# Dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin kanun (s.s.334)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2004
- **Gündem:** DERNEK VE VAKIFLARIN KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA İLİŞKİN KANUN (S.S.334)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-01-22-dernek-ve-vakiflarin-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-iliskin-kanun-s-s-33

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 22 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEK VE VAKIFLARIN KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA İLİŞKİN KANUN (S.S.334)); konuşma 926 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli bir yasa tasarısını görüşüyoruz; ama, şu soruyu, acaba kendimize sorduk mu: Niçin, kamu kuruluşlarının bünyesinde dernek ve vakıf kurulur; bu insanlar keyfî mi yaparlar bu işi; kendilerine çıkar sağlamak amacıyla mı yaparlar? Sayın Bakan, yasanın sunuşu sırasında, iki amaçla kurulduğunu söylemişti. Bunlardan birisi, o kurumda çalışanlara ek sosyal güvenlik hakkı sağlamak; ikincisi ise, kamu hizmetinin karşılanmasında ortaya çıkan maddî açıkları gidermek.

Şimdi, şu soruyu yine kendimize soralım: Acaba, Türkiye Cumhuriyetinde kurulu olan devlet hastaneleri, SSK hastaneleri, üniversite hastanelerinin hangisinde dernek veya vakıf yok; hepsinde var. Hangi okulda, üniversitede, dernek veya vakıf yok; hepsinde var. Niçin kuruluyor bunlar; çünkü, yeterli ödenek gönderilmediği zaman, insanlar, kamu hizmetini karşılamak için, bir şekliyle dernek kurmak zorunda kalıyorlar.

Şimdi, buradan, hükümete seslenmek istiyorum. Biz de bu tasarıya destek veriyoruz. Dernek ve vakıflar bundan böyle halktan para almayacaklar; ama, bu hastanelerin ve okulların badanası, boyası, kırılan camın takılması, temizlenmesi, bütün bu harcamaları karşılayacak parayı bu hükümetin göndermesi lazım. Bu hükümet göndermezse ne olur; ben size söyleyeyim. Bu hükümet göndermezse, bu dernek ve vakıflar faaliyetlerine devam ederler. Nasıl devam ederler?.. Sayın Bakan diyor ki: "Buraya hüküm koyuyoruz, bir daha bu kuruluşların içinde kurulmayacak." Kurulmasın; yan taraftaki binada kurulur; bir katı alırlar, derneği o kata taşırlar, derneğin de adını değiştirirler. Vatandaş gelecek, benim bu işimi yap diye; diyecekler, yan taraftaki şu adrese git, oraya bir bağışını yatır, sonra gel buraya, makbuzunu da beraber getirmeyi unutma. Bunu engelleyen bir düzenleme var mı; hayır, hiçbir düzenleme yok.

Şimdi, bunu niçin söylüyorum değerli arkadaşlar?.. Gerçi, Sayın Bakan, konuşması sırasında söyledi ki, bu konuda, bugüne kadar, hiçbir hükümet, hiçbir önlem almamış. Hayır efendim; bakın, ben size söyleyeyim: 26.10. 1998'de Vakıflar Genel Müdürlüğü bir tebliğ yayımlıyor. 1998/28 sayılı genelgede açıkça -Resmî Gazetede- diyor ki "bir daha, kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde kurulan vakıf, dernek hiçbir şekilde bağış, yardım alamaz." 1998'den bu yana alınmıyor mu; hepimiz biliyoruz ki, alınıyor. Bu iş, kanun çıkarmaktan ziyade siyasî irade olayıdır. Eğer, bir kurumun başındaki bakan bir genelge çıkarıp "arkadaş, buradaki dernek vatandaştan beş kuruş para alırsa, ben, önce o dernek yöneticilerini görevden alırım..." Bakın bakalım, alır mı, almaz mı?! Ama, siyasî iradeyi, biz, şimdi, Parlamentonun iradesi haline dönüştürdük; ama, Parlamentonun iradesini göreceksiniz, para gitmediği zaman, oradaki başhekim gidecektir, o derneği kuracaktır. Adı şöyle veya böyle... Hatta, makbuzu da odacıya verecektir. "Sen yan taraftaki adrese göre, şu makbuza göre paraları al bakalım..."

Bütün sorun şu, değerli arkadaşlar: 1980 yılından bu yana, Başbakanlığın yayımlamış olduğu tasarruf genelgeleri bu derneklerin kurulmasına yol açmıştır. İzin alacaksınız. Genelgeler var. Şimdi bu prosedürü düşünebiliyor musunuz? Hakkâri'deki bir hastanenin ihtiyacı için Ankara'daki Bakanlığa yazacak, Bakanlık Başbakanlığa yazacak, Başbakanlık izin verecek, Hakkâri'deki adam harcama yapacak! Nereden çıkacak o zaman bu? Hasta nerede bekleyecek? Bütün bu sorunların aşılması, o kuruluşlara yeterli kaynak aktarılmasına bağlıdır.

Bir de, burada, sayın konuşmacılar dediler ki: "Bu konudaki dernek ve vakıfların sayısını bilemiyoruz." Hatta, Sayın Bakanımız da 608 vakıf olduğunu ifade etti. Ben size gerçek rakamları da söyleyeyim. Kamu bünyesinde kurulan derneklerin sayısı 18 037; yine, aynı kamu kurumlarının bünyesinde bulunan vakıfların sayısı ise 622. Bu vakıflardan 52'sine de Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti verilmiş. Burada, üzerinde durulması gereken çok daha önemli bir şey var.

RESUL TOSUN (Tokat) - Dün, Sayın Bakan rakamları bu şekilde verdi.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sayın Bakan rakamları 608 olarak verdi; çünkü, ben not aldım. 622 rakamını da Sayın Bakan verdi; yani, iki Sayın Bakanımız benim bir soru önergeme verdikleri yazılı yanıtta bunu verdiler. Hatta, vakıflardan sorumlu Sayın Bakana ben sormuştum, bu vakıfların son beş yıllık gelirleri nedir, bir öğrenebilir miyiz diye; "bu konuda hazırlıklarımız devam ediyor; bitince, size cevap vereceğiz" dendi; ama, aradan uzun süre geçmiş olmasına karşın, bugüne kadar Sayın Bakandan ve Vakıflar Genel Müdürlüğünden herhangi bir bilgi ulaşmış değil.

Değerli arkadaşlar, Sayın Açba konuşmasını yaparken "1980 sonrası âdeta mantar gibi çoğaldılar" demişti bu dernek ve vakıflar için. Son derece doğru bir saptama. Mantar gibi çoğalmasının temelinde de, az önce söylediğim hükümet politikaları yatıyor. Kaynak gönderilmiyor, "başının çaresine bak" deniyor. Bir başhekim başının çaresine nasıl bakacak?! Kendi aldığı maaşı belli. Bir öğretmen, ilkokul müdürü nasıl bakacak başının çaresine?! Bir lise müdürü nasıl bakacak başının çaresine; mecburen dernek kuracak. Okulun badana ve boyasını yapacak bir parayı eğer merkezî hükümet göndermiyorsa, bu adamcağız nasıl götürecek bu işi?!

Şimdi, pek çok okulda yakıt sorunu var. Yakıt sorununu nasıl çözecek?! Siz para göndermiyorsunuz. Çocuklar kışın üşüdüğü zaman da gazetelerde haber oluyor; müdür "zor durumda kalıyorum" diyor; ne yapacak?! Dernek ve vakıf kurmayacak bu adam; ama, bu sefer gidecek işadamlarına yalvaracak "şu bizim okulun kışlık şu ihtiyacını karşılayın" veya "şu camı takın, şu pencereyi takın..." Hadi, bir istediniz, iki istediniz, üç istediniz; dördüncüsünde ne olacak?! Yani, sistemin kendi içinde ciddî bir açmazı var. Bu açmazın elbirliğiyle kalkması için, biz de Parlamento olarak çaba gösteriyoruz.

Ayrıca, az önce Sayın Tosun'un vermiş olduğu önerge dolayısıyla da kendisini kutluyorum; çünkü, biz, bu konudaki şikâyetlerimizi Plan ve Bütçe Komisyonunda da dile getirdik. Bakanlar Kuruluna gelebilecek bu taleplerin ardı arkası kesilmeyecekti; çünkü, binlerce dernek ve vakıf var.

Bakın, şu elimdeki, sadece vakıfların listesi arkadaşlar. Her ilde aşağı yukarı, var; en çok da İstanbul'da var. Aynı üniversite içinde 20'ye yakın vakıf var. Aynı üniversite içinde belki 100'e yakın dernek var. Biz bunları çözecek miyiz?! Siz kaynağı aktarırsanız, bu sorunlar ortadan kalkar; ama, kaynağı aktarmazsanız, bürokrasi, gene o parlak zekâsıyla, değişik yöntemler bulacaktır.

Yine, sanıyorum, önümüzdeki aylarda, bu yasa çıkmış olmasına karşın, bu hastanelerde, okullarda nasıl bağış ve yardım alındığına hep beraber tanık olacağız. Benim üzüntüm bu. Yeter ki, biz, bu sağlığa, eğitime kaynak ayıralım. O insanlar, kamu hizmetini daha kaliteli, daha nitelikli, yurttaşlarımıza sunabilsinler.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin kanun (s.s.334)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-01-22-dernek-ve-vakiflarin-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-iliskin-kanun-s-s-33 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
