# Gündemdeki çalışma konularına ilişkin

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Demirel (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 6 Aralık 2005
- **Gündem:** GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-12-06-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin

> Kemal Demirel (CHP), 6 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 1.011 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KEMAL DEMİREL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, sizleri ve tüm yurttaşlarımızı ve bilhassa -sorunlarıyla ilgili olarak vermiş olduğumuz araştırma önergemizin konusu olan, içeriği olan zeytin üreticisi köylülerimizi- sevgili köylü yurttaşlarımızı, en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, gerçekten, ülkemizin en önemli ürünleri arasında yer alan, çiftçilerimizin, köylülerimizin ürettikleri ürünün karşılığını alma noktasında hak ettiği yeri bulamayan zeytinin, zeytinyağının, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Parlamentoda bir araştırma önergesiyle gündeme alınması ve bununla ilgili komisyonların oluşturularak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuya gereken hassasiyeti göstermesi açısından önemli bir noktadayız.

Zeytin, dünya üzerinde iki coğrafî kuşakta bulunmaktadır. Bugün, zeytinin anayurdu Anadolu'dur. Bugün zeytin, Marmara Bölgesinde, Ege Bölgesinde, Akdenizde ve güneydoğuda üretim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün zeytin, Avrupa'da ve dünyada, gerçekten, önemli ürünlerin başında gelirken, Türkiye'nin de, ekonomik anlamda, hem köylüsüne hem çiftçisine hem sanayicisine hem Türk ekonomisine önemli katkılarda bulunabilecek olan bu zeytinin hak ettiği yeri alması açısından, son günlerde ve son yıllarda karşılaştığı sorunların çözümlenmesi açısından, bu araştırma önergesinin gündeme alınması önemli.

Ben, aynı zamanda, zeytincilikle ilgili bölgelerin bir milletvekili olarak buradan sesleniyorum: Türkiye'nin gerçekten önemli bir ürünü olan zeytin ve zeytinyağı ve onun yan ürünleri, gerçekten, Türkiye'de hak ettiği yeri aldı mı? Hak ettiği yeri alıp almadığıyla ilgili araştırma istenirken, bugün, en zor koşullarda, karda kışta, yağmurda, doluda, o zeytini, ürettikleri ağaçlardan toplayıp soframıza getirene kadar geçen zaman içerisinde karşılaştıkları sorunların neler olduklarını, o sorunların nasıl çözümlenmesi gerektiğini, çözümlendikten sonra da köylümüzün ve üreticimizin, hak ettiğiyle insanca yaşaması açısından, bu zeytinin öneminin ne olduğunu vurgulaması önemli.

Şimdi, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden, bu zeytinin gelmiş olduğu bu noktada araştırma önergesi vermemizin sebepleri; gerçekten, bugün, milyonlarca zeytincimizi ve zeytin üreticimizi ve sanayicimizi ilgilendiren bu konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gereken hassasiyetin gösterilmesi, gereken önemin verilmesi, bu hassasiyet ve önem karşısında, Parlamentonun gerçekten, üzerine düşeni layıkıyla yapıp yapmaması noktasında önemli bir karar alacak. Yani, bugün, milyonlarca köylümüzü, çiftçimizi ilgilendiren bir konuya, Türkiye Büyük Millet Meclisi gereken hassasiyeti gösterecek mi göstermeyecek mi; bu kadar köylümüz, çiftçimiz, böyle bir ürünün karşısında hak ettiği yeri alacak mı almayacak mı? Biliyorsunuz, zeytini o zor koşullarda toplayan bu insanlarımız, kazandıkları paralarla yazın borçlarını ödemeye çalışıyorlar, yazın düğünlerini derneklerini, sünnetlerini yapmak istiyorlar, yazın hayır cemiyetleri düzenlemek istiyorlar. Eğer, siz, bu insanların hak ettiği ürünün karşılığını almak noktasında gereken hassasiyeti ve önemi gösteremezseniz, köylü perişan olur, çiftçi perişan olur, sanayicimiz de bu üründen elde ettiklerini Türk ekonomisine kazandırması noktasında gerekli işlevi yerine getirememiş olur.

Bugün, zeytin deyince, aklımıza, bir şey daha hatırlatmak var. Bugün, karaelmas diyoruz; o, karaelmas dediğimiz, madendir. Onun ötesinde, zeytin de bu ülkenin bir karaelmasıdır. Bugün sofralarımızda gördüğümüz siyah zeytin, yeşil zeytin ve zeytinyağları, bugün, bu ülkenin efendisi dediğimiz, Sevgili Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşını yaptıktan sonra Türk köylüsünün Kurtuluş Savaşında vermiş olduğu o mücadelenin, o katkının, o şehitlerin, o gazilerin çerçevesinde Türk köylüsüne "sizler, bu köylü olarak bu milletin efendisidir" demişler. Ben, dolaştığım köylerde zeytin üreticilerinin görmüş olduğum durumunu, o ürettiklerinin karşılığını alamamanın ezikliği içerisinde, perişanlığı içerisinde, çaresizliği içerisinde o insanları gördükten sonra şunu çok rahatlıkla söyleyebiliyoruz ve üzülerek söyleyebiliyoruz: Bugün, Türk köylüsü, milletin efendisi olmaktan çıkmış, âdeta köylüsü haline gelmiştir ve bunun içerisinde de zeytin üreticileri ve zeytin çiftçileri de yer almaktadır.

Bunun için, bu insanlarımızı, bu çiftçilerimizi, bu üreten insanlarımızı, bu köylülerimizi her türlü sorunlarının çözülmesi noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisine gerçekten tarihî bir görev düşüyor. O tarihî görev, bu araştırma önergesine sahip çıkmak, bu araştırma önergesinin lehinde destek olmak ve çiftçimizin unutulmadığını, çiftçimize sahip çıkıldığının bir göstergesi olarak bunun burada karar altına alınmasını istiyorum. Bunu, sadece ben şahsım olarak istemiyorum, milyonlarca çiftçi adına, milyonlarca köylü adına, milyonlarca üreten çiftçilerimizin, köylülerimizin talepleri olarak buraya getiriyorum.

Yine, önümüzdeki günlerde Bursa'da zeytinle ilgili mitingler yapılacak. O mitinglerde, çiftçilerimiz ve üreticilerimiz, köylülerimiz, gerekli olan hassasiyetlerini, gerekli olan âdeta "imdat" deyişini Türkiye kamuoyuna duyurmak isteyecekler. Bu arada, bu noktada, bizim de üzerimize düşeni yapmamız lazım.

Bakın değerli arkadaşlarım, değerli milletvekillerim; şu anda, dünyada, zeytinle ilgili, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu beş ülke gerçekten çok iddialı ve bu iddialı ülkeler zeytinle ilgili konularda söz sahibi olma noktasındalar ve belki de, bu sene şansımız olacaktır. Zeytin üreten bazı ülkeler, bu noktada, doğa koşullarından dolayı gerekli üretimi yapamadılar; bu konuda, gerekli üretimi yapamadıkları için, büyük bir boşluk doğdu ve bu sene de bizim, zeytinde önemli bir rekoltemiz var. Bu rekoltenin en iyi şekilde değerlendirilmesi için böyle bir şans doğdu; ama, bugün, zeytini üreten köylülerimiz ve çiftçilerimiz zeytin alımlarının yapılamadığını, zeytinlerin elinde kaldığını ve yok pahasına satılma noktasına geldiğini söylüyorlar. Bu insanlarımızın çaresizliğinin önüne geçmek için bu şansı iyi değerlendirmeliyiz. Bu noktada, Marmarabirlik olmak üzere… Onunla birlikte, zeytinlerin çiftçilerimizin ve köylülerimizin elinde kalmaması için, hak ettiğinin karşılığını alması için; yani, hak ettiği değeri elde etmesi için, bütün bir kış boyu yapmış olduğu bu zahmetin karşılığını almak için, alınteri için, emek için, bu birikimlerin karşılığını alması için zeytine gerekli maddî desteğin sağlanması lazım, ekonomik anlamda destek sağlanması lazım. Bu sağlanması lazım ki, çiftçilerimizin yüzü gülsün.

Ben, yine, şuradan sesleniyorum: Türk köylüsünün yüzü gülmeden Türkiye'nin yüzü gülmez. Çiftçinin ağlamasına son vermenin yolu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerine düşeni layıkıyla yaptığını buradan görmesini istiyorum ve göstermemizin gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Yine, önemli bir konu var. Ne yazık ki geçmiş yıllarda gündeme gelmiş... Bugün, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi var arkadaşlar. Türkiye, Uluslararası Zeytinyağı Konseyinden çıkmış. Bu nasıl mantıktır, bu nasıl anlayıştır?! Dünyada söz sahibi olduğunuz, iddialı olduğunuz bir ürünle ilgili uluslararası konseyden çıkıyorsunuz; yani, uluslararası konseyden çıkmak demek, uluslararası alanda o boşluğun başkaları tarafından doldurulması demek. Türkiye için önemli bir ürün olan zeytinle ilgili, bu noktada, tekrar, uluslararası alanda Uluslararası bu Zeytinyağı Konseyine girilmesi ve en kısa zaman içerisinde bunun sonuçlanması lazım; çünkü, o Konseyde Türkiye'nin söz sahibi olması lazım. Türkiye'nin söz sahibi olması demek, Türk çiftçisine sahip çıkmak demek, emeğiyle geçinen bu insanlara sahip çıkmak demek, o insanları çaresiz halde bırakmamak demek.

Bu noktada, sözlerimi bağlarken, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu da, geçtiğimiz günlerde, zeytin üreticileriyle ilgili önemli bir çalışma yaptı ve o çalışmayı da Türkiye Büyük Millet Meclisine getirecekler; gerçekten, bu arkadaşlarımızı da, ben, en içten sevgi ve saygıyla kutluyorum. Önemli olan, bu Parlamentoda görev yapan herkesin, Türk çiftçisine sahip çıkmasıdır diyorum; hepinizi en içten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Demirel (CHP, Bursa). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-demirel-22-2005-12-06-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
