# Pamukbank türk a.ş.nin türkiye halk bankası a.ş.ne devri ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kan.tas.(ss.648)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2004
- **Gündem:** PAMUKBANK TÜRK A.Ş.NİN TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş.NE DEVRİ VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.648)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-07-16-pamukbank-turk-a-s-nin-turkiye-halk-bankasi-a-s-ne-devri-ve-bazi-kanun

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PAMUKBANK TÜRK A.Ş.NİN TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş.NE DEVRİ VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.648)); konuşma 1.632 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok sağlıklı bir çalışma ortamı geçirmediğini belirterek sözlerime başlamak istiyorum; çünkü, yasa yapmanın, bir yönetmelik yapmaktan, bir genelge çıkarmaktan daha farklı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor ve yasa yapma konusunda tüm parlamenterlerin dikkatli ve özenli davranması gerektiği de açık; ama, maalesef, biz, yeterli özeni göstermeden, geceyarılarına kadar çalışarak, bazen el kaldırdığımız zaman hangi maddeye el kaldırdığımızı bilmeyerek, bazen de, acaba, tasarının hangi maddesi görüşülüyor, hangi maddesi okunuyor diye birbirimize sorarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasa yapıyoruz. Bunun çok sağlıklı bir yöntem olmadığını belirterek, sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Pamukbankın ve Halk Bankasının birleşmesiyle ilgili bir tasarıyı görüşüyoruz. Önce, Pamukbankla ilgili kısa bilgi sunayım: Pamukbanka 18 Haziran 2002 tarihinde hükümet el koyuyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, 18 Haziranda bir karar alıyor ve bu kararın dayandığı temel gerekçe aynen şöyle: "Bankanın yükümlülüklerinin toplam değeri, varlıklarının toplam değerini de aştığı için..." Yani, alacağından çok daha fazla borçları olduğu için, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, tasarruf mevduatı sahipleri mağdur olmasın diye bankaya el koyuyor.

Bankanın, acaba, gerçekten zararı nedir; bankanın kamuya getirdiği yük nedir; bu konuda da çok sağlıklı bilgi elimizde olmamakla beraber, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yayınladığı bir kitapçık var, 2003 yılı faaliyet raporu; bu faaliyet raporundan Pamukbankla ilgili bazı bilgileri sizlere sunmak istiyorum: 31.12.2003 tarihi itibariyle, bu faaliyet raporuna göre, Pamukbankın, 63 923 alacak kaydı bulunmaktadır. Bunların rakamlarına bakıyoruz, rakamlar 1 katrilyon 212 trilyon 723 milyar lira olarak görünüyor. Yani, Pamukbank bu kadar alacaklı; ama, bu alacağının ne kadarı gerçek alacak, ne kadarı batık alacak, onu bilmiyoruz.

Geçiyoruz öbür tarafa; yine, 31.12.2003 tarihi itibariyle bilançosuna bakıyoruz; Pamukbank'ın borçları ne kadar; borçlar konusunda da çok iç açıcı bir tablonun olmadığı görülüyor; 2 625 000 000 dolar Pamukbankın borcu var.

Değerli arkadaşlar, böyle bir bankayı, 2002 yılından 2004 yılına kadar, yani şu görüştüğümüz tarihe kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, elinde bulunduruyor. Plan ve Bütçe Komisyonunda "niye birleştiriyorsunuz, bunu niye satmıyorsunuz" diye Sayın Bakana sorduk. Sayın Bakanın verdiği yanıt enteresan: "Pamukbank bu haliyle günde 2 trilyon lira zarar ediyor." Peki, günde 2 trilyon lira zarar eden bir banka 2002 yılından 2004 yılına kadar niçin kamunun elinde bulunduruluyor, niçin satılmadı, niçin tasfiye edilmedi?! Bu kadar zararı bu halkın sırtına yıkmak doğru mudur?! Elbette doğru değil; ama, maalesef, bir tedbirsizlik, bir beceriksizlik örneği. Tabiî, bu hükümet, sık sık bu tür beceriksizlik örneklerini verir; birisi de budur; bu, şimdi önümüze gelmiş bulunuyor.

Biz Pamukbanktan nasıl kurtulabiliriz?.. Satmaya çalıştık alıcı yok. Nasıl kurtulabiliriz?.. Nasıl kurtulacağız; Pamukbankı alacağız Halkbankın sırtına yıkacağız, diyeceğiz ki, efendim, biz Pamukbankı kurtardık!

Değerli arkadaşlar, sadece bununla kalsa yine iyi. Hatırlarsınız, kamu bankaları ortak yönetim kurulu oluşturulduğu zaman kamu bankalarındaki 15 000 personelin işine son verildi. Denildi ki; siz burada fazlasınız; sizi bir havuza gönderiyoruz; havuzdan, Devlet Personel Dairesi sizi dağıtacak. Çok yetenekli, birikimli pek çok insan, bunların içinde müfettiş olanlar da var, hepsini gönderdik; büyük bir kısmı çeşitli kamu kuruluşlarında bir köşeye itildiler ve herhangi bir işleri de yok bu insanların. Diyeceksiniz ki, olabilir, bu insanları başka türlü değerlendiremiyorduk; ama, şimdi Pamukbanktan 4 000 kişi alıyorsunuz, 4 000 yeni kişi bu sistemin içine dahil oluyor. Bu da, tabiî, ne ölçüde akılcı, ne ölçüde mantıklı bir davranış; doğrusunu isterseniz, onu anlamak da mümkün değil.

Sadece bununla mı kalıyorsunuz; hayır, bununla da kalmıyorsunuz. Az önce söyledim, birsürü borcu var, tahsil edilemeyen alacakları var; katrilyonlarca; milyar dolarlarla ölçülen rakamlar bunlar. Peki, bu zararlı kuruluşu Halkbankın sırtına yıkınca ne yapacaksınız; bu sefer Halkbank batacak. Halkbankı kurtarmak için ne yapıyorsunuz; diyorsunuz ki; bütçe kanununda bir değişiklik yapacağız; bütçe kanununun 25 inci maddesinin (e) bendinde bir değişiklik yapacağız." Nedir o değişiklik; efendim, bütçe yasasının (e) bendine göre, hükümet, bütçenin başlangıç ödeneklerinin yüzde 1'ine kadar özel tertip devlet içborçlanma senedi çıkarabiliyordu; fakat, Pamukbankı dahil edince bu rakam yetmiyor, rakam yetmeyince ne oluyor; hükümet, bu tasarıyla, buradaki yüzde 1 rakamını yüzde 3'e çıkarıyor. Yani, biz, başlangıç ödeneklerinin yüzde 1'i kadar devlet içborçlanma senedi çıkaracağız; ama, bu senetler yetmiyor; bunu, yüzde 200 oranında artırarak yüzde 3'e çıkaracağız. Böylece, Halkbankı da, bir anlamda, yine, bu vatandaşın sırtına bütün zararlarıyla beraber yıkarak, acaba, bu bankayı da kurtarabilir miyiz!..

Hükümet, başlangıçta, bankalara el koyarken ne söylemişti; "Biz, bu milletin, yoksul halkın 5 kuruşuna el koyanda hakkını bırakmayacağız." Bunu söylediniz, ne oldu; hiçbir şey olmadı; şimdi, yüzde 1'lik payı yüzde 3'e çıkararak, devlet içborçlanma senedinden öbür tarafa, yani, hortumcuların cebine biraz daha para aktarmış oluyoruz. Peki, onlardan alacağımızı alıyor muyuz; hayır, alacağımızı alamıyoruz.

Diyeceksiniz ki; arkadaşlar, bu kadar yasa çıktı, bu kadar, gerçekten de zor, hukuk sistemini, hatta, hukuk düzenini, demokrasiyi zorlayan düzenlemeler bile yaptık bu paraları alabiliriz diye. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanımızın yaptığı açıklama var: Biz, bu paranın ancak yüzde 5'ini alabiliriz, diğerini alamayız. Peki, diğerini alamayacaksak, niye bu bankaları tasfiye etmiyoruz? Peki, bu bankaların sahipleri nerede şimdi? Ellerini kollarını sallıyorlar, hükümetin en yetkili kişileriyle görüşüyorlar, onlarla çay kahve içiyorlar. Peki, hani, bu hükümet yetkilileri diyordu; biz, onlardan alacağız son kuruşuna kadar? Son kuruşuna kadar almayı bırakın, bu vatandaşın cebinden 2 katrilyon lirayı daha götürüp o sistemin içine dahil ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla ne getiriliyor; bu tasarıyla enteresan bir düzenleme daha getiriliyor. Daha önce çıkan bir kanunla deniliyordu ki; üç yıl içinde kamu bankaları özelleştirilecek. Kanun maddesi bu. Şimdi, bu üç yıldan vazgeçiyoruz, beş yıl getiriyoruz buraya; niye?! Hani bu hükümet çok başarılıydı, her şeyi yapıyordu; özelleştirmeleri yapıyordu?! Hatta, Sayın Bakan "şakır şakır satarım" diyordu. Peki, üç yıl getirdiniz; yetmedi; şimdi, beş yıl yapıyorsunuz. Satacak mısınız; hayır efendim, satmazsınız.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Sattırmıyorlar.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Kim sattırmıyor Sayın Milletvekilim?!

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Yargı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır efendim, yargı değil; hiçbir kamu bankasının özelleştirilmesiyle ilgili olarak, bir tek karar dahi alınmış değil. Karar alınmazsa, bir sefer, o yargıya gitmez; önce, bir karar alın, görelim bakalım. Siz, sattıramazsınız; neden biliyor musunuz; bu kamu bankalarından, yarın, yandaşlarınıza kredi açacaksınız. Durun bakalım daha, daha durun bakalım! Böyle elinizin altında... Bunları niye özelleştiriyorsunuz ki; siz, bırakın özelleştirmeyi, daha pek çok şeyi kamulaştıracaksınız. Bakın, zarar eden kuruluşları size peşkeş çektirecekler, zarar eden kuruluşları alacaksınız. Türkiye'de bunun bir örneği yok mu; var. Bakın, Asil Çelik örneğini vereyim size; bakın Asil Çelik'e, Türkiye'de ne olmuştur, zararlıyken ne olmuştur, kârlıyken ne olmuştur?! İmar Bankasında yaptığınız uygulamayı Pamukbankta niye yapmıyorsunuz; ona yüreğiniz yetmez de onun için, onun sahipleri sizin siyasal rakibiniz değil de onun için; zaten, sorun orada. Ahlakî olmak, etik kuralları herkes için olabildiğince eşit uygulamak demektir; A'ya göre farklı B'ye göre farklı yaparsanız olmaz; o zaman, eleştirilirsiniz.

Arkadaşlar, başka ne yapıyorsunuz; bu tasarıyla, kamunun sırtına yeni yükler getiriyorsunuz. Biz, bu eleştiriyi yaparken, Sayın Bakanımız Plan ve Bütçe Komisyonunda şunu söyledi: "Efendim, Pamukbank zaten kamunun bir bankasıdır, kamunun bankası olduğu için, kamu bankasını kurtarmak ya da halkın sırtına yüklemek gibi bir şey söz konusu değil." Hatta, Sayın Bakan, daha da ileri giderek şunu söyledi: "Biz, bununla, Halk Bankasının altyapısını güçlendiriyoruz." Nasıl güçlendirmekse, anlamıyoruz. Öbür taraftan katrilyonlarca lira zararı getireceksiniz, kârlı olan -kârlı olduğunu Sayın Bakan söylüyor- Halk Bankasına dahil edeceksiniz ve Halk Bankası daha güçlü olacak! Yani, hukuk sistemi, ekonomi sistemi nedir ne değildir; böyle bir teoriyle yeni karşılaştığımı da ifade etmek isterim.

Değerli arkadaşlar -fazla uzun konuşmayacağım, sözlerime son vereceğim- bir şey daha söyleyeyim. İki banka birleşiyor; iki banka birleşirse, bunun için kanun çıkarmaya gerek var mı?! Hiç, bu soruyu kendinize sordunuz mu?! Niye kanun çıkıyor? Düşünün, özel sektörde 2 tane şirket birleşiyor; hiç, siz, kanun çıktığını gördünüz mü?! Burada da, iki banka birleşiyor. Bankalar Kanunu burada, 18 inci maddeye bakın. İki bankanın birleşmesi için, iki bankanın genel kurulları toplanırlar; birleşme kararı alınır; BDDK'dan izin isterler; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu izin verir; birleşirler. Bununla ilgili bir de yönetmelik çıkmış; yönetmeliği de söyleyeyim: Bankaların Birleşme ve Devirleri Hakkında Yönetmelik 27 Haziran 2001 tarihli Resmî Gazetede çıkmış. Kamu bankalarının, hiçbir bankanın özel kanunla birleşeceğini öngören bir düzenleme yok. Niye, peki biz bu kanunu getiriyoruz?!

HALİL AYDOĞAN (Afyon) - Halk Bankası tabi değil.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır efendim, o da buraya tabi.

Ben, bunu, Sayın Bakana, Plan ve Bütçe Komisyonunda sordum; önce yanıt vermedi; ısrar ettim, Sayın Bakan dedi ki: "Daha iyi ya, biz buraya getiriyoruz, tartışalım." Yasal gerek var mı diye sorduğumda, Sayın Bakanın yanıtı aynen şu oldu: Hiçbir yanıt yok. Peki, niye getiriyoruz biz buraya?! Bürokratlar, altına imza atmaktan korktukları için, 550 kişilik Parlamento grubu buna alet ediliyor arkadaşlar. İki bankanın birleşmesine, iki bankanın genel kurulu karar verecek, BDDK yetki verecek. İki bankanın genel kurulu toplanamıyor, toplanmaya cesaret edemiyor; BDDK izin vermeye cesaret edemiyor; ama, 550 kişilik milletvekili grubundan geçirirsiniz, Parlamentodan kanun olarak çıkar; kimse de bir şey sormaz... Peki, Parlamentoyu buna alet etmenin ahlakî bir yönü var mı değerli arkadaşlar?! Bu kadar ağır bir yükümlülük altına Parlamentoyu sokmaya, acaba, bir siyasal parti cesaret edebilir mi?! Bizim ülkemizde ediyor ve bu siyasal parti nasıl cesaret ediyor biliyor musunuz arkadaşlar; yolsuzluklarla mücadele ettiğini söyleyerek cesaret ediyor; yani, sağ gösterip sol vurarak... Siz, bu milletin sırtına 2 katrilyon liralık yükü yıkacaksınız; sonra, geleceksiniz, normal hukuk sistemi içerisinde gelişmesi gereken, olması gereken bir olayı, burada, Parlamentonun iradesini, bir anlamda, alıp, bunun arkasına yığacaksınız, ki, yurttaş size bir soru sormasın, vatandaş bir soru sormasın. Tıpkı, az önce kabul ettiğimiz yasa gibi. Az önce ne dedik; İstanbul Haydarpaşa'daki bütün hepsi Devlet Demiryollarına devredilecek, sonra, bütün imar planlarını Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yapacak. Büyükşehir belediyesi? Yok canım, ne anlar büyükşehir belediyesi bundan. Üsküdar Belediyesi? Ne anlar Üsküdar Belediyesi. Peki, İstanbul halkı? Yok canım, İstanbul halkı böyle bir şeyden anlamaz; ama nedir; efendim, Sayın Başbakan İstanbul'u çok seviyor. Hiçbir şeyin anlamadığı, belediyelerin yetki sahibi olmadığı, belediyelerin söz sahibi olmadıkları, yapmadığımız bir konuda "efendim, biz İstanbul'u çok seviyoruz..."

Ben biliyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri ve Sayın Bakanımız Halk Bankasını çok seviyor, hele hele Pamukbankı çok daha fazla seviyor, onun için getiriyor buraya bu yasayı, 2 katrilyonluk yükü Türkiye Cumhuriyeti Halkının sırtına yüklüyor; ne adına, yolsuzluklarla mücadele adına.

Hepinize saygılar sunuyorum, iyi tatiller diliyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Pamukbank türk a.ş.nin türkiye halk bankası a.ş.ne devri ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kan.tas.(ss.648)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-07-16-pamukbank-turk-a-s-nin-turkiye-halk-bankasi-a-s-ne-devri-ve-bazi-kanun (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
