# 2005 mali yılı bütçe kanun tas. (3 üncü tur görüşmelerinde ) gümrük müsteşarlığı,sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kur.gen.müdürlüğü,diyanet işleri başkanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kazım Türkmen (CHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS. (3 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI,SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KUR.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kazim-turkmen-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-3-uncu-tur-gorusmelerinde-gumruk-mu

> Kazım Türkmen (CHP), 21 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS. (3 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI,SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KUR.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI); konuşma 1.019 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KÂZIM TÜRKMEN (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün 2005 yılı bütçesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, burada, Çocuk Esirgeme Kurumunun 2005 yılı bütçesini görüşürken, bu bütçenin işlevleri hakkında oldukça geniş bir yelpaze oluşmaktadır. Çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları, kreşler ve gündüz bakımevleri, çocuk ve gençlik merkezleri, huzurevleri, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, özürlü bakım ve rehabilitasyon merkezleri, toplama merkezleri gibi birçok kuruluştan oluşmaktadır. Ancak, gerçekten, bugün, sosyal devlet diye övündüğümüz zaman ve geriye baktığımız zaman, Çocuk Esirgeme Kurumu ve onun işlevleri, bugün Türkiye'nin içerisinde bulunduğu koşullarla uyum sağlıyor mu dediğimiz zaman, ne yazık ki, bunun hiç de uyum sağlamadığını görmüş olacağız.

Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında, bugün, 30 000 kişiye -çocuklarımıza, gençlerimize, kadınlarımıza, yaşlılarımıza ve özürlülerimize- burasının hizmet verdiğini, ancak, bu hizmetin 350 trilyon lira gibi bir parayla çok zor yerine getirildiğini, orada kendileri de ifade ettiler. Bugün, dolaylı bir biçimde, bu kurum, 1 000 000 insanımıza hizmet vermektedir. Dolayısıyla, 1 000 000 insan, yekûn içerisinde belki az gibi görünebilir; ama, hiç olmazsa, 1 000 000 insana vermiş olduğu hizmet bu parayla ölçüldüğü zaman, kişi başına 350 000 000 Türk Lirası düşmektedir. Sadece günde bir ekmek alsanız bile, Türkiye'nin bütün ortalamasına göre, senede bu 500 000 000 Türk Lirası etmektedir. Peki, bizim, sadece bir ekmek parası 500 000 000 Türk Lirası iken, bu insanlarımızı 350 000 000 Türk Lirası gibi bir parayla geçindirmemiz mümkün müdür?!

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin gündeminde olan, Parlamentonun gündeminde olan, bugün özellikle büyük kentlerimizdeki, tinerci dediğimiz çocukların yarattığı kapkaç olayları, tüm ülkeyi üzmektedir; çünkü, buradaki yapı, gecekondulaşmadan, özellikle doğu ve güneydoğudaki büyük göçlerden ve toplumsal yıkımdan, malî güçsüzlükten kaynaklanmaktadır; ama, bugün, âdeta, bakanından milletvekiline kadar bütün insanlarımız, bütün kurumlarımız arasında, medyanın da desteğiyle, bu gençlerimizin, tinerci dediğimiz çocuklarımızın kapkaç olayıyla ilgili ağır cezalara çarptırılması konusunda bir oluşum sağlandı. Buna, çocuklarımızın hangi şartlarda buraya düştüğünün hesabı yapılmadan, hangi koşullarda sokak çocuğu olduğunu görmeden asla bir çözüm getiremeyiz. Korkarım ki, Türkiye'de, sokak çocuklarına karşı, tüm toplumda ciddî bir kin, nefret oluştu. Unutmamalıyız ki, 1980 yılında, bu olayın en acı biçimi Brezilya'da yaşandı. Öylesine ki, insanlar bir araya geldiler, âdeta sürek avına çıkmış gibi, çocukları gece avlayarak öldürmeye başladılar. Bu olay, yalnız Brezilya'nın değil tüm dünyanın gündeminde yer aldı. Oradaki insanlar, ilk başlarda, âdeta düğün bayram yaptılar; hatta, her gün öldürdükleri çocukların listesini vererek, bunu övünç saydılar; ama, görüldü ki dünya farklı bir yere doğru gidiyor, çocuklar öldürülerek, âdeta safari yapılıyor. Türkiye bundan ders almak zorundadır. AB'ye girmek istediğimiz bir dönemde "sokak çocukları" deyimi Avrupalıların gündeminde yoktur, bu deyim Türkiye'nin gündeminde vardır; ama, biz bu bütçeyle asla bunu başaramayız.

Sayın milletvekilleri, ortaokula giden bir öğrenciye, anası yok, babası yok, kimsesi yok, ayda vermiş olduğunuz para 38 000 000 lira; bunun altındaki çocuklara da ayda 11 000 000 ilâ 17 000 000 lira para ödüyorlar. Bu parayla, sadece bir simit alsa ve çay içmiş olsa bile kendine bakma gücüne sahip değil; biz, devlet olarak, bu çocukları çalmaya, vurmaya, öldürmeye, tiner çekmeye zaten kendimiz sevk ediyoruz. O zaman, yapılacak iş, hiç şüphe yok ki, bunlara verilen aylık ödeneklerin mutlaka artırılması gerekmektedir. Ödenekler yetmiyor; Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen olaylarda bütçenin azlığı gibi konular asla burada bahane edilemez. Devletsek, ana olmak, baba olmak zorundayız; bu çocukları, bir kere, kendi ellerimizle sokağa itmemek zorundayız. Kaldı ki, buradaki çocukların büyük bir bölümü, Türkiye'nin içinde bulunduğu birçok şartların kurbanıdır. 1988 yılında çıkarılan bir yasayla, tüm devlet kadrolarının binde 1'i ölçeğindeki sayısal rakam, çocuklarımız kendi arasında imtihan edilerek işe yerleştiriliyordu. 21 850 kişi bu şekilde işe yerleştirildi. Her sene ortalama 2 000 insanımız işe yerleştirildi; ama, ne yazık ki, geçen sene 900, şu anda da 450 kişi işe yerleştirildi. 4 500 insanımız bu sene, yurtlarını bitirmekte olacak olan 1 500 kişi de bu sene olmak üzere 6 000 insanımız tekrar iş için sıra bekliyor.

Sevgili milletvekilleri, özellikle kendimize bakalım, ailemize ve çocuklarımıza bakalım. Özellikle, buradaki kız çocuklarını bir işe yerleştirmeden sokağa bırakmış olmanın getirdiği o korkunç olayı her birimiz yüreğimizde, beynimizde yaşattığımız zaman, mutlak bu kadroların kullanılması gerektiğine yürekten inanıyorum. Sonra, bu kurum, hiçbir kuruma benzemez. Bu kurumda görev alanların yüreğinde çocuk sevgisi, anne, baba sevgisi, kardeş sevgisi, bacı sevgisi olmak zorundadır.

Sayın Bakanım göreve geldiği günden bugüne kadar hiçbir asil genel müdür göreve getirilmemiştir. Şu anda, hiçbir deneyimi olmayan, çocuk eğitimi ihtisası olmayan Gölcük Belediye Başkanı, bu kurumun başında kurumu yönetmektedir. Bu işleri konuşurken işin sadece siyasî boyutunu değil, işin gerçeğini ortaya koymak lazım. Zaman zaman komisyonlarda görüşüyoruz; hukuku belli bir konuda tutmak, hukuka saygılı olmak ve onun güvencesini yüreğimizde hissetmek için, tüm uygulayıcıların, önce, hukukun gereğini yerine getirmesi gerekiyor. Şu anda, ne yazık ki, bu kurumda alabildiğine yozlaşma, alabildiğine kabalaşma var.

Bakın, bir örnek vereyim: Ordu İl Müdürü, 10 defa bu devlette çalıştığından dolayı özel mükafat almış. Önce, Malatya'ya müdür yardımcısı olarak tayin ediliyor. Kanunlar "hayır, haksız verildi" diyor, geriye dönüyor. Peşinden, Adıyaman'a tayin ediliyor; hukuk "yanlış, olmaz" diyor. Hiçbir deneyimi olmayan -sevgili milletvekilleri, burada, bazıları istismar edilebilir; ama, ben istismar etmiyorum- bir din dersi görevlisi arkadaşımız şimdi, Ordu'ya müdür tayin ediliyor, o arkadaş da Konya'ya gidiyor. Bu örneklerin sayısı alabildiğine çoktur.

Sonra, her gittiğimiz yerde bakınız bu kurumlara; atılmış, itilmiş, kakılmış kurumlar. Binalar, artık tamir edilmez hale gelmiş. Türkiye'nin her tarafında, bu kuruma bağlı tüm binalar atıl durumdadır. Araçlarının yaşı ortalama 20'dir. Hani, sosyal devletin tam manasıyla kucaklaması gereken böylesine bir kurum, böylesine atılarak, bu gençlerimizi huzura kavuşturabilir miyiz?!

Sevgili milletvekilleri, bu Meclisin araştırma komisyonuna göre, şu anda sizlerin yaptığı komisyon çalışmalarına göre, 40 000 çocuğumuz dışarıda, sokakta yaşıyor, 635 000 çocuğumuz ise, dolaylı sokakta yaşıyor; bunların toplamı, sadece, 50 il için... Şu anda, 4 500 özürlü insanımız -ki, bunların 3 000 küsuru zihinsel özürlüdür- bu kurumun kapısında işe girmek için sıra bekliyor. Bunların hepsine devletin sıcak elinin uzanabilmesi için, önce, bu kurumun kimliğine, kişiliğine, sosyal yapısına, bakanından her birine kadar, herkesin saygılı olması lazım. Bu kurumda görev alacak insanların yüreğinin insan sevgisi ve çocuk sevgisiyle dolu olması lazım. Bunu başardığımız an, sosyal devleti de başarıyoruz demektir. Bütün bunlardan ders alarak, o kurum, herkesin güvendiği bir kurum haline gelebilir diye düşünüyor, bu duygularla, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kazım Türkmen (CHP, Ordu). “2005 mali yılı bütçe kanun tas. (3 üncü tur görüşmelerinde ) gümrük müsteşarlığı,sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kur.gen.müdürlüğü,diyanet işleri başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kazim-turkmen-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-3-uncu-tur-gorusmelerinde-gumruk-mu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
