# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Demirel (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2005
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-02-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Kemal Demirel (CHP), 9 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.606 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinizi en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüşmekte olduğumuz Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının 27 nci maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Bu maddede, Bakanlıkça lisanslı depo işletmecisinin ne gibi durumlarda lisansının iptal edileceği ya da askıya alınacağı ayrıntılı olarak belirtilmektedir.

Üreticinin ürettiği ürünün katmadeğerine sahip çıktığı bir sistem içinde tarım ürünlerinin pazarlanması, dünyanın tüm ülkelerinde her zaman önemli bir sorun olarak varlığını korumuştur. Bu konuda ülkemizde de büyük sorunlar yaşanmaktadır. Hasat döneminde büyük miktarlardaki ürünün piyasaya sürülmesi nedeniyle fiyatlar düşmektedir. Üstelik böyle bir durumda bazı ürünler sadece belirli dönemde piyasaya sürülebilmektedir. Hasat dönemine borçlanarak giren üretici, acil parasal ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata elinden çıkarmaktadır. Bu sistem içinde takip eden aylarda değişik etiketlerle ürün fiyatları yükselmektedir; bu durum, tüketici fiyat düzeyinde olumsuz etki etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bugün, ülkemizde, gerçekten tarım istenildiği bir noktada değil. Bugün, ülkemizde, üretici durumunda olan köylümüz, çiftçimiz, ne yazık ki, ürettiği ürünün karşılığını alamamaktadır. Girdi fiyatlarının yüksekliği, kendilerine yapılacak olan desteklemelerin gerçekleşmemesi, çiftçimizi âdeta perişan etmiştir.

Gittiğimiz, dolaştığımız köylerde çiftçilerle beraber yapmış olduğumuz toplantılarda, çiftçimizin her geçen gün daha olumsuz bir tabloyla karşı karşıya olduğunu vurguladıklarını biliyoruz.

Biraz evvel konuşan AKP sözcüsü öyle bir tablo çizdi ki, yani o zaman ben şunu sormak istiyorum: Bizim gittiğimiz köyler herhalde Türk köyleri değil, bizim konuştuğumuz üreticiler herhalde Türk köylüsünün üreticileri değil?! Yüzlerce köy dolaşıyorum, yüzlerce çiftçiyle konuşuyorum, binlerce insanla konuşuyorum, hiçbirisinin şimdiye kadar "Allah razı olsun" dediğini duymuyoruz. Ürettikleri ürünün karşılığını alamıyorlar.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Bursa'da 100 tane köy var mı?

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Bursa'da 700'e yakın köy var. Gelin, ben size Bursa'yı gezdireyim.

Ama, ne yazık ki bugün Türk köylüsüne sahip çıkmayanlara, seçmenlerimiz sandıkta gereken cevabı verecektir; bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Seçimde görüşelim...

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Yeri geldiği zaman, bu köylü, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, cumhuriyeti kurma noktasında kanını dökecek, şehit olacak noktaya gelmiştir; ama, bugün, Türk köylüsüne Mustafa Kemal'in söylemiş olduğu "köylü milletin efendisidir" lafını unutturdunuz, köylüyü köle haline getirdiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu kanun, önemli bir kanun. Bu kanunun çıkması noktasında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tabiî ki bu kanunun çıkmasından yanayız. Bu kanunun, işlediği zaman, Türk köylüsüne artı getireceğini biliyoruz; ama, Türk köylüsü, bu kanun çıkarken -şu anda depoculuk kanun tasarısını konuşuyoruz- üretiyor diyorsunuz. Öyle bir noktaya gelecek ki, köylü üretemeyecek; üretemeyen köylünün deposunu ne yapacağını merak ediyoruz. Üretirseniz, köylüyü güldürürseniz, tarlalarınız bereket saçarsa, bu kanun o zaman gerçekten hak ettiği yere gelmiş olur.

Avrupa Birliği, ürün gruplarına göre farklılık göstermekle birlikte, genel olarak müdahale kurumları ve ödeme kurumları aracılığıyla, piyasanın önceden ilan ettiği fiyat düzeyinin altına düşmesi durumunda, kendisine teklif edilen ürünleri satın alarak, piyasada bir fiyat dönüşüm işlevini yerine getirmektedir. Ülkemizde lisanslı depoculuk sisteminin oturmamış olması nedeniyle, yabancı ülkelerde sistemli bir şekilde çalışma gösteren ürün borsası, ülkemizde faaliyete geçirilememiştir. Bu sistemin oluşmasının ilk ayağını, lisanslı depoculuk sisteminin oluşması sağlayacaktır. Bu sisteme dahil olan üreticiler, ürünlerini değişik zamanlarda değerlendirebilecek ve bu arada malının korunması garantisini de sağlayacaktır. Tabiî, bu konuda en fazla şikâyetçi olan köylümüz, ürettiği ürünün karşılığını almak, yapmış olduğu masrafların ürününü sattığı zaman karşılığını almak ve insanca yaşamak istemektedir.

Bugün ülkemizde işsizlikten şikâyet ediyoruz. Ülkemizde işsizlikten şikâyet ederken, değerli arkadaşlarım, dolaştığım bir köyde, yaşlı bir anneyle tarlada konuşurken "teyzeciğim, ben Bursa Milletvekiliyim, köyleri dolaşıyorum, herhangi bir isteğin var mı" diye sorduğumda, "oğlum, ben çiftçiyim, ben üreticiyim; ama, ürettiğimle ailemi zor geçindirebiliyorum. Çocuklarım var ve bu çocuklarımın geleceğinden endişe ediyorum. O yüzden, sizden şunu istiyorum: Benim çocuğuma iş bulur musunuz" dedi.

Değerli arkadaşlarım, bir köylünün bana aktardığı ve sorduğu soruya bakın: "Oğluma iş bulur musunuz?" Biz istiyoruz ki, köyde yaşayan insanlarımız, ektiği ürünün karşılığını alsın; köyde yaşayan insanlarımız, ektiği ürünün karşılığını alarak insanca yaşasın, ürettiğinin alınteriyle insanca yaşasın; ama, ne yazık ki, bunu göremiyoruz.

Lisanslı depoculuk sayesinde, yine, yetiştirilen ürünlerin, verilen emek karşılığında, hak ettiği değerini almasını istiyoruz. Ürün, istenildiği zaman, hakkı olan fiyata alıcı bulabilecektir. Emek verilerek elde edilen ürünler tarlada çürümeyecek, israf olmayacaktır; bu tasarının amacı budur; ama, bu noktada, dediğim gibi, üretirken üreticiye sahip çıkmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bununla birlikte, bu sayede, üreticiler, depolara bıraktıkları ürün bedeli kadar devletten kredi alabilecektir. Ancak, bununla ilgili diğer konuların gündeme getirilmesi ve bu sorunların en kısa zamanda çözülmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, lisanslı depoculuk konularıyla ilgili olarak önemli noktalardan bir tanesi de, bu depoları açıp işletecek kişi ve kuruluşların ülkemizdeki durumudur. Halihazırda, bu işi üstlenecek kaç kuruluş mevcuttur; bunların sermayeleri ne kadardır; bunların desteklenmeleri nasıl sağlanacaktır? Yoksa, bu konuda dış sermayeye yeni fırsatlar mı açılacaktır? Bu konunun da önemli olduğuna inanıyorum. Dış sermaye kaynaklı açılan lisanslı depoların kuruluş ve işletme durumlarıyla ilgili yasal düzenlemeler nasıl olacaktır? Bu ayrıntıların en kısa zamanda gündeme getirilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, tarımda ürettiğiyle geçinebilen, kendi kendine yeten 7 ülkeden bir tanesiydi; kısacası, dünyada 7 ülkeden bir tanesiydi; ama, ne yazık ki, bugün, ülkemiz, ihracatın ötesinde, tarımda ürün ithal eden bir ülke durumuna gelmiştir. Bu da, ortaya şu gerçeği koyuyor: Türk köylüsüne, Türk çiftçisine sahip çıkılmadığının açık ve net bir göstergesi. Gönlümüz, ülkemizin, tarım ürünlerini ithal eden değil, ihraç eden ülke durumunda olmasıdır; çünkü, kurtuluş, Türk köylüsüne sahip çıkmaktan geçer. Türk köylüsünün ürettiği ürüne sahip çıkmak, Türkiye'ye sahip çıkmakla eşdeğerdir. Bu anlamda, şunu yine vurgulamak istiyorum: Türk köylüsünün yüzü gülmeden Türkiye'nin yüzü gülmez. Türk çiftçisine sahip çıkılmadan Türkiye'ye sahip çıkılmaz.

Değerli arkadaşlarım, yine, bu kanunla ilgili olarak, tarıma farklı açıdan bakıldığında, şöyle bir manzarayla karşılaşıyoruz: Örneğin, üretim açısından bakıldığında, bitkisel üretimde dekar başına verimlilik düşük. Et ve süt hayvancılığında hayvan başına verimlilik düşük. Kümes hayvancılığında, balıkçılıkta, arıcılıkta, yani diğer alt sektörlerde de verim düşük. Yani, Türkiye tarımının üretim açısından en büyük sorunu, kronik sorunu verim düşüklüğü. Bu verim düşüklüğünün önüne geçilmesi noktasında, çiftçimize ve köylümüze gereken destek verilmeli, sahip çıkılmalı.

Ülkemizde, tarıma sosyoekonomik açıdan bakıldığında şu manzara ortaya çıkıyor: Kişi başına veya çalışan başına millî gelir düzeyi tarım dışındaki sektörlere göre çok daha düşüktür.

Değerli arkadaşlarım, aramızda Bursa milletvekillerimiz de var. Büyükoran İlçesi diye, bir dağ ilçemiz var. Bu dağ ilçemiz, gerçekten çok zor şartlar altında, tarımla geçinen, hayatını devam ettirmek isteyen insanlarla dolu; Bayındır diye bir köyü var. Bayındır Köyünün 50'ye yakın hanesi var. Yine, orada yapmış olduğumuz çalışmalarda, şimdiki muhtardan evvelki muhtarın tespitlerini ve oradaki tespitlerimi aktarmak istiyorum.

O köyde, kısıtlı da olsa anason ekimi yapılıyor. Sordum -o köyün kahvesi yok- nasıl geçiniyorsunuz diye. Oradaki bir köylümüzün verdiği cevap şu: "250 000 000 lira yıllık gelirim var benim." 250 000 000 lira yıllık geliri var!.. "İşte, birkaç tane tavuğumuz, ineğimiz, kuzumuz var; ama, onları da bir kenara bırakın, benim yıllık gelirim 250 000 000." Yani, 20 000 000 liraya yakın aylık geliri var. Şimdi, 20 000 000 liraya yakın aylık gelirle, bu köylümüz insanca yaşayacak diye konuşuluyor. Sormak lazım; 20 000 000 lirayla kim geçinebilir, hangi insan geçinebilir?! Bu köylüye sahip çıkılmazsa, kime sahip çıkılacak?! O yüzden, o köydeki hemşerilerimize giderek, bu gerçeği bir kez daha sizlerin görmesini istiyorum.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Niyazi Bey nerede?!. Kaçmış Niyazi Bey!

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Bursa milletvekillerimiz var, onlar, o köyleri çok iyi biliyorlar; inşallah, o köylere giderek oradaki insanların durumunu görürler.

Yine, tasarının 3 üncü maddesinde, lisanslı depoculuk hizmetlerine muhatap olacak tarımsal ürünler, depolanmaya uygun nitelikteki hububat, bakliyat, pamuk, tütün, fındık, yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, rafine şeker gibi standardize edilebilen temel ve işlenmiş tarım ürünleri olarak tanımlanmaktadır. Ancak, bu kanun kabul edilse bile, Bursamızın emek vererek ürettiği...

AHMET IŞIK (Konya) - Şeftali...

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Konyalı hemşerim Bursa'yı iyi tanıyor.

... şeftali, armut, erik, kiraz ve benzeri meyveler bu kapsamda değerlendirilemeyecektir. Yani, biraz evvel...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Kestaneyi unuttun!

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Vallahi, Bursamız kestanesiyle ünlüydü; ama, kestane üreten çiftçimize, köylümüze sahip çıkılmadığı için, ne yazık ki, Bursa, sadece, kestane ticareti yapan -üretimini yapan değil- bir kent konumuna geldi. Bu konuda, kestane üreticisine sahip çıkılması gerektiğiyle ilgili birkaç tane soru önergesi verdim Tarım Bakanına. İnşallah, önümüzdeki günlerde, Sayın Tarım Bakanı ve değerli AKP Hükümeti, Bursa'daki kestane üreticilerine sahip çıkarlar; ama, onun ötesinde, şeftali üreticilerine de sahip çıkarlar; ama, sormak lazım...

Yine, Bursa'nın, en ünlü şeftalilerin yetiştirildiği Gürsu İlçesi var. Gürsu İlçesinde hal yapımı var ve o hal yapımıyla, Türkiye'nin hiçbir yerinde yetiştirilmeyen deveci armutlarının neredeyse sonu getirilecek. Buradan tekrar AKP'li Bursa milletvekillerine seslenmek istiyorum: O hal konusunda, o tarlaların yok edilmesine karşı mücadele etmesini istiyorum; hem Gürsu'yu kurtarmak hem Türkiye tarımını kurtarmak hem de meyveciliği kurtarmak açısından bu önemli.

Eğer bu ürünler, biraz evvel bahsetmiş olduğum meyveler, depolardan faydalanılamayacak ise, Bursamızda bu ürünlerin gerek ihracat gerekse yan ürünlerinin daha kazançlı bir şekilde üretimlerinin sağlanması için neler yapılması planlanmaktadır? Bu konuda da açıklamalarda bulunmasını istiyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Çilek de mi?

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu kanunun beraberinde getireceği çeşitli yararları da olacaktır diyoruz. Eleştirimizi yapacağız, doğruları da söyleyeceğiz.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)- Çilekçiler yakacak seni yoksa!

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Vallahi çilek üreticisi perişan, doğru. Bugün, Bursa, çilek üretiminde de ülkemizde önemli kentlerden bir tanesi; ama, ne yazık ki, üç dört yıl evvel 2 000 000 liradan bu noktaya geldi.

AHMET IŞIK (Konya) - İpekböcekçiliği!..

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Vallahi, AKP'li milletvekillerinin Bursa'yla o kadar ilgilenmesinden mutluluk duyuyoruz; ama, Bursa'nın da...

Lafla alakası var mı yok mu bilemiyorum; ama, bir de bütün Bursa demiryolu istiyor ve Bursa'ya demiryolu getirilmesi noktasında da AKP Hükümetine görev düşüyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Çileğin faydalarından da bahset!

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Vallahi değerli arkadaşlarım, bugün tarım ürünlerinin hepsi faydalı ürünlerdir, tarım ürünlerinin hepsi ülkemizin ekonomisine katkı sağlayacak ürünlerdir. Önemli olan, bu ürünlere sahip çıkılmasıdır; önemli olan, bu ürünlere sahip çıkacak olan üreticimize, köylümüze sahip çıkılmasıdır. Mustafa Kemal'in söylemiş olduğu sözü asla hiç kimse unutmasın: "Türk köylüsü milletin efendisidir." Efendiye sahip çıkmak hepimizin namus borcudur diyorum.

Hepinizi, içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Demirel (CHP, Bursa). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-02-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
