# Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim
- **Tarih:** 1 Aralık 2010
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-12-01-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510

> Kamer Genç, 1 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 656 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 510 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 40’ıncı maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, çok önemli bir kanunu görüşüyoruz. Bu kanunun enine boyuna iyi tartışılması lazım. Bu kanun, devletin temel denetim organının düzenlenmesine ilişkin bir kanundur. Şimdi, o kadar ifade eksiklikleri var ki, mesela diyor ki: “Maliye Bakanlığınca yayımlanan bir yıla ait mali istatistikler izleyen yılın Mart ayı içinde; hazırlanma, yayımlanma, doğruluk, güvenilirlik ve önceden belirlenmiş standartlara uygunluk bakımından denetim grup başkanlıklarınca değerlendirilir.” Buradaki “denetim grup başkanlığı” Maliye Bakanlığının denetim grup başkanlığı mıdır yoksa Sayıştay denetim grup başkanlığı mıdır? Bakın, bu, çok şey götürür. “Bu amaçla düzenlenen değerlendirme raporu…” Bu değerlendirme raporu nereden çıkıyor? Yani öyle ifadeler madde içinde kullanıyorsunuz ki, bunun ne anlama geldiğini ortaya çıkarabilmek için bunu okuyanların kâhin olmaları lazım. Yine “…Sayıştay Başkanınca Rapor Değerlendirme Kurulunun görüşü de alındıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur ve Maliye Bakanlığına gönderilir. Bu raporda yer alan değerlendirmelere ilişkin olarak Maliye Bakanı gerekli önlemleri alır.” Nasıl bir önlem alır? Ya, bunların biraz burada açıklanması lazım. Her şeyi çok kapalı yapıyoruz. Dolayısıyla kapalı yapınca iş bürokratın keyfine kalıyor.

Mesela, bakın, bugün KİT Komisyonunda bir kurumun hesaplarını inceledik. KİT’te bir boru ihalesi yapılıyor, bir firmaya veriliyor, 7 milyon 300 bin dolar. Sonra iş bitiyor, diyorlar ki: Efendim, bu 7 milyon 300 bin dolar fazla. Ee, ne yapalım? Efendim, bu aynı yerde başka bir firma da bu şekilde bir boru inşaatı yapmış. Ee, ne yapalım? Bunda 3,3 milyon doları tenzil edelim. Peki, siz bu ihaleyi yaptığınız zaman keşif bedelini yapmadınız mı? Hangi hattan kaç kilometre gideceği, ne kadar toprak çıkacağı, ne yapacağı belli değil mi? Yok. Bürokratın tercihine… Çünkü denetim yok. Düşünebiliyor musunuz? Ondan sonra, adam gidiyor… Orada o kadar, bürokratın tercihinden ve takdir hakkından doğan şeyler var ki… Yani, 7 milyon 300 bin dolarlık bir ihale yapılıyor; ya, BOTAŞ da burada bunu yaptı, aynı boruyu orada yaptı. O neye yaptı? O işte 3,5 milyon dolar eksik yaptı. Haydi diyorlar, bu firma da biraz daha zor işler yaptı, yüzde 15 de buna tolerans tanıyalım. Ya, böyle bir şey olur mu arkadaşlar! Bu devlet ya! Bu devletin parası, vatandaşın parası, cebinden çıkan para. Böyle mi olur!

Yine bir iş ihale etmişler, 74 milyon dolar. Ondan sonra iş bitmiş mi bitmemiş mi… Sonra bir tahkim heyetine gidiyorlar. Tahkim heyeti tutuyor… Ya bu işten 8,1 milyon dolar fazla alınmıştır diyorlar, tahkime gidiyorlar. Şimdi tahkimde bir sürü avukat ücretini ödüyorsunuz. Tahkim heyeti ekseriyetle yabancılardan oluyor, yabancı müteahhitlerin hesabına çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, özellikle AKP zamanında maalesef devlet, millet dürüstlüğe hasret kaldı. Ya, geçen gün de söyledim: Bu dürüstlük biraz parayla olsaydı da, gitseydik alsaydık da, birilerine verseydik de buralarda bunları konuşmasaydık ama hakikaten Türkiye çok kötü vaziyette yönetiliyor.

Şimdi, Amerika çıkmış, Tayyip Bey için diyor ki: “İsviçre’de 8 tane bankada hesabı var.”

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tayyip Bey gerekli açıklamayı yaptı.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yalan söylüyor kardeşim, yalan söylüyor. Ben Tayyip Bey’in yerinde olsam hemen giderim bir tazminat davası açarım. Ben bir laf söylediğim zaman gidiyor hemen aleyhime tazminat davasını açıyor. Hem de yüklü bir tazminat davası açarım. Mahkemelere sordururum: İsviçre bankalarında hakikaten benim param var mıdır, yok mudur? İsviçre bankalarında yok olduğu anlaşılınca o tazminatı getirsin, bizim 8 Mart depreminde Tunceli’de bir para yardımı yapmadı, o depremzedelere bir miktarını yardım edelim. Bir de KARDEMİR’de biliyorsunuz 400 tane işçi şimdi açıkta kaldı, patronun keyfiyle atıldı işten, adamlar sokakta aç. Bir miktar da o KARDEMİR’deki işçilere yardım edelim. Böyle bir şey olur. Hakikaten, yani çok güzel bir şey yapabilir. Tayyip Bey’in eğer mahkeme masrafları yoksa ben katkıda bulunabilirim ama hakikaten Amerika’nın bu yetkili kişileri hakkında bir tazminat davası açsın arkadaşlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Servetinin ne seviyede olduğunu biliyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Tazminatı da biraz yüklü açsın yani küçük rakamlarla açmasın, böyle okkalı bir tazminat davasını açsın. Bize gelince hemen gidiyorlar 30 bin, 40 bin liralık tazminat davasını açıyorlar. Tabii, Türkiye’deki yargı bağımsızlığını da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (Tunceli). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-12-01-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
