# İmar kanunu ile bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(s.s.:397 ve 397'ye 1 inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2009
- **Gündem:** İMAR KANUNU İLE BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(S.S.:397 VE 397'YE 1 İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2009-12-09-imar-kanunu-ile-bayindirlik-ve-iskan-bakanliginin-teskilat-ve-gorevler

> Kamil Erdal Sipahi (MHP), 9 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İMAR KANUNU İLE BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(S.S.:397 VE 397'YE 1 İNCİ EK)); konuşma 618 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Sözlerimin başında, şehitlerimizi rahmetle anıyorum, milletimize başsağlığı diliyorum.

Evet, Türkiye yangın yerine dönmektedir. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, olayları, açılıma provokasyon değil, açılım adındaki yıkım projesinin beklenen sonuçları olarak görmekteyiz.

Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında, Amerika’nın stratejik adımlarından en fazla sorunlu görüleni, Afganistan’a bağlı gelişmelerdir. Diğer bölgelerde de sorunlar çözülememiştir ancak ABD’nin kontrolündedir. Afganistan’da ise ülke içinde sınırlı da olsa kontrol sağlanamamıştır. Ayrıca, komşu Pakistan’ın Hindistan ile çatışan çıkarları ve teröre karşı sınırlı mücadele kabiliyeti, bu ülkeyi de sıkıntılı hâle getirmektedir. ABD’nin Afganistan için öngördüğü 30 bin kişilik asgari takviye gücü, askerî anlamda kolordu seviyesidir. Kolordu, bağımsız olarak görev verilebilecek operatif bir güç olarak tanımlanır. Bu nedenle, Afganistan’a kış şartlarında, idari ve lojistik yetersiz şartlara rağmen böyle bir gücün gönderilmesi, ister istemez bu gücün Afganistan’da konuşlanıp başka bir bölgede görev alabileceği şüphesini akla getirmektedir.

Özetle, Obama’nın Afganistan için attığını söylediği adımların, Pakistan’ı ve İran’ı da ABD’nin hedefi durumuna getirebileceği şüphesini taşımaktayız. Türkiye'nin, Afganistan konusunu değerlendirirken olayı sadece ilave kuvvet gönderip göndermeme basitliğiyle değil, oyunun müteakip adımları ve bütünüyle görmesi gerekmektedir.

Bugün arabuluculuk oyunları içinde kendimize bölgede yer bulmaya çalışırken 1930’lu yıllardaki bir tarihî olayı sizlere anlatmakta fayda görüyorum. 1934 yılı sonbaharında, İran ile Afganistan arasındaki sınırın tespiti için her iki ülke hakem olarak sadece Türkiye’yi seçerler ve Atatürk’e müracaat ederler. Kurtuluş Savaşı kahramanı Fahrettin Altay Paşa, bu sınırın tespiti için görevlendirilir. Özetle, bugünkü Afganistan sınırının önemli bir bölümü, 1934 yılında Türkiye tarafından tespit edilmiştir. İşte bu coğrafyada Türk’ün ve Atatürk Cumhuriyeti’nin gücü budur.

Sonraki yıllarda, Afgan ordusu ve bürokrasisinin önemli bölümü Türkiye’de yetiştirilir; ilişkiler azalır. Sovyet işgali, Taliban yönetimi, İkiz Kuleler bahanesiyle BM kararları ve Amerikan işgali, ABD güdümünde NATO’nun devreye girmesi. Ancak, Afganistan halkı, geçen yıllara rağmen Türkiye’ye ve Türk askerine dost ve kardeş olarak bakarken diğerlerine genelde işgalci olarak bakmaya devam eder. Görevli olan arkadaşlarımızın ifadesiyle, o coğrafyada ay yıldızlı Türk Bayrağı, halk nazarında NATO Bayrağı’ndan da, ABD ve diğerlerinin bayrağından da farklı ve itibarlı görülmeye devam etmektedir.

11 Eylül saldırısı sonucu Meclis tarafından 10 Ekim tarihinde kabul edilen tezkerenin bir maddesinde “Türkiye, başlatılan mücadelenin kısa sürede ve yaygınlaşmadan başarıya ulaşması için kendi olanaklarının elverdiği ölçü ve biçimde her katkıyı yapmalıdır.” ibaresi bulunur. Ancak tezkerede her katkıyı yapmak söz konusu iken NATO’ya bildirimde Türk askerinin kullanılması konusunda kısıtlamalar konmuş ve teröre karşı kullanılamayacağı ifade edilmiştir.

Afganistan’da yürütülen harekâtı, Uluslararası Güvenlik Yardım Harekâtı (ISAF) ile Amerika’nın güdümünde yürütülen, teröre karşı aktif mücadeleyi ifade eden Sürekli Özgürlük Harekâtı olmak üzere iki bölümde mütalaa edebiliriz. Türkiye, şimdiye kadar birinci bölüm olan ISAF’ta görev almış, terörle aktif mücadele, uyuşturucuyla mücadele, mayın temizliği gibi halkla karşı karşıya gelebileceği ve tehlikeli görevlerden hassasiyetle kaçınmıştır, kaçınmaya mutlaka devam etmelidir.

ISAF Harekâtı 16 Ocak 2002 tarihinde imzalanan Bonn Anlaşması ile kurulmuştur ve Türkiye, NATO ve Birleşmiş Milletler anlaşmalarına göre bu harekâta katılmıştır. Birinci döneminde Türkiye 1.300 kadar bir personelle katılmış ve liderlik üstlenmiştir. Bunun üçüncü döneminde, Şubat-Ağustos 2005 dönemlerinde, hem Kâbil Bölge Komutanlığında hem de ISAF’ın toplam kuvvetlerinin tamamına 3. Kolordu Komutanlığı ile komuta ederek 1.450’si Türk, 8 bin NATO personeline komuta etmiştir. 1 Kasım 2009’dan itibaren de üçüncü defa Kâbil Bölge Komutanlığı görevini yürütmektedir ve böylece diğer dönemlerde 800 civarında olan personel sayımız da 1.750’ye ulaşmıştır.

Son NATO Zirvesi’nde, 2009 Nisanı, Strazburg’da, ABD, NATO’dan 21 bin kişilik ek bir kuvvet talebinde bulunmuştur. Bilindiği gibi, geçtiğimiz günlerde kendi takviye gücü olan 30 bin kişinin yanında, diğer NATO ülkelerinden de 5 ile 7 bin arasında bir kuvvet talebinde bulunmuş ve kuvvetlerin aktif terörle mücadele içerisinde yer almasını istemiştir.

Afganistan’da 26’sı NATO ülkesi olmak üzere 36 ülkeden personel görev yapmaktadır.

Bilinmesi gereken diğer bir önemli konu: Türkiye, Afganistan’a sadece Kâbil Bölge Komutanlığında değil, birçok yardım ve destek faaliyeti içinde bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kamil Erdal Sipahi (MHP, İzmir). “İmar kanunu ile bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(s.s.:397 ve 397'ye 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamil-erdal-sipahi-23-2009-12-09-imar-kanunu-ile-bayindirlik-ve-iskan-bakanliginin-teskilat-ve-gorevler (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
