# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Demirel (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 17 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-03-17-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> Kemal Demirel (CHP), 17 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.598 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici 2 nci maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum.

Geçici 2 nci maddede "Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün ilgili yıllar yatırım programında yer alan ve Hazine Müsteşarlığı tarafından dış finansman sağlanmasına izin verilmiş; ancak, henüz finansman temin çalışmaları sonuçlandırılmamış olan projeleri ile 2005 Yılı Yatırım Programında yer alan projelerin finansmanı amacıyla yurt dışından sağlanacak krediler hakkında genel ve katma bütçeli idarelerin tabi olduğu esaslar uygulanır" deniliyor.

Bunlarla ilgili "Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir" deniliyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının tarihine baktığımız zaman, 1856 yılında, İzmir - Aydın arasında yapılan demiryollarıyla Türkiye öne çıkıyor. O günden bugüne kadar, değişik ülkeler, Türkiye'de demiryolları yapımına önem veriyor. Osmanlının son zamanlarında, o zaman yapılan demiryolları, genellikle, dış ülkeler tarafından, kendi ihtiyaçlarını ve hammaddeleri gözönüne alarak yapılan demiryolları olarak karşımıza çıkıyor. Bu hatlar, Osmanlının ihtiyaçlarına göre değil, tam tersine, kendi ihtiyaçlarına göre yapıldığı için, o demiryolları, Anadolu'nun içerisine kadar, doğuya kadar uzanmıyor; ama, sevgili Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin ilanından sonra, demiryollarını doğuya kadar uzatarak, bu hattı bütün Anadolu'ya yayıyor. Ayrıca, Atatürk, yine -demiryolları, o zamana kadar yabancı ülkelerin elinde olduğu için- bunu, âdeta bir bağımsızlık göstergesi olarak düşünüyor ve demiryollarını devletleştiriyor. Kısacası, demiryolları cumhuriyet demek, demiryolları özgürlük demek, demiryolları bağımsızlık demektir.

Değerli milletvekilleri, demiryollarına, cumhuriyet döneminden 1950'li yıllara kadar gereken önem veriliyor ve o günlerde yapılan yatırımlarla, demiryolları, gerçekten hak ettiği yeri alıyor. Bildiğiniz gibi, 1923'ten sonra, Kurtuluş Savaşından çıkmış bir ülke olarak ekonomimiz çok iyi olmamasına rağmen, o zor şartlar içerisinde, ülkemiz insanı, bu demiryollarını yapıyor. Nasıl yapıyor; yeri geliyor imece usulü yapıyor; iki köy arasındaki, iki ilçe arasındaki demiryollarını imece usulüyle ve devletin de katkısıyla yapıyor. Kısacası, bağımsız olmanın onuru ve gururuyla, bu demiryollarını, dışkaynak almadan yapıyor; ama, 1950'den sonra -ünlü Marshall yardımlarının da buna katkısı var- Türkiye'yi ziyaret eden Amerikalıların ortaya koymuş olduğu görüş çerçevesinde, Türkiye, demiryollarını bir kenara bırakıyor, tam tersine, karayolu taşımacılığı ve karayollarına gereken önem verilerek, demiryolları üvey evlat durumuna düşüyor. Bu da, ne yazık ki, bugün hepimizin şikâyet ettiği, trafik canavarını ve trafik terörünü ortaya çıkarıyor.

Değerli milletvekilleri, bugün, demiryolları, gerçekten, bu ülkede, ulaşım ağı açısından değerlendirdiğimiz zaman, yani, karayolu, havayolu, denizyolu -bunlar- birbiriyle çelişen, birbirleriyle yarışan değil, tam tersine, birbirini bütünleştiren ulaşım ağları olarak karşımıza çıkmalı. Yani, siz, kısacası, ulaşım politikanızı belirlerken, demiryolunu asla gözardı etmeden... Tam tersine, özgürlüğünüzün ve bağımsızlığınızın simgesi olan demiryollarını öne çıkarmadan, bu ülkeyi, bağımsız bir ülke konumunda, dünyanın hiçbir yerinde açık açık iddia etme durumuna düşemezsiniz; çünkü, bugün, bu ülke bir petrol kriziyle karşılaştığı zaman, dışa bağımlı olduğu için karayolu taşımacılığında ve petrol açısından, inanın, çok daha -ekonomik şartlarda -zor şartlar altında bulunduğumuz bu dönemde, dışa bağımlı olmanın da getireceği faturaların ülkemize vereceği ağır tabloyu gözardı edemeyiz. Onun için, ulaşım ağımızı mutlaka ve mutlaka demiryollarına yönlendirerek yapma durumundayız.

Bugün, Avrupa Birliğine gireceğiz diyoruz; Avrupa Birliğine giden süreç içerisinde yatırımlarımızı yapıyoruz, kanunlarımızı çıkarmaya çalışıyoruz; ama, Avrupa Birliği ülkelerine baktığımız zaman, Avrupa ülkeleri, demiryollarını bizden çok daha evvel kavramış ve bu kavrama neticesinde bütün ulusal ağlarını demiryollarıyla örmüşlerdir. Bugün, ülkemizdeki karayolu taşımacılığı ile Avrupa'daki karayolu taşımacılığına karşılaştırma getirirsek, ortaya şu tablo çıkıyor: Bugün, biz, bütün her şeyimizi, neredeyse, demiryollarından ayırıp karayollarına aktardığımız için, dışa bağlı olduğumuzdan dolayı, ekonomik anlamda sıkıntıya girdiğimizi de burada vurgulamak istiyorum. Kısacası, Avrupa Birliği giriş süreci içerisinde, bizim de, ağımızı -demiryolları açısından- güçlendirmemiz, kuvvetlendirmemiz lazım.

Değerli milletvekilleri, bugün, bu ülkede, depremler, ne yazık ki, ülkenin acı gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. 1900 yılından 2005 yılına kadar geçen zaman içerisinde, ülkemizin depremde kaybettiği insan sayısı 100 000 civarında; yani, ülkemiz, depremlerde 100 000 insanını kaybetmiş; ama, trafik kazalarına bakıyoruz, son otuz yılda trafik kazalarında ölen insan sayımız 160 000; yani, yüzyıl içerisinde bu ülkede depremlerde kaybettiğimiz insan sayısı 100 000 iken, son otuzyılda trafik kazalarında kaybettiğimiz insan sayısının 160 000 olduğunu görüyoruz. Bunun önüne geçmek için de, mutlaka, demiryollarına gereken önemin verilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Kısacası, bu tablo şunu ortaya koyuyor: Türkiye, her yıl, Kurtuluş Savaşında verdiği şehitten daha fazlasını trafik kazalarında kaybediyor. Her yıl bir ilçemiz ölüyor, bir ilimiz sakat kalıyor. Bugün, ülkemizde trafikte ölmenin, depremde ölme ihtimalinden çok daha fazla olduğu, acı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca, kaza maliyetlerini gözönüne alırsak, kaza maliyetlerinde ise yolcu taşımada karayolu, demiryoluna göre 448 kat, yük taşımasında ise 410 kat daha pahalıya mal olmaktadır. Demiryollarında bir kaza neticesinde, kaybımız, eğer, kaza başına 1 milyar ise, bu, karayollarında tam 448 milyara kadar çıkabiliyor.

Yine, ülkemizde son kırk yılda toplam araç sayısı 31 kat artarken, karayolları istatistiklerine göre, yolcu taşımacılığının yüzde 45'lik bölümü de, bu çerçevede, Ankara-İstanbul-İzmir üçgeninde gerçekleşiyor. Kısacası, bugün, ülkemizde Ankara-İstanbul-İzmir üçgeni içerisinde trafik kazalarının yüzde 60'ı gerçekleşiyor. Bu anlamda, demiryollarının, bilhassa Ankara-İstanbul-İzmir arasındaki hatlarının en kısa zaman içerisinde gözden geçirilmesi, gerekirse yeni hatların yapılması söz konusu olmalıdır. Ayrıca, maliyet açısından da karayolları ile demiryolları karşılaştırıldığı zaman yarı yarıya, hatta, üçte 1 aralığında daha ucuza mal olduğu da bir gerçek.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde hızlı tren çalışmaları yapılıyor, hızlı tren çalışmalarında, hızlandırılmış tren çerçevesinde, ne yazık ki, hiç kimsenin arzu etmediği kazalar ortaya çıkıyor. Bu kazalarda insanlar hayatını kaybediyor; ama, işte, yaşadık, Pamukova'daki kazaları yaşadık. Gönlümüz bu tür kazaların olmamasıydı; ama, bu konuda, o kadar uyarılara rağmen, bu hızlı tren projesi hayata geçirildi ve insanlarımız hayatını kaybetti. Şimdi, bakıyoruz kim suçlu? Hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmiyor. Herhalde, suçlu, bu hızlandırılmış tren projesine inanıp o trene binen, hayatını kaybeden vatandaşlarımız mı olacak?! Bu konuda sorumlular ortaya çıkarılmalı ve sorumlular ortaya çıktıktan sonra da gereği yapılmalıdır diye düşünüyoruz.

Şimdi, demiryollarının genellikle zarar ettiğinden bahsedilir. Eğer, demiryollarını iyi incelersek, demiryollarının özelleştirme kapsamına alındıktan sonra zarar etmeye başladığını görürsünüz; yani, demiryolları, son yirmi yıldır zarar etmeye başlıyor. Bunun arkasında yatan gerçek, demiryollarını zarar eder durumuna düşürerek özelleştirme kapsamına almak.

Değerli arkadaşlar, demiryollarının özelleştirilmesi demek, sizin bağımsızlığınızı tekrar gözden geçirmenizle eşdeğer gibi olabilir. Neden diyorum; çünkü, demiryolları bu ülkenin bağımsızlığının birer simgesidir. Benden evvel konuşan arkadaşlarımız da bahsettiler, yarın 18 Mart Çanakkale Savaşlarının yıldönümü; yani, bu ülkenin insanları şehit olurken bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulması için şehit oldular, gazi oldular. O açıdan, şehitlerimizin ve gazilerimizin, bu konudaki ulaşım politikalarıyla ortaya çıkacak olan tabloyu, o insanların şehit ve gazi olmalarının sebepleriyle karşı karşıya getirdiğin zaman bağımsızlığımızla eşdeğerde olduğunu görerek, onlara saygısızlık yapacak ulaşım politikalarının gündeme gelmemesi lazım. Demiryolları bu ülkenin bağımsızlık sembolü. Bu ülkenin demiryollarını özelleştirme kapsamına alıp da dış ülkelerin de bu konuda yönlendirmesiyle karşı karşıya bırakırsanız, bu iş, sırayla, böyle oluyor.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Bir şey olmaz.

KEMAL DEMİREL (Devamla) - Vallahi, bir şey olmaz demeyin. Hızlı tren kazasında da bir şey olmaz dendi; ama, ne yazık ki, 40'a yakın insanımız hayatını kaybetti.

Değerli milletvekilleri, yani, bugün, bu ülkede -şunu vurgulamak istiyorum- demiryolları, karayolları, denizyolları ve havayolları gerçekten önemli ulaştırma araçları.

Bugün, bu ülkenin trafik kazalarında neleri kaybettiğini -eğer trafik kazaları 1 yıl olmamış olsaydı ülke neler kazanırdı ve neler yapılabilirdi- birkaç örnekle size vermek istiyorum. Eğer Türkiye'de 1 yıl trafik kazaları olmamış olsaydı, 100'er metrekareden 882 000 tane konut yapılabilirmiş; yani, her konuta 5 kişi düşünebilirsek, 4,5 milyon insanın konut ihtiyacı karşılanabilirmiş.

Yine, bu ülkede hep şikâyetçiyiz, hastanelerin yetersizliğinden şikâyetçiyiz, hastanelerimizin azlığından şikâyetçiyiz; yine aynı şekilde, 300 yataklı tam 1 339 tane hastane yapılabilirmiş; 1 339 hastane.

Yine, öğrencilerimizin okuma zorlukları var; bu okuma zorluklarında da sık sık karşılaştıkları burs sorunları var; 5 550 000 öğrencinin 4 yıllık bursu karşılanabilirmiş.

Yine, hükümet duble yollar yapmak istiyor. Tabiî, bu ülkenin duble yollara ihtiyacı var; ama, yine bu rakamlar şunu ortaya koyuyor: 1 yılda 16 000 kilometre yol yapılabilirmiş; bu kazaların olmaması sonucunda.

Yine, 480 öğrenci kapasiteli... Hepimizin şikâyet ettiği, hemen hemen her vilayette karşılaşılan bir sorun var; sınıflarımız çok kalabalık, öğrencilerimizin 60, 70, 80 kişilik sınıfları var. Ne diyoruz; çocuklarımız bu ülkenin geleceği; bu ülkenin geleceği olan çocuklarımızın en iyi şartlarda, en iyi okullarda ve en iyi sınıflarda okuması için sınıfların mevcudunun düşürülmesi lazım, sınıflarda 30 kişi veya 25 kişi olması lazım. Ne yapılabilirmiş; tam 12 000 tane ilköğretim okulu yapılabilirmiş; 12 000 tane.

Bu trafik kazalarının hepsinin önüne geçmemiz mümkün değil. Eğer, biz, demiryollarına yapacağımız yatırımlarla bu trafik kazalarını yüzde 10'a indirebilirsek, yüzde 10 düşürebilirsek, inanın, bu ülkenin ilköğretim okulu sorunlarını, hastane sorunlarını, konut sorunlarını bir noktada azaltmanın gururunu yaşayabiliriz.

O açıdan, trafik kazalarının önlenmesi açısından, demiryollarının önemini bir kez daha vurguluyorum. Bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesini istiyoruz. Hükümet, ikibuçuk yıldır görevinin başında. İkibuçuk yıldan beri, programında olduğu gibi, duble yollar yapıyor; ama, ben, şunu vurgulamak istiyorum: İkibuçuk yıldan beri Ulaştırma Bakanı da görev başında; hızlandırılmış tren projeleri, hızlı tren projeleri, tren yollarının gözden geçirilmesi, rehabilite edilmesi, mevcut sistemlerin gözden geçirilmesi noktasında önemli mesafeler katedilmesi önemli; ama, şunu da istiyoruz; tren yolu yapımıyla ilgili temel atılsın, temel; yani, nasıl duble yollar yapılabiliyorsa, diğer konularda hizmet vermek için çalışma yapılabiliyorsa, demiryolları için de temel atılması lazım, temel. Eğer bu yapılmazsa, ikibuçuk yıldan beri o koltukta oturan Sayın Ulaştırma Bakanımız -keşke burada olsaydı- görevini yapmış olabilir diyemem; çünkü, duble yolların yapımında Bayındırlık Bakanı görevini yapıyor ise, demiryolları konusunda Ulaştırma Bakanının da görevini yapması lazım; yani, onun da bu ülkede temel atma ve raylı sistemleri hayata geçirme noktasında üstüne düşeni yapması lazımdı.

Ben, bu kürsüden defalarca demiryollarını anlatıyorum, demiryollarının önemini ortaya koyuyorum. Bunu söylerken, Bursa'nın da önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Bursa, Türkiye'nin sanayi kenti, turizm kenti. Böyle bir kentin bundan mahrum edilmesi kadar büyük bir haksızlık olamaz. Bu noktada, Bursa'ya demiryolu getirilmesi noktasında da hükümetin acilen görevini yapmasını istiyorum.

Gönlümüz, trafik kazalarının olmadığı bir Türkiye'de yaşamak, insanlarımızın bu konuda hayatlarını kaybetmemesini sağlamak. İnşallah, herkes üzerine düşen görevi layıkıyla yapar, bir daha bunları yaşamaz diyorum.

Hepinizi, içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Demirel (CHP, Bursa). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 17 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-03-17-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
