# Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mart 2005
- **Gündem:** DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 9 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 819 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Başkanlık Divanındaki arkadaşımız, yaklaşık 10 dakikadır bir maddeyi okuyor. Tabiî, bir madde 10 dakika olur mu diyeceksiniz; ama, bizim ülkemizde, böyle bir iktidar olursa, böyle bir madde de okunur.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu kanun tasarısının genel gerekçesini okuyacağım. Genel gerekçe şöyle başlıyor: "Bütçe kanunlarına bütçeyle ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacağı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 161 inci maddesinde belirtilmiştir." Öncelikle, bu kanun tasarısını bu anlayışla Parlamentoya sevk eden hükümeti tebrik ediyorum; demek ki, Anayasada böyle bir hüküm olduğunu nihayet fark etmiş; ama, bakın, sonunda şunu söylüyor: "Ancak, geçmiş bütçe kanunlarında bütçeyle doğrudan ilgili olmayan hükümler de yer almıştır." Yani, bir şekliyle "Anayasanın bir hükmü var, bu olamaz; ama, geçmiş kanunlarda olabilir" diyor, kendi çıkardığı dönemi dikkate almıyor. "Geçmiş kanunlarda..." Ama, bir de gerekçe bulmuş kendisine göre. İzninizle, gerekçeyi de aynen okuyorum. "Bu durumun, bütçe kanunlarında yer alan hükümlerin çok değişik kanunları ilgilendirmesi ve ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasının Türkiye Büyük Millet Meclisinin yoğun gündemi nedeniyle zaman alması -sanki yasa yapmaktan hiç vakit alamıyoruz; öyle diyor hükümetimiz- yıllar itibariyle değişiklik yapılması ihtiyacı doğan hükümlerin bütçe kanunlarına konularak, yasama sürecinin kolaylaştırılması gibi nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir." Yani, bu gerekçeyle "biz Anayasayı ihlal ettik; ama, idare edin, biz bu işi götürelim..."

Değerli arkadaşlar, elbette ki, çok acil haller olabilir, Parlamento, yasa yapma açısından ciddî, tutarlı kararlar alabilir; ama, yine, izninizle, bir şeyi daha hatırlatayım. Başbakanlığın, yasalar nasıl yapılır, kanunlar nasıl hazırlanır diye bir genelgesi vardır. Biz bürokrat iken, bu genelgelere harfiyen uyardık ve özellikle de, yasa yapma tekniğine aykırı bir yasa taslağının Başbakanlığa gitmemesine özen gösterirdik. Eğer, böyle bir yasa taslağı gitmişse, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü bizi uyarırdı ve mutlaka "bunu, Başbakanlık genelgesine uygun olarak düzeltin" derlerdi; ama, tabiî, Allah versin, ne öyle bir Başbakanlık kaldı ne de öyle bir bürokrasi kaldı!

Şimdi "torba kanun" diye -ki, kamuoyu gayet güzel adlandırıyor- bir tasarı Parlamentoya getirildi; getirilebilir; altkomisyona sevk edildi; çünkü, bu tasarı üzerinde görüşmek, kavramak zaman alacaktı; altkomisyonda görüşüldü. Altkomisyonda, 38 maddelik bu tasarı için 52 tane önerge verildi arkadaşlar. Hükümet ne kadar hazırlıklı gelmiş, düşünebiliyor musunuz?! 38 maddeyle ilgili 52 önerge veriliyor!. Peki, ne oldu; 52 önergenin bir kısmı kabul edildi, bir kısmı reddedildi, altkomisyondan geçirildi ve üstkomisyona getirildi. Üstkomisyonda, 38 maddelik bu tasarıyla ilgili 29 önerge verildi. Biraz sonra, ekönergeler Meclis Genel Kurulunda da verilecek.

Değerli milletvekilleri, elbette ki önerge verilebilir, elbette ki tasarılarda değişiklik yapılabilir; ama, bir yasa tasarısı Parlamentoya sunulurken, o yasa tasarısında, olabildiğince, değişiklik yapmamaya özen gösterilmesi gerekir; çünkü, hükümet belli bir şeyi olgunlaştırmıştır, bürokrasi de belli bir noktaya getirmiştir, siyasal karar oluşmuştur, Bakanlar Kurulunun imzasından çıkmıştır ve Parlamentoya getirilmiştir. Bakanlar Kurulu bile, kendi imzaladığı, Parlamentoya gönderdiği tasarıların değişmesini kendisi istemektedir; demek ki, hazırlıklar yeteri kadar yapılmıyor.

Ne söyledim değerli arkadaşlar; 10 dakikadır bir madde okunuyor dedim. Sayın Açıkalın'la beraber bir özel televizyon programına katıldık. Bir yurttaş soruyor "acaba, bu yasa Parlamentoya getirilip görüşüldüğü zaman, adına torba yasa diyorsunuz, sayın milletvekilleri bu yasanın hazırlanmasına, oylanmasına yeteri kadar nüfuz edebiliyorlar mı" diyor. Ben, açık yüreklilikle "hayır, nüfuz edemiyorlar" dedim; ama, Sayın Açıkalın, İktidar Partisinin milletvekili olarak "hayır efendim, biz milletvekilleri olarak bu yasaları biliyoruz" dedi.

10 dakikadır okunan maddenin ne olduğunu ben size biraz açayım. Bu 1 madde; ama, 1 madde ne yapıyor? Bakın, 1 madde, Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesini, 44 üncü maddesini, 89 uncu maddesini, 108 inci maddesini; ayrıca, ek 19 uncu maddesini, ek 26 ncı maddesini, ek 67 nci maddesini, ek 70 inci maddesini, ek 71 inci maddesini ve ek 79 uncu maddesini değiştiriyor. Neyle; 1 maddeyle. Ayrıca ne yapıyor bu tek maddemiz; 2 de madde getiriyor; geçici 219 uncu madde, geçici 220 nci madde.

Değerli arkadaşlar, elimizi vicdanımıza koyarak konuşalım; dünyada hangi saygın parlamentoya böyle bir yasa getirilir ve buna, parlamenterler olarak, önce bizim isyan etmemiz gerekmez mi? Yani, biz, burada, iktidar bir yasa getirdi diye, istisnasız, onların getirdiği her şeye el kaldırmak zorunda mıyız? Bunun içerisinde muhalefet partisi olarak bizim de destek vereceğimiz maddeler var, bizim de uygun gördüğümüz düzenlemeler var; ama, bu yasa hazırlama tekniği, gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti açısından kabul edilecek bir uygulama değil arkadaşlar. Şimdi, bu mantıkla yola çıkarsak, 5 kanunu 5 maddeyle geçirebiliriz. "Madde 1 - Türk Ticaret Kanununda aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır" deyip, 1 000 küsur maddeyi yazabiliriz. "Madde 2 - Türk Ceza Kanununda şu değişiklikler yapılmıştır" deyip, 500 maddeyi yazabiliriz. "Madde 3 - Borçlar Kanunu", "Madde 4 - Falan kanun..." 5 hacimli kanunu, 5 maddeyi görüşerek Parlamentoda yasalaştırabiliriz. Peki, buna, yasa çıkarma tekniği denilebilir mi, Parlamento yasa kabul etti denilebilir mi? Biz yasayı görüşeceğiz, tartışacağız, eğrisini doğrusunu görüşeceğiz, ondan sonra kabul edeceğiz. 10 dakikadır okunan bir maddeyi -ki, arkadaşımız seri de okuyor, seri okuduğu için de kutlarız, Parlamentoya zaman kazandırmak için sanıyorum seri okumaya başladı- biz, nasıl kabul edeceğiz? Hangi maddeyi, hangi gerekçelerle kabul edeceğiz, hangi gerekçelerle reddedeceğiz?

Değerli arkadaşlar, bunun uygun ve doğru bir düzenleme olmadığını, en azından yasa hazırlama tekniğine aykırı olduğunu, değerli milletvekillerimin buna tepki göstermesi gerektiğini düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2005-03-09-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
