# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (genç.spor gen.müd., vakıflar gen.müd., devlet pers.bşk.lığı, başbakanlık yük.den.kur.bşk.lığı, danıştay bşk.lığı,tübitak, türkiye bilimler akademisi bşk.lığı) 5.tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Sağ (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (GENÇ.SPOR GEN.MÜD., VAKIFLAR GEN.MÜD., DEVLET PERS.BŞK.LIĞI, BAŞBAKANLIK YÜK.DEN.KUR.BŞK.LIĞI, DANIŞTAY BŞK.LIĞI,TÜBİTAK, TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ BŞK.LIĞI) 5.TUR
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b036/tbmm221410360295.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2006-12-18-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-genc-spor-gen-mud

> Kemal Sağ (CHP), 18 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (GENÇ.SPOR GEN.MÜD., VAKIFLAR GEN.MÜD., DEVLET PERS.BŞK.LIĞI, BAŞBAKANLIK YÜK.DEN.KUR.BŞK.LIĞI, DANIŞTAY BŞK.LIĞI,TÜBİTAK, TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ BŞK.LIĞI) 5.TUR); konuşma 1.563 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kadar heyecanlı bir bölümden sonra herhalde sakin bir konuşma gerekiyor sizlere. O yüzden, sakinleştirmeye çalışacağım, ama, inanıyorum ki, bir daha bu şekilde bir olay cereyan etmez. Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, yalnız, konuşma süresi farklı.

BAŞKAN - Vereceğim efendim, ek sürenizi vereceğim.

KEMAL SAĞ (Devamla) - 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Yasa Tasarısı hakkında, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı ve Yüksek Denetleme Kurulu bütçeleri hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama Yüksek Denetleme Kuruluyla başlamak istiyorum değerli arkadaşlar.

Bilindiği gibi, kısaca YDK tarafından düzenlenen denetim raporları Türkiye Büyük Millet Meclisinin KİT Komisyonunun yaptığı denetimlere esas teşkil eder. Bu nedenle, YDK ve yaptığı denetimleri biz önemsiyoruz. Bazı KİT'lerin Mali Kontrol Yasası ile merkezî yönetim bütçesi kapsamına alınması ile YDK'nın görev alanı daralmıştır. Fakat,-KİT'lerin denetimine ilişkin yasada değişiklik yapılmadan YDK ve dolayısıyla KİT Komisyonunun bir kısım denetim görevinin 5018 sayılı Yasa ile Sayıştaya devredilmesi konuyu tartışmalı bir hâle getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, YDK bütçesinden önce, izniniz olursa, elden çıkarılan KİT'ler ile birlikte ekonomide devletin, denetimde de Yüksek Denetleme Kurulunun zayıflayan etkinliği ve kaybolmaya yüz tutan bir misyon üzerinde konuşmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.

Özelleştirme adı altında KİT'lerin gözden çıkarılması, ülkemiz ithalatının bileşiminde önemli bir süreç başlatmıştır. Yapılan ithalatın tamamına yakını ham madde ve ara mallarından oluşmakta ve ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 60Tara kadar gerilemiş bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlar, biz, petrol yatakları üzerinde oturan bir ülke değiliz. İhracat yaptığımız ölçüde, ithalat yapmamız gerekir. Ama, biz, böyle yapmadığımız gibi dış ticaret açığımızı da dış kaynaklardan telafi etmeye çalışıyoruz.

Öte yandan, bakıyorsunuz, Hükümet, özelleştirme yapmakla övünüyor. Şunu da sattım, bunu da sattım, şu kadar özelleştirme geliri sağladım diyor. Peki, sormazlar mı; nereye gitti bu gelirler? Madem bu kadar gelir sağladın, peki, nasıl oldu da, kamu borçları son dört yılda ikiye katlandı? Bunu Türk milletine kim izah edecek değerli arkadaşlar?

Ülkede yatırım yapmıyorsun, istihdam yaratmıyorsun, cari açığı azaltmıyorsun, üstelik bir de "özelleştirme gelirim var" diyorsun; ama, kamu borçları bir türlü azalmak bilmiyor, aksine durmadan artıyor. Çok merak ediyorum değerli arkadaşlar, acaba satacak KİT kalmayınca ne yapacaksınız? Bir başka yapısal sorunumuz da, ithal girdilere mahkûm edilen üretim yapımızdır. Değerli arkadaşlar, ne bizi ne Türk milletini kandıramazsınız. Gelin, kendinizi de kandırmaktan vazgeçin lütfen.

Ekonomik canlanma olarak sunduğunuz, ama halka yansımayan bazı iyileşmeler tamamen ülkeye sıcak para girişiyle ilgilidir. Ekonomide iyileşme dediğiniz şeyin, halkın refah seviyesine somut bir katkısı olsaydı, bugün emekliler maaş kuyruğunda "Açız, geçinemiyoruz." diye feryat ederler miydi? Memurlarımız sokaklara dökülüp, isyan ederler miydi arkadaşlarım? Eğer, yeterli kaynak yaratabilseydiniz, emeklilerin maaşlarından yüzde lO'luk kesintiyi kaldırmak dururken, yüzde 33'e çıkarır mıydınız? Emekli kan ağlıyor. Çekin elinizi artık emeklinin cebinden değerli arkadaşlar.

Neyse ki, Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusu üzerine bunu kısmen düzeltti de emeklimiz bir nefes aldı. Eğer, emekliyi düşünüyorsanız, hatanızı tamamen düzeltmelisiniz. Bu tespiti de yapmamın nedeni, ara malı ve ham madde üreten KİT'lerimizin, özelleştirmeler yüzünden bu iktisadi fonksiyonları ile birlikte, aynı zamanda, yarattıkları katma değerin de yok edilmekte olduğunu, yani, üretimin, ithal girdilere tamamen mahkûm edildiğini anlatmak içindir.

Değerli arkadaşlar, devleti, üretim ve işletme faaliyetlerinden çekebilirsiniz. Ama, devletin ekonomiyi düzenleyici ve denetleyici fonksiyonunu ortadan kaldıramazsınız. Devletin, zamanında öncülük ettiği girişimlerden özel sektörün önünü açmak için bugün çekilmesi doğal karşılanabilir. Özel sektörün büyük çaplı girişim ve yatırımlar gerçekleştirmeye başlamasından sonra, devletin, turizm sektöründe TURBAN'ı, büyük mağazacılıkta Gimayı, ağaç sanayinde ORÜS'ü, tekstilde Sü- merbankı devretmesini doğal karşılayabilirsiniz, kolonya üretiminden vazgeçip Perejayı satmasını doğal karşılayabilirsiniz. Ancak, telekomünikasyon sektöründe Telekom'u, petrokimya sektöründe TÜPRAŞ'ı, demir-çelik sektöründe de Ereğli Demir Çelik'i satmanıza, ülke yararı açısından her zaman karşı çıkarız.

Enerji ve ulaştırma sektöründeki özelleştirmelerde satışa çıkardığımız tesislerimize hep Batılı girişimcilerin talip olması, sizi hiç mi düşündürmüyor? Elin adamı bizden daha mı az akıllı değerli arkadaşlar?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; KİT'lerin tasfiye edildiği ve bir kısmının denetiminin Sa- yıştaya bırakıldığı bu süreçte, YDK da bu olumsuz gelişmelerden nasibini almış, Kurul, sıkıntıya girmiştir. KİT'lerin sayısının azalması, Kurulun varlığının sorgulanmaya başlanması, Sayıştayla birleşme veya Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlanması...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL SAĞ (Devamla) - Sayın Başkan, benim sürem on iki buçuk artı olması lazım. Burada altı dakika olarak başladı, herhalde, benim, sanıyorum yedi veya sekiz dakika konuşmam gerekir Sayın Başkanım, izninizle.

BAŞKAN - Hep yedi buçuk geldi...

KEMAL SAĞ (Devamla) - Benim on iki buçuk artı birdi...

BAŞKAN - Bir dakika efendim, o zaman ben ayarlayayım.

Tamam, buyurun.

KEMAL SAĞ (Devamla) - KİT'lerin sayısının azaltılması, Kurulun varlığının sorgulanmaya başlanması, Sayıştayla birleşme veya Büyük Millet Meclisine bağlanma gibi söylem ve girişimler Kurul çalışanlarının motivasyonunu da bozmuştur. Bütün bunlara son vermek için, Yüksek Denetleme Kurulunun geleceğini bir an önce masaya yatırıp sonuçlandırmak gerekmektedir.

Birçok Avrupa Birliği ülkesinde olduğu gibi, iktisadi kaynakların performans denetimi ülkemizde de tek elden yapılmalıdır, bunun adresi de Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay olabilir; ancak, bugüne kadar gerçek anlamda performans denetimi yapan YDK ve mensuplarının maddi ve manevi zarara uğratılmadan bunun yapılması gerekir. Sayıştay Yasası'nı dahi çıkartamayan, mehteran bölüğü gibi iki ileri bir geri giden, AB sürecinde geri kalan, sınıfta kalan hatta, toplumla uzlaşma yerine "her şeyi ben bilirim" diyen AKP Hükümeti bu iki kurumun birleştirilmesinde de gerekli vizyonu gösterememiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak düşüncemiz, bu iki güzide kurumun, denetim, tecrübe birikimlerini birleştirmek üzere gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasıdır. Bunu yaparken de KİT'lerin performans denetiminin geriye gitmesi önlenmeli ve daha fonksiyonel hale gelmesi sağlanmalıdır. Eğer bunu yapamayacaksanız da, lütfen, YDK mensubu ücretlerini de Sayıştaya paralel hâle getirmeniz gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu yönetiminde önemli misyonu olan bir başka güzide kurumumuz da Devlet Personel Başkanlığıdır. Bu kurumun iki temel görevi vardır: Birincisi kamu personeline ilişkin mevzuatı hazırlamak, ikincisi de kamu personel ihtiyacının nasıl giderileceğini düzenlemektir. Ancak, görüyoruz ki, kurum, bu görevlerini yerine getirmekte istenen ölçüde başarılı olmamıştır. Şu anda, hanginiz, bana, kamu çalışanları arasında ücret dengesinin sağlandığını söyleyebilir? Hanginiz, ücretlerin adaletli olduğunu söyleyebilir? AKP döneminde, kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliği giderilememiş, bilakis artmıştır. Aynı unvana sahip kamu görevlisine kurumdan kuruma farklı ücretler ödenmektedir. Bu, ciddi bir sorundur ve giderilmesi şarttır. Ama, bugüne kadar düzeltmek şöyle dursun, her geçen gün denge daha da bozulmuştur. Kırk yıldır uygulanan Devlet Memurları Yasası, artık günün koşullarına cevap veremez hâle gelmiştir değerli arkadaşlar. Sistem çökmüştür. Ne gariptir, konuya yakın herkes böyle düşünüyor, ama, kimse çözüm üretmeye yanaşmıyor. Hükümet programında, bunu öncelikli bir sorun olarak gören ve Acil Eylem Planı'na alan, en kısa sürede yeni bir personel rejimini hazırlayacağını iddia eden AKP İktidarı, dört yıldır sorunu çözmek şöyle dursun, kamu çalışanını ezmeyi tercih etmiştir. AKP'nin ücret politikası sonucunda, kamu çalışanları, dört yıl öncesine göre bugün daha az maaş almakta olup, fakirleşmişlerdir. Herhalde, memurlar sokağa dökülürken keyfinden dökülmüyor değerli arkadaşlar. Madem size göre her şey yolunda, o hâlde, neden kamu personel ücretlerini yeterince artırmıyorsu- nuz? Yolsuzluklara damardan girmeye kalkışan Adalet ve Kalkınma Partisi, ne yazık ki, o damarda tıkanıp kalmış, yolsuzluk virüsü AKP'ye de bulaşmıştır.

Değerli arkadaşlar, 2002'den bu yana AKP iktidarlarınca çıkarılan bütçeleri incelediğimizde, Hükümetin personel politikasını şöyle özetleyebiliriz: Öncelikle, AKP'nin memur statüsüne karşı ciddi bir alerjisi vardır. Memurluğa atama zorlaştırılırken sözleşmeli personel istihdamı kolaylaştırılmıştır. AKP'nin tercih ettiği istihdam şekli, genelde geçici personel alımıdır. 2002'de 11 bin olan geçici personel sayısı 2006'da 35 bine ulaşmış değerli arkadaşlar. Yaygın bir başka yöntem de hizmet alımı ihaleleridir. Bu saydığım her üç yöntem de, memurluk statüsünün tasfiyesine yönelik olup, devletin şirketler eliyle yönetilmesini hedeflemiştir.

Bir başka çarpıcı uygulama, memurluk dışındaki bazı statülere KPSS sınavı dışında atamalar yapılarak kadrolaşmaların önü açılmıştır. Diğer taraftan, üniversitelerin ihtiyacı olan atamaların önü türlü mazeretlerle tıkanmıştır.

Önemli bir sonuç da, bürokrasinin üst yönetiminin dörtte 3'ünün şu anda vekâletle yönetiliyor olmasıdır. Bunun temel nedeni nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Hükümetin adaylarının ya bir şekilde sakıncalı ya da yetersiz olmasıdır.

Son tespitimiz de şudur: Kamuoyunda "adamı olan işe giriyor, sınav hikâye" kanaati iyice yerleşmiştir. Nereden bakarsak bakalım, AKP Hükümetinin kamu personel politikası sınıfta kalmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın son bölümünde, sizlere, Devlet Personel Başkanlığı için bazı öneriler getirmek istiyorum.

Öncelikle, personel rejimi a'dan z'ye yeniden değiştirilmelidir. Ücret piramidi, eşit işe eşit ücret ilkesine göre tepeden tabana dengeli olarak yeniden oluşturulmalıdır.

Kamu çalışanlarının ücretleri ayarlanırken, seyyanen zam yapmak yerine oransal zamlar esas alınmalı, ücret piramidi ücret akordiyonu hâline getirilmemelidir. Ücretler kıyaslanırken, memur müsteşarla değil, memur memurla kıyaslanmalı, özel sektörde olduğu gibi, kamu çalışanlarına görevlerine uygun ücretler ödenmelidir.

Orta kademe kadroda yükselmeler, görevlere uygun eğitim ve sınavlarla standart hâle getirilmelidir. Üst düzey kadrolara yükselmeler ise eğitim ve sertifika şartına bağlanmalıdır. Ayrıca, üst görevlere atamalarda belirli alt görevleri, belirli süreli yapma şartına kesinlikle uyulmalı ve böylece, siyasi atamaların önü tıkanmalıdır.

Memuriyet giriş sınavları objektif kriterlerden uzaklaştırılmamalı, mülakatlı alımlarda da sübjektiflikten uzak durulmalıdır, hatta gerekirse mülakat hiç yapılmamalıdır.

Değerli arkadaşlar, konuşmamı bitirirken bir iki noktaya daha temas etmek istiyorum. Bakınız, geçenlerde Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı bir sınav açtı, görevde yükselme sınavı. Gelir uzmanlığı sınavında 8.500 kişi sınava girdi, 2.500 kişi alındı. Ama, ne var ki, puanı 70'in üzerinde olan binlerce arkadaşımız bu sınav sonrası atanamadı. Bence, bu haksızlık tez elden giderilmeli ve bu arkadaşlara hakları teslim edilmelidir.

Bakın, Devlet Demiryollarında geçici işçi atamasında çok farklı bir usul uygulanıyor. Lütfen, orada da, kısa süreli bile olsa, eğer daimî kadro veriyorsanız, tüm işçilere aynı hak sağlanmalı, eşit bir davranış biçimi sergilenmelidir.

Son söyleyeceğim söz de, binlerce üniversite mezunu şu anda işsiz geziyor. KPSS sınavı yapıyorsunuz, ama bu arkadaşların sınav sonuçlarından sonra işe yerleştirilmesi mümkün olmuyor. Bu konuya da, acilen, iktidar iseniz şayet, bir çözüm bulmanız şarttır.

Bu duygularla, benim önerilerimin de dikkate alınması, daha doğrusu partimizin önerilerinin dikkate alınması temennisiyle, 2007 yılı bütçesinin halkımıza ve ülkemize iyilikler getirmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Sağ (CHP, Adana). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (genç.spor gen.müd., vakıflar gen.müd., devlet pers.bşk.lığı, başbakanlık yük.den.kur.bşk.lığı, danıştay bşk.lığı,tübitak, türkiye bilimler akademisi bşk.lığı) 5.tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2006-12-18-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-genc-spor-gen-mud (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b036/tbmm221410360295.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
