûmetinizin aklı yok mu, nerede! Bir devlette 11.500 kişiyi böyle bir anda mağdur etmek insanlık duygularına sığar mı! Sığar mı, bir söyleyin bakalım. Yani 11.500 işçiyi, öteden beri çalışıyor bu insanlar, üretim yapıyor, üreten insanlar, ondan sonra, keyfine göre, tutuyorsunuz bunları kapının önüne koyuyorsunuz. E, ne olacak bu şimdi? 11.500 kişinin 4’er kişiden şey etseniz 40-50 bin kişi eder. Yani 40-50 bin kişiyi birden mağdur etmenin bir anlamı var mı! Hep yabancı sermayenin, hep yabancı holdinglerin emrine hareket eden bir hükûmet var karşımızda. Böyle bir şey olur mu yahu!

Şimdi, o insanları, evvela tuttunuz… Zaten oraların özelleştirilmesi de hata. Birileri talimat veriyor “Türkiye’de ziraatı bitir, ziraatı öldür.” diyor. Bakın, 4/B’ye göre ne yapacaksınız? Az çalıştıracaksınız. Yani, adamlara 500-600 milyon lira para vereceksiniz, senede iki ay çalıştırmayacaksınız; ne yapacak bu insanlar? Yani, taş mı yiyecek, toprak mı yiyecek, çocukları ne yapacak? Yani, bu kadar ülkenin insanlarının sıkıntılarından kendisini sıyırmış, âdeta toplumdan kaçan bir iktidar durumuna düştünüz.

Şimdi deniliyor ki: “Biz geziyoruz.” Yahu Tayyip Bey senin etrafında o 500 tane polis olmasa bakalım halkın içine girer misin! Gel bakalım gezelim. 500 tane polisle geziyor, üç tane uçağı var, iki tane helikopteri var, ondan sonra gez, ne olacak yani!

AYHAN YILMAZ (Ordu) – Devletin onlar. Kendininmiş gibi konuşuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Onun için, böyle, insanlara işkence yapılmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
