# Türkiye jokey kulübü tarafından düzenlenen at yarışı hasılatından sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kurumunun pay almasını engelleyerek görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla,devlet bakanı gürdal akşit ve tarım bakanı sami güçlü haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge(9/12)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 19 Nisan 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN AT YARIŞI HASILATINDAN SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNUN PAY ALMASINI ENGELLEYEREK GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANDIKLARI İDDİASIYLA,DEVLET BAKANI GÜRDAL AKŞİT VE TARIM BAKANI SAMİ GÜÇLÜ HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE(9/12)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2005-04-19-turkiye-jokey-kulubu-tarafindan-duzenlenen-at-yarisi-hasilatindan-sosy

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 19 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN AT YARIŞI HASILATINDAN SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNUN PAY ALMASINI ENGELLEYEREK GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANDIKLARI İDDİASIYLA,DEVLET BAKANI GÜRDAL AKŞİT VE TARIM BAKANI SAMİ GÜÇLÜ HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE(9/12)); konuşma 1.229 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, gerçekten de, toplumun yoksul kesimlerine hizmet götüren ve bu çerçevede sınırlı bütçesini olabildiğince iyi kullanması gereken bir kurum.

Şimdi size anlatacağım olay, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir bakanın, bazılarının lehine olarak, yargı kararını işleme koymaması, birilerini koruması ve trilyonlarca liralık gelir kaybına uğratmasıdır Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunu.

Olay, 22 Ağustos 2001'de başlıyor. Dönemin Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici, Tarım Bakanlığına bir yazı yazarak diyor ki: "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna Türkiye Jokey Kulübünün hâsılatından yüzde 1 pay gelmesi lazım." Bunun üzerine ilgililer itiraz ediyorlar. İtiraz, Ankara 6. İdare Mahkemesinde görüşülüyor. 23.10.2002 tarihinde mahkeme şu kararı veriyor; aynen okuyorum değerli arkadaşlar: "Korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, özürlü, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan davacı idare gelirleri arasında müşterek bahislerden elde edilecek gelirler sayıldığına göre, müşterek bahis niteliğinde olduğu tartışmasız bulunan at yarışlarından davacı kuruma pay aktarılması amacın da bir gereğidir." Karar, Ankara 6. İdare Mahkemesinde oybirliğiyle alınıyor.

Bu karar uyarınca, kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren Türkiye Jokey Kulübünün, hâsılatından yüzde 1 pay kesip ilgili idareye yatırması lazım; ama, böyle olmuyor. Önce olay Danıştaya taşınıyor; deniyor ki: Biz bunu Danıştaya götüreceğiz. Olur; Türkiye bir hukuk devletidir, elbette Danıştaya da gidilecektir. Danıştaya -25.3.2003 tarihinde Danıştay 1. Dairesi karar veriyor- Ankara 6. İdare Mahkemesinin verdiği kararın yürütümünün durdurulmasıyla ilgili dava açılıyor. Danıştay şu kararı veriyor, aynen okuyorum: "Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, temyizen incelenen kararın yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden istemin reddine 25.3.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."

Şimdi, değerli milletvekilleri, mahkemeye gidiyorsunuz, SHÇEK'in lehine karar veriyor. Bu kararın yürütümünün durdurulmasını istiyorsunuz; Danıştay "hayır, kararı uygulayın; vaktimiz var, esastan sonra görüşürüz" diyor; fakat, bu arada bir şeyler oluyor. O ara Sayın Güldal Akşit'in makamına bir avukat geliyor tarihsiz bir dilekçeyle. Dilekçe şu, değerli arkadaşlar. Bu dilekçede Sayın Bakandan bir talepte bulunuluyor; deniyor ki: "Ankara 6. İdare Mahkemesi bir karar verdi; bu karar bizim aleyhimize çıktı; ama, bu kararı, Danıştay esastan karar verinceye kadar uygulamayın. Ayrıca, kararı uygulamayan Tarım Bakanlığı bürokratları hakkında da suç duyurusunda bulunmayın." Sayın Bakan, bunun altına kendi el yazısıyla bir not düşüyor: "SHÇEK Genel Müdürlüğüne, ilginin talebi doğrultusunda gereğini. 4.8.2003"

Şimdi, Sayın Bakana buradan soruyorum, eğer gelip burada konuşacak ve benim sorumu da yanıtlayacaksa:

1.- Bu gelen avukat kimdir?

2.- Bu avukatın ortak olduğu hukuk bürosunda bir bakanınızın oğlu görev yapmakta mıdır?

3.- Bu bakanın avukat olan oğlu, Türkiye Jokey Kulübünün yönetim kurulu kararıyla kendilerine danışman olarak seçilmiş midir?

4.- İçişleri Bakanlığı Türkiye Jokey Kulübü hakkında soruşturma açmadan önce mi, acaba bu avukat arkadaşla sözleşme imzalanmıştır?

Eğer, Sayın Bakanın elinde bu belgeler yoksa, bana başvurursa, ben bu belgeleri kendisine sunarım.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bakın, Sayın Bakan bu haberler gazetede yer aldıktan sonra... Tabiî, gazeteciler haklı olarak Sayın Bakana soruyorlar, yani, nedir bu olay diye. Sayın Bakanın Hürriyet muhabirinin sorusu üzerine verdiği yanıt: "Notu -yani, az önce okuduğum onayın altındaki notu- kurumu zarara uğratmamak için yazdığını söyledi. Davanın kaybedilmesi durumunda tahsil edilen paranın faiziyle geri ödenmesi zorunda kalınacağını ve bunun da kurumu zor duruma sokacağını belirten Akşit şöyle konuştu: 'Hem idarî mahkeme hem Danıştay paranın bize ödenmesi gerektiğine karar verdi. Bu parayı alabiliriz; fakat, Jokey Kulübünün müdahil durumu sonuçlanmadı -sonunda da diyor ki- eğer davayı kazanırsak, parayı çatır çatır alırım.'" Sayın Bakanım, siz bu parayı çatır çatır almadınız, çıtır çıtır yedirdiniz, kusura bakmayın!

Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, bir bakan, Türkiye Cumhuriyeti bakanlık koltuğunda oturan bir bakan, yargı kararını uygulamıyor, "yargı kararı uygulamayanlar hakkında suç duyurusunda bulunmayın" diyor; yani, açıkça hukuku ve yargı kararlarını ayaklar altına almaktan çekinmiyor. Peki, bu Sayın Bakan, bu onayı hangi evraktan geçirdi acaba? Bu yazının genel evraka girişi yoktur arkadaşlar. Çıkışı vardır; aynı gün Çocuk Esirgeme Kurumuna gitmiş.

Niye acaba Sayın Bakan bu kadar heyecanlanıyor? Niye acaba böyle bir gereği duydu? Sayın Bakan acaba kendisine sormadı mı; ya, bu ülkede yargı kararlarını uygulamamak suçtur. Altını çiziyorum, yargı kararlarını uygulamamak suçtur. Sayın Bakanın, ben bunu bilmiyorum demesi mümkün mü?!

Şimdi, Sayın Bakanın belki bilgisi az olur. Ben Sayın Bakana bir Danıştay kararı okumak istiyorum değerli arkadaşlar. Danıştay kararı, çok yeni bir karar. Karar, 24.1.2005 tarihinde verilmiş; şöyle deniliyor: "Özellikle belirtmek gerekmektedir ki, idarî yargı kararını uygulamamak, Anayasanın 138 inci ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddelerinin kesin emridir. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu açık hükme rağmen yargı kararlarına uymayı, bu kararların gereklerine göre davranmayı açık ya da üstü örtülü olarak reddedenler, uygulama görevini geç ve kötü yapanlar, suç işlemiş olurlar." Yani, Sayın Bakan suç işledi.

Belki, Sayın Bakanın bilgisi yoktur; yine, Sayın Bakana bir bilgi daha vereyim. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının bir örneğini okuyayım size Sayın Bakan; dikkatinizi çekerim: "Yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin hukukî sorumluluğu yönüne gidilebilmesi için, ilgilinin açmış olduğu iptal davası sonucunun beklenmesine gerek yoktur." Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun verdiği karar; yani, siz, Sayın Bakan, o yürütmeyi durdurma kararını, ilgili mahkeme kararını uygulamak zorundasınız; sizin, geciktirmeye ne gücünüz var ne haddiniz var; kusura bakmayın! (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, ben, Danıştay kararını okudum, Yargıtay kararını okudum. Diyeceksiniz ki, yahu, Danıştay, Yargıtay, taraflıdır bunlar, taraflı değildir, tartışabilirsiniz; ama, daha önemli bir şey oluyor, çok daha önemli bir şey oluyor. Karar, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna gidince, SHÇEK Genel Müdürlüğü Tarım Bakanlığına bir yazı yazıyor. Ne diyor; şöyle diyor: SHÇEK paylarının Kasım 2001 tarihi itibariyle ivedilikle ilgili banka hesaplarına yatırılmasını, aksi takdirde cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunacaklarını bildiriyor; yani, SHÇEK Genel Müdürü "kararı uygulayın" diyor; ama, bunu, bu kararı, aynen Tarım Bakanlığı da, yine bu uygulamanın Anayasaya, yasalara aykırı olduğunu, süratle uygulanması gerektiğini -elimde çok sayıda yazı var, bütün bu yazılarda- Tarım Bakanlığı da istiyor; ama, Jokey Kulübü, Tarım Bakanlığına bir yazı yazıyor; dikkatinizi çekerim. Bakın, yazıda ne diyor: "Yönetim Kurulumuzda alınan kararlar doğrultusunda, Ankara 6. İdare Mahkemesi kararının uygulanmaması ve ilgililer hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmaması hususunda Devlet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmaktadır."

Değerli arkadaşlar, yani, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu; Sayın Bakanın hukuk devleti anlayışı!.. Yani "biz, bu yargı kararlarını uygulamayacağız, siz hiç meraklanmayın, bu yazıları da yazıyorsunuz; ama, siz bu kararları uygulamıyorsanız uygulamayın; ama, zaten, biz, bu girişimlerde bulunuyoruz, Sayın Bakanı ikna edeceğiz" diyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Nitekim, Sayın Bakanı ikna etmişler. Sayın Bakan "bırakın mahkeme kararlarını, siz, ilgilinin talebi doğrultusunda görev yapın" diyor. Böyle hukuk devleti olabilir mi arkadaşlar?! Ve bu olay medyaya yansıdıktan sonra, Sayın Bakan -ben anlamıyorum- hâlâ koltuğunda oturmayı sürdürüyor. Onurlu bir bakan -altını çiziyorum- bu ortamda, görevini derhal bırakır. Adalet ve Kalkınma Partisinde çok sayıda değerli milletvekili, o koltuğu doldurabilecek yetenektedir, hukuk bilgisiyle, birikimiyle ve kültürüyle. Kusura bakmayın, eğer böyle sizi rahatsız ediyorsa, ben böyle konuşurum. Hukuku bilmeyen hiçbir kişi, hiçbir yurttaş, bakanlık koltuğuna -kusura bakmayın- oturamaz ve işgal edemez.

Bakın, size bir örnek daha vereceğim. Sizin milletvekiliniz, Sayın Tekin Börü -yok, ayrıldı Sayın Tekin Börü- acaba, Sayın Bakanı görünce selam verecek mi vermeyecek mi diye merak ediyordum. Burada mı efendim?

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Burada...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Mutlu olurum burada olursa.

"Adı yolsuzluğa karışmış, kamuyu zarara uğratmış kişilere ben selam vermiyorum, gördüğüm yerde kafamı çeviriyorum. Parti gereğini yapar, yapmaz; ama, ben, kendi vicdanımın gereğini yapıyorum. Ben, siyasete, yolsuzlukla, hırsızlıkla mücadele için geldim. Partim bunun için söz verdi ve bu kadar oy aldı. Bunun aksine hareket etme lüksümüz yok" diyor.

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Türkiye jokey kulübü tarafından düzenlenen at yarışı hasılatından sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kurumunun pay almasını engelleyerek görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla,devlet bakanı gürdal akşit ve tarım bakanı sami güçlü haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge(9/12)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2005-04-19-turkiye-jokey-kulubu-tarafindan-duzenlenen-at-yarisi-hasilatindan-sosy (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
