# Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Demirel (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim
- **Tarih:** 30 Haziran 2005
- **Gündem:** ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969

> Kemal Demirel (CHP), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )); konuşma 861 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL DEMİREL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Özürlüler Hakkında ve Bazı Kanunlar ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasıyla İlgili Kanun Tasarısı için söz almış bulunuyorum; hepinizi, en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum ve ülkemizde yaşayan ve bütün dünyada yaşayan özürlülere de, bu vesileyle, sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyor ve sorunlarının en kısa zaman içerisinde çözülmesi umuduyla, buradan kendilerine sesleniyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, madde 24'te "Bir noterlik işleminde imza atılmış veya imza yerine geçen el işareti yapılmış olmasına rağmen, ilgilisi ister veya adına işlem yapılan ve imza atabilen görme özürlüler hariç olmak üzere noter, işlemin niteliği, imzayı atan veya el işareti yapan şahsın durumu ve kimliği bakımından gerekli görürse, yukarıdaki fıkradaki usul dairesinde ilgili, tanık, tercüman veya bilirkişinin parmağı da bastırılır. Mühür kullanılması halinde parmağın da bastırılması zorunludur" denilmektedir.

Tasarı bunları ortaya koyduktan sonra, şunları vurgulamak gerekir: Bugün, Anayasamızda, özürlü bireylerin temel sorunları olan eğitim, sağlık, çalışma hayatı, sosyal güvenlik ve toplumsal hayata uyum sağlaması noktasında çeşitli düzenlemeler yer almaktadır; ama, bugün yaşadığımız bir gerçek var, Anayasada bunlar yazılmış olmasına rağmen, Anayasada hükümler olarak bunlar yer almasına rağmen, ne yazık ki, özürlülerimizin sorunları bir türlü çözülememekte ve özürlülerin sorunları çözülemediği gibi, artmaya devam etmektedir.

Değerli milletvekillerim, bugün, ülkemizde kutlanan günler vardır ve hatırlanan günler vardır. Bunlardan bir tanesi de özürlüler ve engelliler günleridir. Genellikle özürlülerimiz ve engellilerimiz, yılın sadece belli günlerinde göstermelik olarak anılırlar, hatırlanırlar, aranırlar, ondan sonra kaderlerine terk edilirler.

Bunu niçin söylüyorum; yine bu yılki Özürlüler Gününde Özürlüler Derneğini ziyaret ettiğim zaman onlardan aldığım cevap buydu. "Sadece yılın bir gününde, o da Özürlüler Gününde veya Engelliler Gününde bizi hatırlarlar, ondan sonra, göstermelik etkinliklerle 'sizin yanınızdayız, sizin sorunlarınızı çok iyi biliyoruz, sizin sorunlarınızı çözmek için mücadele veriyoruz' derler ve o gün biter, bir daha da bizleri ne arayan olur, ne soran olur." Halbuki, ülkemizde bir gerçek var; 2002 verilerini ortaya koymuşlar. 2002 verilerine göre 8,5 milyon engelli olduğunu söylüyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bunlar, gerçek rakamlar değil. Bugün, ülkemizde 8,5 milyonun üzerinde engelli ve daha fazlası var. Bunu niye söylüyorum; bunu yaşadığım bir olaya dayanarak söylemek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin Bursa İl Başkanı olarak Bursa ve ilçelerinde ev gezmeleri yapmaya başladığım zaman, -kapı kapı, rastgele herhangi bir kapıyı çalıyoruz, içeri girip dertleşiyoruz- yine, bir kapıyı çaldığım zaman, içerideki vatandaşlarla konuşmak istediğimizde içeriden bir ses geldi. Dedim: Kaç kişisiniz? "Biz 3 kişiyiz." Ama, şu anda 3 kişinin dışında bir sesler daha geliyor dedim. "Sayın Başkanım, işte biz böyleyiz falan, 3 kişiyiz" dedikleri zaman, ben, içerideki sesin ne olduğunu öğrenmek için, lütfen, içeride birisi daha var dediğim zaman, ne yazık ki, gördüğümüz tablo, kapıyı açtığımda, özürlü bir kardeşimiz veya çocuğumuzla karşı karşıya geldik. Peki, dedik, neden bunu ortaya çıkarmadınız, kimse bilmiyor mu?.. Böyle bildirilmeyen özürlüler de var arkadaşlar bu ülkede, sadece resmî rakamlar 8,5 milyon demesine rağmen, çok daha fazlası var. Yani, kısacası, belki bu rakam 9'dur veya 10'dur. 70 000 000 insanız, yani, bu ülkede yaşayan 70 000 000 insanın yedide 1'i engelli, özürlü. Demek ki, biz, o insanlarla beraber yaşıyoruz. O insanların sorunlarının çözümlenmesi demek, Türkiye'deki toplumsal sorunların çözümlenmesi demek, toplumsal barışın çözümlenmesi demek. O insanların hayata kazandırılması, hayat içerisinde diğer insanlar gibi bu hayatın bütün güzelliklerinden yararlanması noktasında sorunlarının çözümlenmesi lazım. Kanunlar çıkarılır; ama, kanunlar çıkarıldıktan sonra uygulanmadığı sürece hiçbir anlam ifade etmez. Bugün ne yazık ki… Engellilerimizin toplumun her alanında değerlendirilmesini istiyoruz.

Yine, bununla ilgili geçenlerde Devlet Bakanımıza bir soru önergesi verdim. O soru önergesini niye verdim mesela, onun da içeriğini anlatmak istiyorum. Yine, bu Özürlüler Derneğini ziyaretimizde şöyle bir istekte bulundular. "Yani, bizler evimizde kapalı duruyoruz. Sokaklarda zor şartlarda hareket edebiliyoruz. Toplum içerisinde sosyal etkinliklerde bulunma şansımız pek yok. Bunlardan birisi de, bizler de diğer insanlar gibi stadyumlarda, kapalı spor salonlarında veya herhangi bir spor etkinliğinde seyirci olarak bulunmak istiyoruz ve oradan yararlanmak istiyoruz" diye bana soru sormuşlardı, ben de bunu Sayın Bakana iletmiştim; çünkü, bugün Avrupa'da veya başka ülkelerde bununla ilgili çalışmalar var. Özürlülerimizin, engellilerimizin sportif müsabakalarda da o sportif müsabakalardan yeterince yararlanması için çalışmalar yapılmasını istiyorum; ama...

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; özürlüler gibi hassas bir konuda konuşuyoruz; ama, bu Meclisteki uğultudan da ben, açıkça söylüyorum, utanç duyuyorum. Bu ciddî bir konu. 10 000 000'a yakın özürlüyü ilgilendiren bir konuda dinlemeyecekseniz, hangi konuda birbirimizi dinleyeceğiz arkadaşlar?! Toplumun yedide 1'i diyorum. Allah korusun hepimizin başına gelebilecek olaylar bunlar, bu ülkede her özürlüye sahip çıkmak her Türk vatandaşının da sorumluluğu; ama, bunları söylüyorum, bunları anlatmak istiyorum.

Bugün ülkemizdeki, benden evvel bazı arkadaşlarımız konuştu, AKP'den de, trafik canavarından bahsetti. Evet, trafik canavarından hepimiz şikayetçiyiz; ama, trafik kazalarının içerisinde bu ülkede özürlü olarak hayatını sürdürecek olan milyonlarca insanımız var, onlar da bunu seyrediyorlar.

Özürlü olmak hiç kimsenin kaderi değildir, kaderi olmamalıdır. Özürlüye sahip çıkmak hepimizin namus borcudur. Bu namus borcumuzda, gerekirse, herkes üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmelidir.

Bu, gecenin bu ilerleyen saatinde, milyonlarca özürlünün, inanıyorum ki, AKP Grubu ile Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ortaklaşa getirmiş olduğu bu kanun teklifinin, inanıyorum ki, özürlülerimizin ve engellilerimizin sorunlarının çözülmesi noktasında, inşallah, olumlu bir adımın başlangıcıdır. Temennim, bu olumlu başlangıcın, kanun çıktıktan sonra, eğer içerisinde, yine özürlülerimizi ve engellilerimizi ilgilendiren konularda birtakım eksiklikler varsa, o eksikliklerin de zaman içerisinde gözden geçirilerek tekrar yasalaşması ve Türkiye'de özürlülerimizin de sağlam insanlar gibi insanca yaşayabilecek bir ortama kavuşması dileğiyle, hepinize iyi akşamlar diliyorum; sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Demirel (CHP, Bursa). “Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
