# Tümü (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2003
- **Gündem:** TÜMÜ (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2003-12-18-tumu-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi

> Kemal Unakıtan (AK Parti), 18 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜMÜ (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ); konuşma 8.377 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 17 Ekim 2003 günü Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2002 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarısı, Plan ve Bütçe Komisyonunda bütün yönleriyle incelenip son şeklini almış ve bugün de Yüce Meclisin takdir ve tensiplerine arz edilmiş bulunmaktadır. Bu vesileyle, Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkan ve üyelerine, yoğun ve yorucu çalışmaları ve yapıcı katkıları için huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, demokratik rejimlerde bütçelerin temelinde bütçe hakkı vardır. Bütçe hakkı, ulusların, egemenliklerini, kamu gelir ve giderleri üzerindeki yetkilerini parlamentonun kullanımına devretmesiyle sistemleşmiş ve bir malî müessese olarak anayasalarla düzenlenmiştir.

(x) 284, 286,285,287 S. Sayılı Basmayazılar ve ödenek cetvelleri tutanağa eklidir.

Bu düzenleme çerçevesinde, hangi hizmetler için ne miktarda harcama yapılması gerekeceğine ve bu harcamalar nedeniyle halka ne gibi malî yükümlülükler yükleneceğine, millet adına, Meclis tarafından karar verilmektedir.

Bugün, görüşmelerine başlayacağımız 2004 bütçesi, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetlerinin 2 nci bütçesi olacaktır.

Türkiye Cumhuriyetinin 59 uncu ve Adalet ve Kalkınma Partisinin 2 nci Hükümeti olarak hedefimiz, ekonomik istikrarı sağlamış, rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmuş, sürdürülebilir bir kalkınma ortamını yakalamış ve bunun nimetlerini adil bir şekilde dağıtan, yoksulluğun ve yolsuzluğun giderildiği, özgür ve müreffeh insanların barış içerisinde yaşadığı, çağdaş dünyayla entegre olmuş demokratik bir Türkiye misyonunu gerçekleştirmektir.

2004 bütçesi, bütçelerin toplum hayatındaki önem ve özelliği de dikkate alınarak, bu hedefler doğrultusunda, titiz çalışmalar sonucu hazırlanmıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2003 yılı, bulunduğumuz bölge odaklı olmak üzere, dünya için kritik bir yıl olmuştur, olmaya da devam etmektedir. Irak'ta yaşanan gelişmeler, genelde dünyayı ve global ekonomiyi olumsuz etkilemiş ve etkilemektedir.

Yılın başlarındaki gerilimli ortam belirsizliklere neden olmuş; ancak, mart ayı ortalarındaki Irak'a müdahalenin beklenenden daha kısa sürede bitmesi, iyimser beklentileri artırmıştır.

2003 yılının ilk yarısında, gelişmiş ekonomilerin genelinde canlanma kaydedilememiş ise de, üçüncü çeyreğe ait veriler, canlanmanın başladığı izlenimini vermektedir.

Amerika Birleşik Devletleri ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 8,2'yle son yirmi yılın en hızlı büyümesini gerçekleştirmiştir. Buna rağmen, yüksek düzeydeki bütçe ve cari işlem açıkları ile tüketici borçları, ekonomik büyümeyi tehdit etmeye devam etmektedir.

Euro bölgesinde, ikinci çeyrekte ekonomide kaydedilen daralma, üçüncü çeyrekte büyümeye dönüşmüştür. İkinci çeyrekte ekonomileri küçülen Almanya, İtalya, Hollanda ve son olarak da Fransa'nın üretimlerindeki artış, bölgede iyileşme beklentilerini artırmıştır; ancak, bazı Avrupa ülkelerinde bütçe açıkları yüzde 3 kriterini aşmıştır. Avrupa Birliği Ekonomik ve Malî İşler Konseyi tarafından, Almanya ve Fransa'ya, bütçe açıklarını kriterlere uygun hale getirmeleri için, 2005 yılına kadar eksüre verilmesi, kurumsal çerçevenin güvenilirliğinin ve kamu finansmanının sürdürülebilirliğinin riske gireceği endişelerine yol açmıştır.

Toparlanma işaretleri görülen Japon ekonomisinde, deflasyon, hızını kaybetmekle birlikte, halen risk oluşturmaya devam etmektedir.

Asya'daki yükselen piyasa ekonomileri ise, gerek bölge içi gerekse dış pazarlarla olan ticaretlerindeki canlılık sayesinde, yüksek büyüme hızlarını sürdürmektedirler.

Latin Amerika ülkeleri de geçen yıla göre daha iyi bir büyüme performansı göstermekte, finans piyasalarındaki iyileşmeler, yabancı sermaye girişini artırmaktadır.

Ortadoğu bölgesinde, Irak krizinden etkilenmeyen ülkeler ile yüksek petrol fiyatlarından yararlanan ülkelerin katkısıyla, beklentiler büyümenin artacağı yönündedir.

Ekonomileri yoğun olarak Batı Avrupa ülkelerine bağlı olan Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, euro bölgesindeki ekonomik gelişmelerden etkilenmektedirler. Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde ise, ekonomik faaliyetlerdeki canlılık devam etmektedir.

Jeopolitik gelişmelerden petrol ve altın fiyatları önemli ölçüde etkilenmiştir. Irak'a müdahale sırasında 34 dolara kadar yükselen petrol fiyatları, daha sonra gerilemeye başlamıştır. OPEC, eylül ayı sonunda, üretim kotasını yüzde 3,5 oranında kısmaya karar vermiş, aralık ayındaki toplantıda da, üretim miktarında bir değişikliğe gitmemiştir. Belirsizliklerin devam etmesi, Nijerya ve Venezuela ile Irak'ın petrol üretimlerindeki istikrarsızlık ve terör olayları, hampetrol fiyatlarını artırmıştır. Halen, hampetrolün varil fiyatı, 30 dolar civarında seyretmektedir.

Eylül ayı sonlarında 390 doları aşarak son yedi yılın en yüksek seviyesini gören altının ons fiyatı da, bir ara düşme eğilimine girmiş; ancak, tekrar artarak, 400 doların üzerine çıkmıştır.

Diğer bir önemli gelişme de, euro ile dolar arasındaki mücadeledir. Bu yıl, euro ile dolar arasındaki rekabet hızlanmış ve euro, dolar karşısında değer kazanmaya başlamıştır. Mayıs ayında 1,1895'le zirve yapan euro / dolar paritesi sonra gerilemiş ise de, eylül ayında tekrar artmaya başlamıştır; parite, aralık ayı başından itibaren de 1,20'yi aşmıştır. Bu durum, ABD ile Avrupa Birliği ekonomileri yanında, global ekonomide de etkili olmaktadır.

Mevcut gelişmeler çerçevesinde, 2003 yılında, gelişmiş ekonomilerde yüzde 1,8; gelişmekte olan ve geçiş sürecindeki ülkelerde yüzde 5 dolayında bir büyüme olacağı, dünya ekonomisindeki büyümenin de yüzde 3'ler seviyesinde kalacağı tahmin edilmektedir. Dünya ticaret hacmi artış tahmini ise, yüzde 2,9'dur. 2004 yılında ise, dünya ekonomisinde yüzde 4,1; gelişmiş ekonomilerde yüzde 2,9; gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5,6; geçiş süreci ülkelerinde yüzde 4,7 büyüme olacağı, dünya ticaretinin ise yüzde 5,5 genişleyeceği tahmin edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya her geçen gün değişmekte; teknolojik ilerleme, finansal hareketlilik, bilgi ve işgücü akımı yoluyla giderek rekabete açık bir pazara dönüşmektedir. Üretim, ulaştırma ve haberleşme sektörlerindeki çok hızlı değişmeler, ulusal pazarların dünya pazarlarıyla bütünleşmesini kolaylaştırmakta ve ticaretin serbestleşmesi, ülkeleri birbirine daha bağımlı hale getirmektedir.

Küreselleşmenin olumlu etkilerinin yanında, ne yazık ki, olumsuz etkileri de vardır. En kritik olanı da, 6 100 000 000 dünya nüfusunun yaklaşık yarısı olan 2 800 000 000 insanın günlük ortalama 2 doların altında, 1 200 000 000 insanın ise günlük 1 doların altında bir gelirle yaşamak mecburiyetinde olmasıdır. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan politikalar yerine, ekonomik refahın dünya ölçeğinde yaygınlaşmasını ve adil paylaşılmasını sağlayan, gelir dağılımındaki çarpıklığa çözüm getiren politikalara, daha fazla geç kalmadan, özel bir önem ve öncelik verilmesi şarttır.

Günümüzde küreselleşmeden soyutlanmak mümkün değildir, doğru da değildir. Bu süreçte, ülkelerin, içpazarlarını genişletebilmek, uluslararası rekabette daha güçlü olabilmek ve küreselleşmenin muhtemel zararlarından korunabilmek amacıyla, bölgelerindeki ülkelerle işbirliğini ve ticareti artırma gayretleri, bölgesel entegrasyonların doğmasına yol açımıştır. Avrupa Birliğiyle başlayan bölgesel entegrasyonları, ASEAN, APEC, MERCOSUR, NAFTA, Şanghay İşbirliği Örgütü takip etmiştir.

Bu oluşumların önemi ve etkinliği önemi ve etkinliği her geçen gün artmakta, kendi içlerindeki işbirliği gelişmekte ve güçlenmektedir. Bu organizasyonların ilki olan ve bizim de üye olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliğine üye ülke sayısı 2004 yılında 25'e ulaşacaktır.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliğinin gündemindeki en önemli konulardan biri, 2002'de Avrupa'nın Geleceğine Dair Konvansiyonun toplanarak hazırlamaya başladığı, bütün üyelere uygun yeni bir yapılanmayı sağlayacak anayasa taslağıyla ilgili yoğun tartışmalar olmuştur. 12-13 Aralıktaki Brüksel Zirvesinde anayasa tartışmaları başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Anayasayla ilgili anlaşmazlıklar yanında, önemli bir anlaşmazlık da euro ile ilgilidir. 2002 yılından itibaren nakdî para olarak kullanılmakta olan Birliğin tek para birimi euroyu kullanmayı İngiltere, Danimarka ve İsveç kabul etmemektedirler. Bilindiği gibi, Avrupa Birliği, Irak konusunda da ortak bir politika oluşturamamıştır. Bu ve benzeri anlaşmazlıklar, Avrupa Birliğinin küresel bir güç olma niyet ve hedefinin sorgulanmasına sebep olmaktadır. Oysa, Avrupa Birliği için, bu dönemde atılacak adımlar, küresel güç olma hedefinde tarihî önem taşımaktadır. 2003 yılı İlerleme Raporunda ve Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirgesinde de belirtildiği üzere, hükümetimiz, Birliğe tam üyelik için temel teşkil eden kriterlerin gerçekleştirilmesi yönünde gereken adımları atmaktadır, atmaya da devam edecektir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dünyaya, dünya ekonomilerine kısaca göz attıktan sonra, müsaadenizle, Türkiye'deki gelişmeler hakkında da yüksek heyetinize bilgi arz etmek istiyorum.

Doğu ile batı, kuzey ile güney arasında köprü olan bir coğrafyada, zor bir bölgede bulunan ülkemiz ekonomik olarak da güçlü olmalıdır.

Ülkemizi, içine düşürüldüğü istikrarsız ve dalgalı büyüme, yüksek işsizlik, dengesiz gelir dağılımı, yüksek enflasyon ve ağır kamu borç stoku gibi ciddî ve neredeyse kronikleşmiş sorunlardan kurtarmak mecburiyeti vardır. Ekonomiyi normal işleyişine döndürmek, kamu maliyesini sağlıklı bir yapıya kavuşturup kamu kesiminin malî piyasalar üzerindeki yükünü azaltarak özel kesim yatırımlarını canlandırmak ve enflasyonu düşürerek istikrarlı bir büyümeyi sağlamak bizim temel amacımız oldu.

Bu amaç çerçevesinde, önce, krizler sonucu tıkanmış olan ekonomiyi tekrar işler hale getirmek istedik.

Malî milat kaldırıldı; mükelleflerimizle vergi barışı yapıldı; ekonominin canlanmasına katkıda bulunuldu ve üstelik, önemli denebilecek bir ilave gelir sağlandı.

SSK ve Bağ-Kur barışıyla, hem bu kurumların malî bünyelerini düzeltmek hem de vatandaşlarımızın sosyal güvenlik hizmetlerinden mahrum kalmalarını önlemek için bu kurumlara prim borcu bulunan vatandaşlarımızın lehine ödeme kolaylıkları getirildi.

Çiftçiler ile esnaf ve sanatkârlara yönelik kredi barışı ile tarımsal kredilerin ve esnaf ve sanatkârlara kullandırılan kredilerin faiz oranları düşürüldü; ayrıca, sorunlu hale gelen tarımsal krediler yeniden yapılandırıldı.

Çiftçilere, ziraî işletmelerinde kullandıkları mazot için destekleme ödemesi başlatıldı.

Kambiyo barışıyla, haklarında kambiyo takibi başlatılan firmalara, yükümlülüklerini yerine getirmeleri şartıyla, para cezalarında indirim ve haklarında başlatılan işlemler ile yargı kararlarının kaldırılması imkânı sağlandı.

Vatandaşlar, kredi kartları borçları için yüksek faiz ödemekten kurtarıldı. Tüketici Kanunu değiştirilerek tüketiciler lehine önemli düzenlemeler yapıldı; uygulamada yaşanılan problemler ve boşluklar giderildi. Uluslararası mevzuata uyum sağlandı.

Çek sistemi, zamanın gereklerine göre yeniden düzenlendi; suiistimallere yönelik yaptırımlar, miktar ve kapsam olarak artırıldı.

Tasarrufu teşvikte anapara ödendi, nemalar takvime bağlandı.

Kamu ihalelerindeki tıkanıklık giderildi.

Hazine taşınmazlarının hızla ekonomiye kazandırılması için gerekli ortam oluşturuldu.

İş Kanunu, Türkiye İş Kurumu Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu yürürlüğe girdi.

Kamu hizmetlerinin daha etkin ve hızlı yürütülebilmesi amacıyla, Çevre ve Orman Bakanlıkları ile Turizm ve Kültür Bakanlıkları birleştirildi.

Kamu kurum ve kuruluşlarında yeni tasarruf tedbirleri uygulamaya konuldu.

Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunuyla yabancılara Türkiye'de serbestçe yatırım yapabilme olanağı getirildi; izin ve onay kaldırıldı, bürokratik işlemler asgarî düzeye indirildi.

Şirket kuruluş işlemleri azaltıldı; hem süre kısaltıldı hem de kolaylaştırıldı.

KOBİ'lere, KOSGEB'in vereceği destek sayısı 8 adetten 38 adede çıkarıldı.

Türk kamu malî yönetim ve denetim sistemini, Avrupa Birliği ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getiren, bütçenin kapsamını genişleten, bütçenin hazırlama sürecini öne alıp kamu idarelerinin bütçenin uygulanması ve denetimi konularında inisiyatiflerini artıran, muhasebe birliğini sağlayan, yeni bir iç denetim sistemi getiren, kamuda performans, verimlilik, saydamlık ve hesap verebilirliği öngören Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Yüce Meclis tarafından kabul edildi.

Yıllardır eleştirilen bir eksikliği gidermek üzere, vergilendirmede enflasyonu dikkate alarak gerçek kazançlar üzerinden vergi alınmasını sağlayacak olan tasarıyı da, dün Yüce Meclis kabul etti.

IMF ile olan stand-by anlaşmasının 4 üncü ve 5 inci gözden geçirme görüşmeleri başarıyla tamamlandı, 6 ncı gözden geçirme görüşmelerinde de mutabakat sağlandı. Bu kuruluşa olan borçlar yeniden yapılandırıldı.

Ekonomik program kararlılıkla uygulandı, sapma olmadı. Malî disipline özel bir önem verildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak meselesinde ve dünya ekonomisinde belirgin bir düzelme kaydedilmemesine rağmen, bizim ekonomimizde bu yılın ilk dokuz ayında yüzde 5,2 oranında reel büyüme gerçekleşti.

Gayri safî millî hâsılamız, ilk çeyrekte yüzde 7,4, ikinci çeyrekte yüzde 3,7 ve üçüncü çeyrekte yüzde 4,9 büyüdü. İlk dokuz aylık dönemde, az yılı nedeniyle tarımda yüzde 0,5 gerileme olurken, sanayide yüzde 6,8; hizmetler sektöründe de yüzde 6,1 oranlarında büyüme kaydedildi.

Son aylarda kapasite kullanımı ve üretimdeki rekor artışlarla dışticaretimizdeki gelişmeler, 2003 yılı için hedeflenen büyüme hızının gerçekleşeceğini göstermektedir.

2003 yılının Ocak-Eylül dönemi itibariyle, ihracat yüzde 30,4 artışla 33 600 000 000 dolar oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisinin verilerine göre, 17 Aralık itibariyle, 2003 yılı ihracatımız 45 400 000 000 dolara ulaştı.

2003 Ocak-Eylül döneminde ithalat da yüzde 34,5 artışla 49 milyar dolar oldu ve geçen yılın aynı dönemine göre 12 600 000 000 dolar fazla gerçekleşti. Bu fazlalığın 1 700 000 000 doları sermaye malları, 9 400 000 000 doları ara malları, 1 500 000 000 doları da tüketim malları ithalatındaki artıştan kaynaklandı.

Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68,5; dışticaret açığı 15 400 000 000 milyar dolardır.

Oniki aylık değerler itibariyle, bu yıl mayıs ayından itibaren ihracatımız 40 milyar doları aşmaya başlamıştır.

İhracat ve ithalatımızdaki bu artışlarda, ekonomideki canlanma yanında Türk Lirasının değer kazanması ve euro/dolar paritesindeki gelişmeler de etkili olmaktadır.

2003 yılının Ocak-Eylül döneminde cari işlemler dengesi 4 milyar dolar açık vermiştir. Öte yandan, 2003 yılının ilk dokuz aylık döneminde 6 milyar dolar sermaye girişi olmuş; rezervlerde 5 800 000 000 dolar artış meydana gelmiştir. Merkez Bankası döviz rezervleri 2002 yılı sonunda 26 800 000 000 dolar iken, 5 Aralık 2003 tarihi itibariyle 31 300 000 000 dolara yükselmiştir.

Ekim ayında yapılan tahminler, 2003 sonu itibariyle ihracatın 45 900 000 000 dolar, ithalatın ise 67 200 000 000 dolar olacağı; cari dengedeki açığın da 7 700 000 000 dolar dolayında gerçekleşeceği yönündeydi. Ancak, başta ihracatın daha fazla olacağına ilişkin, olmak üzere, son veriler, cari dengedeki açığın daha da az olacağına işaret etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir konuya temas etmek istiyorum: Ekonomik dengelerdeki bu güzel gelişmeler, bu iyi sonuçlar, bazen, gerek muhalefetteki arkadaşlarımız tarafından gerekse bazı çevreler tarafından "efendim, 2000 yılında da ekonomik göstergelerde böyle güzellikler görülmüştü; ancak, sonradan, 2000 Kasım krizi, 2001 Şubat krizi geldi; onun için, bu iyileşmelere öyle iyi gözle bakmayalım, biraz daha şüpheci olalım" gibi bazı yaklaşımlar sergilenmektedir.

Şimdi, bizim Hükümetimizin takip ettiği ve temelinde malî disiplin olan ekonomik politikaların güzelleştirilmesini, iyileştirilmesini, istikrarlı bir ekonomik politika takip edilmesinin sonundaki bu iyi neticeleri 2000 yılındaki neticelerle karıştırmamak lazım.

Şimdi, bakınız, size çok kısa bir örnek vermek istiyorum. 2000 yılındaki ve 2003 yılındaki göstergeleri aldım, bir tablo hazırlattım. Bu tabloyu, sizin yüksek bilgilerinize sunmak istiyorum:

Bir defa, döviz kuru sisteminde 2000 yılında kontrollü bir hareket vardı, bizim zamanımızda serbest dalgalanma var; floating sistemi dediğimiz sistem. Yani, dövize talep fazla olursa döviz artar, az olursa döviz azalır; dövizin fiyatını, tamamen serbest piyasa belirliyor. Bu, bir defa en büyük sigortadır. Bizim Hükümetimiz bunu takip ediyor ve bunu da takip etmeye devam edecek.

İkincisi, 2000 yılında, kısa vadeli borçların toplamının dış borçlara oranı 23,8'ken, bizim haziranda aldığımız rakam 12,2. İkisinin arasında yarıdan fazla fark var.

İhracattaki artış 2000 yılında yüzde 4,5 olmuş. Bizim zamanımızda, ocak-eylül döneminde, artış yüzde 30 olmuş.

İthalattaki artış, o zaman yüzde 34 olmuş, bizde de yüzde 34,5 olmuş. Yani, ithalatta aşırı bir artışımız yok; bu neden; çünkü, cari açıklara da tesir eder.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2000 yılında yüzde 51, bizde yüzde 68,5.

Toplam kamu faizdışı fazlanın gayri safî millî hâsılaya oranı 2000 yılında yüzde 3, bizde 6,7.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası toplam rezervlerinin kısa vadeli borçlara oranı, 2000 yılında yüzde 81,9 -rate'i 81,9- bizde 194,2; 2 mislinden daha fazla. Bankalardaki açık pozisyon, o tarihte, 2000'de, 5 445 000 000 dolar; açık pozisyon çok fazla. Bizde açık pozisyon yok artıran; artı, 267 000 000 dolar. Ayrıca, Merkez Bankasının rezervleri, o tarihte, 23 000 000 000 dolar; bizde, 5 Aralıkta, 32 600 000 000 dolar.

Onun için, bu tabloya iyice bakmak lazım; 2000 yılındaki koalisyon hükümetleri ile AK Parti Hükümetinin 2003 yılındaki performansının arasında hiç alaka yok ve herkes emin olsun, hiç kimse, birtakım, efendim, ileride şu olur bu olur gibi karamsar tablolar çizmeye kalkmasın; bunu da bilgilerinize arz ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

2003 yılının ilk ve ikinci dönemlerinde, geçen yılın aynı dönemlerine göre, az da olsa yüksek olan işsizlik oranı, üçüncü döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,6 azalarak, yüzde 9,4 olmuştur. Şimdi, 2003 yılında, bizim performansımızın neticesi olan göstergelere, birtakım kimseler inanamaz bir durumda; rüya mı görüyoruz diyorlar; nasıl oluyor bu diyorlar; bir şey mi var bunun altında diyorlar. Evet, bunun altında, AK Parti Hükümetinin, istikrarlı politikalarını büyük bir iradeyle tatbik etmesi yatıyor; altında bu var. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bizim Hükümetimizin önceliklerinden bir tanesi, işsizliğin azaltılmasıdır. Şimdi, bize, burada, bütçenin tenkidi konusunda gelecekler; "efendim, işsizlik, daha hâlâ azaltılmadı" diyecekler. Evet, 2003 yılında, işsizliği ümit etmememize rağmen- bir miktar azalttık; ama, 2004 yılında, yatırımların daha fazla hızlanmasıyla -ki, yatırımlar artık yavaş yavaş başlayacaktır; bunları, önce içerideki müteşebbislerimizin yatırımları, sonra da yabancı sermaye yatırımları izleyecektir- yatırımın gelmesiyle, işsizlik azaltılacaktır. Göreceksiniz, 2004 yılı da işsizliğin azaltılması yılı olacaktır.

Önümüzdeki yıl, ekonomideki büyüme sürecinin istikrarlı bir şekilde devam etmesi ile yatırım, üretim ve ihracattaki artışların katkısıyla, istihdamın artarak işsizliğin daha da azalacağını tahmin ediyoruz.

Enflasyonla mücadelemiz başarıyla devam ediyor. 2003 yılının ocak-kasım, onbir aylık döneminde, toptan eşya fiyatlarındaki artış oranı 14,3 puan gerilemeyle yüzde 13,2; tüketici fiyatlarında ise 10,4 puan azalışla yüzde 17,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu durum, enflasyonun hedeflenen düzeyde gerçekleşeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Ekonomik programımızı uygulamada gösterdiğimiz kararlılık ve oluşturduğumuz güven ortamıyla, enflasyon son yirmialtı yılın en düşük seviyesine gerilemiştir. Enflasyondaki düşüş süreci, artık, geçici değil, kalıcı hale gelmeye başlamış ve bu eğilim beklentilere de yansımıştır.

Enflasyonla mücadelede gösterilen bu başarı önemli olmakla birlikte, gelinen noktayla yetinilmemesi gerektiğinin de bilincindeyiz. Amacımız, enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indirmektir.

2003 yılının haziran ayı itibariyle, kamu ve özel sektör toplamı dışborçlarımız 137 900 000 000 dolardır. 2003 yılı ekim ayı itibariyle, konsolide bütçenin dışborcu 61 700 000 000 dolar, içborcu 180,2 katrilyon liradır.

Kamu kesimi borçlanma gereği ise, 2002 yılındaki yüzde 12,8 seviyesinden 2003 yılı sonunda 4,1 puan azalışla yüzde 8,7'ye gerilemiş olacaktır.

İçborçlanmada faiz oranları gerilemiş ve kasım ayında ağırlıklı ortalama bileşik faiz yüzde 28,7'ye inmiştir. 16 Aralıkta yapılan ihalede 91 günlük vadeli bonoda yıllık bileşik faiz, yüzde 25,65; 700 gün vadeli altı ayda bir sabit kupon ödemeli tahvilde yüzde 26,58 oranında olmuştur.

Şimdi, 2003 yılının başlarını, 2002 yılını bir düşünün sayın arkadaşlar, ondan öncekileri bir düşünün; bu rakamlara inilecek denildiği zaman "hayrola, rüya mı görüyorsunuz" derlerdi; yani "böyle şey olur mu" derlerdi. Demek ki oluyormuş.

Faizlerdeki bu gerileme umut vericidir. Türkiye'nin içinde bulunduğu borç-faiz sarmalından kurtulması yönündeki kararlılığımızda herhangi bir değişiklik yoktur.

Avrupa Birliği Maastricht kriterlerine göre kamu kesimi açığı gayri safî yurtiçi hâsılanın yüzde 3'ünü aşmamalıdır. Kamu kesimi açığının makul seviyelere indirilmesi amacıyla, yeterli faizdışı fazla vermek başta olmak üzere, içborç stokunun düşürülmesi ve borç-faiz ödemelerinin bütçedeki payının azaltılması yönündeki mücadelemiz kararlılıkla devam etmektedir.

Bu mücadeleye kamu ve özel bütün kurum ve kesimlerin verdiği desteğe teşekkür ediyorum; bu hayatî desteğin daha da etkin bir şekilde devamını istiyorum.

Şimdi, burada bir husus var. Bize derler ki : "Efendim, kamu borç stokunu azaltmak istiyorsunuz, bakıyoruz, yıl sonuna göre kamu borç stoku arttı." Kamu borç stokunun tespiti gayri safî millî hâsılaya göre tayin edilecektir. Bu kriter, Maastricht Kriterleri yüzde 60'ın altıdır. İşbaşına geldiğimiz zamanlar, bizden önce, bu, yüzde 90 seviyelerine çıkmıştı. Uyguladığımız politikalar neticesinde, bu, daha sonra yüzde 70'lere doğru inmeye başladı ve orta vadede de bunu yüzde 60'ların altına indirme gayreti içerisindeyiz, inşallah bunu indireceğiz.

Burada en önemli sorun şudur: Şimdi, ülke riskinin büyük olduğu yerlerde faizler yüksek oluyor. Faizlerin yüksek olması, millete, ağır bir yük, altından kalkılamayacak bir yük getiriyor. Bizden daha fazla borçlu olan ülkeler de var; mesela bizde yüzde 70'ler seviyesinde olan borçlar, İtalya'da 105, Yunanistan'da o kadar, daha başka ülkelerde daha fazla, Fransa'nın ise 60 seviyelerine çıkmış bulunuyor, bunu alta çekmek için uğraşıyor; ama, oralarda ülke riski az olduğu için, istikrarlı bir ekonomi olduğu için, borç bulmada, borcun yapılanmasında bir problem olmadığı için faiz derdi diye, faiz yükü diye bir yük yok; var; fakat, altından kalkılabilir. Bizim de amacımız, faizleri düşürürken gayri safî millî hâsılaya oranını düşürmek ve bunun yanında, istikrarlı bir ekonomi politikası takip ederek, ülke riskini düşürerek faizleri gerektiği şekilde aşağı indirmek. Bunu yaptık mı; yaptık. Nasıl yaptık; işte, yüzde 60'lardan, yüzde 70'lerden yüzde 25'lere düşürdük; bu, kolay iş değil.

"Efendim, birtakım konjonktürel gelişmeler dolayısıyla ekonomide iyileşmeler görülmüştür" lafı gerçekleri ifade etmemektedir. Bizim takip ettiğimiz, Hükümetin kararlılıkla takip ettiği istikrarlı ekonomik politika olmasaydı, malî disiplin olmasaydı, bugünleri görmemiz mümkün olmazdı. Bunu iyice belirtmekte, altını çizerek söylemekte yarar görüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, size, 2002 Kesinhesap Kanununu da arz etmek istiyorum ve bunu da dikkatlice dinlemenizi özellikle istirham ediyorum. Şimdi, bakınız, 2002 yılı -yani, 2002 yılındaki hükümetin- Kesinhesap Kanunu; bütçenin performansı. Yapmış oldukları bütçeyi nasıl gerçekleştirmişler; çünkü, bu, önemli bir misal.

Şimdi, 2002 yılı bütçesinde, giderler, önceki yıla göre, yüzde 43,6 oranında artarak 115 katrilyon lira; gelirler de 46,7 oranında artarak 75 katrilyon lira ve bütçe açığı da yüzde 38,1 artışla 40,1 katrilyon lira düzeyinde gerçekleşmiştir. 2002 yılı bütçesinde, başlangıçta, 98 katrilyon lira öngörülen giderleri, 17,6 katrilyon lira sapmayla, yani, 98,1 katrilyon lira olarak tahmin etmişler; fakat, tahminleri 115,7 katrilyon olarak gerçekleşmiş; yani, tahminlerinden 17,6 katrilyon lira daha fazla gider olmuş. Bu ne demek. Bu, bütçe disiplini yok demek; bunun manası bu.

Şimdi, kesinhesap kanunları 5 dakikada geçiveriyor; kesinhesap kanunu demek, bir hükümetin performansı demektir. Bunun, niye böyle oldu, niye yapıldı, niye yapılamadı diye irdelenmesi lazım. Şimdi, faiz giderleri, başlangıçta, 42,8 katrilyon lira; yüzde 21,2 aşarak, 51,9 katrilyon liraya çıkmış. 2002 yılının başında bütçe hazırlanırken denilmiş ki "bu sene 42,8 katrilyon lira faiz ödeyeceğiz." Bir bakmışlar ki, sene sonunda 52 katrilyon lira olmuş bu. Neden; iyi politika takip edilememiş de ondan, faizler tahminlerden de yüksek çıkmış ondan, ülke riskini artırmışlar da ondan. Bunun bir manası bu.

Faiz hariç giderler de, yine 55 katrilyon hesaplanmış 63,8 katrilyon olarak gerçekleşmiştir. Tabiî, bütçe açığı da ona göre yüksek oluyor. Bütçe gelirleri de 71,2 katrilyon hesaplanmış 75,6 katrilyon gerçekleşmiş; yani, tahminlerinden daha fazla gelir elde etmişler; bu da iyi bir şey, güzel bir şey.

Yine, 2002 yılı bütçesinde başlangıçta 26,9 katrilyon lira olarak görülen açık kaç olmuş biliyor musunuz; yüzde 49 artmış, 40,1 katrilyon olmuş. 26 nerede, 40 nerede?! Tahminler böyle; buna da tahmin denmez tabiî.

Şimdi, faizdışı fazla var. Faizdışı fazla, bütçe disiplini için fevkalade önemli. Yurtiçi, yurtdışı bütün finans çevrelerinin, bir memleketin malî disiplinini ve ekonomik başarısını tayin ederken aldığı bir numaralı endikatör, faizdışı fazladır. Faizdışı fazlayı tutturdun mu "tamam, bu iş iyi" derler; tutturamadın mı, burada bir sakatlık var.

Ne olmuş 2002'de; 15,9 katrilyon lira olarak öngörülen faizdışı fazla, 25,8 azalarak 11,8 katrilyon lirada kalmış; Yani, tutturulamamış; yüzde 6,5 olması gereken faizdışı, yüzde 4,3 olmuştur.

Şimdi, değerli arkadaşlarımız bazen bize diyorlar ki : "Efendim, zaten, daha önce yürürlükte olan bir ekonomik program vardı. Bu ekonomik program aynen tatbik edildi; onun üzerine AK Parti Hükümeti de başarılı oldu." Yani, kendi programı değil, başkalarının daha önce vermiş olduğu program; biz de onu tatbik etmişiz ve ondan dolayı da başarılı olmuşuz!..

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)- IMF'nin programı o, Sayın Bakan!.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)- Şimdi, aklın yolu bir. Ben, şimdi, şu şöyle olacak, şöyle olacak, şöyle olacak diyeyim. Bunu demek mi önemlidir, tatbik etmek mi önemlidir... (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, bir program yapmış; ama, delik deşik; program, program değil. 6,5 faizdışı, olmuş 4,5; faizler çıkmış bilmem neye, bütçe açığı çıkmış şuna; ondan sonra, evvelden bir program varmış!.. Biz, bunu tatbik etmedik. Biz, bakın, nasıl tatbik ettik. Biz, yüzde 6,5 dedik, yüzde 6,5'i tutturuyoruz. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) 2003 yılı gerçekleşmelerini göreceğiz. Biz, bütçe açığı 45 dedik, şimdi 40'a indiriyoruz onu. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir)- Yanlış söylüyorsunuz; bütçe hedefinin yüzde 5...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)- Efendim, söyleyeyim, giderler demişiz, daha az yapmışız ve dolayısıyla, ilk defa, bakın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bütçelere bakın, burada, bütçeleri konuşuyoruz; bütçelere bakın; makro ekonomik dengeler vardır, hedefler. Efendim, bizde ne idi; büyüme yüzde 5, enflasyon, TÜFE yüzde 20; öyle mi? Efendim, bütçe faizdışı 6,5; ihracat 40 milyar doların üstünde, 41-42; neyse; ilk defa bu hedeflerin tamamını tutturan bir bütçe huzurlarınıza geliyor. (AK Parti sıralarından alkışlar) Tamamını tutturan, sapma yapmayan... Bundan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Bu konudaki yardımlarınızdan dolayı sizlere de teşekkür ediyorum sayın milletvekilleri, sayın muhalefetteki arkadaşlarımız ve iktidardaki arkadaşlarımız; katkılarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum; çünkü, bu başarı, Türk Milletinin başarısıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Çiftçiler de öyle diyor!..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi onu da açıklayacağım; biraz bekleyin.

2003 yılı bütçesinin ocak-kasım dönemini kapsayan onbir aylık uygulama sonuçları, bütçe hedeflerine ulaşılmasında herhangi bir sıkıntının yaşanmayacağını ortaya koymaktadır.

Bu dönemde, konsolide bütçe giderleri 121,7 katrilyon lira, konsolide bütçe gelirleri 88,7 katrilyon lira, konsolide bütçe açığı ise 33 katrilyon lira olmuştur.

Şimdi, kısaca bu kalemleri de size okuyayım.

M. CEVDET SELVİ (Eskişehir) - Sayın Başkan, Sayın Bakan elini cebinden çıkarsın!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bütçe giderleri içinde; personel giderleri 27,4 katrilyon lira, diğer cari giderler 5,5 katrilyon lira, yatırım giderleri 4,5 katrilyon lira, transferler 84,3 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir.

Borç faizi ödemelerinin 53,2 katrilyon lira, vergi iadelerinin 7,3 katrilyon lira, sosyal güvenlik kurumlarına transferlerin 14,8 katrilyon lira, tarımsal destekleme ödemelerinin 2,4 katrilyon lira, KİT'lere transferlerin 1,3 katrilyon lira olduğu görülmektedir.

Konsolide bütçe gelirlerinin ise; 74,7 katrilyon lirası vergi gelirleri, 8,8 katrilyon lirası vergidışı gelirler, 3,6 katrilyon lirası özel gelir ve fonlar, 1,7 katrilyon lirası ise katma bütçe gelirleridir.

Bütçelerin en önemli performans göstergesi olan faizdışı fazla ocak-kasım döneminde 20,2 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir. IMF tanımlı faizdışı fazla ise, yıl sonu gerçekleşme tahmininin yüzde 109,8'ine ulaşarak 19,6 katrilyon lira olmuştur. Yani, kasım ayında, yıl sonu hedefini aştık; ancak, burada, yine de tedbirli olmamız lazım, aralık ayı rakamlarını beklememiz lazım; aralık ayında çıkacak rakamlar, son rakamlardır. Kasım ayında biz bunu zaten geçtik gibi bir iyimserlik ve rehavete kapılmamız da söz konusu değildir ve temkini hiçbir zaman elden bırakmıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümetimiz, kuruluşundan itibaren, malî disiplinin tesis edilmesi konusuna özel bir önem vermiş ve bu amaçla, ödeneküstü harcama yapılması imkânını kısıtlamıştır. Malî disiplin konusundaki kararlılığın ve Yüce Meclisimizin bütçe hakkına saygının bir göstergesi olarak sevk edilen Ekbütçe Kanunu Tasarısı kanunlaşmıştır.

Ekbütçe Kanunuyla, kamu hizmetlerinde herhangi bir aksamaya meydan verilmemesi için, yetmeyeceği anlaşılan tertiplere toplam 4,5 katrilyon lira eködenek alınmıştır.

Bu ödeneğin, 576 trilyon lirası personel giderleri, 1,8 katrilyon lirası vergi iadeleri, 1,2 katrilyon lirası sosyal güvenlik kurumları, 327 trilyon lirası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, 310 trilyon lirası doğrudan gelir desteği ödemeleri, 155 trilyon lirası yeşil kart ödemeleri, 100 trilyon lirası yedek ödenek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla alınmıştır.

Buna karşılık, 2003 yılı sonuna kadar kullanılmayacağı anlaşılan 6 katrilyon 251 trilyon lirası borç faiz ödemeleri olmak üzere, değişik transfer kalemlerinden toplam 6,9 katrilyon liralık ödenek de iptal edilmiştir. Ayrıca, diğer cari ödeneklerinin 500 trilyon liraya, yatırım ödeneklerinin de 1,5 katrilyon liraya kadar olan kısmının iptali konusunda yetki alınmıştır.

Ödenek eklemeleri ve iptallerinden sonra, 2003 yılında, başlangıçta 146 katrilyon lira olarak öngörülen giderlerin, yıl sonunda 141,3 katrilyon lira olacağı, konsolide bütçe gelirlerinin de yıl sonu itibariyle 100,3 katrilyon lira düzeyinde gerçekleşeceği beklenmektedir. Bu durumda, bütçe açığı, öngörülen 45,2 katrilyon lira yerine, yüzde 9,3 azalışla 41 katrilyon lira, faizdışı fazla ise 18,2 katrilyon lira olacaktır.

Görüldüğü üzere, 2003 yılı, bütçe uygulamaları açısından uzun yıllardır özlediğimiz bir başarıyı ortaya koymaktadır. Bu, kuşkusuz, malî disipline verdiğimiz önemin göstergesidir. Malî disiplin çok önemli. Malî disipline riayet etmeyen aileden de hayır gelmez, şirketse, şirketten de hayır gelmez; devletse, devletten de hayır gelmez; bu çok önemli. (AK Parti sıralarından alkışlar) Onun için, bizim Hükümetimiz, popülist politika yapmayan bir hükümettir. Popülist politika yapmaya ihtiyacımız da yoktur. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Hükümetimiz, enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, kamu borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranını düşürmek, üretim ve ihracat artışını sürdürmek, işsizliği azaltmak, istikrarlı ve yüksek bir büyüme performansına ulaşmak azmindedir. Bunu hedef alan ekonomik programımızı disiplinle ve kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.

Bu çerçevede belirlenen 2004 yılı makroekonomik büyüklükleri şöyledir: Gayri safî millî hâsıla 419,7 katrilyon lira olacaktır. Büyüme hızı yüzde 5 olacaktır. Bakın, dikkat ederseniz, Hükümetimiz, istikrarlı, sürdürülebilir bir büyümenin peşindedir; yoksa, rakamları çok fazla yukarılara çıkarmış, ondan sonra aşağılara indirmiş; yani, fluctuation'lara meydan verme gibi bir niyetimiz yoktur. İstikrarlı olsun, sürdürülebilir olsun, makul olsun. Çok büyük hedeflerin peşinde değiliz; ama, istikrarın peşindeyiz, sürdürülebilir büyümenin peşindeyiz. Bunun için de, en önemli husus, siyasî ve ekonomik istikrarın devamıdır; bu çok önemlidir.

Gayri safî millî hâsıla deflatörü yüzde 11,9; TEFE yıl sonu yüzde 12, TÜFE yıl sonu yüzde 12, ihracat 51,5 milyar dolar, ithalat 75 milyar dolar olarak tahmin edilmiştir.

2004 yılı makro büyüklüklerini verdim; şimdi, müsaadenizle, diğer bütçe büyüklüklerini de bilgilerinize arz etmek istiyorum:

2004 bütçesinin büyüklükleri ve dengeleride bu makroekonomik öngörülere, hükümet programının hedeflerine ve önceliklerine uygun olarak hazırlanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur.

2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı, Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sonucunda önemli bir değişikliğe uğramadan kabul edilmiştir. Bütçenin gelir ve gider rakamları toplamda aynı kalmış; ancak, gider kalemlerinde az bir değişiklik olmuştur.

Bu çerçevede, 2004 bütçesinde, bütçe giderleri 160,9 katrilyon lira, bütçe gelirleri 114,5 katrilyon lira, bütçe açığı 46,4 katrilyon lira, faizdışı fazla 19,8 katrilyon lira olarak tahmin edilmiştir.

Konsolide bütçe giderlerinin 35,3 katrilyon lirası personel, 9,9 katrilyon lirası cari, 7,6 katrilyon lirası yatırım, 108,2 katrilyon lirası ise transfer ödeneklerinden oluşmaktadır.

Transfer kalemleri içinde borç faizi ödemelerine 66,2 katrilyon lira, KİT transferlerine 1,5 katrilyon lira, vergi iadelerine 11,4 katrilyon lira, sosyal güvenlik kurumlarına 16 katrilyon lira, kuruluş transferlerine 3,7 katrilyon lira, tarımsal destek ödemelerineyse 3,7 katrilyon lira ödenek ayrılmıştır. Yani, çiftçilerimize, köylülerimize, 2004 yılında, bu bütçe imkânları içerisinde azamîsi hesaplanıp verilmektedir. "Çiftçiye ne veriyorsunuz, köylüye ne veriyorsunuz, az veriyorsunuz" gibi sözleri bırakalım, buradaki rakamlara bakalım; biz, 3,7 katrilyon lira destek veriyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

GÜROL ERGİN (Muğla) - Devamı gelecek... Devamı gelecek...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Her şeyin devamı çok güzel gelecek, milletimiz, her gün daha iyi olacak, yüzü daha iyi gülecek ve bunu, AK Parti hükümetleri sayesinde yapacak inşallah. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Bakan, geçen yıl verdiğiniz sözleri, hâlâ, yerine getirmediniz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Ödedik, hepsini ödedik efendim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe büyüklüklerinin gayri safî millî hâsılaya oranı ise, Hükümetimizin, kamunun ekonomideki payının düşürülmesi ve vergi yükünün azaltılması yönünde benimsediği politikaya uygun bir eğilim göstermektedir.

Bakınız, bütçelerin ekonomiden aldığı payı gittikçe küçültmemiz icap ediyor; ekonominin gelişmesi için bu şarttır. Hükümetimiz de, bu politikaya uygun olarak uygulamalar yapmaktadır; çünkü, bundan sonra, özel sektör ağırlıklı ekonomiyi göreceksiniz. Yatırım da orada olacak, istihdam da orada olacak, ihracat da orada olacak, üretim de orada olacak ve o özel sektör de, ayakları üzerinde durmasını bilen bir özel sektör olacaktır.

2003 yılı gerçekleşme tahminlerine göre, 2004 yılında, bütçe giderlerinin oranı yüzde 39,6'dan yüzde 38,3'e, faizdışı giderlerin oranı yüzde 23'ten yüzde 22,6'ya, bütçe gelirlerinin oranı yüzde 28,1'den yüzde 27,3'e, vergi gelirlerinin oranı yüzde 24,3'ten yüzde 23,6'ya, bütçe açığının oranı yüzde 11,5'ten yüzde 11'e düşecektir.

Şimdi, deniliyor ki, efendim, devamlı surette vergilerimiz artıyor, bu hükümet de, geldi, vergiyi indireceğim dedi; ama, vergiyi artırdı...

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Borçlar da artıyor.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Efendim, bakın, vergi gelirlerinin oranı yüzde 24,3'ten yüzde 23,6'ya düşecek; yani, genel vergiyi -toplumdan aldığımız vergileri- azaltıyoruz. Rakamlar burada. Onun için, hiç kimse, kendine uygun yorumlar yapmaya kalkmasın. Alsın... Bunlar herkese açık.

Şimdi, bizde şeffaflık çok önemli. Maliye Bakanlığı, yapmış olduğu harcamaları nerelere yaptı, kimlere, ne ödeme yaptı, hangi kalemlere ödedi, gelirleri nereden topladı, vergi gelirlerini hangi vergilerden topladı; her ay, internet sayfamızda yayımlıyoruz. Hem sözlü veya yazılı olarak açıklıyorum hem de internet sayfamızda yayımlıyoruz. Herkes internet sayfamıza girsin, rakamları alsın. Hükümetimiz, Maliye Bakanlığının ne yaptığını; yani, bu milletten topladığı paraları nereye harcadığını, açık seçik, net, şeffaf bir şekilde açıklamaya başlamıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Internetten izleyin, internetten izleyin... Ne izliyorsunuz!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Tabiî, laptop'ları da aldınız, oradan bakınız; herkes oradan baksın. (AK Parti sıralarından alkışlar)

GÜROL ERGİN (Muğla) - Siz de aldınız mı Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Herkes aldı. Sayın Başkanımıza teşekkür etmeniz lazım.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Karıştırdın... Karıştırdın işi...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Internete giremeyenler de, bana, yazılı olarak veya telefonla müracaat edebilirler. Yani, burada, elektronik sisteme girilemediğinde yazılı olarak kâğıt verip de "kabul" yazıyoruz ya, onun gibi bir şey varsa, ben de her türlü bilgiyi veririm.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Yine karıştırdın Sayın Bakan, yine karıştırdın işleri... Sapla saman karıştı.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Efendim, sapla samanı millet karıştırmaz; siz de karıştırmayın.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Biraz da naylon faturalardan bahsedin, Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Faiz ödemelerinin gelişimi konusunda 2003 yılında kaydedilen olumlu gelişme 2004 yılında da devam edecektir. Borç faizi ödemelerinin gayri safî millî hâsılaya oranı, 2002 yılında yüzde 19 iken, 2003 yılında yüzde 16,6'ya, 2004 yılında da yüzde 15,8'e gerileyecektir.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - Ne sayıyorsun burada, ne sayıyorsun!.. Millet aç; memlekette açlık var!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Aynı şekilde, bütçeden borç faizi ödemelerine ayrılan payın da 2004 yılında yüzde 41,1'e düşeceği tahmin edilmektedir.

Bu veriler de göstermektedir ki, bütçedeki faiz baskısı giderek hafiflemektedir; bu, çok önemli bir husustur. Bu hafifleye hafifleye... Tamamen, milletin sırtındaki bu kamburu atmak mecburiyetindeyiz.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)- Milletin sırtındaki kambur sizsiniz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)- Bu kamburu bu hale getirenler düşünsün. Sen de üzerine alınma. Bundan öncekiler düşünsün bunu.

2004 yılı bütçesi, Türk bütçe tarihinde yeni bir anlayışın uygulamaya konulacağı bütçe olacaktır. Fonksiyonel sınıflandırmayı da içeren ve birkaç yıldır pilot uygulamaları yapılan analitik bütçe sınıflandırması 2004 bütçesiyle hayata geçirilmektedir.

Bu yeni bütçe sınıflandırmasının en önemli özelliği, kamu harcamalarının ekonomik faaliyetler üzerindeki etkilerinin analizine imkân sağlaması ve uluslararası karşılaştırmalar yapılmasını mümkün kılmasıdır. Bütçe kod sistemi, uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği normlarına uygun bir yapıya kavuşmaktadır. Bu şekilde, 2003 yılı Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Programın gereği de yerine getirilmektedir.

Analitik bütçe sınıflandırmasında bütçe gider ve gelirlerinin izlenme ve sunum şekli değişmektedir. Ancak, geçmiş yıllarla karşılaştırma yapılabilmesi ve kamuoyunca daha iyi anlaşılabilmesi açısından 2004 bütçe sunumu şu anda uygulanmakta olan bütçe sınıflandırmasına göre yapılmaktadır.

2004 yılı bütçe sonuçlarının alınmaya başlanması ve kamuoyunun yeni bütçe kod yapısına alışmasıyla birlikte sunumlar da analitik bütçe sınıflandırması esas alınarak yapılmaya başlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılı bütçesinde olduğu gibi, 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu da kamu sektöründe malî disiplinin tavizsiz bir şekilde uygulanması hedefine odaklanmıştır.

2004 Malî Yılı Bütçe Kanununda kamu harcamalarında tasarrufu ve etkinliği sağlamaya ve gelirleri artırmaya yönelik önlemler de yer almaktadır. Bu önlemler şunlardır:

Maliye Bakanlığına, dengeli ve etkili bir bütçe politikasının yürütülmesi amacıyla, kamu istihdam politikası, ödeneklerin kullanımı, gelir ve giderlere ilişkin mevzuatta yer alan konularda standartlar belirlenmesi hususunda yetki verilmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşları arasında ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın bedelsiz olarak devrine imkân sağlanması amacıyla Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Sağlık harcamalarında tasarruf sağlanması ve kötüye kullanımların önlenmesi amacıyla tedbirler alınması için Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne yetki verilmektedir.

Yedek ödenekten yapılacak aktarmalarda, ilke olarak, aktarılan tutar, ekleme yapılan tertibin başlangıç ödeneğinin yüzde 10'uyla sınırlandırılmaktadır.

Maliye Bakanına, özel gelir ve devren özel gelir kaydedilen tutarları iptal ederek, bütçeye gelir yazma, özel ödenekleri ve devren özel ödenek kaydedilen miktarları iptal etme konusunda yetki verilmektedir.

Garantili imkân limiti 1 milyar ABD Dolarıyla sınırlandırılmaktadır.

Personel açıktan atamaları ile konsolide bütçe dışındaki kurum ve kuruluşlardan yapılacak memur nakilleri toplam 40 000 kadro adediyle sınırlandırılmaktadır. Böylece, emeklilik ve diğer nedenlerle ayrılmalar dikkate alındığında, sadece konsolide bütçeye dahil kurumlarda memur adedi yaklaşık 12 000 kişi azaltılacaktır.

Bakınız, şimdiye kadar devlet, maalesef, bir çiftlik olarak görülmüş. Onun tanıdığını sok, bunun tanıdığını sok, kadroları şişir ve bu hale getirildi. İlk defa Hükümetimiz, gerekeni yapıyor; popülist davranmıyor ve gerekeni belli limitlerle alıyor ve onun üzerine de katiyen çıkmıyor. Bugünlere geldik, bu şeylere geldik, iyi şeyleri yakaladık; ama, işte, bunlara riayet ederek yaptık.

Onun için, yok efendim, kadrolaşıyormuşsunuz, yok bilmem ne yapıyormuşsunuz... Bunlar, boş laflar. Bakın, devleti ne hale getiriyoruz. O çiftlik miftlik hikâyesi kalktı artık, yok böyle şey! (AK Parti sıralarından alkışlar) Kadroların kullanımını da sıkı esas ve usullere bağlıyoruz.

Kamu kurum ve kuruluşlarının uluslararası kuruluşlara üye olmaları, Dışişleri Bakanlığının iznine bağlı kılınmaktadır. Burası da ayrı bir dert. Herkes "şu işim var dışarı gideceğim, bu işim var dışarı çıkacağım..." Niye dışarı çıkıyorsun! Bu milletin herkese vereceği bol bol harcırahları, binlerce dolarları yok. Lazımsa çıkılacak, lazım değilse çıkılmayacak. "Falan yere üye olacağız, ver paraları." Nereye veriyorsun paraları! Dışişleri Bakanlığına bağlı; gerekirse üye yaptıracağız, gerekmezse böyle bedava iş yok! Herkes ayağını yorganına göre uzatacak. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Kamu kurum ve kuruluşlarınca işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin satışına devam edilecektir. Henüz satılmamış olanların giderleri için ise bütçeden herhangi bir katkıda da bulunmayacağız.

Eğitim amacıyla yurt dışına gönderilecek kamu görevlilerinin lisansüstü öğrenim konularının, çalışmakta oldukları birimlerin görev alanlarıyla doğrudan ilgili olması şartı öngörülmektedir. Ben gideceğim, bilmem nerede öğrenim yapacağım... Lazımsa yap, lazım değilse yapma; öyle, keyfî iş yok.

Kamulaştırma bedellerinin, sertifikayla ödenmesine imkân tanınacaktır. Kamu malî yönetimindeki girdilerin kontrol edilmesi şeklindeki anlayışın terk edilerek, sonuçların kontrol edildiği performans esaslı bütçeleme anlayışının uygulamaya konulması yönündeki çalışmalara devam edilmesi öngörülmektedir. Bunu, biliyorsunuz, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla getirdik, malî açıdan performansa bakacağız; idarî açıdan da buna muvazi, paralel olarak kanun değişikliği geliyor.

Devlet memurlarının aylıklarına uygulanacak artış oranı, bütçe imkânları ve enflasyon hedefleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Önceki yıllardan farklı olarak, yılın ikinci yarısında uygulanacak katsayılar da bütçe kanunuyla belirlenmektedir. Bu tertipte yılın ilk yarısında yüzde 6, ikinci yarısında yüzde 6 artış yapılması kararlaştırılmıştır. Bu artışlar sonucunda 2004 yılında memur aylıkları ortalama bazda yüzde 13,8; kümülatif bazda 12,4 oranında artacaktır.

Devlet memurlarının aylıklarında yapılacak artış, enflasyon oranının üzerinde oluyor; çünkü, enflasyon yüzde 12 olarak dikkate alındığında bu görülüyor.

Ayrıca, kamu görevlilerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek tarihlerde ve tutarda iki bölüm halinde toplam 160 000 000 lira tutarında ilave bir ödeme daha yapılacaktır.

Ocak ayındaki yüzde 6 oranında yapılacak zam sonucunda, en düşük dereceli memurun maaşı 428 000 000 liradan 454 000 000 liraya yükselecektir. Memur emeklilerinin maaşları ise, çalışanlara göre daha fazla oranda olmak üzere yüzde 7,9 ile yüzde 6,4 arasında değişen oranlarda artmaktadır. Memur emeklilerinde alt sınır aylığı ise yüzde 7,9 oranında artarak 448 500 000 liradan 483 000 000 liraya yükselecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz da vergi sistemi hakkında bilgi vermek istiyorum.

Vergi sisteminin temel görevi kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli finansmanı sağlamaktır. Bununla beraber, zamanla vergi sisteminin fonksiyonları da artmış, ekonomik ve sosyal amaçlar da vergi sisteminin görevleri arasına girmiştir. Dolayısıyla, vergileme, gerek kamu finansmanı gerekse ekonomik ve sosyal politikalar açısından daha da önem kazanmıştır.

Vergi toplama gerekliliği ve vergiye yüklenen önemli fonksiyonlar, ülkelerin vergi yapılarının ve sistemlerinin sürekli geliştirilmesini zorunlu kılmakta, bu zorunluluk vergilendirme alanını son derece dinamik bir yapıya büründürmektedir.

Hükümetimiz göreve başladığında vergi sisteminde yapmayı planladıklarını ilan etmiş ve bunların büyük bölümünü de kısa dönemde birer birer gerçekleştirmiştir.

Bu kapsamda ilk iş olarak malî miladı kaldırdık. Malî miladın kaldırılması, saydam bir vergi mevzuatının oluşturulması ve vergi mevzuatındaki belirsizliklerin kaldırılarak mükellef hukukunun azamî ölçüde korunması açısından olduğu gibi Anayasanın 2 nci maddesinde ifadesini bulan hukuk güvenliği ilkesi bakımından da önemli bir uygulama olmuştur.

Vergi sisteminin iyileştirilmesi çalışmalarının ikinci aşamasında vergi barışı projesi hızla hayata geçirilmiş ve başarıyla uygulanmıştır.

Vergi sisteminin iyileştirilmesi çalışmalarının son aşaması vergi sisteminin reforme edilmesidir. Bu süreç, önemli yapısal değişiklikler yapan bazı kanunlarla başlamış; ancak, henüz sonuçlanmamıştır. Bu, dinamik bir süreçtir ve ekonomik ve sosyal hayattaki değişme ve gelişmeler bu süreci şekillendirmeye devam edecektir.

Vergi sisteminin iyileştirilmesi çerçevesinde yapılan diğer düzenlemeleri de başlıklar halinde şöylece özetleyebilirim:

Yatırım indirimi mevzuatı tümüyle değiştirilmiş, başta, teşvik belgeleri kaldırılmıştır. Artık, yatırım indiriminden istifade etmek isteyen bir kimse Ankara'ya gelip dolaşmayacak, devlet daireleri önünde beklemeyecek, evrakları alıp da şu imzaladı, bu imzalamadı, şunu bekliyorum şeklinde artık kimse böyle bir derde girmeyecek; olduğu yerden, yatırımı yapan, otomatik olarak yatırım indiriminden istifade edecek. Bu çok önemli bir adımdır.

İkincisi "yatırım indirimi vergiden istisna" diyorduk; ama, yüzde 19,8; oraya bir Stopaj Vergisi koyuyorduk; bu vergiyi de tamamen kaldırdık. Yatırım yapanın önünde bir engel kalmıyor.

Ayrıca, bizim toplam vergi yükümüz, şirketlerde, elde ettiğinden Kurumlar Vergisi ödüyorsun, stopajını ödüyorsun, dağıtınca vergi ödüyorsun; yüzde 65'lere varıyordu, vergi yükü yüzde 65 oluyordu. Şimdi bunu kaldırdık, vergi yükünü yüzde 45'e indirdik. İster dağıtsın, ister dağıtmasın; bir kimsenin, sonunda, en fazla ödeyeceği vergi yüzde 45. Bu ne demektir; bu, vergi yükünü azaltmak suretiyle doğacak fonların yatırıma yönlendirilmesi demektir.

Sağlık ve eğitime verilen önem de bizim için çok önemlidir. Bu konuda, dedik ki, hastane yapan, okul yapan, vergi matrahından bunları indirir. Şimdi, bunun sonucu ne oldu; bunu yaptık, yürürlüğe girdi, yılın ilk aylarında yaptık. Tabiî, vatandaşlarımız, kendilerine verilen bu imkânlardan yararlanmak, aynı zamanda da devletimize yardım etmek istiyor. Şu anda Millî Eğitim Bakanımızın bana söylediği şu : "Okul açma, temel atma törenlerine yetişemez hale geldim, her bir konuşmamda özellikle sana teşekkür ediyorum." Bu, fevkalade arttı. Vatandaşımız diyor ki : "Mademki, vergi matrahımdan indirme hakkı verildi, ben okul yaptırayım, hastane yaptırayım." Bunun çok olumlu tepkilerini ve neticelerini alıyoruz.

Bunlara ilave olarak, ihracatın, KOBİ'lerin, kısaca, teşvike değer bütün ekonomik faaliyetlerin önünü açtık.

Eğer, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinden, para gelirse, ben şu kadar para kazandım; ver bakalım bunun vergisini... "Sen ver bakalım bunun vergisini" dediğiniz zaman, adam, ben bu parayı getireyim mi Türkiye'ye, getirmeyeyim mi diye düşünüyor. Kaldırdık, vergi yok... Ne oldu; şimdi, onların yurtdışındaki bütün kazançları Türkiye'ye geliyor. Müteahhitlik hizmetlerinde bunu yaptık; ama, diğerlerinde de bunu yapacağız, yakında onu yapacağız. Neden; herkes kendine yatırımcı çekmek istiyor. Biz, kendi paramızı dışarıdan getiremiyoruz. Bunların önünü açıyoruz.

İhracatçıların Katma Değer Vergisi iade alacaklarına kolaylık getirdik ve bununla beraber, mahsup imkânlarını çalıştırıyoruz. Adamın sigorta borcu var, vergi alacağı var. Vergi alacağını alamıyor, sigorta bir de ceza yazıyor; neden "efendim, ben alacağımı istedim, borcum yok..." Şimdi mahsup imkânını çalıştırmaya başladık; artık, öyle, ceza yazma falan yok. Alacağı var, mahsup edeceksin, cezaya falan girme işi yok.

Şimdi, size, bir de kısaca, kayıtdışından bahsetmek istiyorum. Kayıtdışı ekonomiyle mücadele, yıllardır hemen hemen her iktidar tarafından öne çıkarılan, ama, maalesef, ciddî bir mesafe alınamayan alanların başında geliyor. Umuyorum ki, bu konuda da Hükümetimizin farklılığı kendisini gösterecektir. Teknik olarak kayıtdışı ekonomi kavramı, mal ve hizmet üretimine konu olmasına rağmen, ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleriyle tespit edilemediğinden, millî muhasebe kayıtlarında yer almayan ve gayri safî millî hâsıla büyüklüklerine yansımayan alanları kapsıyor.

Tabiî, bunların çok değişik tanımlarını yapmak mümkün ve bu konuda çok değişik tahminler de yapmak mümkün; ancak, ben, burada bir hususu belirtmek istiyorum. Bu kayıtdışı ekonomiyi de doğuran bazı sebepler vardır. Nedir; vergi adaletsizliğidir. Fiktif kazançlar üzerinden vergi alınıyordu ve adam doğru dürüst vergi ödemeye kalksa, sermayeyi kediye yükleyecek.

Bakın, dün neyi kabul ettik; enflasyon muhasebesini kabul ettik. Artık, gerçek gelir üzerinden vergi alacağız; öyle, gelirin gölgesinden vergi alınmayacak, kendisinden alınacak. Dolayısıyla, birtakım şeyleri, şunları, bunları, masraf yazamıyorumdu, şimdi onları da masraf yazdırıyoruz; bundan sonra onlar da masraf neyi istersen masraf yaz. Efendim, enflasyon; onu da yaz kardeşim; onu da getirdik; ama, bundan sonra, artık, kayıtdışına beni itecek bir sebep vardır mazereti ortadan kalkıyor, yok öyle bir şey, onları kaldırdık önce. Şimdi de diyeceğiz ki, arkadaş, herkes hesabını kitabını iyi yapsın, bundan sonra ben artık kayıtdışı falan istemiyorum; bunu diyeceğiz ve kimsenin mazereti kalmıyor, vergi kaçırma mazereti ortadan kalkmış bulunuyor. Onun için de 2004 yılını, kayıtdışıyla mücadele yılı ilan ediyoruz.

Kayıtdışı demek, sadece hiç vergi dairesine kayıt olmamış, bütün kazançlarını kayıtdışında bırakan kimseler demek değil, onlar bir defa hedef, tam 12'de; ama, ödemesi gerektiği gibi ödemeyenler de çok var, onların da üzerine sektörel sektörel gideceğiz. Bu konuda da siz sayın milletvekillerimden ben şunu rica ediyorum, bunların üzerine giderken : "Aman Sayın Bakanım, falanca bizim tanıdık, üzerine müfettişler gitmiş, bunun üzerine kontroller gitmiş" gibi şeylerle bana gelmeyin.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Arkadaşlarınıza söylüyorsunuz, değil mi efendim?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Size, başta da size, size söylüyorum.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Biz gelmeyiz zaten.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - O konuda da yardımlarınızı istiyorum hepinizin.

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Görürsen o zaman söyle.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Efendim?..

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Geldiğimizi görürseniz söyleyin.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Olur, hiç merak etmeyin, söylerim ben, bende laf durmaz, söylerim.

Şimdi, fazla vaktinizi almak istemiyorum, bazı noktaları da atlayarak gidiyorum. Size, 2004 yılı vergi bütçesinden de bahsetmek istiyorum.

2004 yılı bütçesinde, genel bütçe gelirleri tahmini 113,7 katrilyon lira, vergi gelirleri tahmini 99,2 katrilyon lira olarak öngörülmüştür. 2003 yılında vergi gelirlerinin gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 24,3 civarında olacaktır, 2004 yılındaysa bu oran yaklaşık olarak yüzde 23,6 olacaktır, yani daha azalacaktır.

Şimdi, bizim, vergicilikte önemli olan, dikkat ettiğimiz temel bir husus var; vergi politikalarının, maliye politikalarının, ekonomi politikalarıyla paralel olması lazım. Bu ne demek; ekonominin büyümesine mâni olmaması lazım. Ekonominin büyümesi şarttır. Bakınız, gayri safî millî hâsılamızın 3 500 dolarlar civarında olduğundan bahsediyoruz, burnumuzun dibindeki Yunanistan'da 15 000 doları aşmış bulunuyor. Onun için, aslolan, ekonomiyi büyütmemiz, büyümeyi sağlamamız, maliye politikalarının, vergi politikalarının da bununla paralel olması lazım. Vergiyi toplayacağım diye klasik maliyecilik yaparak ekonominin önünü kapatmamamız esastır, ekonominin büyümesinin önündeki engelleri kaldırmamız esastır. Onun için, biz, teşviklere de önem veriyoruz, reel sektörümüze de önem veriyoruz ve onun yanındayız; malî politikalarımızı, vergi politikalarımızı da buna göre ayarlıyoruz. Bu, fevkalade önemlidir. O bakımdan, vergi gelirlerimizi, tabana yaymak suretiyle artıracağız; ancak, belli bir kesimin üzerine yığmamak suretiyle bunları daha da azaltacağız; yani, rate'lerini, nispetlerini, imkân nispetinde daha da azaltacağız; ama, bunları yaparken, bütçe hassasiyetlerimize fevkalade de riayet etmek mecburiyetimiz vardır.

Bir de, vergi barışı yaptık. Vergi barışından da, bu sene 2,4 katrilyon lira gelir hedefliyorduk, bu kadar alacağız diye. Baktık, daha kasım ayında, bu miktarı aşmışız. Bütün halkımız, gönüllü olarak buraya iştirak etmiştir, bizim bu barış çağrımıza cevap vermiştir; bundan dolayı, Türk Milletine tekrar teşekkür ediyorum.

Bir de, bankacılık sektörüyle ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum. Bankacılık sektörünün, ekonomideki tasarrufların toplanarak reel yatırımlara aktarılmasında, sermaye birikiminin oluşmasında ve dolayısıyla, büyümedeki rolü çok büyüktür. Bankacılık işlemleri üzerindeki yüklerin azaltılması, kredi maliyetlerinin düşürülmesinde, piyasalara derinlik ve istikrar kazandırılmasında, bankaların uluslararası piyasadaki rekabet koşullarının iyileştirilmesinde son derece önemlidir.

Bu noktadan hareketle, biz de, aracılık maliyetlerinin azaltılması çerçevesinde, birçok vergiyi kaldırıyoruz. Kambiyo senetleri vardı, hepiniz bilirsiniz. Getirin bakalım senetleri, getirin pulu, yapıştır... Ne kadar; yüzde 5... Vermeyin şu senedi veyahut da şu senedi vereyim; ama, şunu gösterme, legal olarak gösterme, bir kenara yaz, vadesi geldiğinde getirirsin, pul yapıştırmayalım.. Yani, halkı devamlı illegal davranmaya itiyoruz. Şimdi, o senetlerin üzerindeki o pul işini kaldırdık; yok, serbest, kim kime senet verirse versin; rahat, gidiyor onu söyleyeyim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bunlar küçük gözüküyor; ama, küçük falan değil.

Efendim, Çöp Vergisini su faturalarına ilave ettik. İşte "çöp suya karıştı" diye yazmış gazete. Suya falan karıştığı yok. Milletin çektiği çile kalktı, işler su gibi akmaya başladı; su gibi... (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Yani, bir kişi, bir beyanname verecek... Millet vergi vermeye razı; ama, beyanname verirken çektiği çileden bir kurtulsa. Şimdi, bir günü gidiyor; al, götür, beyanname oldu, olmadı; bir de gel bakalım, sırada dur, bilmem ne yap falan; çile... Şimdi, kaldırdık o çileyi, fena mı yaptık yani? (AK Parti sıralarından "Doğru" sesleri, alkışlar)

Evet, teşekkür ederim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bakalım ne kadar artacak vergi...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bir de, şimdi, kredi kartıyla vergi ödemeyi getirdik. Bakın, bundan sonra, oturduğu yerden, bankadan ödenecek; öyle düzenlemeler yaptık; dün açıkladım. Oturduğu yerden vergisini ödeyecek. Şimdi, millet, seyahatte gitmiş, efendim, Emlak Vergisini bir türlü ödeyemiyorum, Gelir Vergisini ödeyemiyorum... Kardeşim, hiç gelme yahu, olduğun yerden öde. Tatildeysen tatilde öde, yurtdışına çıktın, gelemedin, eyvah kaçtı diye hiç düşünme, olduğun yerden öde vergini. Almanya'da yaşıyor; "yahu, ben altı ayda bir geliyorum, vergimi..." Oradan öde. Bu kolaylıkları getirdik; iyi mi oldu kötü mü oldu şimdi, söyleyin allahaşkına. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, yine, bazı şeyler verdik; serbest meslek kazancının tespitinde dikkate alınan giderler kapsamı genişletildi. Nedir; yaz kardeşim giderlerini, ne gider yaptıysan yaz yahu; ama...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Neler mesela?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Üstat, onları alırsınız şeyden; var, hepsi var.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Neleri yazacak onu anlat; boyayı badanayı mı yazacak?

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Boyayı badanayı da yazsın; o da var, boya badana da var.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Zaten yazıyor, yeni bir şey getirmiyor Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Ama ödemen gereken vergi?.. 2 000 000 000-2 500 000 000 senede kazanç beyan etmiş, bakıyorsun, evi var, araba güzel, yazlık var, yaşantı güzel, çocuklar da kolejde okuyor, ondan sonra gel ayda 200 000 000 lira kazandım... İşte bu olmaz, bu olmayacak, buna da son vereceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Nereden buldunu kaldırırsanız böyle olur.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Nereden buldunu şimdiye kadar bir kere tatbik ettiyseniz söyleyin.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Siz etmediniz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Tatbik etmediğiniz konularla, teorik konularla bu milleti oyalandırmayın, pratik hareket edin, millete hizmet edelim hep beraber, hepinizi, sizi ona hizmete çağırıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu millet bize oy verdi bu çatının altına getirdi. Bizim buraya geliş gayemiz, milletimize hizmet etmek. Onun için, gelin, bana yardımcı olun hepiniz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - O zaman, şikâyet etmeyin.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şikâyet yok, yapıyoruz, yaptıklarımızı da söylüyoruz, ara sıra da soruyoruz, "sayın milletimiz ne düşünüyorsunuz" diye anket yapıyoruz; onları da hepimiz görüyoruz. (AK Parti sıralarından 

[… metnin devamı TBMM kaydında]

---

**Kaynak gösterme:** Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul). “Tümü (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2003-12-18-tumu-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
