# Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Demirel (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 22 Temmuz 2003
- **Gündem:** SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s

> Kemal Demirel (CHP), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)); konuşma 575 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL(Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, Marmara Denizinden örnekler vererek durum tespiti yapmak istiyorum.

1966 yılından bu yana, Marmara Denizinde bilgisizlik ve denetimsizlik sonucu, birçok balığın nesli tükendi. Çok güçlü ışık üreten, jeneratör ihtiva eden balıkçı teknelerinin bu güçlü ışığı sayesinde, gerektiğinden fazla, 100 ton civarında uskumru balığının avlanması ve ihtiyaç fazlası olan bu balığın satılmaması nedeniyle denize dökülmesi sonucu uskumru balığının nesli tükendi.

1976 yılında, Su Ürünleri Yasasıyla, 15 kilogramdan küçük kılıçbalığının zıpkınla vurulması yasaklandı; ancak, bu yasayı da delmeyi başardılar; böylece, kılıçbalığının da nesli tükendi.

1980 yılında, balıkçı tekneleri daha büyüdü ve radarlar üretildi. Bu dönemde de, havyarlı kolyoz balığını, yine, gereksinimden fazla, 80-100 ton civarında avladılar; pazarlayamadılar; denize döktüler.

1981 yılında da, Japonya'dan, su ürünleri karşılığında sonar aleti aldılar, denizi talan etmeye devam ettiler.

Trol balıkçı gemilerinin, Marmara Denizinde avcılığı yasak olmasına rağmen, trol aletlerini İstanbul'da mühürletip Çanakkale'de açtırması gerekiyorken, denetimsizlikler sonucu, bir akvaryum balık üretim gölü olan Marmaranın su ürünlerinin neslini tüketmeye devam etmektedirler.

Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, koruma altına aldığı bölgelerde avlanma zamanını beklerken, bizim denizlerimizi tüketenler, oralara da ulaştılar. Adı geçen ülkelerin yetkilileri, bir kısmını yakaladılar, bir kısmının teknesini batırdılar.

Belirttiğim cihazlarla ve avlanma yasağı bulunan zamanlarda avlanmaya devam edilirse, çok kısa yıllar içinde, Marmara Denizinin, deniz taşımacılığından başka bir işe yaramayacağı kesindir. Veriler, geçmişte, Marmara Denizinde 80 civarında su ürünü çeşidi olduğunu gösteriyor; oysa, günümüzde, 8 çeşit su ürünü yaşam mücadelesi vermektedir.

Ülkemizde su ürünleri potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen, su ürünlerinin ülkemizde üretimi ve tüketimi istenilen düzeyde değildir. Avrupa Birliği ülkelerinde kişi başına yıllık 23 kilo balık tüketilirken, Türkiye'de tüketimin 7,5 kilo düzeyinde olduğu belirtilmektedir; ancak, sağlıklı bir beslenme rejiminin oluşabilmesi için, bunun, en az iki üç katı artırılması gerekmektedir; ancak, bu üretim ve tüketim artışının desteklenmesi, bugüne kadar, devletimizin gereken ilgisinden yoksun kalmıştır. Devlet, hem finansal destek anlamında hem de denetim hizmetleri anlamında ilgisiz davranmaktadır. Bu ilgisizliğin nedenlerinin başında, balıkçılığın hangi kurumlara tabi olacağının belirsizliği gelmektedir. Balıkçı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde çiftçiyle aynı statüdedir ve gerekli izinleri bu bakanlıktan alır; ancak, denetleme ve kontroller, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yapılmakta, çift başlı bir durum oluşmakta ve zaman zaman, iki kurum arasında boşluklar doğmaktadır. Bu durumun, Batılı ülkelerdekine benzer bir biçimde düzeltilmesi gerekmektedir.

Bugüne kadarki yasal düzenlemeler ve denetlemeler, denizlerimizdeki talanı önlemeye yeterli olamamıştır; denizlerimiz çölleşmeyle karşı karşıya bulunmaktadır. Trolcülük, dip tarama, kıyılardan kum ve çakıl çalma gibi uygunsuz faaliyetler, sualtı ekolojisine geriye dönüşü olmayan zararlar vermekte ve Türkiye kökenli birçok balığın neslinin tükenmesine yol açmaktadır. Görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısıyla birlikte, denizlerimizi tehdit eden bu talan karşısında cezalar ağırlaştırılmıştır. Cezaların ağırlaştırılmış olması, uygunsuz avcılık yöntemlerinin kullanılmasını önlemek açısından caydırıcı olacaktır; ancak, cezalar, yalnız başına caydırıcı olamaz. Balıkçılık sektörünün, sübvansiyon ve kredilerle desteklenmesi; yani, içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan kurtarılması gerekmektedir. Balıkçılık sektörünün örgütlenmesi teşvik edilerek, balıkçıların kendi geçim kaynaklarını korumaları sağlanmalıdır.

Görüştüğümüz tasarının 3 üncü maddesiyle Su Ürünleri Kanununda yapılan değişiklikle, su ürünleri istihsalinde uygulanacak kriterlerin, yasakların ve yükümlülüklerin yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu yönetmeliklerle birlikte su ürünlerinde avlanma ve üretim için standartlar belirlenmiştir; bu standartların uygulanması, ekolojik dengelerin korunması ve balıkçılık sektöründe istikrarlı bir büyümenin sağlanabilmesi için büyük önem arz etmektedir. Denizlerin hepimizin olduğunu asla ve asla unutmamamız gerekir. Su ürünlerinin nesillerini tüketenlerle mücadele etmek, hepimizin aslî görevi olmalıdır; aksi takdirde, gelecek nesillerimize bunu anlatamayız diyorum.

Olumlu oy kullanacağımızı belirtiyor, hepinize, sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Demirel (CHP, Bursa). “Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
