# İçtüzük 63'e göre

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mart 2010
- **Gündem:** İÇTÜZÜK 63'E GÖRE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-03-23-ictuzuk-63-e-gore

> Kamer Genç, 23 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜK 63'E GÖRE); konuşma 1.187 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani benim kafama göre karar verseniz daha isabetli olur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu kararı üzerine söz almış bulunuyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Dün Libya’dan bir vatandaş bana telefon ediyor, diyor ki: “Burada bizi çalıştıran firma paramızı ödemiyor ve 350 tane Türk vatandaşı burada, Libya polisi başımıza tabanca dayamış, zor durumdayız.” Ben telefonunu veriyorum: 218 924148102.

Yani görüyorsunuz, vatandaş ta Libya’dan benim cep telefonumu buluyor ve derdini bana anlatıyor ama Türkiye’de hükûmet yok ki arkadaşlar, vatandaşın işleriyle ilgilenen hükûmet yok ki!

Şimdi, Danışma Kurulu kararı Meclisin çalışmasını düzenleyen bir karardır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Anayasa değişikliğini yaptık, kamuoyuna gitti, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi lazım. Niye bununla ilgili kanunu çıkarmıyorsunuz? Geçen gün Anayasa Komisyonuna gittik. Benim ta 2007’de verdiğim bir teklif var, ele almadılar, birisi orada diyor ki: “Acelesi yok.” Abdullah Gül yarın öldü ne yapacaksınız? Ne oldu? Diyecek misiniz ki yahu Türkiye Büyük Millet Meclisi iki buçuk senedir Mecliste bir Cumhurbaşkanının seçilmesine ilişkin kanun çıkarmıyor? Yani bu kadar konulardan uzak, konularla hiç ilgisi olmayan, Türkiye’nin gerçeklerinden uzak bir parlamento olmaz.

Şimdi, bir Anayasa değişikliğini attınız ortaya. Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, ekonomi çökmüş, iç ve dış borç almış yürümüş, işsizlik almış yürümüş. İnsanlar, gördünüz işte, evinin damına çıkıyor, adam çıkıyor, karısı çıkıyor, oğlu çıkıyor, kızı çıkıyor “Açım, ben kendimi atacağım.” diyor. Her gün Meclise birçok insanlar geliyor “Biz açız.” diyor. İşsizlik almış gitmiş. Şimdi, bu kadar, büyüme bakımından, dünyada büyüme bakımından, son sırada, en eksi büyümeyle malul bir Türkiye. Efendim, Türkiye, borçları, iç ve dış borçları en yüksek olan ülkelerden birisi. Belki kısa zamanda da memur maaşları bile ödenmeyecek bir ekonomik çöküntü içinde olan bir devletin, bir hükûmetin… Sırf bu gündemi değiştirmek için Anayasa değişikliğini getiriyorlar. Ya, şimdi, bugün evvela, temel, yani esas ihtiyaç duyulan kısım Anayasa değişikliği mi?

Şimdi, öyle bir şeyler söyleniyor ki, Tayyip Bey diyor ki: “Efendim, hâkimler hakkında hâkimler karar veriyorsa milletvekilleri hakkında da milletvekilleri cezalandırma kararı versin.” Yahu şimdi, bakın, sayın milletvekilleri, yani ben ilkokuldaki bir öğrencinin böyle bir mantık yürüteceğini kesinlikle kabul etmiyorum. Ya şimdi Anayasa’mız var, o Anayasa’da, okuma yazması olan kişi okur, bakar ki yargılama yetkisi Türk milleti adına yargıya aittir yani sen nasıl oluyor da diyorsun ki: “Beni yargı yargılayamaz Meclis yargılasın.”

Şimdi, getirmişsiniz bir kanun maddesi, şimdi, sayın milletvekilleri, bir Anayasa değişikliği, hem de Anayasa değişikliği; diyorsunuz ki: “Efendim, Türkiye Büyük Millet Meclisi partilerin kapatılmasına karar verir.” Bundan daha mantıksız, akılsız, tutarsız bir teklif olur mu ya? Yani şimdi nasıl olur, hangi parti hangi parti hakkında kapatma kararını verecek? Ya insanlar bir teklif getirdikleri zaman bunda bir akıl olacak, bir mantık olacak, bir izan olacak, bir fâm olacak yani hukukun bir dayanağı olacak. Dünyanın neresinde bir siyasi parti diğer bir siyasi parti tarafından kapatma kararı verir? Yani bunu, eğer bu kamuoyuna teklif diye sunan bir irade, bir düşünce varsa, benim onunla hiçbir konuda müşterek bir tarafım olamaz yani hiçbir tarafta müşterek bir tarafım olamaz çünkü bu kadar yetersiz, hafif, hukuka uymayan bir olayla, abesle iştigal demektir. Yani olur mu yahu? Şimdi, Meclis bu kadar... Yani siz “Koskoca iktidar partisiyiz.” diyorsunuz ve 340 milletvekiliniz var. Yahu, hiç mi biriniz “Yahu arkadaş, böyle bir teklif yapamayız, bu olmaz...”

Şimdi, diyorsunuz ki: “Anayasa Mahkemesini kaldıracağız, Cumhurbaşkanı 19 üyesi hakkında karar versin.” Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin yapısı belli. Türkiye’de, işte Meclisin seçtiği kurullar var. İşte, RTÜK... RTÜK’teki dönen keyfîlikler, hukuksuzluklar yani nerede dönüyor? Ben bir televizyona çıkmışım. Televizyonda, neymiş, efendim, AKP’yle ilgili, aleyhine bir iki laf etmişim. Benim açıklama yaptığım televizyona bir uyarı cezası geliyor. Kim tarafından veriliyor? Bülent Arınç tarafından veriliyor çünkü Bülent Arınç’ta yiğitlik varsa, çıksın karşıma, televizyonlarda konuşalım. Öyle devletin borazanı, Bülent Arınç’ın borazanı olan o TRT’de… Onu da getirsin, çıkalım, orada konuşalım.

Arkadaşlar, insanlar evvela dürüst davranmalıdır, dürüst icraat yapmalıdır, dürüst olmalıdır yani bir yandan çıkacaksınız her türlü soygunu yapacaksınız, her türlü suistimali yapacaksınız, her türlü keyfîlikleri yapacaksınız, bunları dile getiren adamları da susturmaya çalışacaksınız.

Şimdi, bana, vatandaşın birisi mesela bana bir yazı göndermiş, diyor ki İstanbul Belediyesi hakkında: Kamu İhale Kanunu’na aykırı tam yirmi tane ihale yapmış. Yirmisinin de iptali için Danıştaya dava açmış ve kazanmış ama İçişleri Bakanı bunlar hakkında soruşturma kararı vermiyor. Bakın, bir tanesi şu: Şimdi, İstanbul’da bir üst geçit yapmış. Bu üst geçit eski Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın evini kapatmış meğer Rahmetli Hasan Bey de Tayyip Bey’e demiş ki: “Yaptığınız üst geçit benim evimi kapattı.” Hemen gitmişler; 4,5 trilyon lira harcadıkları o üst geçidi yıkmışlar getirmişler başka bir yere yapmışlar.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın bu millette insanlar aç, işsiz, para bulamazken, yani sen bir tane kişinin… Kaldı ki, sonra, o projeyi yaparken aklın nerdeydi? Bir üst geçit yapıyorsun, Tayyip Bey’in dostu, rahmetli Hasan Doğan’ın evini kapatıyor diye gidip o üst geçidi -Ünverdi aynı zamanda- yıkıyorsun. Tabii, biz biliyoruz Hasan Bey’le bu ilişkisini çünkü Hasan Bey’i Futbol Federasyonu Başkanı seçtirmek için Tayyip Bey, kulüplerin 45 trilyon liralık vergi borcunu affetti. Sonra, o bir tane, Tayyip Bey’in oğlunun aldığı gemicik var biliyorsunuz, herhâlde onlardan, o gruptan satın alındı. Yani işte siciliniz bu, kimliğiniz bu, geçmişiniz bu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yani Türkiye gerçekten çok büyük karanlıklara döneminizde gidiyor. Böyle bir şey olur mu? Bir defa, bir gizli tanık çıkarmışsınız ortaya. Gizli tanık olarak, en namuslu, en masum insanları onların verdiği gerçek dışı beyanlara göre tutuyorsunuz hapislere tıkıyorsunuz.

Yine, özel görevli mahkemeler… Devlet Güvenlik Mahkemesini kaldırdınız ama Türk Ceza Kanunu’nun 250 ve 251’inci maddesine göre özel yetkili mahkemeler getirmişsiniz. Bunların içinde, bu özel yetkili mahkemelerin içinde bir kısım size çok yakın olan hâkim ve savcılar var ve bunlar Türkiye’de insan haklarını ayaklarının altına almışlar. Bir bakıyorsunuz, işte, Erzincan’daki Cumhuriyet Başsavcısı, yani ortada hiçbir neden yokken tutuluyor, içeriye atılıyor. Geçen gün avukatını dinledim, “Yahu, Allah rızası için, 12 tane hakkında gizli tanık var, on iki tane klasör var, torbalar dolusu evraklar var. Üç gün içinde altmış sayfalık hakkında iddianame hazırlandı.” diyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bir memlekette eğer hukuk bu kadar ayak altına alınırsa bu memlekette herkesin yaşama şansı rizikoya girer. Siz bugün iktidardasınız. O mesele değil. Zaten şurada bir sene sonra da seçim var en geç, uzatsanız bile. Ama yarına, bu sizin zamanınızda çıkan kanunların, insan haklarına, insan haysiyetine, demokratik hukuk sistemine ne kadar büyük bir katliam olduğunu göreceksiniz. Böyle bir şey olur mu? Gelin, hemen o özel tanıkla ilgili kanunu kaldıralım, özel mahkemeleri kaldıralım. Her mahkeme kendi alanları içinde karar versin arkadaşlar. Yoksa, İstanbul’daki kişi gidip de Tunceli’deki adamı tutuklayıp getiriyor. Ne gerek var? Oradaki de hâkim değil mi?

Değerli milletvekilleri, şimdi Tayyip Bey diyor ki: “Yasama ve yürütme yargının kuşatması altında.” Böyle bir şey olur mu sayın milletvekilleri? Anayasal rejim var. Anayasa’mızda ne diyor? Kuvvetler ayrılığı var. Kuvvetler ayrılığında yargı yetkisi kime aittir? Yargıya aittir. Peki, senin Anayasa’nda diyor ki: “İdarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine tabidir.” Yine Anayasa’mıza göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkardığı kanunlar Anayasa Mahkemesi denetimine tabidir. Peki, sen Anayasa’yı okudun mu, okumadın mı? Okudunsa... Ben bir de diplomasını da şey ediyorum Tayyip Bey’in, nereden mezun o diplomasını da özellikle istiyorum yani...

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi be! Hadi be!

SUAT KILIÇ (Samsun) – Onun diplomasını konuşmak sana düşmez. Haddini bil!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yok, yok… Onu öğrenmek istiyorum, hangi üniversiteyi ne zaman bitirmişse o diplomayı da isteyeceğim ben. Yazılı soru önergesi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “İçtüzük 63'e göre”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-03-23-ictuzuk-63-e-gore (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
