# Milli eğitim bakanı hüseyin çelik hakkında (9/11)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2004
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK HAKKINDA (9/11)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-12-29-milli-egitim-bakani-huseyin-celik-hakkinda-9-11

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK HAKKINDA (9/11)); konuşma 1.211 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükümetlerinin bakanlarıyla ilgili olarak verilmiş ikinci soruşturma önergesini görüşüyoruz. Daha önce Ulaştırma Bakanıyla ilgili olarak bir soruşturma önergesi vermiştik; ama, iktidar kanadının milletvekilleri Bakan hakkında soruşturma açılmasını uygun görmediler. Bunda da çok fazla bir şeyin değişeceğine inanmıyorum; ama, yine de bildiklerimizi anlatmaya devam edeceğiz.

Benden önceki değerli milletvekili konuşmasını yaparken, yapılacak olan bir okulun fotoğrafını göstererek, ne kadar güzel okulların yapılabileceğini söyledi. Sanki, Cumhuriyet Halk Partisi bu tür okulların yapılmasına karşı da, o da buradan o açıklamayı yapıyor!

Değerli arkadaşlar, biz, Türkiye Cumhuriyetinde çağdaş, son teknolojiye uygun, bilgisayarlı donanımı olan okulların yapılmasına sonuna kadar evet diyoruz. Bütçeye ödenekse, ödenek koyalım diyoruz; kaynaksa, kaynak koyalım diyoruz; ekvergi ise, ekvergi de verelim; getirin, bunların hepsinin altına imzamızı atarız; ama, biz şunu söylüyoruz: Aldığınız kaynağı, yasaların öngördüğü kurallar çerçevesinde harcıyor musunuz harcamıyor musunuz? Bunun hesabını verirseniz mesele yok zaten. Bizim aramak istediğimiz, sormak istediğimiz konu bu.

Bakın değerli arkadaşlar, şu, 2004 yılı İlerleme Raporu ve tavsiye metni. Açıyoruz 22 nci sayfayı, yolsuzlukla mücadele tedbirleri; şöyle deniliyor: "Araştırmalar, Türkiye'de yolsuzluğun ciddî bir sorun olmaya devam ettiğini göstermektedir." Demek ki, devri iktidarınızda yolsuzlukların hız kesmediğini söylüyorlar. Biz söylemiyoruz, biz söylesek karşı çıkacaksınız; söylüyorlar. Ayrıca, daha ne söylüyorlar, onu da söyleyeyim: "Yolsuzluğun daraltılması konusunda hiçbir gelişme kaydedilmemiştir." Bunu, siz kabul ettiniz arkadaşlar. Dengeli ve uyumlu rapor demediniz mi siz?! (CHP sıralarından alkışlar) "Yolsuzluğa karşı en üst siyasî düzeyde sürekli destek sağlanması memnuniyetle karşılanacaktır." Daha böyle bir destek yok, bu desteği istiyoruz sizden diyor.

Sayın Başbakan dün burada bir konuşma yaptı, 2005 malî yılı bütçesiyle ilgili olarak bir konuşma yaptı. Konuşmasının 4 üncü sayfasında, altını özenle çizdiğim bir bölüm var. İnanıyorum ki, bu Parlamentoda bulunup, halka hesap vermekten utanmayacak; ama, onur duyacak her parlamenter buna katılır. Şöyle diyor Sayın Başbakan: "İnanıyorum ki, hepimiz, demokrasi kültürünü özenle koruyacağız. Bu özeni, bu dikkati Türk siyasetinin geleneği haline getireceğiz." Şimdi, demokrasiyi korumak, hesap verebilmek ve bunu Türk demokrasisine bir gelenek olarak sunmak, herhalde, hiç kimsenin reddedeceği bir olay değildir. Bunun mantığında ne yatar; bunun mantığında siyasal sorumluluk yatar. O zaman kendimize şu soruyu soralım: Siyasal sorumluluk nedir? Onu da, izin verirseniz, yine, hocaların hazırladığı bir kitaptan kısaca anlatayım: "Siyasal rejimin demokratik olarak nitelendirilmesinin en önemli unsurlarından biri, seçilen temsilcilerin hesap verebilir olmalarıdır. Bu da, seçilenlerin, seçenler önünde sorumlu olmaları, parlamento önünde sorumlu olmaları, siyasal ve hukuksal açıdan sorumlu olmalarıdır." Şimdi, bir bakan, siyasal sorumluluğu nerede yerine getirecek; parlamentoda; buraya gelecek, Parlamentoda siyasal sorumluluğunun gereğini yerine getirecek.

Sayın Bakanın gazetelere düşen bir haberi vardı. Sayın Bakan "Millî Eğitim Bakanlığı ihaleleri konusunda siyaseten sorumluluğu almaya hazırım" diyordu. Kendisini kutluyoruz. Siyasal sorumluluk almaya hazırsa, bu kürsüye gelecektir ve sizlerden şu ricada bulunacaktır: Ben, Millî Eğitim Bakanlığı ihalelerinde asla ve asla yolsuzluğa izin vermedim, bu konunun üzerine gittim; ama, bu konunun aydınlığa çıkması için, lütfen, soruşturma açılmasına izin verin; ben, bu siyasal sorumluluğu taşıyorum, demesi lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

M. CEVDET SELVİ (Eskişehir) - Kaçar o, kaçar.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bunu dediği zaman biz alkışlayacağız, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir bakan siyasal sorumluluğu üstleniyor diyeceğiz ve Sayın Başbakanın bütçede dile getirdiği "Türk demokrasisinin geleneği haline getireceğiz" kuralına da örnek olacaktır. O açıdan biz de, Sayın Bakanı kutlayacağız.

Değerli arkadaşlar, acaba, niçin soruşturma önergesi verildi. Bakın, değerli arkadaşlar, bu haberler gazetelerde yer aldı, pek çok şikâyet CHP Grubuna, değişik milletvekillerine geldi. 3 milletvekili arkadaşımız, Sayın Bakanın yanıtlaması isteğiyle, bu ihalelerle ilgili yazılı soru önergesi verdiler; ama, Sayın Bakan, süresi içerisinde bu soruları yanıtlamıyor, niye acaba?!

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Araştırma yapıyor!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niçin yanıtlamıyor? Yanıtlamaması, bu önergenin verilmesinin temel nedenlerinden birisidir arkadaşlar. Eğer, bir bakan, medyada kendisine yöneltilen ağır ithamlara ve bir milletvekiline -bırakın kendisinin soru sorma hakkını, Bilgi Edinme Yasasına saygı göstererek- yanıt verseydi, belki de bu soruşturma önergesine gerek kalmazdı.

M. CEVDET SELVİ (Eskişehir) - Veremedi!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ama, ne diyorlar arkadaşlar sükût ikrardan gelir; Sayın Bakanın gelip, burada, ikrar etmesini bekleyeceğiz.

Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığında ne olmuş... Bu ihaleler başlamadan önce iki tane danışmanlık firması tutuluyor. Bu iki danışmanlık firması, kendilerine göre ihale kıstasları belirliyorlar ve ihaleler sonuçlandıktan sonra zarflar açılıyor, her bir danışmanlık firmasının kendi kıstasına göre ihaleler veriliyor ve işin garip tarafı, bazen bu kıstaslara göre ihale verilmemesi gerekene ihale veriliyor, verilmemesi, iptal edilmesi gerekeninki de iptal edilmiyor. Bunun örnekleri var.

Şimdi, olay, Kamu İhale Kurumuna intikal ediyor, Kamu İhale Kurumu dosyaları inceliyor, yoğun bir çalışma yapıyor ve bu yoğun çalışmadan sonra, 135 okulun yapımı için, 62 tane ihale paketinde -14'ünü ihale sonuçlanmadığı ve Sayın Bakan onaylamadığı için- gördüğü bütün eksiklikleri yazarak, düzeltici işlem yapılması için Bakanlığa gönderiyor, bunlar yanlış yapılmıştır, şu, şu, şu eksiklikler vardır, doğru değildir, bunları düzeltin diyor. Kalan 48 paket için ise, ihaleler Sayın Bakan tarafından onaylandığı ve Kamu İhale Kurumu da bu ihaleleri iptal edemediği için, Başbakanlığa bir yazı yazıyor. İsterseniz, Başbakanlığa giden yazının ilgili bölümünü sizlere okuyayım değerli arkadaşlar. Şöyle deniliyor: "Tespit edilen aykırılıkların değerlendirilmesi, gerekiyorsa, inceleme ve soruşturma yapılması için, Anayasanın 112 nci maddesi uyarınca Başbakanlığa bildirilmesine karar verilmiştir." Yani, Millî Eğitim Bakanlığında yapılan bu ihalelerin İhale Yasasına aykırı olduğunu, pek çok aykırılığın saptandığını; ama, bu konuda, Sayın Bakan bunları onayladığı için bir şey yapamayacağını, bir üst makam olarak sizin, Anayasanın 112 nci maddesine göre inceleme ve soruşturma hakkınızın olduğunu ve bunun gereğinin yapılmasını istiyor. Nereden; Başbakanlıktan; kimden; Sayın Başbakandan. Sayın Başbakan bunun gereğini yapacak.

Şimdi, değerli arkadaşlar, olay bu noktaya gelince, Millî Eğitim Bakanlığı Kamu İhale Kurumuna itiraz ediyor; diyor ki: "Efendim, siz, incelemeyi zamanında yapmadınız, süre geçti. Süre geçtiği için böyle bir inceleme hakkınız yok." Kamu İhale Kurumu toplanıyor, diyor ki: "Hayır, süre geçmemiştir, bizim inceleme yetkimiz vardır. Olay bize intikal etmiştir; dolayısıyla, biz inceledik, verdiğimiz karar doğrudur." Millî Eğitim Bakanlığına gidiyor bu olay, arkadan Millî Eğitim Bakanlığı bir daha itiraz ediyor; diyor ki: "Efendim, siz, kamu ihalesiyle ilgili kıstasları belirlediğinizde, biz ihaleye çıkmıştık daha önce. Dolayısıyla, o aralar sizin belirlediğiniz kıstaslar olmadığı için verdiğiniz kararlar doğru değil."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Kamu İhale Kurumu, bunun üzerine, oturuyor, yine bir karar alıyor, diyor ki: "Bizim belirlediğimiz kamu ihale kıstasları, ihaleye çıkılmasıyla ilgili kuralları belirlemez. Siz, ihaleye çıkıyorsunuz zaten. Bizim belirlediğimiz ihale kıstasları, zarflar açıldıktan sonradır; o kıstaslar uygulanacaktır; ama, zaten onlar yayımlandığında, bizim genel tebliğimiz yayımlandığında henüz zarflar açılmamıştı; dolayısıyla, bizim kıstaslarımız geçerlidir. Siz, iki danışmanlık firmasının kıstasını değil, Kamu İhale Kurumunun belirlediği kıstasları dikkate almak zorundasınız." Şimdi, olay bu noktada duruyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, elbette ki, Sayın Bakanın bütün bu dosyaları inceleme şansı olmayabilir, Sayın Bakanın işi yoğun olabilir; ama, Sayın Bakanın bunları nasıl onayladığını da size anlatayım, bilginiz olsun diye.

Giden onayın üzerinde "iptal" veya "kabul" yazıyor; "iptal/kabul." Sayın Bakan bunlardan birinin üzerine çiziyor; iptalse iptali, kabulse kabulü ve altına imza atıyor. Sayın Bakanın onayladığı onayların hiçbirinde, ne iptal çizilmiştir ne de kabul. Niçin?.. Sayın Bakan bunu kabul mü etmiştir ret mi etmiştir belli değil. Sayın Bakan, acaba, bir tek sözcüğün üzerini çizmek için vakit bulamıyor mu?!

Bir başka şey değerli arkadaşlar; siyasal sorumluluktan söz ettik. Tabiî, şunu da merak ettik: Kamu İhale Kurumu Başbakanlığa yazdı da ne oldu, Başbakanlık ne yaptı?..

Değerli arkadaşlar, Başbakanlık, Millî Eğitim Bakanlığı ihalelerinin incelenmesi ve gerekirse soruşturulması onayını verdi.

Şimdi, hakkında soruşturma, inceleme onayı verilen bir bakanın hâlâ bakanlık koltuğunda oturmasını içinize sindiriyorsanız, sizi kutluyorum arkadaşlar!..

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Milli eğitim bakanı hüseyin çelik hakkında (9/11)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2004-12-29-milli-egitim-bakani-huseyin-celik-hakkinda-9-11 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
