# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (CHP, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim
- **Tarih:** 13 Temmuz 2010
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-07-13-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm

> Kamer Genç (CHP), 13 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 615 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın arkadaşım Şerafettin Halis kardeşimin, Tunceli’nin isminin eski ismi olan “Dersim”e çevrilmesi konusunda verdiği kanun teklifinin 37’nci maddeye göre gündeme alınması konusundaki teklifi üzerinde söz istedim.

Ben, “Tunceli” isminin “Dersim” olarak değiştirilmesine karşı değilim. Ancak, bu arkadaşım bu kanun teklifini verdikten sonra Tunceli’ye gittim, insanlara sordum: “Dersim mi olsun, Tunceli mi olsun?” Bir kısmı “Dersim olsun.” dedi, bir kısmı “Tunceli kalsın.” dedi. Bence bu gibi şeylerde yapılacak en sağlıklı iş plebisit yapmak, yani gidip vatandaşlara sormak: “Bu şehrin ismi Dersim mi olsun, Tunceli mi olsun?” Bana göre en sağlıklı şey budur.

Tabii, Dersim, zihinlerde acılarla dolu bir bölgemiz. 37-38 olaylarında çok büyük bir katliam olmuş, bir askerî harekât yapılmış, orada masum, çocuk, kadın, erkek denilmeden birçok insanlar yakılmış. Zaten bu artık, bir gerçek. Benim de bu konuda bir kanun teklifim var yani işte o 37 ve 38 askerî harekâtta haksız olarak öldürülen, idam edilen, yerinden edilen insanlara bir tazminat ödenmek suretiyle ve hatta orada asılıp da hâlâ mezar yerleri belli olmayan kişilerin mezarlarını da belirtmek suretiyle, bu insanlara en azından, Türkiye Büyük Millet Meclisi böyle bir kanun çıkarmak suretiyle bu yöre insanlarına, öteden beri uğradıkları haksızlıkların giderilmesi konusunda bir özür dileme anlamına da gelir. Tabii, bunun artık devamlı gündemde kalmasının çok da kimseye faydası olmaz çünkü her kötü olayı, her bir katliamı, geçmişteki katliamı siz devamlı gündemde tuttuğunuz zaman, o memlekete faydası da olmaz, daima kin ve nefret dolu bir neslin yaşamasına da bir katkı sağlar. Bunun önlenmesi lazım.

Ama değerli milletvekilleri, bana göre, şimdi, Tunceli’nin en önemli problemi Dersim veya Tunceli olma değil. Bakın, ben geçen gün burada bir konuşma yaptım. 8 Martta Elâzığ’da bir deprem meydana geldi. Devletin resmî, teknik elemanları gidiyor, Tunceli’nin Mazgirt, Nazimiye, Pertek’in bazı köylerinde, depreme yakın olan o köylerde bir tespit yapıyor. Devletin resmî memurları, teknik memurları gidiyor. 800’ü ağır hasar, 1.300’ü hafif hasar, orta hasar olmak üzere 2 binin üzerinde vatandaş bu depremden zarar görmüş, evleri yıkılmış, çadırda yatıyor. Vatandaş bana telefon ediyor, diyor ki: “Sayın Milletvekilim, çadırda yılanlar geliyor, benim çocuğumu sokuyor. Ne yapacağız?” diyor. Bakın, o gün de bunun üzerinde konuştum, önerge verdim. Yahu arkadaşlar, özellikle sizden rica ediyorum, ne olacak bu insanların hâli? Yani bu insanların depremden gördüğü zarar ortada. Afet İşleri Genel Müdürü diyor ki: “Ölüm ve yaralanma olmamış.” Yahu kardeşim, bir yerin afet bölgesi ilan edilebilmesi için ortada… Senin teknik elemanların tespit etmiş, burada bir deprem meydana gelmiş, burada bu kadar ev yıkılmış, bu kadar orta hasarlı, bu kadar ağır ve hafif hasarlı şeyler var. Yani sizden de rica ediyorum -Hükûmetiniz yok zaten, Hükûmet diye bir şey yok çünkü Meclisin karşısına gelecek yüzleri yok- bu insanlara bir çare bulun. Yani, şimdi, arkadaşlar, bu insanlara ne diyeceğiz? Bakın, daha 8 Martta olan bu depremden dolayı daha şimdiye kadar Tunceli’ye bir tane bakan gitmemiştir, bir yetkili gitmemiştir arkadaşlar. Çıkıp gitmişse buyursun söylesin. Yani onun için, şimdi bu insanların çok acil ihtiyaçları var. Bakın, Tunceli hudutları içinde kara yolları çok perişan, köy hizmetleri, köy yolları çok perişan, işsizlik zaten almış gitmiş, yani almış yürümüş, önemli bir yatırım yok. Şimdi, Tayyip Bey orada diyor ki: “Seksen bir yılda milletvekili çıkarmadım.” Tabii çıkaramazsın Tunceli’de. Ne hizmet yaptın kardeşim sen oraya? Çıkarmak istiyorsan, buyur, getir işte o insanların depremde yıkılan evlerini tamir et, işte Pertek Köprüsü’nü yap, Pülümür-Erzincan arasındaki o kara yolunu asfaltla, bu insanlara iş imkânlarını sağla. Eğitimin seviyesi çok düşük arkadaşlar. Yani inanmanızı istiyorum. Evvela oraya doğru dürüst öğretmen tayin edilmiyor. İlk tayinler atanıyor, ilk giden öğretmenlerin çoğu gidip orada göreve başlamıyor. Eğitimin seviyesi maalesef çok düştü. Eskiden Tunceli halkı çok zekiydi, gençlerimiz. Hâlâ da zeki, çalışıyor ama eğitim imkânından mahrum ediliyor. Onun için evvela o yörenin insanlarına el atmanız lazım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (CHP, Tunceli). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-07-13-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
