# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun ile milli eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu raporu (s.s.875)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Demirel (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2005
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU RAPORU (S.S.875)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-04-28-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ile-milli-egitim

> Kemal Demirel (CHP), 28 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU RAPORU (S.S.875)); konuşma 999 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 3289 Sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 5 inci maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Maddede, Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulunu oluşturan üyelere "Türkiye Futbol Vakfı Genel Başkanı" eklenerek, bu vakfın genel kurulda temsili sağlanmış oluyor.

Şimdi, vakıftaki görevlere baktığımız zaman, amacındaki maddeleri de okuduğumuzda, gerçekten vakfın amacının, Türk futbolunun gelişmesi, eğitimi, daha çağdaş hale gelmesi noktasında, spor branşında futbolun teorik ve pratikte gelişimiyle ilgili amaçları var. Bunlar, güzel uygulamalar; ama, bugün görüştüğümüz bu kanun teklifi içerisinde olmamasına rağmen, aslında olması gerekenlerin başında, bugün, spor, başta futbol olmak üzere, hepimizi ilgilendiren önemli bir öğe. Yani, bugün, spor, futbol, basketbol, voleybol, güreş ve birçok spor dalında hemen hemen hepimizin ilgisini çeken, herhangi bir yakını olan veya çevresinde bu sporu yapan insanlarla dolu bir toplumda yaşıyoruz. Böyle bir durumda, ülkemizde de yüzbinlerce lisanslı sporcumuz var; antrenörümüz var, hakemimiz var; spor kulüplerimiz var, toplam 6 364 tane; futbol tesislerimiz var, yine binlerce...

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu kanun teklifi üzerinde söz almış bulundum; çünkü, iki yıldan beri defalarca soru önergeleri vererek gündeme getirmek istediğim bir konu vardı. Şu anda, bu kanun teklifi görüşülürken, gönlümüzden geçen; Sayın Başkanımızın da izah ettiği gibi, hafta içerisinde gelseydi Sayın Bakan burada olacaktı, ama, onun yerine vekâleten başka bakanlar var; ama, benim bu konum, tesadüfen Sağlık Bakanı da burada, onu da ilgilendiren konulardan bir tanesi.

Değerli milletvekillerim, spor sahalarında eksik olan bir şeyi ortaya koymak istiyorum. Bursa'da bundan iki yıl evvel bir futbol müsabakası sırasında, Yılmaz Bayram ismindeki bir genç, futbol sahasının ortasında göğüs istobu yaptığı bir sırada geçirdiği rahatsızlıktan dolayı ve olay anında müdahale edebilecek bir sağlık ekibi olmadığından dolayı hayatını kaybetti. Yani, futbol sahasında mücadele veren genç kardeşimiz hayatını kaybetti. Bu genç kardeşimiz kimdir; Yılmaz Bayram, 3.10.1997 yılında, Türkiye (B) Genç Millî Takımında, Lüleburgaz'da oynanan Romanya-Türkiye maçında sahada yer alan bir futbolcumuzdu; yani, bizlerden biriydi, çocuklarımızdan biriydi.

Onun üzerine, ben, Bakanlığa, sahalarda görmüş olduğum bu eksikliğin giderilmesiyle ilgili hangi çalışmaların yapıldığına dair soru önergeleri verdim. Tabiî, soru önergelerine aldığımız cevaplarda, Sağlık Bakanlığı ile spordan sorumlu Devlet Bakanlığı arasında bir protokol olduğunu, bu protokolün de halen yürürlükte olduğunu ve işin bu çerçevede yürütüldüğünü söylediler.

Tabiî, o protokolü incelediğim zaman, o protokol, sahalarda sakatlanan futbolcularımızın, eğer sosyal güvenlikten yoksun ise, daha sonra hastanelerdeki bakımı ve tedavisiyle ilgili konuları içeriyor; ama, benim istediğim şu: Sahada, ister futbol müsabakası olsun ister herhangi bir spor müsabakası olsun, amatörce mücadele veren gençlerimizin karşılaşabileceği bir sakatlık neticesinde sağlık ekibinin ona müdahale etmesiyle ilgili bir sorundu; yani, eğer, o sağlık ekibi o sahada bulunabilirse anında müdahale edebilecek, o çocuklarımızın sahadaki sakatlıklarının önüne çok daha rahat geçilebilecek. Biraz evvel örneğini verdiğim gibi, o genç kardeşimiz, Oyak Renault'lu futbolcu kardeşimiz hayatını kaybetmemiş olacak idi.

Daha sonra, bununla ilgili olarak, Bursa'da -bu yaptığımız çalışmalar neticesinde- sağlıkla ilgili birtakım çalışmalar yapıldı; ama, ben, sadece futbol maçlarına, profesyonel liglere gitmeyip; ama, aynı zamanda, o toprak sahalarda, o çamurlu sahalarda amatörce mücadele veren gençlerin de maçlarına giderek, o gençlerimizin sahalarda karşılaştığı sorunları, tekrar, yerinde tespit etmek istedim. Ne yazık ki, 18 yaşında olan, 17 yaşında olan, 16 yaşında olan gençlerimiz sahalarda amatörce mücadele ederken, en ufak bir sakatlıkla karşılaştıklarında, sorunun giderilmesiyle ilgili sağlıkçıları yanlarında göremedim. Bu yasaları görüşüyoruz, bu yasaları burada çıkarıyoruz, kanunları gerçekleştiriyoruz; ama, bence her şeyin başı sağlık. Sağlığın olmadığı yerde, sağlık sorunlarının çözülmediği bir yerde, siz, sporun sağlıklı bir şekilde gelişmesinden çok fazla iddialı bir şekilde konuşamazsınız.

Bu anlamda, ivedilikle çözülmesi gereken sorunların başında sağlık geliyor. Eğer bu sağlık sorununu çözemezsek, inanın, biraz evvel örneğini verdiğim gibi, genç kardeşlerimiz, genç sporcularımız hayatlarını kaybedeceklerdir diyorum. Bunların önüne geçmek için, başta spordan sorumlu Devlet Bakanına, Sağlık Bakanına ve Başbakanımıza buradan bir kez daha seslenmek istiyorum. Türkiye'nin neresinde olursa olsun, hangi müsabaka olursa olsun, o müsabakaya başlamadan evvel, mutlaka, sahada sağlıkçının olması gerektiğini vurgulamak istiyorum; çünkü, spor müsabakalarına başlamadan evvel hakemlerimizin üzerinde durduğu birkaç konu var. Bilhassa futbol maçlarında, saha komiseri var mı diye bakar, saha polisi var mı der, eğer bunlar varsa maça başlanır; ama, ben diyorum ki, ne olursa olsun, sağlıkçı olmadan, hakemlerimiz, hangi müsabaka olursa olsun, düdüklerini çalmasınlar; çünkü, o düdüğü çalan hakemlerin de, o maçı seyreden seyircilerin de, antrenörlerin de, futbolcuların da sağlıkçıya ihtiyacı var. O açıdan, mutlaka, bunun önüne geçilmesi gerekli.

Şimdi, sporla ilgili konuşuyoruz. Dün ve bugün, yine gazetelerden, Türk futbolunun kirliliğiyle ilgili demeçleri okuyoruz. TMSF Başkanı da Türk futbolunun kirli olduğunu söylüyor. Vallahi, bugün, Türkiye'de, herkes, sporda olmaması gereken konuları gündeme getiriyor.

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk'ün güzel bir sözü var, statlarda bunu görüyorsunuz: "Ben, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" diyor. Sevgili Mustafa Kemal Atatürk bu sözü sporcularımız için söylemiş; ama, ben günümüzde diyorum ki, bu, sadece sporcular için değil, hepimiz için geçerli; çünkü, sporla ilgilenen Türkiyemizde, bu sözün önemi çok daha fazla ortaya çıkıyor. Bunu, sadece sporcularımızın sırtlarına yıkmamak lazım. Maçlardan evvel ve maçlardan sonra söylenen sözlere yöneticilerimizin de dikkat etmesinde büyük yarar var; çünkü, bununla ilgili kanunlar çıkarılıyor. 5149 sayılı Yasa, spor sahalarında şiddetin ve düzensizliğin önüne geçilmesiyle ilgili çıkarılan bir yasa; ama, bu yasaya rağmen, yine de, herkes ağzına geleni söylüyor; ama, bunun karşılığında, spordaki şiddetin önüne geçilmesiyle ilgili çalışmaların ve kanunun, bence, hakkaniyet çerçevesinde uygulanmadığını görüyoruz; yani, siz, sahada maçı seyreden 3-5 kişiye ceza verebiliyorsunuz veya seyircisiz oynatma cezası verebiliyorsunuz; ama, bu ortamı sağlayanlara karşı, hâlâ herhangi bir ceza yaptırımı uygulanmıyor. Bu çifte standardın önüne geçilmesi lazım.

Yine de, ben, Bursa'da, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili olarak, spordaki şiddetin ve kirliliğin önüne geçilmesi noktasında bir kampanya başlatmıştım. Bence, o kampanya, Türkiye'de, herkesin, üzerine düşmesi gereken bir kampanya. Bayanlarımızın, sahalarda, tribünlerde, çok daha fazla olması lazım. Bayanlarımızın olduğu sahalarda, inanıyorum ki, küfrün ve şiddetin önüne geçmek, çok daha kolay olacaktır. O anlamda, sadece, bunu, kulüplere değil, aynı zamanda, federasyona ve Bakanlığa da, bu konuda, ciddî anlamda girişimlerde bulunulmasını istiyorum. Sahalarda çok daha fazla bayanın, öncelikle, ücretsiz yer alarak, bu spordaki şiddetin ve küfürlerin önüne geçilmesinin önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Bu yasanın, eksiklerini gidererek, Türk sporuna yararlı olmasını söylüyor, hepinizi en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Demirel (CHP, Bursa). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun ile milli eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu raporu (s.s.875)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-04-28-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ile-milli-egitim (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
