# Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (CHP, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2011
- **Gündem:** RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-3

> Kamer Genç (CHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 545 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben kişisel söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Genç. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 568 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, kanun hemen geldi, ondan sonra temel kanun kabul edildi ve temel kanun da kabul edilince hemen maddeleri de görüşülmeden ve süratle gidiyoruz. Bir ülkenin parlamentosunda eğer tartışılan kanunlar, eğer anlaşılmadan, tartışılmadan geçerse, o kanunlardan o memlekete fayda gelmez. Ben, şimdi inanıyorum ki, AKP milletvekillerinden bu kanuna “kabul” oyu verenlerin yüzde 1’i dahi bu kanunu okumamıştır. Hangi maddesiyle ne getiriliyor, hangi maddesiyle ne götürülüyor, vatandaşlara ne külfetler getiriliyor; bundan haberi yok. Parmak indir, parmak kaldır. Böyle bir yasama faaliyeti olmaz değerli milletvekilleri.

Şimdi getirilen kanun, bizim günlük hayatımızı en yakından ilgilendiren bir kanundur, demokrasimizle en yakından ilgili bir kanundur, siyasi yapımızla en yakından ilgili bir kanundur. Şimdi, bu bölümde mesela siyasi partilere ilan ve reklam hakkı getiriliyor. Şimdi, biliyoruz ki, iktidardaki siyasi partinin arkasında çok büyük bir kaynak var, kamu gücü kaynağı var. Bir defa, ihaleler yandaşlarına veriliyor, devletin imkânları onlara kanalize ediliyor, her türlü ekonomik güce sahip ama öte tarafta, devletten yardım almayan siyasi partiler var. Peki, siz, büyük bir ekonomik güçle siyasi faaliyete giren bir siyasi partiye, boy boy, televizyonlarda, gazetelerde reklam ücretini verirken, öte tarafta… Hiçbir ekonomik gücü olmayan bir siyasi partinin seçime katılmasında elde ettiği durumla, öteki durum arasında eşitlik ilkesi var mıdır? Hani seçimler eşit koşullarda yapılacaktı? Bence, RTÜK’ün bu konuda ciddi birtakım denetim yapması lazım. Yani siz yarın seçime giderken -özellikle bu sene de seçim yılı- bu seçim yılında iktidar partisi çok büyük reklamlar yapacak, gerçek dışı reklamlar yapacak, gidecekler “Yalancı cennette yaşıyoruz.” diyecekler. Türkiye'de zaten her gün çıkıyorlar, televizyonlarda, maalesef hiç doğru olmayan, hiç hakikati ifade etmeyen, yapmadıkları işleri yaptık diyen, bölücülük yapan, ayrımcılık yapan, vatandaşlar arasında ötekileştirme faaliyetlerinde bulunan bir siyasi iktidar, çıkacak, kamuoyunun karşısında “Ben şunları şunları yaptım.” diyecek, ondan sonra vatandaşı kandırmaya çalışacak ve oy almaya çalışacak.

YAHYA DOĞAN (Gümüşhane) – Vatandaş kanmaz Kamer Bey.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu, bir defa, seçime giderken bana göre bu topluma yapılan en büyük ihanettir. Bana göre, seçim döneminde siyasi partilerin oy almak için reklam vermeleri hatalı arkadaşlar. Böyle bir şey olur mu? Yani burada seçimde eşitlik ilkesine aykırı. Dolayısıyla, bence bu maddeleri çıkarmak lazım. Yani yarın, öbür gün göreceğiz, Bakın, bir referandum yapıldı, her taraf “Evet”lerle donatıldı, bırakın “Hayır” kelimesi yani devlet dairelerinde kaldırıldı. Bu siyasi iktidarın bu kadar baskıcı yoluyla, vatandaşların beyni, daha doğrusu düşünceleri gerçekleri anlamasını engelledi. Yani onun için, eğer bir ülkede hakikaten adalete, hukuka uygun seçim yapılması isteniyorsa, eğer hakikaten vatandaşların vicdanının ini dinleyerek oy vermeleri isteniyorsa, bunları, bence, zengin partiler lehine getirilmiş bu hükümlerin mevzuattan, ortadan kaldırılması lazım. Bu konuda Yüksek Seçim Kurulunu bence de yetkili kılmak lazım.

Gerçi görüyoruz geçmiş şeylerden dolayı, yani bunu böyle yapacağımıza seçimlerde para dağıtmayı engelleyelim, seçimlerde işte makarna dağıtmayı engelleyelim, kömür dağıtmayı engelleyelim madem adil bir seçim istiyorsunuz, dürüst bir seçim istiyorsunuz. Ondan sonra, sizin getirdiğiniz bu düzenlemelerle Türkiye’de dürüstlük değil, soygunculuk özendiriliyor, hırsızlık özendiriliyor, yanıltıcılık özendiriliyor, vatandaşın beynini bulandırma özendiriliyor. Böyle bir devlette hukuka, adalete, eşitliğe uygun seçim yapılır mı arkadaşlar?

Gelin, bu kanunları öyle değiştirelim. Seçimde vatandaşın oyunu alacak şekilde, onun vicdanını tesir altında bırakacak buzdolabı, çamaşır makinesi gibi şeyler dağıtmayı engelleyelim.

Teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (CHP, Tunceli). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
