# Bütçenin tümü üzerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mart 2003
- **Gündem:** BÜTÇENİN TÜMÜ ÜZERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2003-03-23-butcenin-tumu-uzerinde

> Kemal Unakıtan (AK Parti), 23 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜTÇENİN TÜMÜ ÜZERİNDE); konuşma 4.731 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarımıza da selam ve saygılarımı sunuyorum.

(1) 76, 77, 78, 79 S. Sayılı Basmayazılar ve ödenek cetvelleri tutanağa eklidir.

Ayrıca, 59 uncu hükümet olarak, bizlere duyduğunuz güven için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bize verdiğiniz güvenoyuna ve milletimizin güvenine layık olacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 57 nci hükümet tarafından sunulan 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarılarının, 3 Kasım seçimleri nedeniyle, kanunlaşması mümkün olmamıştı.

Sayın Abdullah Gül başkanlığında kurulan ve 28 Kasımda da güvenoyu alan Adalet ve Kalkınma Partisinin ilk hükümeti 58 inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Programına uygun bir bütçe yapabilmek için gerekli süreyi elde etmek, bu arada da, devlet hizmetlerinin sürekliliği nedeniyle harcamaların yapılması ve devlet gelirlerinin tahsil edilmesini sağlamak amacıyla, 2003 yılının üç aylık döneminde uygulanacak geçici bütçeyi çıkarmıştık.

58 inci hükümet tarafından hazırlanan 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarıları 3 Mart 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Bu tasarılar ve 2002 Temmuz ayında sunulmuş bulunan 2001 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarıları, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaklaşık on gün süreyle bütün yönleriyle incelendi ve son şeklini aldı.

Komisyondaki çalışmalara 58 inci hükümet olarak katıldık ve Genel Başkanımız Sayın Tayyip Erdoğan başkanlığında 14 Martta kurulmuş olan 59 uncu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak devam ettik. Komisyondaki çalışmalar sonuçlandı ve tasarılar, Yüce Meclisin takdir ve tensiplerine sunuldu. Bugün de, Yüce Mecliste bu tasarıların görüşmelerine başlanmaktadır. Bu vesileyle, Plan ve Bütçe Komisyonunun Sayın Başkan ve üyelerine, yaptıkları yoğun ve yorucu çalışmalar ve değerli katkıları için şahsım ve hükümetim adına huzurlarınızda teşekkürü bir borç biliyorum.

Bütçe kanunlarının hazırlanması, görüşülmesi, kabulü ve yayımlanması "bütçe hakkı" temelinde özellik arz eder.

Bütçeler, devletin gelirlerini toplamasına izin ve giderlerini yapmasına yetki veren kanunlardır. Malî yönleri yanında ekonomik ve sosyal yönleri de vardır. Aynı zamanda yönetimin izleyeceği ekonomik ve sosyal politikaları ortaya koyarlar.

Geleceğe ilişkin öngörüleri içeren bütçeler, şüphesiz hazırlandıkları ekonomik ve sosyal şartların, ülkenin içinde bulunduğu konjonktürün ve geleceğe ilişkin beklentilerin de izlerini taşırlar.

Bu bakımdan 2003 bütçesine geçmeden önce sizlere dünya ve ülkemiz ekonomisi hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2002 yılının en önemli ekonomik olaylarından biri, 1999 yılından beri kaydî para olarak kullanılan euronun 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren kâğıt ve madenî para olarak tedavüle girmesi olmuştur. Avrupa Birliğinin euro alanını oluşturan 12 üyesinin dünya üretimindeki payı yüzde 20, dünya ticaret hacmindeki payı ise yüzde 30'dur. Euro, ikinci büyük uluslararası rezerv para birimi haline gelmiştir.

Dünya ekonomisinin gündeminde yer alan önemli konulardan biri de petrol fiyatlarıdır. OPEC ülkelerinin 2002 yılının ilk yarısında uyguladıkları üretim kısıntısı ikinci yarıda da devam etmiştir. Ancak, Irak krizi, Venezuela'da yaşanan sorunlar ve ABD ile Kuzey Kore arasındaki nükleer silah krizi petrol fiyatlarını yükseltmiş ve petrolün varil fiyatı 30 doları geçmiştir.

Fiyatları düşürmek amacıyla OPEC, 2003 Ocak ve Şubat aylarından geçerli olmak üzere günlük üretim miktarını artırma kararı almış ve uygulamaya başlamış; ancak, derinleşen Irak krizi nedeniyle petrol fiyatlarındaki artış sürmüştür. Buna rağmen, mart ayı ortalarında yapılan OPEC toplantısında günlük üretim kotasının artırılmayacağı yönünde karar alınmıştır.

Petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık devam etmektedir. Bu hafta fiyatlar düşmeye başlamış ve 21 Mart 2003 tarihi itibariyle 25 dolar olmuştur. Biz de petrol fiyatlarında indirim çalışmalarına başladık ve ilk indirimi de bu hafta yaptık.

Diğer yandan, belirsizlikler altın fiyatlarını da yükseltmiş, altının ons fiyatı da bir ara 380 doları aşarak, son yılların en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Son günlerde altının fiyatı da gerilemekte olup 1 ons altın, 21 Mart 2003 tarihi itibariyle 332 dolar olmuştur.

2002 yılında malî piyasalarda yaşanan sarsıntılar nedeniyle ortaya çıkan dolardaki değer kaybı 2003 yılında da devam etmiştir. Bir ara 1,11'lere çıkan euro/dolar paritesi son günlerde gerileme göstermiştir. 21 Mart 2003 tarihi itibariyle parite 1,0586 dolar olmuştur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çağımızda, teknolojik gelişmeler sayesinde dünya giderek rekabete açık bir pazara dönüşmekte, ulusal pazarların dünya pazarlarıyla bütünleşmesi kolaylaşmakta ve ticaretin serbestleşmesi ülkeleri birbirine daha bağımlı hale getirmektedir.

Küreselleşmenin olumlu etkilerinin yanında olumsuz etkilerinin de olduğu artık bilinen bir gerçektir. Gelir dağılımında yarattığı adaletsizlik kesinlikle çözülmesi gereken bir problemdir. Zira, dünya nüfusunun yarısı, günlük ortalama 2 doların altında, beşte 1'i de 1 doların altında bir parayla yaşamaktadır. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan politikalar yerine, ekonomik refahın dünya ölçeğinde yaygınlaşmasını ve adil paylaşılmasını sağlayan politikalara özel bir önem ve öncelik verilmesi şarttır.

Küreselleşmenin yanında, bölgesel entegrasyonlar da giderek önem kazanmak ve yayılmaktadır. Bu çerçevede, Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizde, 1999 Helsinki Zirvesinde ülkemize adaylık statüsünün tanınmasının ardından, gerek mevzuat uyumu gerekse ekonomik kriterlere uyum açısından yapılan reform çalışmaları, 59 uncu hükümet zamanında da sürdürülecektir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi de, sizlere, ülkemiz ekonomisinden bahsetmek istiyorum. Türkiye, faizin ve döviz kurunun kamu otoritesi tarafından belirlendiği, ithalatın ve sermaye hareketlerinin kontrol altında tutulduğu uzun bir dönemden sonra, 1980'li yıllardan itibaren ihracata dönük, rekabete ve dışa açık serbest piyasa ekonomisine geçmiştir. Bu amaçla, kambiyo işlemleri ve sermaye hareketleri serbest bırakılmış, para ve sermaye piyasaları oluşturulmuş, faiz ve döviz kuru piyasalarda belirlenmeye başlanmıştır. Türk Lirası konvertibl hale getirilmiş, döviz kullanımı ve uluslararası sermaye hareketleri tamamen serbest bırakılmış, dışticaret liberalleştirilmiş ve Avrupa Birliği ile gümrük birliğine girilmiştir.

Son dönemde de, temel amacı, üç yıllık bir dönem sonunda enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, reel faizleri süratle aşağı çekmek, kamu finansman dengesini sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak, ekonomide sürdürülebilir bir büyüme ortamı tesis etmek ve yapısal reformları hızla gerçekleştirmek olarak belirlenen bir ekonomik program 2000 yılı başlarında uygulamaya konulmuştur; ancak, bu programda başarı sağlanamamıştır. 2000 Kasım ayı ve ardından 2001 Şubat ayında ortaya çıkan krizler sonrasında, önceki programın devamı niteliğinde olan ve bu programın yapısal unsurlarının güçlendirilmesine dayanan dalgalı kur rejiminin geçerli olduğu yeni bir istikrar programı uygulanmaya başlanmıştır.

2001 yılında, artan belirsizlik, bankacılık krizi ve sabit kur rejiminin terk edilmesi, faizlerin, enflasyonun ve işsizliğin artmasına, ekonomide tarihî bir küçülmeye mal olmuştur.

2002 yılında iç talepteki durgunluğa karşılık büyük ölçüde stok artışı ve ihracattan kaynaklanan büyüme başlamış, maliye politikasında hedeflerden sapmalar olmuşsa da para politikası programlandığı şekilde sürdürülmüş, enflasyon hedeflenenin de altında gerçekleşmiştir; ancak, seçim ekonomisi uygulanması nedeniyle bütçe ve faizdışı fazla hedefleri tutturulamamış, işsizlik artmaya devam etmiştir.

Yıllardır uygulanan yanlış programlar, yönetim hataları ve gerekli reformların zamanında yapılamaması nedenleriyle ülkemiz, yüksek enflasyon, büyük bir kamu borç stoku, istikrarsız büyüme, dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik gibi ciddî sorunlar içine düşmüştür.

Kişi başına gayri safî millî hâsıla, 1998 yılında 3 255 dolar iken, 2000 yılında 2 123 dolarlara düşmüştür. 2002 yılında eğitimli gençlerde işsizlik oranı, yüzde 29,4'e yükselmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, zaman zaman dış ödeme güçlükleri de yaşamıştır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'nin, ekonomik büyümeyi gerçekleştirmesi ve başta hammadde, aramalı, teknoloji ve enerji kaynakları olmak üzere, mecburî ithalatının da karşılanması için istikrarlı bir döviz girdisi sağlanması gerekmektedir. Döviz girişinin en önemli kaynağı ise, ülkede, yatırım, üretim ve istihdam artışı sağlayan ihracattır.

Bilinmelidir ki, kamu dengesi kadar, ödemeler dengesi de çok önemlidir. Ülkemizin 70 sente muhtaç olduğu günler unutulmamalıdır.

İhracatta sürekli ve kalıcı artış sağlanması, hükümetimizin öncelikleri arasındadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizlere, biraz da, kamu kesimi açıkları ve borçlar hakkında bilgi arz etmek istiyorum. Ülke ekonomisinde istikrarsızlığın temel nedeni olan kamu kesimi açıkları ile, borçlar hakkında vereceğim bilgiler şöyledir:

Devlet giderlerinin gelirlerden fazla olması; yani, bütçenin açık vermesi durumunda, bu açığın bir şekilde karşılanması gerekmektedir. Bütçe açığının, ekonominin taşıyamayacağı boyuta gelmesi, ülkeyi krize sokar. İşte, bizde de yaşanan bu olmuştur. Giderlerimizdeki artış hızı gelirlerimizin üzerinde olmuş ve aradaki fark giderek artmıştır. Giderlerimiz, israflarla, har vurup harman savurma politikasıyla o kadar artmıştır ki, bir ara, topladığımız vergiler ödediğimiz faizlere dahi yetmez olmuştur.

Avrupa Birliği Maastricht kriterlerine göre, kamu kesimi açığı, gayri safî yurtiçi hâsılanın yüzde 3'ünü aşmamalıdır. Oysa, ülkemizde, kamu kesimi açıkları, 1975 yılından bugüne kadar yüzde 3'ün altına hiç düşmemiştir.

1980 yılında -buraya dikkatlerinizi çekmek istiyorum- 16,4 milyar dolar olan konsolide bütçe iç ve dışborçları toplamı, 1990 yılında 43,2 milyar dolara, 2000 yılında 94,8 milyar dolara, 2001 yılında 123,6 milyar dolara, 2002 yılı sonunda 148,5 milyar dolara kadar tırmanmıştır. Gayri safî millî hâsılaya oranı da, 1980'de yüzde 24 iken, 2002 yılında yüzde 82,3 olmuştur.

Türkiye, 1990'lı yıllar boyunca tüm kazanımlarını heba etmiş, imkânlarının üzerinde harcama yaparak borçlanmış; bu borçların faizleri kartopu gibi büyüyerek bugünlere gelinmiştir.

Kamu kesimi borç stokunun yüksekliği ve borcun borçla kapatılması, bir taraftan malî piyasalardaki kaynakların kamu tarafından kullanılarak özel kesime, yatırıma, üretime, ihracata yeterli kaynak bırakmamakta, diğer taraftan faiz oranlarını yükselterek, maliyetleri artırmaktadır. Öte yandan, özel sektörün kaynaklarını, yatırım veya üretim yerine yüksek faizlerden faydalanmak amacıyla kamu borçlanma senetlerine ya da kısa dönemde sonuç verecek yatırımlara ayırmasına zorlamaktadır.

İlaveten, ödenecek faizlerin bütçe içerisindeki payının giderek artması, bütçenin esnekliğini de yok etmektedir. Türkiye, 2003 yılında 65,5 katrilyon lira; yani, 37 milyar ile 40 milyar dolar arasında faiz ödeyecektir. Devraldığımız tablo budur.

Bu tablo karşısında, yeterli faizdışı fazla vermek başta olmak üzere, içborç stokunun makul seviyelere indirilmesi ve faiz ödemelerinin bütçedeki payının azaltılması büyük önem arz etmektedir. Bu tabloyu kalıcı şekilde değiştirmemiz şarttır. Hükümetin en önemli mücadelesi bu yönde olacaktır. Bu mücadeleyi kamu ve özel, bütün kurum ve kesimlerin sahiplenmesi ve destek vermesi hayatî önem arz etmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi de, 2002 konsolide bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin bilgi vermek istiyorum.

Bu arada, sizlerde de yazılı metin olduğu için, bazı yerleri, sizlerin vakitlerini fazla almamak için atlıyorum; müsaadenize, anlayışınıza sığınıyorum.

2002 yılında bütçe giderlerinin gayri safî millî hâsılaya oranı önceki yıla göre 3,1 puan azalışla yüzde 42,6 olurken, bütçe gelirlerinin oranı da 1,1 puan azalışla yüzde 28,1'e gerilemiştir. Bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranı 2,1 puan azalarak yüzde 14,4, faiz hariç dengedeki fazlanın oranı ise 2,1 puanlık azalışla yüzde 4,7 olmuştur.

2002 yılında konsolide bütçe giderleri hedeflenenin yüzde 17,7, bütçe gelirleri ise yüzde 7,3 üzerinde gerçekleşmiştir. Bütçe açığındaki sapma yüzde 45,2 olmuştur. Faizdışı fazla, hedeflenenin yüzde 19,5 gerisinde kalmıştır.

Giderler içerisinde faiz ödemeleri yüzde 21,2, sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferler yüzde 41,3, vergi iadeleri de yüzde 66,6 oranlarında olmak üzere hedeflenenin üzerinde gerçekleşmiştir.

2002 yılı konsolide bütçe giderlerindeki sapmanın tutarı 17,4 katrilyon liradır. Malî disiplinin korunamamasının temel nedenlerinden olan bu soruna daha yakından bakmamız gerekmektedir. Zira, bu, bizim bu sene aldığımız tasarruf tedbirlerinin niçin alındığının ve malî disiplini sağlamaya dönük olarak bütçe kanununda yer verdiğimiz düzenlemelerin niçin yapıldığının anlaşılmasına yardım edecektir.

Bu sapma, esas itibariyle, kamu personeline yapılan seyyanen zamdan, sağlık giderlerinde öngörülmeyen artışlardan; yani israflardan, özel ödenek ve dışproje kredi kaynaklı yatırımlardan, 3 Kasım seçimleri öncesinde yaşanan siyasî çalkantılar nedeniyle borçlanma maliyetlerinin yüksek gerçekleşmesinden kaynaklanmıştır.

Söz konusu harcama kalemleri içinde en büyük sapma, 9,1 katrilyon lirayla faiz giderlerinde görülmüştür. Bu durum, ekonomik istikrarın sağlanması ve bu amaçla kararlı ekonomik politikaların uygulamaya konulması yoluyla reel faiz oranlarının düşürülmesi gereğinin ne kadar hayatî bir unsur olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bizim yapmaya çalıştığımız da işte bunu sağlamaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; daha önce ifade ettiğim üzere, ülkemiz, uzun bir süredir yüksek enflasyon, büyük bir kamu borç stoku, istikrarsız büyüme, dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik gibi ciddî sorunlarla karşı karşıyadır. Bunu, kimsenin moralini bozmak için söylemiyorum. Sadece, ekonomiyi istikrara kavuşturmak, sağlam bir kamu maliyesine sahip olmak ve borç stokunu eritmek için fazla zamanımızın da olmadığını, artık, malî disiplinsizliğe, savurganlığa ve ilkel ekonomik yönetim anlayışına prim verilmemesine dönük çabalarımızın ne kadar mantıklı bir temele oturduğunu vurgulamak için üzerinde duruyorum; yani, kısacası, hastalık kamudadır, kamuyu düzeltmemiz ve bu hastalıktan kurtarmamız icap etmektedir.

Hükümet, 2002 yılı sonu itibariyle, sadece konsolide bütçe olarak 92 milyar doları içborç ve 57 milyar doları da dışborç olmak üzere, toplam 149 milyar dolar tutarındaki borç stokunu devralmıştır. 2003 yılında, konsolide bütçeden ödenecek faiz tutarı da 37-40 milyar dolar arasındadır.

Bu nedenlerle, hükümetimiz, enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, kamu borç stokunu düşürmek, yüksek ve istikrarlı bir büyüme performansına ulaşmak için, yürürlükteki ekonomik programın aksayan ve yetersiz bölümlerini de dikkate alarak, toplumumuzun desteğini alacak yeni bir ekonomik program uygulayacaktır.

Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonucunda belirlenen 2003 yılı makroekonomik büyüklükleri şöyledir:

Gayri safî millî hâsıla : 354,6 katrilyon lira

Büyüme oranı : yüzde 5

Gayri safî millî hâsıla deflatörü : yüzde 24,4

TEFE yıl sonu : yüzde 17,4

TÜFE yıl sonu : yüzde 20

İhracat : 39,4 milyar dolar

İthalat : 55,6 milyar dolardır.

2003 bütçesinin büyüklükleri ve dengeleri de bu hedeflere göre belirlenmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; daha önce verdiğim rakamlardan da görüleceği üzere, son yıllarda, bütçeler, devletin temel fonksiyonlarını dahi finanse etmekte zorlanır hale gelmiştir. Bütçeler, kamu kaynaklarının önemli bir kısmının faiz ödemelerine ayrılması nedeniyle, enflasyonla mücadele, gelir dağılımını düzeltme ve piyasalarda meydana gelebilecek olağanüstü gelişmelere karşı bir politika aracı olarak kullanabilme esnekliğini büyük ölçüde kaybetmiş bulunmaktadır.

Bu durum, faiz bütçesini yeniden devlet bütçesi haline getirecek tedbirleri uygulayacak iradeyi gerekli kılmaktadır. Bunun bilincinde olan hükümetimiz, malî disiplinin sağlanması amacıyla 2003 yılı bütçesinde önemli yeniliklere yer vermiş, harcamaları miktar olarak değil, harcamaların kalitesini artırmak suretiyle gerçek bir bütçe anlayışına geçmeye dönük bir tercih yapmıştır. Bu çerçevede, harcamalarda tasarrufu ve etkinliği artıran, israfı önleyen bir bütçe hazırladık.

Ancak şu unutulmamalıdır ki, malî disiplinin gerçekleştirilmesi, harcamalarda tasarrufun ve etkinliğin sağlanması ve savurganlığın önlenmesine yönelik tedbirler alınması, kamu hizmetleri için gerekli ödeneklerin konulmadığı gibi bir kuşkuya yer vermemelidir.

Hükümetimiz, programında da belirtildiği üzere, 2003 bütçesine reel ekonomiyi güçlendirecek, sıkıntı içinde olan sosyal sınıfları destekleyecek ve devletin temel fonksiyonlarının yerine getirilmesini sağlayacak ölçüde gerekli ödenek tahsis etmiş bulunmaktadır. Plan ve Bütçe Komisyonu, yaptığı görüşmeler sonucunda, bütçe tasarısını çok az bir değişiklikle kabul etmiştir.

2003 malî yılı konsolide bütçesinde;

Giderler : 145,9 katrilyon lira

Faizdışı giderler : 80,5 katrilyon lira

Gelirler : 100,8 katrilyon lira

Bütçe açığı : 45,2 katrilyon lira olarak belirlenmiştir.

Konsolide bütçe giderleri içinde;

Personel giderleri : 29,5 katrilyon lira

Diğer cari giderler : 9,3 katrilyon lira

Yatırım giderleri : 8 katrilyon lira

Transferler : 99,1 katrilyon liradır.

Transfer ödenekleri içinde;

Borç faizi ödemelerine : 65,5 katrilyon lira

Kamu iktisadî teşebbüslerine : 1,9 katrilyon lira

Vergi iadelerine : 6,8 katrilyon lira

Sosyal güvenlik kurumlarına : 14,9 katrilyon lira

Tarımsal destekleme ödemelerine : 2,5 katrilyon lira ödenek ayrılmıştır.

Bütçe gelirleri içerisinde;

Vergi gelirleri : 86 katrilyon lira

Vergi dışı normal gelirler : 10,3 katrilyon lira

Özel gelir ve fonlar : 4,1 katrilyon lira

Katma bütçe gelirleri : 425 trilyon liradır.

Konsolide bütçede giderlerin gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 41,2; faizdışı giderlerin oranı yüzde 22,7; faiz ödemelerinin oranı yüzde 18,5; gelirlerin oranı yüzde 28,4 ve vergi gelirlerinin oranı ise yüzde 24,2'dir. Bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranı da yüzde 12,7'dir.

145 katrilyon 949 trilyon liralık ödeneğin 145 katrilyon 169 trilyon lirasının harcamaya dönüşeceği tahmin edilmektedir. Bu bazda bakıldığında, bu oranlar, bütçe giderlerinde yüzde 40,9; faizdışı giderlerde yüzde 22,5 ve bütçe açığında yüzde 12,5 olmaktadır.

2003 yılında ulaşılması öngörülen faizdışı fazla 20 katrilyon 283 trilyon liradır. Bu tutar, gayri safî millî hâsılanın yüzde 5,7'sine tekabül etmektedir. Harcama bazlı konsolide bütçe faizdışı fazla tutarı 21 katrilyon 63 trilyon liraya, gayri safî millî hâsılaya oranı da yüzde 5,9'a ulaşmaktadır. Konsolide bütçe dışındaki kamu kesimi de dahil edildiğinde, faizdışı fazlanın gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 6,5 olmaktadır. Böylece, program hedefine ulaşılmış bulunulmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2003 yılında, konsolide bütçe harcamalarının ve borç faizi ödemelerinin gayri safî millî hâsılaya oranlarının düşürülmesi planlanmıştır.

Bu hedefler belirlenirken, devletin aslî görevlerini aksatacak herhangi bir kısıtlamaya gidilmediğini özellikle belirtmek istiyorum. Şu hususu üzerini önemle çizerek belirtmek istiyorum: Alınan tedbirler ve yapılan düzenlemeler, sadece kamu gelir ve harcama politikasında etkinliğin ve verimliliğin sağlanmasına dönüktür, yoksa, kamu hizmetlerinin gerek boyutu gerekse kalitesinin düşürülmesine yönelik herhangi bir önlem söz konusu değildir.

Siyasî istikrarın yanı sıra, kamu harcamalarında tasarruf ve etkinliğin artırılması ve kararlı politikaların uygulamaya konulmasına bağlı olarak reel faizlerde beklenen düşüş, hedeflerimizin gerçekleştirilmesine önemli bir katkı sağlayacaktır.

Ülkemiz oldukça hassas bir bölgede bulunmaktadır ve bu bölge, bir savaş ortamına girmiştir. Bu durum karşısında, kararlılıkla uygulamakta olduğumuz maliye politikalarını, daha da güçlendirerek sürdüreceğiz. 2003 yılında alınması gereken, giderlerde tasarrufa ve gelir artırmaya yönelik düzenlemeler, hızla yerine getirilmektedir. Nitekim, geçtiğimiz iki ay içerisinde, gelirlerin tahsili ve giderlerde tasarruf konusunda gösterilen kararlılık sonucunda, faizdışı fazla hedefi aşılmıştır. Maliye politikalarının uygulanmasında bugüne kadar gösterdiğimiz kararlılık, bundan sonra da artırılarak sürdürülecektir.

Yürütmekte olduğumuz program, bölgemizdeki savaş durumunun ekonomi üzerindeki etkilerini kontrol altında tutacak güçtedir. Ekonomik istikrarın sürdürülebilirliğini ve dolayısıyla, insanımızın refahını artırmak bakımından, içinde bulunduğumuz olağanüstü durumun en az sorunla atlatılması konusunda, gerekli hassasiyet gösterilmektedir. Maliye politikalarını uygulamaktaki kararlılığımız, malî piyasalarda istikrarı sağlamak üzere alınan tedbirleri destekleyecektir. Malî piyasalardaki istikrarın devamı, programın sağlıklı şekilde yürümesi bakımından çok önemlidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bütçe, enflasyonla mücadelede, malî disiplinin sağlanması ve istikrarlı bir büyümenin gerçekleştirilmesinde kullanılabilecek en önemli kamu maliyesi araçlarından birisidir.

2003 bütçesi, bu amaçların gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak şekilde hazırlanmıştır. 2003 bütçesinde, saydamlık, hesap verebilirlik ve bütçede samimiyet ilkelerini gerçekleştirecek, hükümetin ekonomik ve malî yapıda dönüşüm kararlılığını gösterecek, gerçek bir bütçe anlayışına yönelimi ortaya çıkaracak düzenlemelere yer verilmektedir.

Kamu haznedarlığını yaygınlaştıran ve geçici bütçede yer alan düzenleme 2003 bütçesine de taşınmakta ve bu sayede, borçlanma maliyetini düşürmeye ve kamu kaynaklarının kullanımında etkinliği artırmaya yönelik önemli bir tedbir alınmaktadır.

Yatırımları hızlandırma ödeneğinden, proje bazında 5 trilyon liraya kadar aktarma yapılabilecektir. Bu düzenlemeyle, kamu idarelerine projelerin uygulanması aşamasında disiplin getirilmesi ve daha sağlıklı proje analizleri yapılmasının teşvik edilmesi amaçlanmıştır.

Tertipler arasında yapılacak ödenek aktarmalarına önemli sınırlamalar getirilmektedir. Bu şekilde, kamu idarelerinin etkin bir bütçe politikası izlemeleri ve ödenek taleplerini sağlıklı bir şekilde yapmaları için önemli bir mekanizma oluşturulmaktadır.

Muhasebei Umumiye Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde, ödenek şartı aranmadan ödeme yapılan kalemler için ödenek konulmakta ve böylece, bütçenin daha samimi bir şekilde hazırlanması ve azamî saydamlığın sağlanması açısından önemli bir adım atılmaktadır.

Konsolide bütçeli kuruluşlara, diğer cari ve kamulaştırma tertiplerinde yer alan başlangıç ödeneklerini bir sonraki yıla devretme imkânı getirilmektedir.

Kadroların ve personel ödeneklerinin kullanımında disiplini sağlayacak düzenlemelere yer verilmektedir.

Memur maaşlarına yapılacak artış oranlarının belirlenmesi amacıyla Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Ekonomideki gelişmeler ve bütçe imkânları çerçevesinde memurlarımızın ve emeklilerimizin enflasyona ezdirilmemesi için her türlü gayret gösterilecektir.

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun gereğince, borçlanma limiti içinde kalmak kaydıyla, dış proje kredilerine ilişkin olarak bütçeye yeteri kadar ödenek konulmuştur. Bu şekilde, daha önceki yıllarda izlenen ve yıl içindeki gerçekleşmelere göre ödenek kaydedilmesine dayanan uygulama terk edilecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe üzerindeki denetim hakkı artmış olacaktır.

Hazine garantili ödemelerin karşılanması amacıyla oluşturulan risk hesabına 1,6 katrilyon lira ödenek tahsis edilmiştir.

Kamu idarelerindeki ihtiyaç fazlası demirbaşların bir havuzda toplanması ve ihtiyacı olan idarelere devredilmesi amacıyla hüküm konulmuştur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; artık "devletin malı deniz" değildir.

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar altında sürdürülebilir bir kamu maliyesi için dikkate değer bir faizdışı fazla sağlamak gerekmekte; bunun yolu da, tasarruf tedbirlerinden ve gelirlerin artırılmasından geçmektedir.

Harcama ve gelir politikası belirlenirken, toplumun her kesiminin gelir düzeyine uygun fedakârlık yapmasına özellikle dikkat edilmiştir.

3 Mart 2003 tarihinde açıklanan 15,8 katrilyon liralık harcamalarda israfı önlemeye ve gelirleri artırmaya yönelik tedbirlerin 11,6 katrilyon lirası bütçeye konulan hükümler ve yapılan idarî düzenlemelerle hızla uygulamaya geçirilmektedir.

2003 yılında almakta olduğumuz tedbirlerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Başbakanlığın, Anayasada öngörüldüğü şekilde, koordinasyon makamı olması yönünde önemli bir adım atılmış ve bakanlık sayısı azaltılmıştır. 58 inci hükümet tarafından bu konuda başlatılan girişim, 59 uncu hükümet tarafından da sürdürülecektir.

Yatırım projeleri, öncelik ve verimlilikleri açısından yeniden gözden geçirilerek rasyonelleştirilmiştir.

Kamu taşıt politikası yeniden belirlenmiştir. 2003 yılında, kaynağı ne olursa olsun, ambulans, itfaiye aracı gibi sağlık, savunma ve güvenlik açısından özel nitelikli taşıtlar dışında taşıt alımı yapılmayacaktır. Alınacak taşıtlar da Bakanlar Kurulunun iznine tabi kılınmıştır.

Çok zorunlu haller dışında, mevcut kamu binalarının büyük bakım ve onarımları için 2003 yılında harcama yapılmayacak ve yeni sosyal tesis yatırımı başlatılmayacaktır.

2003 yılıyla birlikte, verimli olmayan gayri iktisadî yatırımlar durdurulmuştur. Eğitim, sağlık, teknolojik araştırma projeleri ve öncelikli bazı karayolu projeleri ile acil ve çok zorunlu haller dışında, gerçekleştirilmesi bir yıldan fazla sürecek yeni projelerin yatırım programına alınmaması kararlaştırılmıştır. Ayrıca, çok zorunlu haller dışında, yeni dış kredili proje alınmayacaktır.

Hak sahibi olmayanların ilaç almalarının önlenmesi amacıyla, yüzde 20'lik ilaç katılım payının personelin maaşlarından kesilmesi uygulamasına 1 Ocak 2003 tarihinden itibaren başlanmıştır.

Antibiyotik kullanımı yeni esaslara bağlanmış, referans fiyat uygulamasına memur emeklilerinde 1 Marttan itibaren başlanmıştır.

Sarf malzemelerinde standart ve fiyat birliği sağlanmasına yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir.

Gerçekliğinin kontrolünü sağlamak amacıyla, sağlık kurumlarınca düzenlenen faturaların bir örneğinin hastaya verilmesi yönünde düzenleme başlatılmıştır.

İlaç kullanımı konusunda alınan tasarruf tedbirlerinin, sağlık hizmetlerinde kalitenin düşürülmesine ve daha az ilaç kullanımının sağlanmasına yönelik olmadığını burada özellikle belirtmek istiyorum. Bu konuda alınan tedbirler ve yapılan düzenlemeler, sadece, ilaç kullanımında savurganlığın önlenmesi, hak sahibi olmayanların ilaç alımlarının önlenmesi ve bu sektörde yapılan usulsüzlüklerin ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır; yoksa, sağlık hizmetlerinin aksatılarak tasarruf sağlanması gibi bir amaç peşinde değiliz. Bu konuda kimsenin herhangi bir şüphesi de olmaması lazımdır.

Hükümetimiz, sadece tasarruf tedbirleri alarak kamu harcama politikasında etkinlik sağlamakla ve geçici olarak gelir artırmaya yönelik girişimlerle yetinecek değildir. Ülkemizin yıllardır birikmiş sorunlarına göstermelik değil, kalıcı çözümler getirmek amacındayız.

58 inci hükümet, cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak, Acil Eylem Planıyla yapacağı icraatları takvime bağladı ve ilan etti. 59 uncu hükümet olarak, biz de bu planı uygulamaya kararlıyız. Böylece, vatandaşlarımızla bir tür sözleşme imzalayıp, kendimizi taahhüt altına soktuk.

Acil Eylem Planı kapsamında üzerinde önemle durulması gereken bazı reformlar da şunlardır:

Bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile diğer kamu kuruluşlarının bir bütün olarak görevleri yeniden tanımlanacak ve buna uygun yapılanma gerçekleştirilecektir.

Devlet yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılığın sağlanması amacıyla "idarî usul kanunu" çıkarılacaktır.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacıyla gerekli düzenlemeler yapılacak, gereksiz yere merkezî idarece kullanılan yetkiler yerel idarelere devredilecektir.

Bürokrasinin hızlı çalışmasını sağlamak için, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında alt kademelere yetki devri yapılması çalışmalarına başlanılmıştır.

Kamu personel rejimi reforma tabi tutulacaktır.

Vatandaşlarımızın iş ve işlemlerini hızlandırmak ve çağdaş devlet anlayışına geçmek amacıyla "e-Dönüşüm Türkiye Projesi" hayata geçirilecektir.

Kamu dernek ve vakıfları ile dönersermayeler konusunda gerekli düzenlemeler yapılarak, bunların disiplin altına alınması sağlanacaktır.

Vergi, vatandaşlık ve sosyal güvenlik numaraları birleştirilecektir.

Kamu harcamalarında malî disiplin ve şeffaflık sağlanacaktır.

Kamu malî yönetim ve malî kontrol sistemimizi Avrupa Birliği ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmek amacıyla, "kamu malî yönetimi ve kontrol kanunu" kısa sürede çıkarılacaktır.

Sayıştay güçlendirilecek, denetim kapsamı genişletilecektir.

Kamu performansı odaklı denetim sistemine geçilecektir.

Devlet yardımları çerçeve kanunu çıkarılacak; devlet yardımları koordinasyon birimleri oluşturulacak; teşvik tedbirleri yeniden düzenlenecektir.

Doğrudan yabancı yatırımların özendirilmesi için gerekli düzenlemeler süratle yapılacaktır.

Ekonomimize önemli bir katmadeğer ve istihdam imkânı sağlayan küçük ve orta boy işletmelerin yatırımlarının desteklenmesine yönelik çalışmalarımız bütün hızıyla devam etmektedir.

İhracat kapasitemizin, rekabet gücümüzün artırılması için stratejik planlama yapılacak, girdi maliyetleri düşürülecek, uluslararası marka oluşturulması özendirilerek desteklenecek ve Eximbank yeniden yapılandırılacaktır.

Hükümetimizin özel önem atfettiği eğitim, sağlık, adalet ve sosyal güvenlik alanlarında hizmet kalitesinin artırılması, yeterli kaynak temini için kapsamlı çalışmalar da başlatılmıştır.

Yeri gelmişken, bütçelerin hazırlanması, uygulanması ve sonuçlarının izlenmesiyle ilgili bazı gelişmeleri de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bakanlığımızca yürütülen "say2000i" web tabanlı saymanlık otomasyon sistemi projesi tamamlanmıştır. Bu proje sayesinde, kamu hesapları ve bütçe uygulama sonuçlarının günlük olarak izlenmesi mümkün hale gelmiştir.

Performans esaslı bütçeleme sistemine geçilmesi yönünde Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar hızlandırılmıştır. Bu girişim, yönetim ve bütçe sistemlerinde sonuçlara odaklanmak suretiyle, kamu harcamalarının kalitesini artırma yönündeki önemli aşamalardan birisi olacaktır.

Bu arada, Hazineye ait taşınmazların yönetimi hakkında da çok kısa bilgi arz etmek istiyorum. Kamu hizmeti için gerekli olmayan Hazineye ait taşınmazların satılarak ekonomiye kazandırılmasına ve kalkınmada öncelikli yörelerde istihdam yaratan teşvik belgeli yatırımlar için gerçek ve tüzelkişilere bedelsiz arsa ve arazi devrine 2003 yılında devam edilecektir.

Bu kapsamda hazırlanan kanun taslağıyla -bu kanun taslağı, Büyük Millet Meclisimize sunulmuştur- mahallî idarelere yeni kaynak yaratılması, tarım arazilerinin kullanıcısı muhtaç çiftçilerimize satışının hızlandırılması, ülke kalkınmasında önemli yer tutan organize sanayi bölgeleri, ticaret borsaları, küçük sanayi siteleri, organize hayvancılık ve besi bölgeleri, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve serbest bölgelerin kurulmasının teşvik edilmesi için, bu bölgelerdeki Hazineye ait taşınmazların harca esas değer üzerinden ve ihalesiz olarak gerçek veya tüzelkişilere devredilmesi sağlanacaktır.

Tarım reformu alanında kaldığı için yatırım yapılamayan Hazineye ait dördüncü sınıftan yukarı tarım arazilerinin, yatırımların teşviki amacıyla, yatırımcılara bedelsiz devredilmesi sağlanacaktır.

Karşılıklı olmak ve belli koşullara uyulmak kaydıyla, yabancı gerçek kişiler ile ticaret şirketlerinin, Türkiye'de taşınmaz mal edinebilmeleri de kolaylaştırılacaktır.

Ayrıca, Zonguldak, Bartın, Karabük ve Kastamonu İl sınırlarını kapsayan taşkömürü havzasındaki arazilerin mülkiyet sorunlarının çözümü amacıyla, Bakanlığımızca, yeni bir kanun tasarısı da hazırlanmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi lojmanlarının tapu işlemleri de önümüzdeki birkaç gün içerisinde sonuçlandırılacaktır. Bu lojmanların Emek İnşaat aracılığıyla satışının en uygun çözüm olduğu sonucuna varılmış ve bütçe kanunu tasarısına da bu yönde bir hüküm konulmuştur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2003 yılına ilişkin vergi politikalarının belirlenmesinde de, bir yandan uygulanmakta olan ekonomik program doğrultusunda ihtiyaç duyulan faizdışı fazla hedefi dikkate alınmış, diğer yandan iyi bir vergi sistemine ilişkin orta vadeli bir yaklaşımın hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.

Bu çerçevede, öncelikle, ekonomik gelişmelerin önünü açmak açısından önemli olan bazı mevcut sorunların giderilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda, hepinizin bildiği gibi, 1998 yılında kanunlaşmasına rağmen bugüne kadar ekonomik gerekçelerle uygulama imkânı bulunamayan "malî milat, nereden buldun" düzenlemeleri kaldırılmıştır.

Bu düzenlemenin hemen ardından, ekonomik ve sosyal hayatımızı derinden etkileyen son krizler nedeniyle oluşmuş sorunların giderilmesi ve mükellefler ile vergi idaresi arasıdaki güvenin yeniden tesisi amacıyla Vergi Barışı Kanunu çıkarılmıştır.

Vergi Barışı Kanunuyla, kesinleşmiş vergi alacaklarının asıllarının tamamının, ferilerinin de bir kısmının tahsili ve taksitlendirilmesi sağlanarak, ödenebilir bir tutarın, ödenebilir bir süre ve taksit sayısıyla tahsili amaçlanmıştır. Aynı şekilde, kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacaklarının, mükellefle bir ortak noktada uzlaşılarak tahsil edilmesi düzenlenmiştir. Vergi barışı, mükelleflerimize idareyle olan ilişkilerini normalleştirme konusunda sağlanmış önemli bir fırsattır.

Vergi sistemimize ilişkin çalışmalarımız, bundan sonra, özellikle iki alanda yoğunlaşacaktır. Bu alanlar, dolaysız vergiler ve vergi idaresidir.

Yüce Meclise sunulmuş olan ve kapsamlı düzenlemeleri içeren bir tasarıyla, dolaysız vergilerde sistemin sadeleştirilmesi sağlanmakta, vergi yükü azaltılmakta ve yatırım indirimi sistemi rasyonalize edilmektedir.

Kayıtdışı ekonomiyle mücadele açısından da, öncelikle, kayıtdışılığı teşvik eden adaletsiz yapı ortadan kaldırılacaktır. Böylece, fiktif kazançları vergilendirmeyen daha adaletli bir sistemde, vergi tabanının genişletilmesi sağlanacaktır. Bununla beraber, vergi denetimi yeni bir anlayışla ele alınacak ve 2003 yılından başlamak üzere, vergi kayıp ve kaçağının daha yoğun olduğu riskli sektörler başta olmak üzere, sektörel bazda incelemeler üzerinde yoğunlaştırılacaktır.

Vergi tabanının genişletilmesi ve kayıtdışılıkla mücadele kapsamında, belirli tutarın üzerindeki işlemlerin bankacılık sistemi aracılığıyla yapılmasının zorunlu tutulması da dahil her türlü önlem alınacaktır.

Yine bu kapsamda, vergi barışı projesiyle mükelleflerimize sağlanan avantajın bu konudaki en son düzenleme olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Vergi affına ilişkin düzenlemelerin zorlaştırılmasına dönük anayasa değişikliğini, çok kısa süre içerisinde, Yüce Meclisimize sunacağız.

Dolaysız vergiler, vergi idaresi ve vergi denetimi alanlarındaki bu tedbirlerle kayıtdışını kayıtiçine alma konusunda önemli bir mesafe kaydedilecektir. Hedefimiz, işleyen, adaletli, makul oranlı ve mükellef memnuniyetini sağlayan bir vergi sistemidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümet, uygulayacağı maliye politikasında temel önceliği, malî disiplini sağlayarak borç stokunu makul seviyeye indirmek ve makro ekonomik istikrarı koruyacak faizdışı fazlayı vermek olarak belirlemiştir. Bu belirlemede ekonomik verimlilik, büyüme ve sosyal politikalar dikkate alınmakta olup, verimsiz harcamaların kısılması, israfın önlenmesi ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılması için gereken önlemlerin alınması hedeflenmiştir. Reel sektörün canlanması için gerekli destek verilecek, özelleştirme hızlandırılacak, reel faiz oranlarının hızla makul düzeylere çekilip, üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın artırılmasıyla birlikte arzulanan büyüme seviyesine ulaşılacaktır.

2003 yılı bütçesi, kamu borcunun sürdürülebilmesi açısından hayatî önem taşıyan ve borçlanma ihtiyacını azaltan bir bütçedir. 2003 yılı, tüm kamu sektörü için tasarruf yılı olacaktır; bu bakımdan, hem iç hem dış piyasalarda güveni artıracaktır. Bu bütçe, disiplin içinde ve kararlılıkla uygulanacaktır.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hükümetimiz, ekonomik istikrarı sağlamış, sürdürülebilir kalkınma ortamını yakalamış, ekonomik refahın nimetlerini adaletle dağıtan, yoksulluk ve yolsuzlukla en etkili şekilde mücadele eden, insanlarımızın barış ve refah içinde özgürce yaşadığı, çağdaş dünyayla bütünleşmiş, farklılıkların çatışma unsuru olarak değil zenginlik kaynağı olarak görüldüğü, itibarlı, demokratik, dinamik bir millet iradesini hayata geçirecektir. Hükümetimizin siyasî var oluş sebebi ve vizyonu budur.

Bu amaçları gerçekleştirme yolunda hükümetlerin elinde bulunan en önemli araçlardan birisi de bütçelerdir. 2003 bütçesi, bu vizyonu gerçekleştirme yolunda atılmış ilk adımdır.

İçinde bulunduğumuz çetin şartların bilincindeyiz. Ülke olarak, yılların birikimi olan, kötü yönetim ve uygulamaların sonucu daha da ağırlaşan bir ekonomik ve malî tabloyla karşı karşıyayız. Faiz yükünü azaltamadığımız sürece sağlıklı bir ekonomik ve malî yapıya kavuşmamız ve geniş kesimlerin refahını artıracak sosyal politikaları uygulamaya koymamız mümkün değildir.

Türkiye ve Türk Milleti kendi ayakları üzerinde durmasını ve yürümesini öğrenmek mecburiyetindedir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Atatürk'ün dediği gibi, ekonomik bağımsızlığı olmayanın siyasî bağımsızlığı da olamaz. (Alkışlar)

Ülkemiz, bölgemiz, dünya, sıkıntılı günlerden geçmektedir; ancak, kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bölgemizde savaş vardır; ancak, ülkemiz, savaşın içinde değildir. Bu savaş ortamında milletimizin ve devletimizin menfaatları için gerekli önlemler alınmıştır ve alınmaktadır. Gelişmeleri sürekli olarak takip etmekteyiz. Söylentilerle piyasaların dalgalanmasına gerek yoktur. Merkez Bankası dahil, bütün kurumlarımız, piyasaların sağlıklı bir şekilde işlemesi için gerekli önlemleri almaktadır. Bütçemiz, olağanüstü hallerde gereken bütün tedbirleri alacak esnekliktedir. Hükümetimiz, olağanüstü hallerde ne önlem alınması gerekiyorsa, onları da almaya kararlıdır ve muktedirdir; halkımız rahat etsin.

Türkiye Cumhuriyeti, tarihe kök salmış bir devlettir, bu zorlukları yenecek birikimi, deneyimi, gücü ve kararlılığı vardır; kimsenin bundan şüphesi olmasın.

Biz, iktidara gelirken söz verdik; halkın yüzünü güldüreceğiz. Bize güvenin; sabır ve kararlılıkla bu sorunlarımızı elbirliğiyle aşalım. Bizim niyetimiz, geçici alkışlar değil, kalıcı başarılardır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapacağınız yoğun ve yorucu çalışmalar ile katkılarınız için, şimdiden, hükümetim ve şahsım adına sizlere teşekkür ediyorum.

2003 yılı bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olması temennisiyle, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul). “Bütçenin tümü üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2003-03-23-butcenin-tumu-uzerinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
