# Tunceli ilindeki tedaş'ın özelleştirilmesi hakkınıda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 10 Şubat 2010
- **Gündem:** TUNCELİ İLİNDEKİ TEDAŞ'IN ÖZELLEŞTİRİLMESİ HAKKINIDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-02-10-tunceli-ilindeki-tedas-in-ozellestirilmesi-hakkinida

> Kamer Genç, 10 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUNCELİ İLİNDEKİ TEDAŞ'IN ÖZELLEŞTİRİLMESİ HAKKINIDA); konuşma 1.090 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu milletvekillerinin, faili meçhul cinayetlerin araştırılması ile ilgili olarak verdiği bir araştırma önergesinin gündeme alınması konusunda İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verdikleri bir önerinin lehine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devleti, maalesef, kurulduğu günden beri, bu devleti hazmetmeyen, bu devlette devamlı insanları birbirine düşman kılmayı hedef edinen birtakım güçler oluşmuştur. Bu güçlerin de katkıları ile Türkiye’de uzun zaman silahlı eylemler cereyan etmiştir. Bu silahlı eylemler sonucunda Türkiye’de uzun zaman hem iç olaylar hem dış olaylar olmuş, uzun zaman sıkıyönetim ilan edilmiştir, uzun zaman olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Sıkıyönetim ve olağanüstü hâlin bulunduğu dönemlerde temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, demokrasi işlenmemiş, hak ve özgürlük arama, özgürlüklerde büyük miktarda sınırlamalar getirilmiştir. Ta cumhuriyetin kurulduğu tarihlerden beri olayı incelerseniz, işte, 1935 yılına kadar “Dersim” olan benim ilim 35’te “Tunceli” olarak değiştirilmiş. 1937 ve 38 yıllarında, burada girişilen bir askerî harekât sonucunda, zaten herkesin de artık son zamanlarda öğrendiği gibi, birçok haksız, masum insanlar öldürülmüş, birçok güvenlik kuvvetleri de maalesef o sırada ölmüştür.

Şimdi, tabii, Türkiye, böyle bir coğrafyada, böyle bir tarihî olaylarla karşı karşıya kalmış. Özellikle 1990’lardan sonra, 1980’lerden sonra -12 Eylülden sonra daha doğrusu- Türkiye, maalesef... 12 Eylül idaresi çok zulümce bir idare uygulamış. Bu memlekette, işte çok değişik bir militarist düşünceyle hareket edince büyük işkenceler yapılmış, haksız adam öldürmeler yapılmış ve bunun üzerine de birçok vatandaşlarımız faili meçhul cinayet olarak bilinen şekilde ortadan yaşam haklarını kaybetmişlerdir.

Bence, bunların bir an önce araştırılması, haksız olarak öldürülen kişiler tespit edildikten sonra Meclisimizin bir kanun çıkararak ta 1935’lerde, 38’lerdeki o bizim Tunceli olayını da kapsayacak şekilde bir kanunla bu insanlardan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir özür dilemek suretiyle tarihi… İşte memleketimizdeki bu anormal şartlar nedeniyle böyle bir ülkede bu insanlara haksızlık da yapılmış, bunların ölümlerine sebebiyet verilmiş, faili meçhul şekilde öldürülmüş. Dolayısıyla bu işi de kapatarak... Çünkü bu olay, bir an orada ortada kalınca insanlarımız, birçok insanlar, özellikle birçok Türkiye’yi karıştırmaya çalışan güçler de bu olayları hep gündemde tutturmak suretiyle, işte, yeni yetişen gençlerimizi, işte askere de polise de devlete de karşı bir düşman bir ortam yaratmak üzere hep gündemde tutarlar. Bence Meclisin bu konuya el atması ve burada bir yücelik göstermesi lazım. Bundan çekinmemek gerekir. Bu, devletimizin, ileride, milletimizin içinde huzurun sağlanması için, güvenin sağlanması için, insanların birbirine güven sağlaması için atılması gereken bir adım olduğu gibi, bundan sonra da herhangi bir kamu görevi yapan kişilerin, ki, bu arada faili meçhul cinayetler araştırılırken, buna sebebiyet verip de şimdi yaşayan insanlara da verilmesi gereken, yasaların emrettiği ağırlıkta ceza da verilmesi gerektiği şeklinde bir düzenlemeye gitmek suretiyle, bundan sonra masum vatandaşlara, görevi olmadığı hâlde insanlara işkence eden, insanları öldüren insanlara da, onlara da bir ders olur ve bundan sonra da bu gibi olaylara bu insanlar cesaret edemezler.

Değerli milletvekilleri, tabii, mesela benim ilimde de çok olaylar oldu. Mesela bir 1993, 94’lerde Selin ve Işık ailelerinde 7 kişi, vatandaşımız kayboldu, Tunceli’nin içinde kayboldu. Bir doktor, bir avukat arkadaşımız birileri tarafından getirildi, Tunceli’ye yakın bir yerde öldürüldü, cesetleri orada bulundu. Bu insanlarımızın failleri bulunmadı. Birçok faili meçhul cinayetler var.

Bizim ilimizde özellikle bir “Yeşil” diye bir kişi vardı, bir de “Bozo” diye bir adam vardı. Bunlar özellikle devletin güvenlik kuvvetleriyle iş birliği yapmak suretiyle, çok anormal, çok insanlık dışı uygulamalar yaparak çok insanların kanına da girdiler, çok büyük sıkıntılar yaratıldı. Bunlar, tabii, zaman zaman bu kürsüde dile getirildi ve bunun bir an önce sonunun gelmesi için bence bu önergenin en seri şekilde gündeme alınarak bunun üzerinde ciddi çalışmalar yapmak lazım.

Meclisin birinci görevi, ülkede huzur ve güveni sağlamak, yoksa burada getirip de bilmem falanca devletle ilgili anlaşma tayin etmek veyahut da bilmem yeni yeni bir terör, yeni yeni bir karanlık rejimleri getirecek düzenlemeleri yapmak bu memlekete fayda getirmez değerli milletvekilleri. Onun için, ben, bu önergenin bir an önce gündeme alınmasını istiyorum ama maalesef şimdi AKP Hükûmeti bunlarla uğraşmıyor. Şimdi ne yapıyor? Kendisine karşı olan güçleri cezalandırmak için her türlü şeyin peşinde koşuyor. Mesela şimdi, Erzincan Cumhuriyet Savcısının bir uygulaması var. Kendisine bir ihbar yapılmış. Bu ihbar sonucunda savcı orada bir görevini yapıyor. Bu sırada, şu anda Eskişehir Jandarma Alay Komutanı da orada Jandarma Komutanı. Onunla beraber, yapılan ihbara konu suç unsuru konularda araştırma yapmış, görevini yaparken birileri araya giriyor, bu yetkiyi, biliyorsunuz, Erzincan Cumhuriyet Savcısından alıyor, Erzurum Cumhuriyet Savcısına veriyor, ki haksız veriliyor bunlar. Şimdi, ne oluyor? Eskişehir’deki Jandarma Alay Komutanı, işte Fethullah Gülen cemiyetine, İsmailağa cemiyetine karşı bir olayın içinde görevini yaptığı için içeriye alınıyor. Şimdi, bununla, Türkiye’de bir barış sağlanabilir mi? Yani ille Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırıp da bir cemaat devletine doğru bir görev yapan insanların önünü kesmeden Türkiye’de demokratikleşme olur mu? Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi nedir? Laiktir, çağdaştır, uygardır. Şimdi, bu laikliği ve çağdaşlığı maalesef hazmetmeyen bir güçler var. Bu güçler ne yapıyorlar? Ama bugün gücünü bu Hükûmetten alıyorlar ve maalesef, Amerika’nın Utah şehrinde -Türkiye’den polisler gidiyor oraya, bu polisler orada eğitim görüyor- Türkiye’de Ergenekon’daki birtakım belgeler oradan üretiliyor. Bunlar tabii uzun uzadıya anlatılması gereken şeyler. AKP söylemlerinde barıştan, insan haklarından, kardeşlik projelerinden bahsediyor ama maalesef uygulamaları bunun tersine.

Şimdi, Abdullah Gül Bey, çıkmış barıştan bahsediyor, hukuktan bahsediyor…

ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) – “Abdullah Gül” değil “Sayın Cumhurbaşkanı” de.

KAMER GENÇ (Devamla) – Neyse canım, sen ne dersen de!

Şimdi, geçen gün Abant İzzet Baysal Üniversitesine bir rektör atıyor arkadaşlar. Şimdi, bu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin nasıl kurulduğunu herkes biliyor. Oradaki bir mütevelli heyetinin güçleriyle şey edilmiş ve orada o üniversite mensuplarının büyük bir çoğunlukla seçtiği kişiyi bir tarafa atıyor, AKP’li iki milletvekilinin gidip de kendisiyle beraber yemek yediği kişiyi atıyor. Üstelik de bu atamaya, rektörlüğe atama yetkisine sahip değil.

Şimdi, Abdullah Bey, ben sana soruyorum: Sen o Cumhurbaşkanlığı makamına geldiğin günden beri hangi eylem ve işlemin, hangi düzenlemen hukuka, Anayasa’ya, o üzerinde yemin ettiğin Anayasa’ya uygun bir düzenleme yaptın? Sen de AKP’nin bir elemanı gibi, AKP gibi, cemaatlerin adamları gibi, kim, ne varsa devletin en iyi yerlerine getiriyorsun.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkanım, Cumhurbaşkanına hakaret etmeye devam ediyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu hakaret değil, icraatını söylemek hakaret değil.

AHMET YENİ (Samsun) – Cumhurbaşkanına hakaret etmeye devam ediyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Dolayısıyla yani sen çıkıp da bana “Ben tarafsız bir cumhurbaşkanıyım. Efendim, ben bu devletin başıyım, eğer devlet kurumları arasında bir çatışma olursa ben bunu yola getiririm.” diyemezsin çünkü icraatların ortada. Senin zamanında 30 tane rektör atanmış, 14’ünün sırasını değiştirmişsin.

İşte YÖK Başkanlığına getirdiğin kişi, yani yüz tane şahit lazım kardeşim, yüz tane şahit lazım… Türkiye’de eğitimi bitirmeye çalışıyor.

Şimdi, burada, işte, Meclis Başkanı Mehmet Ali Bey Meclisteki grupları topluyor, diyor ki: “Herkes sorumluluk duygusu içinde hareket etsin.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “Tunceli ilindeki tedaş'ın özelleştirilmesi hakkınıda”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-02-10-tunceli-ilindeki-tedas-in-ozellestirilmesi-hakkinida (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
