# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Sağ (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2004-07-07

> Kemal Sağ (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.174 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 616 sıra sayılı Belediyeler Yasası Tasarısının "Denetimle ilgili diğer hükümler" başlıklı 58 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına görüşmelerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ben, denetim kökenli bir milletvekili olarak, bugüne kadar yaptığım denetimle ilgili tüm konuşmalarımda, teftiş ve denetimin fonksiyonlarını, ülke için önem ve gerekliliğini, yolsuzlukla mücadeleden dem vurduğu halde hükümetin bu konuya göstermelik olarak girdiğini, aslında, bu gizemli terimlerin arkasına sığınarak kendi yandaşlarını aklamaya çalıştığını, bu tür çalışmaların bir gün gelip bumerang gibi sizi de bulacağını, teftiş kurullarını kaldırmaktan vazgeçmenizi, bir gün basit bir yolsuzluğu ortaya çıkarmak için bile bir uzman bulamayacağımızı defalarca belirtmiştim.

Sayın milletvekilleri, denetimi iyileştirelim, daha teknik imkânlarla donatalım; ama, denetimi kaldırmaktan, fonksiyonlarını hiçe saymaktan, kamu ortamını yolsuzluklara, hırsızlıklara uygun bir hale getirmekten lütfen artık vazgeçelim.

Siz AKP'li dostlarımız, kafaya koymuşsunuz, Türkiye'de denetimi kaldırmaya çalışıyorsunuz. Haa, bunu başaramazsanız da, hiç olmazsa, denetimin etki ve fonksiyonlarını yok etmeye, en azından, sadece görüntü olarak denetimin kalmasına rıza göstereceksiniz.

İl özel idarelerinde olduğu gibi, belediyelerde de mevcut denetim yapısı üçlü bir özellik arz etmektedir. Mülkiye müfettişleri ve mahallî idareler kontrolörlerinin gerçekleştirdiği denetim, yolsuzlukların yaşanmasında hem caydırıcı etki yapmakta hem de bir yolsuzluk varsa, ilgililerinin hesap vermesinin önünü açmaktadır.

Denetimin ikinci ayağını oluşturan Sayıştay ise, yıllık hesapları incelemektedir. Sayıştayın, bir yerel yönetim organı olan belediyeleri denetleme işlevini tam olarak yerine getirmesini beklemek mümkün değildir. Sayıştayın güçlendirileceğini söylüyorsunuz. Peki, nasıl olacak bu?

Siz, şu anda bile, Sayıştay üye seçimleri için belirlenen aday adaylarını beğenmiyorsunuz diye, yasayı değiştirmeyi düşünüyorsunuz, herhalde denetimleri de bu mantıkla yatırmayı planlıyorsunuz. Yani, önce siyaseti sok, sonra bu doğrultuda denetim yaptır

Değerli dostlarım, bu gidişle, bu mantıkla hem ülkenin hem de sizin sonunuzu merak ediyorum. Lütfen, kılavuzlarınızı doğru seçiniz.

Siyasallaşmış bir Sayıştayın yapacağı veya yaptıracağı denetimler, yolsuzlukları önlemekte, ortaya çıkarmakta ne derece etkili olabilir?..

Belediyelerde, denetimin üçüncü ayağı içdenetimidir. Bunun sakıncalarını da yine daha önceki konuşmalarımda defalarca belirtmiştim.

Tüm bu nedenlerle, üçlü denetim yapısında bile zaman zaman yolsuzluk iddialarının gündeme geldiği bir süreçte, yasadaki denetim tanımında ve madde gerekçesinde belirtildiği, denetimi sadece performans denetimine indirgemek çok büyük bir eksikliktir.

Sayın milletvekilleri, bu kanun, sanki, yangından mal kaçırır gibi çıkarılıyor. Lütfen, elinizdeki yasa tasarısına bir bakar mısınız... Madde gerekçeleri kaymış, gerekçeler ilgisiz maddelere işaret ediyor. Sadece madde 51'den itibaren baksanız bile, hiçbir gerekçe, aynı numaralı maddeyle uyuşmuyor. Bu yasa tasarısı, biliyoruz ki, biz ne dersek diyelim, ne kadar hata ve yanlış olduğunu ortaya koyarsak koyalım, fark etmiyor, AKP'nin oylarıyla bu Genel Kuruldan geçecektir.

Temel hatadan vazgeçmeye niyetiniz yok, bari bu açık maddî hataları görün. Yoksa, kamuoyu, vizyonunuz hakkında değişik görüşlere sahip olabilir

Bu madde hükmüne göre, denetimin yapılması ve faaliyet raporlarının hazırlanması hususunda hüküm bulunmayan durumlarda Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasası hükümleri uygulanacaktır.

Söz bu yasadan açılmışken birkaç şey söylemek istiyorum. Bu yasa tasarısıyla, Maliye Bakanlığının malî yönetim sürecindeki rolü zayıflatılmış, malî denetim sürecindeki rolü ise neredeyse ortadan kaldırılmıştır. Öte yandan, Maliye Bakanlığının yetkileri, AB standartları öne sürülerek kısıtlanırken, Hazine ve DPT Müsteşarlıklarına AB standardının üzerinde yetkiler tanınmıştır.

İşin daha kötü tarafı, Maliye Bakanlığına, yeni sistemin zaaflarını giderebilecek müdahale yetkisi dahi tanınmamıştır. Hal böyleyken, şimdi tutuyorsunuz, il özel idarelerinin ve belediyelerin denetimine ilişkin boşluklarda bu yasayı referans gösteriyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu ana kadar çıkarmakta olduğumuz kamu yönetimine ilişkin temel yasadaki denetimle ilgili son maddeyi görüşüyoruz. Şimdi, teftiş kurullarını ve denetimi kaldırmakta kararlı gözüken siz değerli AKP'li dostlarımıza, son kez, tarihî bir sorumluluğu hatırlatarak, teftiş kurullarının önemini bir kez daha vurgulayıp, en azından Türk bürokrasi geçmişinde gerçekten hayatî önemi haiz olan Maliye Teftiş Kurulu, Mülkiye Teftiş Kurulu, Adliye Teftiş Kurulu gibi temel nitelikteki bazı teftiş kurullarının kaldırılmamasını talep ediyorum.

Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısında kurumlararası, uluslararası ve organize nitelik taşıyan denetimler ile yolsuzluk denetimlerinin nasıl yapılacağı düzenlenmediği gibi, malî denetim konusunda uluslararası uygulamalara uymayan bir sistem öngörülmektedir.

Müfettişlik kurumunun kaldırılması ve yerine, üst yöneticinin emir ve talimatına bağlı içdenetçilik sisteminin kurulması, ülkemizin öncelikli ihtiyacı olan ve üzerinde geniş bir toplumsal mutabakat sağlanan yolsuzlukla mücadeleye büyük bir darbe indirecektir.

Atanmalarındaki sürecin doğal bir sonucu olarak, içdenetçilerin siyasal iktidarların etkisinden uzak, bağımsız ve yansız bir denetim yapmaları kesinlikle mümkün değildir. İçdenetçilerin yapacağı iş, tasarıda da olduğu gibi, danışmanlık faaliyetini aşamayacaktır. Aksi, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Günümüzdeki karmaşık ekonomik yapı, malî suçların da karmaşık hale gelmesine yol açmıştır. Örneğin, haksız bir katmadeğer vergisi iadesi olayında veya bir gümrük kaçakçılığında, karapara aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı ve memurlar tarafından işlenen rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçları bir arada olabilmektedir. Bu tür suçlar, suç örgütleri tarafından organize edilerek, birden çok şehir ve birden çok ülkede kurulan şirketler tarafından müştereken yürütülmektedir. Ne düşündüğünüzü doğrusu merak ediyorum; sadece içdenetçiler ya da bizzat yöneticiler tarafından yapılması öngörülen denetimle, bu tür çokyönlü suçların açığa çıkarılması veya yargılama aşamasına getirilmesi mümkün müdür sayın milletvekilleri?!

Müfettişler, usulsüzlük ve yolsuzluklara karşı önleyici fonksiyon olarak caydırıcı durumdadırlar. Örneğin, maliye müfettişlerinin hiçbir siyasî ve bürokratik baskı altında kalmadan bağımsız çalışma anlayışları herkesin malumudur. Kazanılan bu haklı şöhret, tek başına bile muhtemel bir yolsuzluğun ve usulsüzlüğün önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.

Yöneticilerin aynı zamanda denetim işlerinin de olması normaldir. Ancak, teftiş kurulları, bağımsız nitelikleriyle, yöneticilerin denetimini de yapmaktadırlar. Doğaldır ki, üst yöneticilerin de içerisinde olduğu yolsuzluklar, ancak, üst yöneticilerden bağımsız olarak çalışan denetim elemanları tarafından ortaya çıkarılabilir.

Kamu yönetimine ilişkin kanun tasarılarının bu şekilleriyle kabul edilmesi halinde, organize şekilde işlenen, bazen de global yönü bulunan hayalî ihracat, ihale yolsuzlukları, gümrük kaçakçılığı gibi toplumun vicdanında büyük tahribat yaratan suçların soruşturulmasında ciddî bir boşluk doğacaktır.

Daha önce belirttiğim gibi, ABD'de yaşanan 11 Eylül saldırılarının arkasından tüm dünyada gelişen yeni güvenlik ve savunma konsepti içerisinde, uluslararası terör örgütlerinin finansal kaynaklarının tespit edilmesi, terörü besleyen kaynakların kesilmesi, öncelikli tartışmalardan birisi haline gelmiştir. Bu tartışmaların ortak sonuçlarından biri, ulusal ve uluslararası düzeyde finansal hareketlerin ve ekonomik faaliyetlerin her yönü hakkında bilgi ve istihbarat sahibi olan veya ulaşma yeteneğini haiz olan kadrolara duyulan ihtiyacın vurgulanmasıdır.

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasasının 63 üncü maddesinde "rehberlik ve danışmanlık faaliyeti" olarak tanımlanan içdenetim ve bunu yapacak içdenetçilerle terörün malî kaynaklarına nüfuz etmenin zorluğu, hatta, imkânsızlığı ortadadır. Bu yasa tasarısını hazırlayanlara bir kez daha sormak istiyorum: Kendi bakanlığının sınırlı işlemleri dışında bir perspektifi olmayan, danışman niteliğindeki içdenetçilerin, uluslararası nitelikteki karapara ve suç organizasyonlarıyla nasıl mücadele edeceklerini açıklayabilir misiniz?

Getirilen içdenetim ve içdenetçilik sisteminin en büyük sıkıntılarından bir tanesi de, farklı bakanlık memurlarınca işlenen müşterek suçların yöneticiler ve içdenetçiler tarafından soruşturulmasındaki zorluktur. Ayrıca, üst yöneticiler tarafından işlenen suçların nasıl soruşturulacağı da hâlâ belli değildir.

Usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların toplumun ahlakî değerlerini erozyona uğrattığı bir dönemde devletin devlet olmaktan kaynaklanan denetim fonksiyonunu yerine getiren profesyonel ve bağımsız müfettişlere, bugün, her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaç vardır.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla öngörülen ve gerek Özel İdare gerekse Belediyeler Yasası Tasarılarında belirtilen denetim sisteminde, devletin yolsuzlukla mücadele fonksiyonu sahipsiz ve eksik kalmaktadır. Bu nedenle, yolsuzluklarla mücadelede önemli görevler ifa eden bakanlık teftiş kurullarının, tasarıda öngörülen denetim sisteminin tamamlayıcısı olarak muhafaza edilmesi gerekmektedir.

Yüce Heyetinizin huzurunda, Anamuhalefet Partisi adına, bu konudaki uyarı görevimizi bir kez daha, yerine getirdiğimiz inancıyla, İktidar Partisinin bu çok önemli yanlıştan dönmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Sağ (CHP, Adana). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2004-07-07 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
