# Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamer Genç (CHP, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2011
- **Gündem:** RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-6

> Kamer Genç (CHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 583 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 568 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin beşinci fıkrasının sonuna bir cümle eklemeyi öngörüyor önergemiz. Burada “Sayıştay her yıl denetlesin.” diyoruz.

Biliyorsunuz, RTÜK’ün maalesef AKP İktidarıyla beraber çok kötü bir yansıması oldu kamuoyunda. Buna tabii bu yansımayı sağlayan AKP Grubunun keyfî ve hukuka sığmaz tasarruflarıydı. Biliyorsunuz, bir gün bir torba kanunu geldi, hiçbir sebep yokken baktık torba kanununda oraya bir fıkra eklemişsiniz, efendim, RTÜK Başkan ve üyelerinin hakkında soruşturma açmak için Başbakanın rızası gerekir. Hayda! Yahu niye bu acaba gerekli dedik. Bu nereden çıktı kardeşim? Sonradan araştırdık ki meğer RTÜK Başkanı Deniz Feneri olayında işin içine girmiş, milyonlarca euroluk paralar gelmiş, birtakım yerlere harcanmış, ondan sonra Alman mahkemesinde bu kişiyle ilgili “Bu suçludur.” diye karar verilmiş, hatta Alman Büyükelçisi işte Tayyip Bey’e giderken, Mehmet Ali Şahin de o zaman Adalet Bakanıydı, ona giderken, hem bir Alman çocuğunun işte cezaevindeki durumuyla ilgili giderken “Biz onu hallederiz ama sen bu bizim Almanya’da içeride olan bu Türk vatandaşlarımızı, işte şu Deniz Fenerindekileri de bir an önce bunu çıkarsanıza.” diye karşılıklı pazarlık yapılmıştı. Ondan sonra da -bizim de haberimiz yok, ne bilelim- meğer Tayyip Bey’in en yakın arkadaşı, Deniz Feneri olayında zaman zaman, işte bu Deniz Feneri paralarının Türkiye’ye akışında yani o zamanki iddiaya göre aracılık yaptığı söylenen kişiler arasında kendisine yakın birtakım insanlar olduğu görülmüş ve bunların hakkında soruşturma açma izni kaldırılmış, daha doğrusu Tayyip Bey’in iznine bağlanmış.

Şimdi, normal demokratik bir ülkede, sayın milletvekilleri, devleti yöneten, hele Başbakanlık makamında oturan kişilerin, değil suçluları korumak, bir ülkede suçlu sayılacak kişiler, zan altında olanları bir an önce o zandan kurtulmak için gayret sarf etmesi lazım. Dünyanın hiçbir yerinde hakkında çok ağır suç isnadı olan bir kişi, “Ben Başbakanım, ben bunun hakkında soruşturma izni veririm…” Ondan sonra hakkında suç Alman mahkemeleri tarafından tespit ediliyor ve Tayyip Bey, hakkında soruşturma izni vermiyor. Bu dünyanın neresinde görülmüş sayın milletvekilleri? Neresinde görülmüş ki bir memleketteki suçlu o memleketin başbakanı tarafından himaye ediliyor? O zaman bu memlekette öteki suçluların günahı ne? Öteki suçluların günahı ne, şimdi hapishanelerde yaşayan insanların günahı ne arkadaşlar? Eğer birtakım suçluları bizatihi Tayyip Erdoğan kendi kanatları altına alıyorsa ve bunu koruyorsa o zaman öteki suçlu vatandaşların günahı ne? Bir izah etsin bir AKP’li çıksın ya, bu kürsüye çıksın söylesin, Bülent Bey çıksın söylesin! O zaman hapishanedeki öteki vatandaşların günahı ne ya! Yani bunların arkasında Tayyip Erdoğan gibi bir güçlü kişi olmamasından mıdır? Bu ne hakka sığar ne adalete sığar ne insanlığa sığar. Yani böyle bir yönetim dünyanın en ilkel toplumlarında, Uganda’sında da görülmemiştir, hiçbir yerinde görülmemiştir ama Türkiye maalesef keyfîliklerle, suçluları koruma yönüyle dünyanın en ilkel bir devleti görüntüsüne maalesef başka birileri tarafından sokulmuştur.

Şimdi Sayıştay denetimini zaten her yerde yapmıyor. Türkiye’deki bütün kurumları denetlemesi lazım. Buraya getirdiğimiz önergeyle diyoruz ki: Bu RTÜK çok gelirleri de olan, çok keyfî harcamaları da yapan, mensupları sık sık istedikleri gibi yurt dışına giden… Hiç olmazsa bunların bir denetimini yapsın her sene Sayıştay ve bunun raporunu yayınlasın arkadaşlar. Yani bunun raporu yayınlanmadıktan sonra, bu denetim de olmadıktan sonra ilgililer istedikleri keyfî tasarruflarda bulunabilirler, harcamalar da yapabilirler. Hiç olmazsa eğer böyle bir denetim yapılırsa bu RTÜK’te bulunan kişiler sahip oldukları paraları sorumsuzca, keyfî harcamazlar. İşte, daha önce tümü üzerinde Sayın Faruk Bal açıkladı, hangi RTÜK üyesinin kaç defa yurt dışına, nerelere gittiklerini, ne kadar harcırah aldıklarını söyledi. Dolayısıyla, bu gibi şeylere teşebbüs etmemesi için, en azından kamuoyundaki yansımalarından çekinmeleri için Sayıştay tarafından bunlar her sene…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - … denetlensin ve bu yayınlansın efendim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kamer Genç (CHP, Tunceli). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-6 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
