# Grup önerisi hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 8 Aralık 2009
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-12-08-grup-onerisi-hk

> Kamer Genç (Bağımsız), 8 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 1.196 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Tabii bu grup önerisinden önce, Cumhuriyet Halk Partisiyle MHP Grubunun önerileri vardı. Bu önerilerde, Tekel tütün depolarında çalışan işçiler mağdur ediliyor, bu insanların mağdur edilmemeleri, yıllarca emek vererek, üreterek, bu ülkenin ekonomisine verdikleri bu emeklerle büyüyen bu ekonomiyi bir yandan buraları özelleştirerek bu insanları sokağa atmamak gerektiği vurgulanıyor. Ama, AKP adına konuşan arkadaşlarımız sanki kendi memleketlerinde bunlar işçi tanımıyorlar diye “Ne olacak yahu! 12 bin tane işçi… At dışarıya, gitsin. At kapıya, gitsin. Ne olacak 12 bin işçi olmasa!” diyor. Yahu! Haksız yere 1 işçinin görevine son vermek en büyük zulümdür, en büyük insafsızlıktır, en büyük gaddarlıktır; değil 11 bin kişi, 12 bin kişi!

Şimdi, yıllarca bunlar bu memleketin ekonomisine katkıda bulunmuşlar, üretiyorlar. Ondan sonra sen gelmişsin birtakım holdinglere, patronlara, kendi yandaşlarına devletin malını peşkeş çektirmek için bunların görevine son veriyorsun. Devlet tabii ki buna para ödeyecek. Tayyip Erdoğan’a diyorlar ki: “Bizim işimizi hallet.” “Yahu bedavadan para alıyorsunuz.” diyorsunuz. Peki, Tayyip Bey, nereden bunlar bedavadan para alıyorlar? Sen iş verdin mi bunlara da bu insanlar yapmadılar, bedavadan para aldı!

Yani, Türkiye Cumhuriyeti devletinde değil, hiçbir ülkede bir devleti yöneten bir kişi bu kadar mantıksız, akılsız, bir emekçiye hitap edemez: “Efendim, çalışmıyorsunuz.” diyor. Sen çalıştır işte! Çalıştır da adam emeğinin karşılığını alsın. At dışarıya, kolundan tut… At dışarıya, ondan sonra da adamın, emeğin hakkını verme!

Arkadaşlar, bu özelleştirmeyi yıllarca… Cumhuriyet kurulduğu zaman devletin bir iğne yapacak fabrikası yoktu, bir bez yapacak şeyi yoktu. İşte, bu KİT’ler kanalıyla bunlar yapıldı, Telekomlar, o büyük kurumlar ama siz geldiniz ne ettiniz? Sanki özelleştirmek büyük bir güzellikmiş de, sanki Türkiye için büyük bir hayır işiymiş de bu özelleştirmeyi bu kadar övüyorsunuz. Özelleştirince ne oluyor? İşte, neoconcularla birleşiyorsunuz Türkiye'nin ekonomisini öldürüyorsunuz. Bunda övünecek bir şey yok ki! Onun için tabii sizin felsefenizde, sizin inancınızda işçiye, emeğe, alın terine pek değer olmadığı için, siz nasılsa bedava para kazanan zihniyetle iş birliği yapan bir kitlesiniz. Dolayısıyla, sizin düşüneceğiniz o emekçi insan değil, o tabii, emekçinin birikimiyle kazanılan değerlerin bedava sizin yandaşlarınıza kanalize edilmesidir. Sizin üzerinde durduğunuz konu bu.

Şimdi, AKP grup önerisinde getirilen KEY ödemeleri, konut edinme yardımları… Evet biz de bunu istiyoruz ama siz daha geçenlerde bunu getirdiniz, altından çıkamıyorsunuz. Yani doğru dürüst bir kanun düzenlemesini getirmiyorsunuz, böyle enine boyuna tartışılmadan getiriyorsunuz -uygulamada o kadar büyük haksızlıklar oluyor ki- arkasından hemen bu kanun tasarısını yeni bir kanun tasarısıyla takviye etmek istiyorsunuz. İşte, bunlar burada enine boyuna müzakere edilseydi bu duruma gelmezdi.

Tabii, en önemlisi, bu arada çok büyük bir soygun aracı olan İmar Kanunu var. Yani KEY, çek önemli de ama bunların arasına sıkıştırdığınız o İmar Kanunu var. O İmar Kanunu’nu daha dağıtmamışsızın bize, milletvekilleri olarak bilmiyoruz. En büyük yolsuzluk ve soygun nerede var? İmarda var. Bu imarın bugün en büyük etkisini verdiğiniz TOKİ’dir. TOKİ’de şimdi, vurulan vurgunlar dünya tarihinde görülmemiştir; değil Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, dünya tarihinde görülmemiştir. Daha geçen hafta işte, Cemil Çiçek’in damadına 1 trilyon 800 milyar liralık iş veriliyor TOKİ tarafından, o da getiriyor bunu 300 milyar liraya bir başkasına veriyor ve bir anda 1 trilyon 500 milyar lirayı alıp cebine koyuyor! Böyle bir şey olur mu? Daha bunu incelesek var ya… Bu daha bir diş kovuğunu doldurmayacak küçük bir iş; bunun binlerce, on binlerce katı kadar suistimaller var.

Şimdi, Türkiye'nin en güzel arazilerini, en güzel yeşil alanlarını, devletin en büyük ihalelerini getirip TOKİ’ye veriyorsunuz. TOKİ’de denetim yok, eskiden Sayıştay denetimi vardı, onu kaldırdınız. Peki, burada yapılan işler usule uygun mudur, değil midir; burada soygun var mıdır, yok mudur nasıl tespit edeceksiniz?

AHMET YENİ (Samsun) – KİT Komisyonu denetliyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim, KİT Komisyonu kendisini denetlemiyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Biz denetliyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) – KİT Komisyonundakiler, evvela… Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun gelen sağlıklı raporları var mı? Abdullah Gül’e bağlı olan Devlet Denetleme Kurulu memlekette bu kadar suistimaller var da doğru dürüst denetliyor mu? Yalnız sivil toplum örgütleri eğer sizin iktidarınıza karşıysa hemen onların başına salıyor, “Git onları denetle.”

AHMET YENİ (Samsun) – Bütün partilerden üye var orada.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani bakın, değerli milletvekilleri, bu TOKİ’de dönen oyunları bir bilmemiz lazım. Şimdi, getirdiğiniz bu İmar Kanunu’yla kime ne avantajlar sağladığınız burada enine boyuna tartışılmadan, burada devletin en kıymetli arazilerinin yok pahasına birtakım yandaşlara verildiği burada araştırılmadan… Bunlar, denetim de olmadığı için, işte, devletin bütün kaynakları yandaşlara gidiyor.

İşte, diyorum, bakın, şu Eskişehir Yolu’nda eskiden kaç tane gökdelen vardı? Şimdi, o gökdelenleri yapanlar… İşte, size, İktidarınız döneminde dönen fırıldaklarla, elde edilen yolsuzluklarla, haksız olarak kazanılan paralarla dikilen o gökdelenlerdir. Bunları araştıralım.

Niye bunları vergi incelemesine tabi tutmuyorsunuz? Niye Tayyip Erdoğan vergi idaresinin özerkleşmesini istemiyor? Çünkü eğer bir memlekette vergi idaresi özerkleşirse, o zaman siyasi iktidara rant sağlayanların boğazına yapışacak, onlardan vergi alacak. Ama şimdi ne yapıyorsunuz? Doğru dürüst bir vergi incelemesini yapmıyorsunuz. Niye? Ee, çünkü Bakanlığın emrinde!

Siz, gidiyorsunuz, Citibank’ın 3,5 milyar dolarlık vergisini bir anda Merkezî Uzlaşma Komisyonunda siliyorsunuz, ondan sonra da size karşı siyasi bir mücadele veren insanların başına da vergi elemanlarını salıyorsunuz, onların canını alıyorsunuz. Onun için, yani Türkiye sizin İktidarınızda bir korku ülkesi hâline geldi.

İşte, daha -ben konuşmamın başında tabii söylemeyi unuttum- dün 7 tane canımızı, kardeşimizi şehit ettik. Bu, bizim canımızın, ruhumuzun, can damarımızın kesilmesi kadar bize acı veriyor. Ülkeyi yönetemez durumdasınız.

Size tavsiyem şu: Bu memleketi yönetemez durumdasınız, sokaklar yaşanmaz hâle geldi; lütfen şu iktidarı bırakın gidin. Çünkü eğer bir memleketi yöneten insanlar o memleketi yönetmiyorlarsa, biraz da sorumluluk taşıyorlarsa bırakıp gitmesi lazım. “Ben beceremiyorum arkadaşlar yahu!” Yani, bu neye benziyor? Bir uzman doktor, karşısına gelen bir ameliyatı beceremiyor. Buna düşen şerefli ve haysiyetli şey nedir? “Ben bu ameliyatı beceremiyorum…”

Bir devleti yönetemez duruma geldiniz. Sokaklar gezilmez hâle geliyor. İnsanların can güvenlikleri kalmamış. Bu neden dolayı geliyor? Sizin başarısız ve basiretsiz yönetiminiz sayesinde gelmiş. Yani, çıkıp da basını karşınıza alıyorsunuz…

Akşam Tayyip Erdoğan Amerika’da basın toplantısı yapıyor, bütün televizyonlar saatlerce onun basın toplantısını veriyor. Bu nerede görülmüş? Söylediği de bir ceviz kabuğunu dolduran bir şey yok. Ama saatlerce bizim bütün basın organları, televizyonlar onu veriyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanını dinliyorlar.

KAMER GENÇ (Devamla) – Hangi ülkede böyle bir şey olur? Hangi ülkede böyle bir şey olur? Ondan sonra da şimdi, burada, maalesef…

Türkiye’yi ekonomisiyle batırdınız; güvenliğiyle batırdınız, insan haklarıyla batırdınız, maliyesiyle batırdınız; ülkeyi yönetemez hâle getirdiniz. Tarikatçılara ve cemaatçilere teslim oldunuz. Yani, bir savcı çıkıyor Erzincan’da bir soruşturma açıyor. Vay efendim, size dokundu diye savcının canına okuyorsunuz. Böyle bir şey olur mu yahu? Savcıyı görevinden alıyorsunuz, hemen soruşturma açıyorsunuz. Herkesin telefonunu dinliyorsunuz. Niye? Korkunuz ne yani? Neden korkuyorsunuz? Demek ki, arkanızda çok kirli çamaşırlar var. Demek ki, kirli çamaşırlarınızın meydana çıkmasından korkuyorsunuz. Alnı açık olan insanların çıkıp da toplum içinde alnı açık gezmeleri en istenebilir bir davranış. Ama, siz ne yaptınız? Her yönüyle ülkeyi çökerttiniz.

Bakın, İstanbul Belediyesinde yeşil alan bırakmadınız yahu, yeşil alan! Sizin zamanınızda yapılan imar yolsuzluklarının hesabını veremiyorsunuz ki. İşte sizinkiler diyor ki: “Geldikleri zaman 5 bin tane imar değişikliğini yaptılar ve 250 milyar dolar suiistimal oldu, rant oldu.” Bunlar bizim söylediğimiz değil sizin, orada belediye başkanlığı yapan kişilerin söylemleridir. Onun için, gerçekten, hakikaten biraz sorumluluk duygusunu Türkiye’ye karşı duyuyorsanız bence, şu iktidarı bırakın, kısa bir zamanda erken seçime gidin, bu millete deyin ki: “Biz bu memleketi yönetecek durumda değiliz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-12-08-grup-onerisi-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
