# 2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2013
- **Gündem:** 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27240
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-24-2013-12-10-2014-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2012-yili-merkezi

> Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 10 Aralık 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE); konuşma 785 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri televizyonları başında izleyen değerli yurttaşlarım; hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.

Bugün billboardlarda bizim bir ilanımız olacaktı. İlanımız şuydu değerli arkadaşlar: “Vatandaş vergisini veriyor, Hükûmet de hesabını verecek.” (CHP sıralarından alkışlar) Ve Başbakana bir çağrı vardı “Sayıştay raporları Türkiye Büyük Millet Meclisine gelsin.” diye. Bu duyurumuz, üzülerek söylüyorum, maalesef yayımlanmadı, Hükûmetten korktular. Efendim, Sayın Başbakan ürkermiş, Sayın Başbakan kızarmış! Elinizi vicdanınıza koyup düşünün, vatandaşın vergi ödediği bir ortamda Hükûmet hesap vermeyip de ne yapacak? Bunu istemek ne zamandan beri suç olmaya başladı? Bunu yayımlamak ne zamandan beri korkunun bir unsuru hâline gelmeye başladı? Nasıl bir iktidardır, nasıl bir yapıdır, bunu anlamakta zorlanıyorum değerli arkadaşlarım.

Bir vatandaşın en doğal hakkı şudur demokrasilerde: “Benim ödediğim vergileri nereye harcadınız?” Demokrasinin çıkış kaynağı da budur. Bir yurttaş bunu sormayıp da neyi soracak? Bu ülkede doğan her yurttaş doğduğu andan itibaren vergi öder; annesi altına bez alır, vergi öder; mama verir, vergi öder; su içirir, vergi öder; sadece, teneffüs ettiği havada vergi yoktur. Vergi bir insanın yaşamında bu kadar önemlidir. Mademki vergi ödüyor bu vatandaş, bu vergilerin nereye harcandığını da sorma hakkına sahiptir. Nasıl öğrenecek bunu? Çağdaş demokrasiler bunun yolunu bulmuşlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetimi doğrudan Başkanlığa bağlı olan Sayıştaya vermişler. Gidin, Amerika’da da bu böyledir, Japonya’da da böyledir, Rusya’da da böyledir, Fransa’da da böyledir. Dolayısıyla, bizim adımıza, yasama organı adına denetim yapacak olan kurum Sayıştaydır ve Sayıştayın raporu da Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmek zorundadır.

Değerli milletvekilleri, bütçe yasası diğer yasalar gibi değildir, bütçe yasasının bir özelliği vardır. Bu özellik sadece adının “bütçe yasası”, adının “kesin hesap kanunu” olmasından kaynaklanmıyor. Anayasa’da da özel düzenleme yapılmıştır. Diğer tasarıların nasıl yasalaşacağı bellidir ama bütçe yasasıyla ilgili özel düzenleme yapılmıştır. Örneğin, Anayasa’nın 162’nci maddesi der ki: Yılbaşından yetmiş beş gün önce Bakanlar Kurulu bütçe tasarısını Parlamentoya sunmak zorundadır. Elli beş gün Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmek durumundadır. Yani “Bütçe yasasını getirip torba yasa gibi on dakikada Parlamentoda geçiremezsiniz.” diyor Anayasa. Aynı şekilde, kesin hesap kanunu için de “Yedi ay sonra Bakanlar Kurulu hükûmete sunmak zorundadır kesin hesap tasarısını.” diyor. Değerli arkadaşlarım, bunları niye getiriyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi, yani yasama organı yürütmeyi sağlıklı bir süre içinde denetlesin diye. Elli beş gün Plan Bütçe Komisyonunda, Genel Kurulda yıl sonuna kadar değerlendirsin, tartışsın, ayrıntılarına baksın ve ondan sonra gereğini yapsın.

Değerli arkadaşlarım, işin özü şudur: Hesap vermek bir iktidar için zül değildir, hesap vermek bir iktidar için onurdur, namuslu bir görevdir hesap vermek, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmaktır hesap vermek ama siz hesap vermekten korkan bir Hükûmeti destekleyeceksiniz, en büyük endişem bu. Bu Hükûmet hesap veren bir Hükûmet değildir. Hesap vermeyen Hükûmet “yolsuzluklara bulaşmış Hükûmet” demektir. (CHP sıralarından alkışlar)

2001 krizini biliyorsunuz, hepimiz biliyoruz, Türkiye'nin neleri yaşadığını hepimiz gördük. O krizden sonra devlet yeniden yapılandırıldı. Bankalar vardı, Bankalar Kanunu yoktu, Sayıştay sağlıklı denetim yapamıyordu, Kamu İhale Yasası yasa olmaktan çıkmıştı. Rahmetli Bülent Ecevit o dönemin koalisyonu içinde bütün bunları büyük ölçüde gerçekleştirdi. Bankalar Yasası çıktı, BDDK kuruldu, diğer bağımsız ekonomik kuruluşlar kuruldu. Böylece politikanın Kurumlara doğrudan müdahalesi büyük ölçüde engellenmiş oldu.

2010 yılında bir Sayıştay Yasası geldi, tasarı olarak geldi. Niçin geldi? Uluslararası denetim standartlarına göre kamu harcamalarını ve gelirlerini Sayıştay denetlesin diye. Kim adına? Türkiye Büyük Millet Meclisi adına. Değerli arkadaşlarım, sonra, Avrupa Birliği kriterleri esas alınsın, biz AB üyesi olmak istiyoruz, onların kriterlerine uygun bir Sayıştayı oluşturalım diye. Yasa geçti. Yasanın 38’inci maddesini size okuyorum değerli arkadaşlarım, şu anda yürürlükte olan Sayıştay Yasası’nın 38’inci maddesi: “Dış denetim genel değerlendirme raporu ile Kurulca görüş bildirilen kamu idarelerine ilişkin denetim raporları -altını bir kez daha çiziyorum- Sayıştay Başkanınca genel uygunluk bildirimi ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.”

Değerli arkadaşlarım, bu var, kamu idarelerine ilişkin denetim raporları, şu: Gümrük ve Ticaret Bakanlığının denetim raporu, gerçek denetim raporu, gerçek denetim raporu. Türkiye Büyük Millet Meclisine gelen rapor hangisi? Şu, arkadaşlar. İkisini gösteriyorum size. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, kul hakkı yemenin günah olduğunu söylüyorsunuz değil mi? Yolsuzlukları en başta bu Parlamentonun engellemesi gerektiğine inanıyorsunuz değil mi? Elinizi vicdanınıza koyup oy kullanacaksınız değil mi? Şu soruyu niye kendinize sormuyorsunuz: Bu rapor niye gelmiyor da bu rapor geliyor? Bu raporu bu hâle kim getirdi, nasıl ayıklandı bunlar? İkisi de aynı rapor, ikisi de Sayıştayın ama bu geliyor Parlamentoya. Niye geliyor değerli arkadaşlar, hangi gerekçeyle geliyor? Bir Allah’ın kulunun çıkıp Parlamentoya bunu izah etmesi lazım. Benim yasama yetkimi yürütme organı kısıtlayamaz, böyle bir yetkisi yoktur. Eğer siz “Hayır, biz milletvekili değiliz, iktidar bizi istediği gibi yönlendirir, ben zaten buraya milletvekili seçildim, bir kişi beni seçti, o ne emrederse ben onun gereğini yaparım; yolsuzluk olmuş, ülke batmış, kul hakkı yenmiş benim için hiç önemli değil, ben kendimi robot bilirim, ‘El kaldırın.’ derler, el kaldırırım, ‘El indirin.’ derler, el indiririm.” (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-24-2013-12-10-2014-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2012-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27240

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
