# Bankacılık kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s. 1078)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mart 2006
- **Gündem:** BANKACILIK KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S. 1078)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-03-08-bankacilik-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1078-4

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 8 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BANKACILIK KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S. 1078)); konuşma 1.366 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Aslında söz almayacaktım; ama, Sayın Halil Aydoğan arkadaşım, Plan ve Bütçe Komisyonunda beraber çalıştığım arkadaşım, benim yaptığım bir konuşmada TMSF'den olan Hazine alacaklarının silinmesinin, alacakların tahsil edilmemesi anlamına gelmeyeceğini ifade etti ve bunun da bu şekliyle algılanması gerektiğini altını çizerek belirtti.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir bankaya el koyuyorsunuz, el koyduktan sonra bankanın içi boş. TMSF gidiyor diyor ki Hazineye, "vatandaşın parasını ödeyeceğim, bankaya el koyduk, mevduat garantisi vardı." O da "olur, ben sana vereyim" diyor. Veriyor. Ne kadar veriyor; 49 milyar dolar veriyor.

Şimdi, TMSF, IMF sıkıştırıyor "bu alacakları sil" diyor. Yani, "Hazinenin, TMSF'den olan alacağını sil" diyor. O da "olur" diyor, "şu vadede, şu vadede sileceğim" diyor.

Elbette ki, bu TMSF'nin alacağını takip etmemesi anlamına gelmiyor; ama, bir anlama geliyor; Hazine, artık TMSF'ye "bu alacağı niye tahsil etmiyorsun" diyemeyecek. Sayıştay da onu söylüyor, diyor ki: Arkadaş, sen para verdin. Bu paranın sonu ne oldu? Bu parayı ne yaptın? Bu parayı, niye alacağımı vermiyorsun? Bunun, 16,5 milyar liralık süresi doldu, zamanı doldu; geçti bunun vadesi, niye ödemiyorsun; bunu soramayacak ve TMSF'nin Sayın Başkanı da diyor ki: "Biz bu alacağın tamamını zaten tahsil edemeyiz. Bunun üzerine bir bardak su içeceğiz" diyor. Güzel…

Demek ki, aslolan bu paranın tamamının tahsil edilmesidir. Tamamının tahsil edilmemesi… Ve, Sayıştay şunu da söylüyor, diyor ki: "Siz, bu alacağınızı sileceğinizi önceden açıkladınız. Bu yanlıştır. Bunu açıklamanız zamanlama olarak yanlıştır" diyor. Önce siz bir takip edin, alamıyorsanız, ondan sonra ben bunu sileceğim deyin. Siz daha işin başında "biz bunu sileceğiz" dediniz. Sayıştay da diyor ki: "Bu yanlıştır, bunu yapamazsınız" diyor.

Geliyorum ikinci konuya… Sayın Aydoğan dedi ki: "Bunun IMF'yle hiçbir ilgisi yoktur." Bu, Sayın Aydoğan, Hazineye gelen… Sayıştayın gönderdiği rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği rapor.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - TMSF'nin alacaklarının IMF'yle ilişkisi yoktur; onu söyledim ben.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi, bakın, 15.7.2004 tarihli Niyet Mektubu… Aynen okuyorum Sayın Aydoğan: "Hazine Müsteşarlığının bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasının finansmanı çerçevesinde TMSF'den olan alacaklarının 2004 sonuna kadar çözüme kavuşturulması konusundaki planımız hedeflendiği gibi ilerlemektedir."

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - TMSF'nin alacaklarının ilişkisi yoktur dedim; gene tekrarlıyorum.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi, bakın, eğer TMSF ile Hazine alacakları arasında hiçbir ilişki olmasaydı, Hazine niye oraya para veriyor 49 milyar dolar?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Onu bilmem…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niye veriyor?...

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Benim söylediğim öyle.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bir ilişki var ki veriyor oraya. O parayı veriyor ki, sen vatandaşın borcunu öde diyor, mevduatını öde, ben devlet olarak garanti ettim diyor. 2004'te değil, 2005'te de aynı şeyi söylüyor.

Şimdi, geliyorum bir başka konuya değerli arkadaşlar. Ben, burada, daha doğrusu oturduğum yerden Sayın Bakana bir soru sordum; dedim ki, off-shore'zedelerle ilgili olarak acaba alacak tutarı nedir, bu insanlar ne kadar alacak talebinden bulunuyorlar; yani, İmar Bankasına el konulmadan bir ay önceye, geriye doğru gidip, getirip bu paralarını mevduata döndürdüler bu insanlar, bunların alacakları nedir? Sayın Bakanım, bilmiyorum dedi; doğrudur, yani, belki elinde bilgi olmayabilir; yazılı olarak yanıtlayacak, onu da öğreneceğiz. Şimdi, hükümet bunu ödemiyor. Şimdi, mevduat garantisi var. Peki, el konulduğu tarihte bu mevduat mıydı; evet. Hukukî sıkıntı var mı; hayır, hukukî sıkıntı yok. Sıkıntı, siyasî sıkıntı var; siyaseten bu parayı ödemek istemiyor hükümet. Niçin ödemek istemiyor; diyor ki, ben bu bankaya el koyacağımı biliyordum, bir ay önceden belliydi bu; ama, ben zamanında el koymadım. El koymadığım için de, bunlar bu süre içinde off-shore'daki parayı getirip mevduata yatırdılar. Şimdi de benden istiyorlar; ben, bunu ödemem. Peki, vatandaşın günahı ne?! Siz zamanında hükümet olarak niye el koymadınız?! Bu sorunun cevabı nerede?! Zamanında el koyun, deyin ki, parayı, off-shore'u kabul etmem şu tarih itibariyle. Zamanında el koymuyorsunuz. Niye el konulmuyor değerli arkadaşlar, biliyor musunuz; BDDK yönetiminde karar alacak kadar yönetim kurulu üyesi yoktu, BDDK yönetimi karar alamıyordu. Hükümet atamayı geç yaptığı için bu tablo çıktı ortaya.

Şimdi, bütün bunların gerçek olmadığını düşünelim, hepsi gerçek değil diyelim.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Gerçek değil!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Geliyorum ikinci noktaya; ikinci nokta da şu: Sayın Bakan diyor ki, hukukî sıkıntı var; olabilir. Peki, hukukî sıkıntıyı giderecek olan kişi kim; hükümet değil mi?!

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Yargı!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hükümet, hukukî sıkıntıyı gidermek zorundadır. Varsa burada bir hukukî sıkıntı, hükümet bunu gidermek zorundadır. Hükümet, vatandaşın haklarına sahip çıkmak zorundadır. Getirecek buraya, yasayı yapacağız, düzenleyeceğiz hukukî sıkıntı varsa. Şimdi, denilebilir ki, efendim, biz, bunların paralarını vereceğiz; ama, yargı çözsün.

Peki, Sayın Aydoğan, İmar Bankasındaki bir miktar mevduatın, ticarî mevduatın parasını nasıl ödediniz siz?! AKP Hükümeti, ticarî mevduatı, kendi yandaşlarının parasını nasıl ödedi?! Kendi yandaşları… Bakın, neden kendi yandaşları, Değerli Milletvekilim…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Onların listesini vermen lazım…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ... kendi yandaşları, neden, biliyor musunuz; ticarî mevduat sahibi için, burada, belli bir ticarî mevduat sahibi için, kanun çıkardınız, özel kanun çıkardınız.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - İsim vermen lazım…

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta) - Sizin yandaşlarınızın parasını da ödedik…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Efendim, onların kim olduğunu…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Onların listesini vermen lazım…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niçin?.. Sayın Bakan orada oturuyor… Ticarî mevduata ödenmedi diyorsanız…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - İddia ediyorsan, ispatla…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Efendim, kanun çıktı, ispatı mı var?!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Hayır, kim olduğunu söyle, yandaş olduğunu ispatla…

ÖNER ERGENÇ (Siirt) - Listesini vereceksin…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi, siz bana isim verin, ben size yandaş olup olmadığını söyleyeceğim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Allah Allah!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Ben, size… Yandaş… Niye söylüyorum…

ÖNER ERGENÇ (Siirt) - O zaman niye yandaş olduğunu söylüyorsun?!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Niye yandaş olduğunu söylüyorum, değerli milletvekillerim.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Listesini verecektiniz, listesini!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, neden söylüyorum…

Ama, beni dinleyin…

Bakın, şimdi, ticarî mevduat sahiplerine, bankaya el konulunca parası ödenmez. Niçin; ticarî mevduat sahibi, TMSF'ye para ödemez de onun için; ama, siz, bir düzenleme yaptınız, belli bir tarih için "biz, bu ticarî mevduat sahiplerinin parasını ödeyeceğiz" dediniz. Peki, hangi gerekçeyle bunların parası ödenir; bana söyler misiniz?! Sayın Bakanımız burada. Sayın Bakan, çıksın, desin ki, bu ticarî mevduat sahiplerinin, bunların, zinhar, Adalet ve Kalkınma Partisiyle hiçbir ilgisi yoktur, bunların listesi de budur, buyurun bakın; ey sözcü, sen doğruyu söylemiyorsun, bu listedekilerin hiçbirisinin Adalet ve Kalkınma Partisiyle yakınlığı yoktur; biz, bunlar çok zor durumda olduğu için, bunların parasını ödedik.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Elinde liste yokken nasıl konuşuyorsun üstat?!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Biliyorsan söyle…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, ikinci konu: Sayın Bakan dedi ki: "Biz, bu off-shore'zedelerin hiçbirisinin kötü niyetli olduğunu kabul etmiyoruz; biz, niyet okuyucusu da değiliz." Peki, hukukta aslolan nedir; iyi niyettir. Ben bankaya el koyduğum tarihte bu para mevduat mıydı; mevduattı. Bu para TMSF kapsamında mıydı; TMSF kapsamındaydı. Bu paranın ödenmesi gerekiyor muydu; ödenmesi gerekiyordu. Hani iyi niyet esastı?! Hani, hukukta iyi niyet vardı?! Niçin ödemiyorsunuz?! Ödemek istemiyorsunuz; siyasî sıkıntı var, hukukî sıkıntı yok.

Bir başka konu: Az önce burada, İhlas Finansa para yatıran insanların dramını dile getirdim. Bu insanlar, siyasal düşünce olarak size yakın olan insanlar. Bu insanlar, katılım payı; faiz değil, katılım payı almak isteyen insanlar. Bu insanların dramı var; 800 000 000 dolar hortumlandı bu insanlardan.

Bakın, ben size, Sanayi ve Ticaret Bakanının onayladığı müfettiş raporundan bir bölüm daha okuyacağım; siz reddettiniz; ama, bir bölüm daha okuyacağım, şöyle diyor: "Bu durumda, şirketin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna alınan bankalar gibi tasfiye edilmesinin daha uygun olacağı gözlendiği; ancak, bunun gerçekleşmesinin yeni yasal düzenlemelere bağlı olduğunun anlaşıldığı belirtiliyor." Peki, biz getirdik yasal düzenleme; niye kabul etmediniz?! Niye kabul etmiyorsunuz arkadaşlar?! Bu adamlar, hadi, off-shore'a para yatırdı diye reddediyorsunuz; bu insanlar off-shore'a da para yatırmadılar. Bu insanlar, geldiler, Türkiye Cumhuriyetinde kurulan bir finansal şirkete para yatırdılar, karşılığında da paralarını alacaklar. Siz, bakın, ticarî mevduatı koruyorsunuz, onların paralarını hazineden ödüyorsunuz, bu insanların paralarını ödemiyorsunuz! Siz, sadece bunu da yapmadınız; siz, yurt dışından kredi alan, Türkiye'ye kredi veren bütün yabancıların da parasını ödediniz; ama, kendi insanınızın parasını ödemediniz. Bunun, adaletle ne ölçüde bağdaşacağını siz söyleyebilir misiniz?! Hangi adalet bunu kabul edebilir?! Hangi insanlık onuru kabul edebilir bunu?! Bu Parlamento, az önce yaptığı bir oylamayla, dürüstlüğün yanında değil de, hortumculuğun yanında olduğuna dair bir gölge, bir görüntü sergiledi. Bu görüntü doğru bir görüntü değildir. Hortumcuları korumak bu Parlamentonun görevi değildir, hortumculardan halkın parasını almak bu Parlamentonun görevidir. Bu göreve ben Yüce Parlamentoyu tekrar davet ediyorum; hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Bankacılık kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s. 1078)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 8 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-03-08-bankacilik-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1078-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
