# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile bahreyn krallığı hükümeti arasında askeri iş birliğine dair çerçeve anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğu hakkında kanun tasarısı (s.s.:137)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BAHREYN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ İŞ BİRLİĞİNE DAİR ÇERÇEVE ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:137)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2008-07-16-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-bahreyn-kralligi-hukumeti-arasinda-as

> Kamil Erdal Sipahi (MHP), 16 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BAHREYN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ İŞ BİRLİĞİNE DAİR ÇERÇEVE ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:137)); konuşma 1.355 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, sizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi adına, Hükümetimiz ile Bahreyn Emirliği Arasında Askerî İş Birliğine Dair Çerçeve Anlaşma hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, bu konunun gündeme gelmesi hususunda bir fikrimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyetinin birçok ülkeyle, askerî alanda işbirliğine dair -ama belirli konuları kapsayan spesifik ama bu tipte olduğu gibi çerçeve mahiyetindeki- sözleşmeleri sürekli yapılagelmekte. Ben bu gündemi tayin eden sayın milletvekillerine bir konuyu hatırlatmakta yarar görüyorum: Bu tip ilişkilerin kanun tasarısı olarak Meclise getirilmesinde lütfen ya bir bütünlük ya bir öncelik tespit edilsin. “Ne demek istiyorsunuz?” diyeceksiniz. Bahreyn’le iyi ilişkilerimiz var. Askerî alanda önemli bir ilişkimiz yok, biraz sonra anlatacağım. Ha, askerî alandaki böyle bir çerçeve sözleşmesi iyi ilişkilerin kurulmasına bir noktada olumlu katkıda bulunabilecek adımlardan bir tanesi, bunu da yadsımıyorum. Ama bakın, gündemi tayin ederken sizlere bazı hatırlatmalarda bulunacağım: Bahreyn’i öncelik olarak Meclis gündemine getirip bir çerçeve sözleşmesi olarak görüşürken Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında çok daha önemli askerî ilişkilerle ilgili bir kanun tasarısı şu anda gündemin 46’ncı sırasında, Avustralya’yla askerî ilişkiler konusundaki bir başka tasarı 70’inci sırada -daha önemlisine geleceğim- Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında savunma ve uzay iş birliği konusundaki bir askerî sözleşmenin şu anda gündemdeki yeri 71’inci sırada.

Sayın milletvekilleri, takdirlerinize sunuyorum. Bu gündemi kimler tayin ediyorsa lütfen, askerî iş birliği ile ilgili bu tip sözleşmelerin hepsini bir bütün hâlinde Meclise taşıyalım. Konunun uzmanları gelsin, Dışişleri Komisyonu, Millî Savunma Komisyonu olarak bizler, hepimiz o oturumda burada bulunalım. Bir bütün hâlinde ve bir öncelik sırasına göre bu konuyu gündeme getirip bir bütünlük içerisinde Meclisten geçirelim ve o konunun tamamı, yani Silahlı Kuvvetlerin yaptığı iş birliği ile ilgili sözleşmelerin tamamı bir bütün hâlinde Meclis gündeminden çıksın, Silahlı Kuvvetler ve Millî Savunma Bakanlığımız da bu konuda rahatlasın, bir “oh” desin. Bu konuyu ilgilerinize sunuyorum, inşallah dinlemişsinizdir.

Bu konuya nereden geldim? Bundan yaklaşık iki ay kadar önce, bu sefer gündemin ilk üç maddesinden bir tanesi Katar ile yapılmış olan bir askerî sözleşmeydi. O an için, o gün için Meclisin gündeminde üçüncü sırayı işgal ediyordu ama ondan önceki ilk iki sıradakilerin sürekli görüşmeleri uzun süre tuttuğu için Katar’la ilgili sözleşme şu anda gündemden kayboldu. Mevcut gündemin içerisinde, ben bakıyorum, Katar’la ilgili yapılmış askerî sözleşme -o da bir çerçeve sözleşmesiydi- gündemde yok. Neden yok? Bilmiyorum.

Tekrar ediyorum size: Lütfen bu tip sözleşmelerin hepsini bir bütün hâlinde Meclise getirelim, bu bütünlük içerisinde hepsini, aynı konudaki sözleşmelerin hepsini bir geçirelim. Yok, eğer, hayır bir bütün olarak gelmesini arzu etmiyor iseniz bu askerî ilişkilerin öncelik derecesine, önem derecesine göre -örneğin Amerika’yla olan ilişkiler, Rusya Federasyonu’yla ilişkiler gibi- ilişkilerin daha fazla olduğu ülkelere öncelik verelim, diğerlerini sonraya atalım.

Şimdi, bakın, iki ay önce 3’üncü sırada olan Katar neden yok? Hâlbuki Katar ile olan siyasi ve ekonomik iş birliğimiz bizim çok daha fazla. Bunun askerî alana kayması konusu da Katar’la olan ilişkiler nedeniyle muhtemelen daha fazla olacak. Yani bu askerî ilişkilerin artırılmasının siyasi ve ekonomik birtakım getirileri de olacak. Ama o konu birdenbire gündemden çıkartılıyor, gündemde şu anda adı bile yok. Ama biz şimdi sıraya bir Bahreyn konusunu sokuyoruz ve Bahreyn’le ilgili bir çerçeve sözleşmesini getiriyoruz. Ben bu konuyu Meclis gündemine getirdim. Takdiri yüce Meclise ve bu gündemi tayin edenlere, değerli arkadaşlarımıza bırakıyorum.

Evet, Bahreyn’le ilgili bu çerçeve anlaşması, 23 Mayıs 2007’de Genelkurmay Başkanımız ile Bahreyn savunmadan sorumlu Devlet Bakanı arasında imzalanmış. Benzer birçok ülkeyle imzalanan ve somut konulardan ziyade muhtemel askerî işbirliği alanlarını kapsayan genel bir çerçeve metindir. Bu çerçeve metinde dikkat çeken, askerî ilişkiler belki sıklaşırsa sadece hukuki alanda çıkabilecek, biraz önce Sayın Öymen’in belirttiği bir sıkıntı olma ihtimali var. Onun dışında bu çerçeve sözleşmeyle ilgili herhangi bir şekilde tenkit edilecek bir konu yok. Zaten, anlaşma yapılırken de bu konunun faydaları, mahzurları muhakkak ki ilgili makamlar tarafından, özellikle Genelkurmay Başkanlığımız tarafından yeter ölçüde, bir iç dinamikleri içerisinde tartışılıyor. Daha sonra Millî Savunma Bakanlığı süzgecinden geçiyor. Buraya geliyor. Dışişleri Komisyonunda, Millî Savunma ve diğer ilgili uzmanların da görüşleri alınmak suretiyle muhakkak ki bizim önümüze geldiğinde bu sıkıntılardan, problemlerden arınmış bir şekilde geliyor.

Bu vesileyle Bahreyn konusuna değineyim. Bahreyn, Basra Körfezi’nde Suudi Arabistan’ın doğu sahillerinden 32 kilometre uzaklıkta 36 adet irili ufaklı adadan oluşan bir ülke. Başkenti Manama. 695 kilometrekarelik bir adalar ülkesi, küçük bir ülke. Bu nüfusun 438 bini Bahreynli olup güney ve güneydoğu Asya’dan gelen göçmen nüfus 260 bin kadar. Yani, toplam nüfusun üçte 1’inden fazla. Bahreyn’de uzun bir siyasi ve idari geçmişe sahip İngilizlerin 5 bin kişilik bir grup teşkil ettikleri bilinmekte. Sayın Bakan da herhâlde konuyu iyi bilirler.

Ayrıca, Amerikan Beşinci Filosunun karargâhı Bahreyn’de bulunduğu için önemli bir Amerikan askerî varlığı ve bir karargâh yapılanması da söz konusu. Amerika ve İngilizlerin buraya ilgi göstermelerinin ana nedeni, Hürmüz Boğazı’nda, stratejik bir alanda, İran’ın da muhtemel etkilerinden mutazarrır olabilecek, dolayısıyla Amerikan ve İngilizlerin körfezdeki menfaatlerini ilgilendirebilecek bir konumda olması. Bu nedenlerle resmî dil Arapça yanında İngilizce, Farsça ve Urduca da konuşulan lisanlar.

Bahreyn, bu adalar ülkesinde aynı zamanda 565 kilometrekarelik en büyük adanın adı. Başkent de bu adada. Müslüman ülkenin yüzde 60 kadarı Şii, yüzde 40 kadarı Sünni. Komşusu olan Katar’la kara suları ve bazı küçük adacıkların aidiyeti konusunda ciddi sorunları var Bahreyn’in. Dolayısıyla, Katar-Bahreyn ilişkileri içerisinde, bu iki ülkeyle ilişki kurarken bu iki ülke arasındaki bu mevcut sorunları da Türk siyasetçisi olarak dikkate almamız gerekiyor. Yani bugün Bahreyn’de kara suları nedeniyle bazı adaların, adacıkların aidiyeti nedeniyle bizimle Yunanistan arasındakine benzer ciddi birtakım ihtilaflar var.

Bahreyn 1913’te Londra’da imzalanan bir anlaşmayla Osmanlı yönetimince bağımsızlığı tanınan bir ülke. 1602 yılında Osmanlı hâkimiyeti başlıyor, tam üç yüz on bir yıl sürüyor adada. Bizim bu adanın bağımsızlığını tanıyıp buranın aidiyetinden vazgeçmemiz karşılığında İngilizler de Bahreyn’i ilhak etmemeyi bize garanti ediyorlar Londra Anlaşması’yla. Ancak himaye yoluyla İngilizlerin siyasi ve ekonomik etkisi Bahreyn’de süreklilik kazanıyor. Şu andaki 5 bin kişilik bir İngiliz kolonisinin mevcudiyetini devam ettirmesi de İngiliz etkisinin bir şekilde bölgede devam ettiğinin bir ispatı.

1970 yılından itibaren İngilizlerin Basra Körfezi’nden çekilmeye başlamasıyla buradaki küçük ülkeler Körfez Ülkeleri Federasyonunu kurarlar ancak Bahreyn Emiri 1971’de bir deklarasyonla bu Federasyondan ayrılır. Ülke El Halife Ailesi tarafından idare edilmekte olup bu aile 1970’lerde iş başına gelmiş gibi görünmekle birlikte aslında 1783 yılından beri yani Osmanlı hâkimiyetinden beri Bahreyn’de hâkimiyetini sürdüren, etkili olan bir aile.

Ülkemiz 1990 yılından bu yana Bahreyn’de büyükelçilik düzeyinde temsil edilmektedir. Bahreyn’in ise Kahire Büyükelçisi 1998’ten itibaren Türkiye’ye akredite edilmiştir.

Son olarak, 12 Haziran 2008’de Bahreyn Temsilciler Meclisi Başkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı ziyaret etmiş, Cumhurbaşkanınca kabul edilmiştir. Daha sonra, 23 Haziran 2008’de Bahreyn Sanayi ve Ticaret Bakanı Türkiye’ye ziyarette bulunmuştur.

İki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 200 milyon dolar kadardır. Bunun 80 milyon doları Türkiye’nin ihracatıdır. Ağırlıklı olarak makine parçaları, demir ve çelik ürünleridir. İthalatımız ise alüminyum ağırlıklıdır. Bu konudaki, bakanımızın ifadesiyle, şu anda 200 milyon dolar civarındaki ticaret hacminin iki yıl içerisinde 1 milyar dolara yükseltilmesi hedeflenmektedir. Özellikle Bahreyn’in 40 bin konut yapımı konusunda uluslararası müteahhitlik firmalarına açık bir ihale projesi vardır. Türkiye, TOKİ ve/veya Türk müteahhitlerini devreye sokarak bu ihaleden önemli bir pay kapmak istemektedir.

İki ülke arasındaki askerî iş birliği anlaşmasından büyük beklentiler, bu küçük bir orduya sahip Bahreyn’den büyük beklentiler yerine, genel siyasi ve ekonomik iş birliğinin artırılmasında bu çerçeve askerî anlaşmanın bir adım olarak görülmesinde fayda vardır.

Bu anlaşmanın içerisinde, biraz önce Sayın Öymen’in belirttiği gibi, askerî ilişkiler çok önemli boyutlara gelmese bile, sorun teşkil edebilecek tek konu hukuki hususlardır. Türkiye’nin bu tip yaptığı çerçeve sözleşmelerde, benzer hukuki sistemlere sahip ülkelerle yapılan anlaşmalarda bu tip ciddi sorunlar olmamaktadır veya olmayabilir veyahut da ilişkilerin çok fazla olduğu ülkelerle yapılan ikili anlaşmalarla bu tip ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar daha ciddi kurallara bağlanmaktadır. Ancak Bahreyn gibi hukuki sistemi Türkiye’den tamamen farklı bir ülkede, askerî ilişkiler arttığı takdirde, oraya göndereceğiniz personelin hini hacette muhatap olabileceği hukuki sistem ciddi sorunlar teşkil edebilir. Bu konu anlaşmada dikkate alınmamış. Ancak bu tip ülkelerle, hukuki sistemi büyük ayrılıklar, ayrıcalıklar gösteren ülkelerle yapılan anlaşmalarda, ilişkilerin seviyesi ne olursa olsun, bu konuları dikkate almakta fayda görüyorum.

Bu nedenle ticaret hacminin, özellikle ihracatımızın artırılması ve müteahhitlik hizmetlerinden Türkiye olarak istifade edilebilmesi konusunda ben bu askerî çerçeve anlaşmasının bir adım teşkil edebileceği, bir olumlu yaklaşım teşkil edebileceği inancındayım. Bu nedenle biz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu tasarıya olumlu oy kullanacağımızı belirtiyoruz.

Bu vesileyle Meclise saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile bahreyn krallığı hükümeti arasında askeri iş birliğine dair çerçeve anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğu hakkında kanun tasarısı (s.s.:137)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2008-07-16-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-bahreyn-kralligi-hukumeti-arasinda-as (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
