# Grup önerisi hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kemalettin Nalcı (MHP, Tekirdağ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kemalettin-nalci-23-2010-12-02-grup-onerisi-hk

> Kemalettin Nalcı (MHP), 2 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 855 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuz Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerine lehte söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, teknolojik gelişmeler ve sanayileşme ile paralel olarak yaşanan hızlı kentleşme ve nüfus artışı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki baskısını hızla artırmaktadır. Sınırsız olan insan ihtiyaçlarının teknoloji yardımı ile giderek daha üst düzeylerde karşılanması, gerek doğal kaynakların daha çok tahrip edilmesi ve gerekse üretilen her ürünün nihai olarak atığa dönüşmesi nedeniyle çevre ve insan sağlığının ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Gerek üretimin ve pazarlama süreçlerinde atık üretiminin en aza indirgenerek doğal kaynaklara aşırı yüklenmenin önüne geçilmesi ve gerekse tüketim sürecinde atık oluşumunun asgariye indirilmesi ve üretilen atıkların da mümkün olan en üst düzeyde geri kazanımının sağlanarak atıkların ekonomiye bir girdiye dönüştürülmesi, bir başka deyişle “sürdürülebilir atık yönetimi”, tüm dünyada giderek öncelikli bir politika hedefi olarak benimsenen “sürdürülebilir kalkınma” yaklaşımının çok önemli bir unsurunu oluşturmaktadır.

Atık yönetimi, ülkemizde 1930’lu yıllardan itibaren yasal düzenlemelere konu olmuş ve temel uygulayıcı kuruluşlar olarak belediyeler görevlendirilmiştir. Başlangıçta Sağlık Bakanlığının sorumluluğunda olan ulusal düzeyde politika belirleme ve uygulamayı yönlendirme görevi, günümüzde Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yerine getirilmektedir. Ancak bu alandaki yetki ve sorumlulukların çok sayıda kurum ve kuruluş arasında paylaştırıldığı, bunun da çevreye ilişkin standart, ilke ve politikaların belirlenmesi, uygulamanın yönlendirilmesi, aykırı davranışların izlenmesi ve cezalandırılması gibi alanlarda yetki ve görev örtüşmelerine yol açtığı bilinmektedir.

Ama bizde yapılan düzenlemelerin büyük bölümüyle uygulamaya yansıtılamaması ve kurumların rol ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmede yeterli kapasite ve kararlılığı gösterememeleri, sorunların birikmesine ve çözüm arayışlarının sürekli ötelenmesine neden olmuş, sonuçta ülkemizin gelişmişlik düzeyi ve sosyokültürel yapımızla uyumlu olmayan bir atık tablosuyla karşı karşıya kalınmıştır.

Sayın milletvekilleri, TÜİK’in 2004 yılı verilerine göre ülkemizde belediyelerce toplanmakta olan yıllık atık miktarı 34 milyon tondur. Kişi başına ortalama 1,34 kilogram ama bu bugünlerde bu şeylerde 2 kilogram olarak değerlendirilmektedir. İmalat sanayisi tarafında üretilen ve büyük çoğunluğu yeniden değerlendirilen atık miktarı 2004 verilerine göre 17,5 milyon ton olup toplamda kişi başına üretilen atık miktarı demin de belirttiğim gibi günde 2 kilogram civarındadır. Bir başka deyişle bir insan yıllık olarak kendi ağırlığının 10 katından daha fazla atık üretmektedir.

2008 verilerine göre evsel nitelikte atıklar genellikle herhangi bir işleme tabi tutulmadan doğrudan atık depolama alanlarına dökülmektedir. 2008 verilerine göre 3225 belediyenin olduğu ülkemizde, Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre bunların yüzde 34’ü atıklarını bu alanlara, mevcut depolama alanlarına döküyor; yüzde 66’sı ise vahşi depolama şeklinde gelişigüzel, orman, göl, nehir ve denizlere veya açık alanlara döküyor.

Değerli milletvekilleri, atık yönetiminin geliştirilmesi ve uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi oldukça yüksek maliyet gerektirmekteyse de bu alanda hiç yatırım yapmamanın maliyetinin daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.

Yine TÜİK 2004 verilerine göre baktığımız zaman, üretilen yaklaşık 2 milyon ton tehlikeli atığın ancak 100 bin tonu –bu da yüzde 5’e tekabül etmektedir- bunun bertaraf tesisi olan İZAYDAŞ tarafından yakılmakta ve daha sağlıklı bir şekilde depolanmaktadır. Tehlikeli atıkların yüzde 40’ının endüstriye geri kazandırıldığı düşünülürse, yarısından fazlası, yüzde 60’lık kısmının evsel atıklarla, vahşi depolamayla ve herhangi bir önlem almadan yine tehlikeli atıkların da bu evsel atıklarla birlikte aynı alanlara depolanması öngörülmektedir.

Geri dönüşebilir atıkların ekonomiye geri kazandırılması ve bu suretle depolanacak atık miktarının azaltılması, geri dönüştürülemeyen atıkların ise çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde depolanmasının sağlanmasıdır. Ülkemizde bu gereklerin karşılanması için ciddi bir dönüşüme ihtiyaç bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, tabii, bu sorunların çözümü için de bazı önerilerde bulunmak istiyoruz. Atık yönetimine ilişkin sorunların çözümü için öncelikle kurumsal kapasitenin geliştirilmesi zorunludur. Bakanlığın kurumsal kapasitesinin etkin bir izleme, denetim ve raporlama altyapısının geliştirilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında iş birliği ve koordinasyonun artırılması, araştırma, eğitim ve yönlendirme faaliyetlerine ağırlık verilmesini sağlayacak şekilde güçlendirilmesi gerekmektedir. Bakanlığın taşra teşkilatlarının da yönetsel ve teknik kapasiteleri güçlendirilerek etkin bir izleme ve caydırma işlevi görmeleri sağlanmalıdır.

Atık yönetimine ilişkin mevzuatın özellikle uygulama kapasitesinin güçlendirilmesini sağlayacak bir yaklaşımla geliştirilmesine devam edilmedir. Ulusal mevzuatımızın ve uluslararası taahhütlerimizin de bir gereği olan ve etkin bir atık yönetiminin temel çerçevesini oluşturacak çeşitli düzeylerdeki atık yönetim planlarının geciktirilmeksizin hazırlanması ve yürürlüğe konulması sağlanmalıdır. Keza uygulama kapasitesinin güçlendirilmesinde önemli rol oynayacak rehberlerin de iyi uygulama örneklerini ve uluslararası kıyaslamaları içerecek şekilde geliştirilmesine öncelik verilmelidir.

Atık yönetimi konusunda çeşitli düzeylerde yetki ve sorumluluk sahibi olan kurum ve kuruluşlar arasında bilgi akışını sürekli ve işlevsel kılacak önlemler alınmalıdır. Bu konuda Bakanlık gerekli mekanizmaları oluşturmalı ve iş birliği ve koordinasyonun kurumsallaşmasını sağlayacak önlemleri almalıdır. Güçlü bir koordinasyon ve iş birliği için yetki ve sorumlulukların mümkün olduğunca daha az sayıda kurum ve kuruluş arasında paylaştırılması ve eski düzenlemelerden kaynaklanan yetki örtüşmeleri ve aşırı yetki dağınıklığının giderilmesi büyük yararlar sağlayacaktır. İlgili mevzuatın taranarak mükerrerliklerin ve gereksiz yetki dağınıklığının giderilmesi amacıyla sadeleştirilmesi, bu çevre sorunlarının ve katı atık yönetiminin çözümünde önemli bir adım teşkil edecektir.

Denetim ve izleme faaliyetlerinin yaygınlaştırılmalı ve etkinliği artırılmalıdır. Bu amaçla Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarının çok sınırlı olan denetim kapasiteleri süratle güçlendirilmelidir. Denetimden sonuç alabilmek için müeyyidelendirme mekanizmalarının etkin işletilmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Keza başta belediyeler olmak üzere yetkili ve sorumlu kuruluşların denetimlerde daha etkin rol almaları sağlanmalı ve bunlar arasında denetim alanında ciddi bir koordinasyon ve iş birliği sağlanmalıdır.

Saygıdeğer milletvekilleri, burada da demin sizlere bahsettiğim konular içinde en önemli unsur burada denetim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kemalettin Nalcı (MHP, Tekirdağ). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemalettin-nalci-23-2010-12-02-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
