# 406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2006
- **Gündem:** 406 SAYILI TELGRAF VE TELEFON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1074)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-02-09-406-sayili-telgraf-ve-telefon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-2

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 9 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 406 SAYILI TELGRAF VE TELEFON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1074)); konuşma 1.129 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan benim yaptığım konuşmaya yanıt verirken, Türkiye Cumhuriyetinde, bu ülkenin insanlarına hizmet eden herkesin hizmetinin kamu hizmeti olduğunu söyledi ve "kamu hizmetinin -bu anlayışla- başımızın üstünde yeri var dedi. Şimdi, hani derler ya, kahvede konuşursa Sayın Bakan hiç itiraz etmeyiz, kahvede vatandaşa anlatabilir; ama, Sayın Bakan, siz kahvede değilsiniz, siz Parlamentodasınız. Kamu hizmetinin ne olduğunu siz bilmiyorsanız, kusura bakmayın, siz, Anayasayı bilmiyorsunuz. Kamu hizmetinin ne anlama geldiğini bilmiyorsanız, siz, Anayasanın kamu hizmetiyle ilgili maddelerini -bir madde de değil, birden fazla maddesini- bilmiyorsunuz. Eğer, bu saatten sonra biz size kamu hizmetinin ne olduğunu anlatacaksak, hiç anlatmayalım. Size boşuna demedik "o koltuğu bırakın" diye.

Kamu hizmetinin tanımı vardır; "kamu hizmeti, ancak ve ancak kamu görevlileri tarafından yerine getirilir" der. Bu konuda, onlarca Anayasa Mahkemesi kararı var.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Kimin tarafından yerine getirildiğini söylemedim.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Sayın Bakan, siz o kadar ileri gittiniz ki, özelleştirdiğiniz kurumun Genel Müdürünü getirip yanınıza oturttunuz. Sizin, Parlamentonun geleneklerinden dahi haberinizin olmadığı ortaya çıkıyor. Siz, hangi yetkiyle getirirsiniz?! Bir özel sektör temsilcisini, özel sektörün atadığı bir kişiyi, Türkiye Cumhuriyetinin Parlamentosuna getiriyorsunuz, aynı konu tartışılırken yanı başınıza oturtuyorsunuz ve sonra da gelen soru üzerine diyorsunuz ki: "Acaba doğru mu yapıyoruz, yanlış mı yapıyoruz, takdiri Genel Kurul bilir." Olur mu Sayın Bakanım?! Siz, nasıl olur da bunu bilmezsiniz?! Siz bilmezseniz, sizin bürokratlarınızın hatırlatması lazım, yanınızda oturan Komisyon Başkanının hatırlatması lazım. Özel sektörden buraya kimse gelemez; seçilir, Parlamentoya gelir, başımızın üstüne yeri vardır, elbette. Buraya, ancak ve ancak, sizin yanınıza, kamu görevlileri gelirler. Devletin geleneği budur. Bu, sadece bizim ülkemizde değil, bütün dünya parlamentolarında böyledir. Siz daha bunu bilmiyorsunuz.

Efendim, diyorsunuz ki: "Çalışanlar üzerinden biz siyaset yapmayı reddederiz." Sayın Bakan, biz size, çalışanlar arasında ayırım yapmayın dedik. Eğer Telekomda insanlara sahip çıkacaksanız, hepsine sahip çıkın dedik size. Siz diyorsunuz ki: "Kafamız karıştı." Kafanız, siz herkese eşit davranmadığınız için karışıyor zaten. Biz size diyoruz ki: Telekom'da çalışıyor. Güvence mi vereceksiniz? Herkese güvence verin. Oradaki işçi bu ülkenin vatandaşı değil mi?! Ona da güvence verin. Ona güvence vermiyorsunuz; çünkü, o ezilmeye mahkûm olsun diyorsunuz. Buna sizin hakkınız var mı?!

Diyorsunuz ki: "Biz, kimseye bir tek çakıltaşını bile vermeyiz." Siz zaten çakıltaşını veremezsiniz Sayın Bakanım; sizin o gücünüz olamaz, sizin o gücünüz yoktur. Sizin, çakıltaşını götürüp de birilerine verme gücünüz yoktur. Ne yasalar size bu gücü verir ne de bu Parlamento o gücü verir size. Biz size, birilerine çıkar sağlamayın diyoruz, birilerine peşkeş çekmeyin diyoruz. Siz bunu bana aynen iade ettiniz; dediniz ki: "Ben bunu aynen size iade ediyorum."

Değerli milletvekilleri, bakın, ben size, nasıl peşkeş çekildiğini anlatacağım. Aramızda, sizlerin arasında Sosyal Sigortalar Kurumunda, Bağ-Kurda çalışan çok değerli milletvekilleri var. Bir insan Bağ-Kurda çalışabilir, SSK'da çalışabilir, Emekli Sandığında çalışabilir. Hizmetler arasında en son emekli olduğu yerde, eğer en son Emekli Sandığından emekli olmuşsa, Emekli Sandığı, bu, beş yıl süreyle SSK'da çalıştı, beş yıllık payını bana vereceksin der. Bu iç hesaplaşmadır ve kanuna göre bu kurumlar her ay düzenli birbirlerine bu paraları gönderirler.

Şimdi beni iyi dinleyin Sayın Bakanım, kime nasıl peşkeş çekiyorsunuz. Oger'e beş yıl süreyle adamı kiraladınız. Nerede çalıştı bu adam; Oger'de çalıştı. Geldi sonra, beşinci yılın sonunda dedi ki: "Ben devlette çalışmak istiyorum." Güzel, devlette çalışmaya başladı. Peki, bu beş yıllık çalışmanın karşılığında, sonra, devletten emekli oldu, emekli ikramiyesi alıyor. Sayın Bakanım, siz, bu beş yıllık sürenin emekli ikramiyesi için Oger'e başvuracak mısınız; hayır. Peki, kime peşkeş çektiniz bu beş yılı? Kime çektiniz Sayın Bakanım, bana söyler misiniz?

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Vatandaşa.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Siz, Oger'in lehine çalışıyorsunuz. Siz, bunu, gelin, şu kürsüde deyin ki, ben, emekli hakkını, kıdem tazminatını, o beş yıllık süreyi Oger'den alacağım. Alamazsınız Sayın Bakanım, alamazsınız.

Yine, size bir şey söyleyeyim. Sayın Bakan dedi ki: Efendim, biz, çalışanların lehine çalışıyoruz, onlara hak sağlamaya çalışıyoruz.

Bakın, şu, Yüce Parlamentoda sizlere dağıtılan metindir; şöyle diyor: "Bu durumun şirket tarafından makul karşılandığı…" Cümle devam ediyor. Yani, Oger de bunu makul karşılıyor. Nasıl makul karşılamasın; kıdem tazminatı, ödemeyecek, emekli ikramiyesi ödemeyecek, maaş farkını ödemeyecek, beş yıl süreyle çalışacak, istemediğim adamı devlete geri göndereceğim, böyle bir hakkım var; bunu makul karşılamasın da kim karşılasın makul?! Bir Oger makul karşılıyor Sayın Bakanım, bir de siz karşılıyorsunuz; bir Oger karşılıyor, bir de bu yasaya olumlu oy verenler karşılıyor. Bizim karşı çıktığımız, isyan ettiğimiz nokta bu. Biz diyoruz ki, çalışanlar arasında ayırım yapmayın, yapacaksanız bir iyilik herkese yapın; ama, siz diyorsunuz ki, hayır, ben, Oger'in isteğine göre tasarıyı buraya getireceğim, Oger'in isteğine göre ben burada iş yapacağım. Olmaz Sayın Bakanım, yanlış olur, yargıdan döner bu, yargıdan döner.

Yine, diyorsunuz ki, sermaye payları sır mıydı; yani, Aycell-Aria birleşmesinde, siz, kabul ederken belli değil miydi bunlar? Ben, size, Sayın Bakanım, sermaye payları sırdı, biz bilmiyorduk diye bir şey söylemedim. Ben, size, Aycell'in içini doldurduğunuzu ve o parayı bir anlamda Berlusconi'ye armağan ettiğinizi söyledim. Berlusconi, işi gücü yok da Sayın Başbakanın düğününe niye gelir?

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Arkadaşı canım!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Siz, Berlusconi'nin bir başka ülkenin devlet adamının düğününe gittiğini gördünüz mü hiç? Gidebilir tabiî, benim ülkemin şirketine çok büyük kıyak geçerseniz, benim Başbakanım da gider; ben, gitmesinden de onur duyarım ayrıca. Gider, bu ülkenin çıkarları için elbette gider. O, kendi ülkesinin çıkarları için geldi buraya.

Biz bunları ne zaman öğrendik? Biz bunları Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun 2004 yılı raporları KİT Komisyonuna geldiği zaman öğrendik. Siz o KİT Komisyonu raporlarını gördünüz mü Sayın Bakanım? O KİT Komisyonu raporlarında soruşturma açılması isteniyor, devletin ne kadar zarara uğratıldığı söyleniyor. Biz birleşin dedik, bu şekliyle birleşin mi dedik size Sayın Bakan?

Siz, devlete sahip çıkmıyorsunuz Sayın Bakanım. Bakın, dediniz ki: "Herkes memnun." Siz diyorsunuz ki "memuru kiraya vermek nereden görülüyor, böyle bir şey var mı, bu yanlıştır" diye.

Devlet Denetim Elemanları Derneği, bütün bakanlıkların, genel müdürlüklerin müfettişlerinin oluşturduğu bir dernek. Bu dernek, 31.1.2006'da bir bildiri yayınlıyor arkadaşlar. Bildirinin sadece bir cümlesini okuyorum: Bu tasarı yasalaşırsa, devlet, memurunu beş yıllığına kiraya vermiş olacaktır.

Ben söylemiyorum, biz söyleyince itiraz ettiniz. Olur ya, ben politikacıyım, art niyetli düşünebilirim; ama, bu arkadaşlarımız devlette şu anda denetim yapıyorlar. Sizin adınıza denetim yapan insanlar söylüyor bunu. Sizin adınıza denetim yapan insanlar diyorlar ki, bu tasarı yanlıştır. Bu tasarıyla siz devlet memurunu beş yıllığına bir özel şirkete kiralıyorsunuz diyorlar. Siz bunu nasıl bilmezsiniz Sayın Bakanım?!

Siz, kalkıyorsunuz, bizim burada söylemediğimiz şeyleri söyleyerek kendinize gerekçe yaratıyorsunuz. Biz, yabancı sermaye gelmesin demedik; biz, yatırım yapılmasın demedik; biz, yatırım düşmanlığı yapmadık; biz, niye özelleştirme yapıyorsunuz da demedik. Plan ve Bütçe Komisyonunda söylediğimi aynen tekrar ediyorum: Bir siyasal parti kendi seçim bildirgesine özelleştirmeyi koyarsa, o özelleştirmenin gereğini iktidar olduğu zaman yapabilir; halkına söz vermiştir, vatandaş da oy vermiştir, özelleştirme yapabilir. Bizim istediğimiz, özelleştirmenin hukuk içinde yapılması, özelleştirmenin şeffaf olması, özelleştirmenin saydam olması. Özelleştirilecek bir kurumu alamadan, Bilkent Otelin arka kapısından, Başbakanla görüşemez; görüşürse, ön kapıdan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Konuşmamı bağlıyorum Sayın Başkan.

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-02-09-406-sayili-telgraf-ve-telefon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
