# Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (CHP, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2011
- **Gündem:** RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-2

> Kamer Genç (CHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 606 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, neyin atlanıp atlanmadığını biliyoruz.

Sayın milletvekilleri, 568 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 18’inci maddesinde, cevap ve düzeltme hakkıyla ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Önergemizin aslı şu: Gerçek ve tüzel kişilerin kendilerinin şeref ve haysiyetlerini ihlal eden veya gerçeğe aykırı yayın yapanlardan, yayın tarihinden itibaren, tasarıda “altmış gün”, biz bunu “otuz”a çeviriyoruz ve müracaat tarihinden itibaren de “yedi gün” içinde ilgili yayın kuruluşuna bunu yayınlama hakkını tanıyor. Biz bunu “dört” güne indiriyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii ki maalesef son zamanlarda özel radyo ve televizyonlarda, özellikle basında, insanların şeref ve haysiyetini rencide edici çok keyfî yayınlar yapılmaktadır. Bu, özellikle yandaş medya, maalesef, muhalefet partisindeki milletvekillerine, Türkiye’de bugünkü siyasi iktidara karşı özellikle ciddi bir muhalefet yapan kişilerin şeref ve haysiyetleriyle adeta oynamaktadırlar, yalan haberler yayınlamaktadırlar. Bence bunun tabii altmış gün içinde… Ya, zaten bir süre geçtikten sonra, o televizyon yayınında herhangi bir haber yayınlandıktan, belli bir süre geçtikten sonra onun hükmü kayboluyor. İşte tabii, otuz gün içinde bunu ilgili mağdurun istemesi ve isteme tarihinden itibaren de bunun dört gün içinde yayınlanması lazım. Bu, en azından haber daha tazeyken, hafızalardayken bunun yanlış olduğunu belirtmekte yarar var diyoruz. Bence, önergemiz bu yönüyle gerçeklere uygun.

Tabii, burada yargıya gidiliyor. Yargıda da bu konuda açılan davalar süresinde –burada belirli sürelerde karara bağlanma ilkesi getirilmiş ama- o yargıda o belirli süreler içinde buna eğer karar verilmezse ne olacak? Hâkim, üç gün içinde veya dört gün içinde karar vermezse veya dosyayı hiç karara bağlamazsa bu, arada kaynayıp gidecek mi? Bence, bunları burada düzenlemek lazım.

Yani getirilen yasa tasarısı, arkadaşlar, gerçekten çok hatalı. Mesela, yayın ilkelerinde müstehcen yayın yapılamaz… Müstehcen yayın nedir? O zaman tanımlarda belirtin, yani hangi yayın müstehcendir, hangisi değildir? Onu siz herhangi bir bürokratın takdir hakkına bırakacağınıza, burada,müstehcen yayın nedir, tanımlar bölgesinde bunu belirtin. Yani bir dizide bir hanımın elini tutmak veya öpüşmek müstehcen yayın mıdır değil midir? Yani Parlamento, kanunları yaparken bunları belirtmesi lazım, bunları belirtmediği takdirde, yarın tamamen keyfîliğe göre bir karar verilecek. Onun için, yasamanın zaten gücü de burada. Burada yasamanın objektif, genel, çağdaş ilkelere uygun bir düzenleme yapması lazım. Yoksa yarın, bir düşüncede, bir inançta olan insanlar “Yahu, işte bu müstehcendir.” ötekisi “Yok, bu müstehcen değildir...” Hadi gel bunun üzerinde tartışma yap. O bakımdan, burada çok önemli temel konular düzenlenmemiş.

Tabii, siyasi iktidarın düşüncelerini de biliyoruz. İşte Bülent Bey, geçen gün Manisa’da Rektörü ziyarete gitti. Rektör, hemen talebeleri çağırmış. Çocuklar bir şey de yapmadılar. Efendim, geldi orada, hepiniz duydunuz “Bunların kimliklerini toplayacağım, hepinizi üniversiteden atacağım.” Bu dikta rejimi mi arkadaşlar? Düşünebiliyor musunuz? Ama Bülent Bey de gitti, o Rektörü çok böyle güzel güzel tebrik etti. Yani demokrasiden yana, insan haklarından yana, öğrencilere değer veren bir zihniyetten yana olan, bir Başbakan Yardımcısı sıfatını taşıyan insan gidip de o Rektörü, o tıynetteki Rektörü tebrik edebilir mi? En azından demesi lazım ki: “Kardeşim, sen ne diyorsun yahu? Türkiye’de bir hukuk devleti var.” Yani iki tane öğrenci gelmiş… Daha gençlerin ne söyleyeceği belli değil, slogan da atacakları belli değil. Diyor ki… İşte, gördünüz televizyonlarda.

E, şimdi, siz bunların karşısında siz kaldığınız zaman… Uygulamalarınız da hep bu yönde. Tahrik ediyorsunuz, öğrencileri, işte, efendim, susturmaya çalışıyorsunuz. Dün, dediğim gibi, ben Orta Doğu Üniversitesine gittim. Burhan Bey de burada. Orta Doğu Üniversitesinde, 500 tane öğrenci geldi, hepsi -500’ün üzerinde- beni alkışladılar. Demek ki öğrencilerin sevgisini kazanmak lazım. Sevgisini kazanmak için de doğru dürüst yönetimde bulunmak lazım. Haktan yana olmak lazım, soygundan yana olmamak lazım, ülkeyi 3-5 kişiye peşkeş çektirmemek lazım. Böyle bir düşüncede olmak ve demokrasiye de sadakat göstermek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu düşüncede olmayınca… Tabii ki öğrenciler de Türkiye'nin en aklıselim sahibi insanlarıdır.

Saygılar sunuyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (CHP, Tunceli). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
