# İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kerem Altun (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 3 Şubat 2010
- **Gündem:** İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kerem-altun-23-2010-02-03-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda

> Kerem Altun (AK Parti), 3 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 833 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KEREM ALTUN (Van) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisinin öğretmen atamalarıyla ilgili Meclis araştırması açılması yönünde verdikleri önergenin aleyhinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde eğitim, adalet, güvenlik ve sağlık gibi, devletin temel görevleri arasındadır. Bu işler de devletin denetimi ve gözetimi altında yapılmaktadır. Eğitim hakkı Anayasa’mızla güvence altına alınmıştır.

Türk millî eğitim sisteminin genel çerçevesi 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’yla belirlenmiştir. Yasa’yla kendisine verilen görevleri yerine getiren Millî Eğitim Bakanlığının, 5 danışma ve denetim birimi, 16 ana hizmet birimi, 14 yardımcı birim, 5 sürekli kurulla ülkemizin en büyük, dünyanın da sayılı büyük kurumlarından biri olduğu bilinmektedir. Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve her çeşit örgün ve yaygın eğitim kurumunun ilgili eğitim ve öğretim hizmetlerini planlayan, programlayan, yürüten, takip ve denetim altında bulunduran Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda binlerce öğrenci eğitim görmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığının, düşünme, algılama, problem çözme yeteneği gelişmiş, yeni fikirlere açık, öz güven ve sorumluluk duygusuna sahip, Atatürk ilkelerine bağlı, demokratik değerleri benimsemiş, millî kültürü özümsemiş, farklı kültürleri yorumlayabilen, kendisiyle, ailesiyle, toplumla barışık, toplumun değer yargılarına saygılı, bilgi toplumu insanı yetiştirmek gibi temel görevleri vardır. Bu yönde başlatılmış olan yeniden yapılanma ve düzenleme çalışmalarının her kademede hızlandırılarak sürdürülmesi, eğitimin niteliğinin artırılması, eğitim hizmetlerine erişimin yaygınlaştırılması alanlarında yapılan olumlu çalışmaları memnuniyetle takip ediyoruz. Ancak, hayatın her alanında olduğu gibi, eğitim hizmetlerinin sunumunda da birtakım güçlüklerin yaşanmakta olduğu bilinmektedir. Eğitim sistemimizdeki bu güçlükler, eğitime erişim ve eğitim kalitesi ana konularında yoğunlaşmaktadır. Okullaşma oranları ve bölgeler arası farkların olduğunu görüyoruz.

Kalite sorunu kapsamında ise fiziki altyapı yetersizlikleri, müfredatın güncellenmesi, öğretmenlerin niteliklerinin arttırılması ve geliştirilmesi, eğitim materyallerinin müfredatla uyumu gibi hususların öne çıkmakta olduğunu görüyoruz. Elbette ki bu güçlüklerin en önemli sebepleri, ülkemizde hızlı nüfus artışı, kırsal kesimden şehirlere göç ve sınırlı bütçe imkânlarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenlerimizi, yüklendikleri görev gereği her türlü polemiğin ötesinde misyonuna uygun değerlendirmemiz gerekiyor.

Öğretmen atamalarından söz edildi. Biliyorsunuz, her türlü öğretmen atamaları bugün bilgisayar ortamında okulların öğretmen norm açıkları dikkate alınarak yapılmaktadır. Valiliklerin il sisteminde belirlenen branş açığı ve ihtiyaç durumuna göre Bakanlıkça dağılım ve planlaması yapılmaktadır.

Öğretmen atamalarında kayırma, torpil dönemi kapanmıştır. Hakkaniyete uygun, adil bir yöntemle yapıldığı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere aklıselim herkes tarafından bugün kabul görmektedir.

Değerli milletvekilleri, burada bulunan herkesin çok iyi bildiği gibi, eğitim toplumsal hayatın ihmal edilemez, ertelenemez ve vazgeçilemez en dinamik süreçlerinden birisidir. Eğitimin günün şartlarına uygun bir anlayışla hizmete sunulmasında en temel unsurlardan biri olan öğretmenin rolü tartışılamaz. Bu yönüyle, evrensel kabullerin ötesinde kültür hayatımız için daha farklı bir anlam taşıyan öğretmenlerimizin ülke ve insan sevgisiyle donatılması, onların bu anlayış ve birikimle yetiştirilerek “Ülkenin neresinde olursa olsun görev yaparım” anlayışıyla hizmete hazırlanması devletimizin sağladığı eğitim ortamı sayesinde mümkün olabilmiştir. Öğretmen, ülkemizin uzak bir köşesinde kaybolup gidecek binlerce yeteneği şair, yazar, sanatçı, bilim adamı birer aydın olarak insanlığa kazandıran insanlardır.

Değerli milletvekilleri, Virginia Üniversitesinde bulunan bir güneş saatinin üzerinde yer aldığı söylenen ve beni de çok etkileyen bir sözü sizlerle paylaşmak istiyorum: “Zaman, bekleyenler için çok yavaş, korkanlar için çok hızlı, yas tutanlar için çok uzun, sevinenler için çok kısadır ama sevenler için sonsuzluktur.” Öğretmenlik mesleği de zamanı sonsuzlaştıran, daha doğrusu sonsuzlaştırması gereken bir meslektir. Teknolojideki onca gelişmeye rağmen değerinden ve eğitim için taşıdığı önemden hiçbir şey kaybetmeyen, aksine hızla mekanikleşen dünyada insan olma ve hep insan kalabilme meziyetinin kazandırılması konusunda yeri daha da belirginleşen öğretmenlerin özellikle ülkemiz ve insanımız için daha farklı bir anlam taşıdığı bir gerçektir.

Kurtuluş Savaşı’mızın onca güçlüklerine ve hatta imkânsızlıklarına rağmen hâlâ mucize olarak kabul gören bir zaferle sonuçlanmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin toplumsal bir mutabakatla kurulmasında, yaşatılmasında, benimsetilmesinde ve demokrasiyle taçlandırılmasında, seksen dokuz yıllık kısa bir geçmişe kalkınma, gelişme, modernleşme ve çağdaşlaşma adına onca başarının sığdırılabilmesinde öğretmenlerimizin payı büyüktür. Onlar, sıhhatini, nefesini, enerjisini, yıllarını bizim için harcar. Kısaca, analar doğurur, öğretmenler yetiştirir. Öğretmenlik mesleği, azim, sabır, gönüllülük ve hoşgörü mesleğidir. Öğretmen, yetiştirici, eğitici, yaratıcı olmanın yanı sıra öncü, lider, değişimci, demokrat ve örnek olucudur.

Her türlü zorluk, yokluk ve sıkıntılara rağmen öğretmenliği sevmek ve benimsemek demek, milletimizi sevmek demektir. Ülkemizin geçmişinde ve geleceğinde söz sahibi olan, hepimizi yetiştiren öğretmenlerimize inanıyor ve onlara güveniyoruz. Bu sebeple, değerli öğretmenlerimizin, emanetine verilen çocuk ve gençlerimize sevgiyle yaklaşarak sevmeyi, onuru ve kişiliğiyle her şeyden önce bir insan olduğunu hatırlatarak kendine ve çevresine saygılı olmayı, onların ruhsal, bedensel ve zihinsel gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi konusunda her türlü çabayı sarf edeceğini; bilgiye ulaşmanın, yeni bilgiler üretmenin ve bunu paylaşmanın, en iyi şekilde hazırlamanın gayreti içinde olacaklarını biliyoruz.

Demokrasi yolunda büyük mücadeleler veren, bedeller ödeyen ülkemizde öğretmenlerimize bugün her zamankinden daha çok görevler düşmektedir. Hayata dar şablonlarla bakmayan, sorgulayan, eleştirel bakabilen, her zaman haktan ve adaletten yana tavır koyan, demokratik cumhuriyete yürekten inanmış, millî iradeyi her şeyin üstünde tutarak, Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” düsturunu kendine şiar edinmiş nesiller yetiştirmeliyiz ki, bu ülke gerçekten layık olduğu yere, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkabilsin, geçmişte yaşadığı acı tecrübeleri bir daha yaşamasın. Çünkü geleceğe yönelmenin ön şartı, bugünü aşabilmektir. Bugünden geleceğe yönelişin itici gücü, özgür düşünmek ve düşüncelerini özgürce açıklayabilmektir. Suni gündemlerle, kısır kavgalarla kaybedecek zamanımız yok. Biz bu ülkeye sevdalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Kerem Altun (AK Parti, Van). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kerem-altun-23-2010-02-03-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
