# 5027 sayılı 2004 mali yılı bütçe kan.ile 5029 sayılı 2004 mali yılı katm.büt.(ss.393)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mart 2004
- **Gündem:** 5027 SAYILI 2004 MALİ YILI BÜTÇE KAN.İLE 5029 SAYILI 2004 MALİ YILI KATM.BÜT.(SS.393)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-03-04-5027-sayili-2004-mali-yili-butce-kan-ile-5029-sayili-2004-mali-yili-ka

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 4 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5027 SAYILI 2004 MALİ YILI BÜTÇE KAN.İLE 5029 SAYILI 2004 MALİ YILI KATM.BÜT.(SS.393)); konuşma 1.048 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılı bütçesi burada görüşülürken, 2004 malî yılı bütçesinin samimî olmadığını, gerçeği yansıtmadığını ve doğru düzenlenmediğini, Parlamentonun önüne getirilirken de bu konuda iyi

(x) 393 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

hazırlık yapılmadığını ifade etmiştik. Nitekim, daha 2004 yılı bütçesinin mürekkebi kurumadan, Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyet tarihinde bir ilki daha gerçekleştiriyor; bütçe yılının daha başlangıcında, bütçe ödenekleriyle ilgili tartışmalar dahi henüz sona ermemişken, ekbütçe tasarısıyla, yine Parlamentonun karşısında.

Şimdi, bu tasarının gerekçesine baktığımızda şöyle deniliyor: Birincisi, asgarî ücrette artış olmuştur; fakat, bu artışın olacağını tahmin etmemiştik; ikincisi, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına birinci yarıyılda yüzde 10, ikinci yarıyılda yüzde 10 oranında zam yaptık. Bunlar bizim bütçe dengelerimizi bozuyor, yeni kaynak da bulamıyoruz; o halde, biz, bu ödemelerin karşılığını sağlamak için, bütçenin diğer harcama kalemlerinden yüzde 13 oranında kesinti yapalım. Aslında, getirilen tasarının özü bu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ciddî bir hükümet, bütçe hazırlarken, 2004 yılı içerisinde, yani, gelecek yılda neleri yapabileceğini, neleri yapacağını düşünür. Devlet Planlama Teşkilatı var, Maliye Bakanlığı var, Hazine Müsteşarlığı var; bunlar bir araya gelirler, bürokratlar bir araya gelir; hatta, bütçe hazırlama tekniği, çok önceden, ilgili kuruluşlara duyurulur; ödenekler hazırlanır, ödenekler üzerinde durulur; enflasyon rakamı, muhtemel dolar kuru üzerinde pek çok çalışmalar yapılır ve bütçe, uzun bir çalışma sürecinin sonunda Parlamentoya sevk edilir. Yine, Anayasaya göre, Parlamentoda, bütçe, çok özel bir gündemle görüşülür ve yasalaştırılır. Fakat, bir hükümet düşünün; 2004 yılında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine zam yapacağının farkında değil; öyle diyor; çünkü "biz, zam olacağını bilmiyorduk" diyor. Yine öyle bir hükümet düşünün ki, asgarî ücretin artacağı, yasaya göre zaten belli iken, asgarî ücret artışının dahi olacağından haberi yok ve bütçeyi, böyle, Parlamentoya sevk ediyor. Sonuçta, bu bütçe, ekbütçe, Parlamentoya gelirken, daha Parlamentoda görüşülmeye başlanmadan önce, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlanmadan önce, bu kez de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanunlar ve Kararlar Daire Başkanlığında bir değişiklik yaptırılıyor. Bakanlar Kurulundan çıkan yüzde 10'luk kesinti, burada yüzde 13'e çıkarılıyor; yine, bir madde kaldırılarak, yerine, Kıbrıs'la ilgili bir madde ilave ediliyor. Yani, bu da, hükümetin, bütçe hazırlarken, Parlamentoyu ne kadar ciddîye aldığını, Türk Halkını ne kadar ciddîye aldığını göstermesi açısından, özel bir durum. Bu bilgiyi size sunmayı bir görev addettim, bu nedenle bunu belirttim.

Bakınız değerli milletvekilleri, bütçelerin samimî olması, bütçelerin ciddî hazırlanması, sadece yasalarda belirlenen bir kural değildir. Bütün üniversitelerin maliye kürsülerinde, bütçelerin ne denli samimî hazırlanması gerektiği üzerinde kitaplar okutulur. Çoğu kez, o branşlardan mezun olan insanlar, kamuda görev alırken, bütçelerin bu ilkelerinden ödün vermeden, olabildiğince ciddî ve tutarlı bütçe hazırlamaya çalışırlar; ama, maalesef, bunlar gerçekleşmedi.

Değerli milletvekilleri, şunu düşünebilirsiniz: Acaba, bu yüzde 13'lük kesinti nereden yapılıyor? Arkadaşlar, yüzde 13'lük kesintinin birinci kaynağı çiftçiler. Çiftçilere genel bütçeden yapılacak ödemelerden yüzde 13'lük bir kesinti yapılıyor. Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, büyük bir ihtimalle, köylere gittiklerinde kendilerine şu soru yöneltilebilir: Niçin, bizim gelirlerimize göz dikiyorsunuz? Acaba, çiftçiler, gerçekten, çok varlıklı insanlar mı; gelir düzeyleri çok mu yüksek ki, bunlara bütçeden ayrılan kaynakların yüzde 13'ünü kesiyorsunuz? Ama, kesiyorsunuz. Biz, bunun doğru olmadığını ifade ettik; ama, siz, kesmekten yana olduğunuzu söylüyorsunuz.

Bir başka konu; normalde, bütçeler kendi gelir kaynaklarını kendileri yaratır. Bu bütçeye baktığınızda, 2004 yılı... Neredeyse birbuçuk yıla yaklaşıyor Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti göreve geleli; iç ve dışborçlarda tahminin çok üstünde artış var. Öyle, bakmayın gazetelerde çok parlak sonuçların yayımlandığına; iç ve dışborçlar konusundaki ciddî artışlar, üzerinde ciddiyetle durulması gereken konulardan birisi. Plan ve Bütçe Komisyonunda da ifade ettim; bir ülke kendi ulusal gelir kaynaklarını yaratmaması halinde, gidip IMF'ye teslim olacaktır. IMF'ye teslim olan hükümetin de geçmişteki deneyimlerini gördük, bundan sonra da göreceğiz. Eğer, biz, kendi ulusal kaynaklarımıza dayanmazsak, kendi gelirlerimizi yaratamazsak gelecek için çok parlak bir sınav vermeyeceğimizi de belirtmek isterim.

Değerli arkadaşlar, aklınıza bir başka soru daha gelebilir. Yüzde 13'lük kesintiyi, acaba Parlamentoya getirmek zorunda mıydı hükümet; hayır, böyle bir zorunluluğu yoktu; çünkü, Maliye Bakanının ödeneklerde kesinti yapma yetkisi var zaten. 2004 yılı bütçesi Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra, Sayın Maliye Bakanının imzasıyla bütün ödeneklerden yüzde 10 kesinti yapılacağına dair genelge çıktı, harcamaların yüzde 10'luk bir kısmı durduruldu. Yüzde 10 yerine, yüzde 13 de durdurulabilirdi.

Değerli arkadaşlarım, Meclise getirilme nedeni şu: Biliyorsunuz, IMF heyeti Türkiye'ye geldi. IMF heyeti, hükümete güvenmediği için "siz, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacaksınız ve yüzde 13 kesintiyi yasalaştıracaksınız. Ben, size, ancak ondan sonra güven duyarım"dedi. Bu tasarının Parlamentoya gelişinin temel nedeni bu; bunu da bilgilerinize sunmak isterim.

Değerli arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçe görüşmeleri devam ederken, ulusal günlük bir gazetede Sayın Başbakanımızın bir demeci yayımlandı. Sayın Başbakanımız, almış olduğu başbakanlık aylığıyla geçinemediğini ve bu nedenle ticarî faaliyetlerine devam ettiğini ifade etti. Değerli bazı milletvekillerimiz, belki bu bilgiyi okumamış olabilirler. Gazeteci arkadaşımızın, ticarî faaliyetlerini durdurup durdurmaması konusundaki sorduğu bir soruya, Sayın Başbakan aynen şu yanıtı veriyor: "Hiçbir ticarî faaliyetimi durdurmak, dondurmak gibi bir durum söz konusu değil; böyle bir şeye gerek yok. Ben, namusumla çalışıyor, helal para kazanıyorum; buna kim, ne diyebilir." Sayın Başbakana, ticarî faaliyette bulunmanın etik olup olmadığı soruluyor, Sayın Başbakan aynen şu yanıtı veriyor: "Hayır, buna hiç katılmıyorum. Söyledim; etikdışı ne var ki!"

Değerli arkadaşlar, yine aynı gazetecinin "siz, pazarlamasını yaptığınız bazı ürünlerin reklamını yapıyorsunuz diye şikâyet geliyor ve bu da haksız rekabet yaratıyor; bu konuda ne düşünüyorsunuz? Başbakanın, bir ürünün reklamını yapması değil mi? Bu ürünün, rakipleriyle arasında haksız rekabet doğurmasına yol açmıyor mu" sorularına da, Sayın Başbakan aynen şu yanıtı veriyor: "Hayır, neden olsun; ben, hiç öyle düşünmüyorum."

Değerli milletvekilleri, üniversitelerde reklamla ilgili ders verilirken "gizli reklam" denilen bir kural vardır. Örneğin, bir popstarın, bir pop sanatçısının arkasında bir ürünün reklamını görürsünüz; araba geçerken, o arabanın arkasında o reklamı görürsünüz. Bu sanatçı, o araba oradan geçtiği için ve o ürünün dolaylı reklamı yapıldığı için ücret alır. Yine aynı şekilde, Türkiye'de çekilen dizilerin pek çoğunda, kullanılan araçlar, belli otomobil firmaları tarafından, sırf kendi araçlarının reklamı olsun diye, bu dizilere ücretsiz olarak verilir; bu dizilerde, hiçbir zaman "şu otomobili alın" denilmez; fakat, o otomobil kullanılır.

Değerli arkadaşlar, buna da gizli reklam denilir. Sayın Başbakan bunu da kabul etmiyor; ama...

RECEP GARİP (Adana) - Sorulmuş olan bir soruya verilen cevap; bunun reklamla ilgisi yok.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli Milletvekilim, belki, rahatsız oldunuz; ama, herhangi bir reklam uzmanına sorarsanız, size, benim bu anlattıklarımın, belki, biraz daha fazlasını anlatır.

RECEP GARİP (Adana) - Türkiye'de bir Başbakan normal ticaret yapamaz mı, ticaretini devam ettiremez mi?

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır!

Eğer, siz, bir ürünün dolaylı olarak reklamını yaparsanız, o bir reklamdır.

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “5027 sayılı 2004 mali yılı bütçe kan.ile 5029 sayılı 2004 mali yılı katm.büt.(ss.393)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-03-04-5027-sayili-2004-mali-yili-butce-kan-ile-5029-sayili-2004-mali-yili-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
