# Dünya mülteciler günü münasebeti hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2004
- **Gündem:** DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ MÜNASEBETİ HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2004-06-23-dunya-multeciler-gunu-munasebeti-hk

> Kürşad Tüzmen (AK Parti), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ MÜNASEBETİ HK); konuşma 830 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İl Özel İdareleri Kanunu Tasarımızın, Genel Kurulumuz gündemine gelişi nedeniyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.

Bilindiği gibi, il özel idareleri, Türk idare tarihinde fonksiyonları, hizmetleri ve bir yönetim modeli olarak özel bir ayrıcalığı olmuş müesseselerimizdendir. Uygulamada ilin bütünlüğünü kapsayan birer yerel parlamento olarak, yalnızca illerimizin altyapılarına değil, aynı zamanda Türk demokrasi kültürüne de önemli hizmetler vermiş nadide kurumlarımızdandır. Öyle ki, bugün, devasa olarak nitelenen pek çok kamusal hizmetin arkaplanında il özel idareleri vardır.

Hepimizin yakından bildiğini umduğum birkaç örnekle devam etmek istiyorum. Başkentimiz Ankara'nın gururu 19 Mayıs Spor Kompleksi ve Numune Hastanesi birer özel idare yatırımıdır. Hepimizin mezun olduğu ilköğretim okulları, hastalanınca ilk müracaat ettiğimiz sağlıkevleri ve ocakları özel idarelerimizin sağladığı toplumsal katkılardır.

İl özel idareleri, geçmişte yerel nitelikteki her türlü hizmeti görmeye yetkili kamu hükmî şahsiyetleriyken, maalesef, ülkemizdeki yetkileri Ankara'da toplama hastalığının bir sonucu olarak, yakın dönemde, fonksiyonlarının önemli bir bölümünü kaybetmişlerdir. Bir yerel yönetim biriminin yetkisini kaybetmesi, esas itibariyle hizmetlerdeki önceliklerin kaybolması, gereksiz yatırımların yapılması, kamuoyu destek ve denetiminin kaybedilmesi, özel idareler için seçilen kişilerin, il genel meclisi üyelerinin sisteme yabancılaşmasıyla sonuçlanması kaçınılmazdır; nitekim, böyle de olmuştur. Aziz Nesin'e esin kaynağı olabilecek pek çok yatırım, merkezî otorite tarafından planlanmıştır. 1 500 nüfuslu bir beldeye 5 katlı, 2 bloktan oluşan lise binası yapılması gibi garabetler, kimi zaman gazetelerin haber konusu olmuştur.

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimler, ülkemizde demokrasinin okulu olmuşlardır. Ülkemizde, bugün, komşularımıza örnek olarak gösterilen bir demokratik hayat varsa, bu konuda en büyük pay, yerel yönetimlere ait olmalıdır diye düşünüyorum. İşte, Hükümetimiz, hem sosyoekonomik kalkınmanın tabana yayılmasının bir aracı olarak ve hem de demokrasinin kökleşmesi bakımından, yerel yönetimler konusunu öncelikleri arasına almıştır; yerel yönetimler reformunu bu bakımdan önemsemektedir. Şu Parlamento çatısı altındaki arkadaşlarımın, iktidar muhalefet ayırımı yapmaksızın bu reforma ihtiyaç duyulduğuna inandıklarını düşünüyorum. Kaldı ki, bu anlamda konsensüs, sadece Parlamentoyla da sınırlı değildir; bütün toplumsal kesimlerin bu heyecanı yürekten paylaştığına inanıyorum. Reformun yönü ve kapsamı konusunda çeşitli farklı düşünceler bulunmasını da, demokrasinin bir nimeti olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Nitekim, kanun hazırlıkları safhasında ilgili bütün kesimlerin katkıları sağlanmıştır.

Meclis çalışmaları sırasında da, komisyonlar ve altkomisyonlarca konu enine boyuna tartışılmıştır. Elbette, Genel Kurulda arkadaşlarımın eleştiri ve katkıları olacaktır. Tasarının bütünlüğü ve perspektifi bağlamında bu katkılar bizleri sevindirecektir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; mart ayından itibaren Yüce Meclisin çatısı altında bulunan İl Özel İdareleri Kanun Tasarısına komisyonlarda, altkomisyonlarda katkı sağlayan bütün arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum.

İzninizle, tasarının getirdiği bazı yeniliklere işaret etmek istiyorum; ancak, hemen şu temel mantığı da ifade etmek istiyorum: Tasarıyla, yetkilerin vatandaşa en yakın noktada ulaşması ve en yakın noktada kullanılması hedef kılınmıştır. Karar ve icraatların halkoyuyla seçilmiş kişilerce alınması bakımından, geçmişe oranla radikal sayılabilecek bazı değişiklikler içerdiği malumunuzdur. Kanaatimce, tasarıdaki en demokratik adımlardan birisi, il genel meclisinin kendi içlerinden seçecekleri bir kişinin başkanlığında toplanmalarıdır; böylece, valiler yerine, meclis başkanlığı, genel oyla seçilmiş il genel meclis üyeleri arasından seçilecek bir kişi başkanlığında toplanmasıdır. Ancak, valilerin il genel meclisiyle olan ilişkileri de tamamen koparılmayacaktır. Örneğin, valiler, hukuka aykırı gördükleri il genel meclisinin kararlarını bir kez daha görüşülmek üzere meclise geri gönderebilecek, il genel meclisi salt çoğunlukla kararında ısrar ederse karar kesinleşecektir. Tabiatıyla, valilerin, ısrar kararları üzerinde idarî yargı önünde dava açma yetkileri olacaktır.

Tasarıda altkomisyonumuzu en çok meşgul eden madde, biliyorsunuz, il genel meclislerinin yapısıyla alakalı olan madde idi. Her ilçeden köy muhtarlarının her yıl kendi aralarından seçecekleri bir temsilci, kaymakamlar, ildeki kamu kuruluşlarının amirleri, ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversite ve sendikalar ile gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oy hakkı olmaksızın kendi görev alanları ve faaliyet konularının görüşüldüğü ihtisas komisyonları toplantısına katılabilecek ve görüş bildirebileceklerdir. Ayrıca, ildeki kamu kuruluşlarının amirlerini, gündemdeki konularla ilgili olarak, il genel meclisleri de çağırarak bilgi alabileceklerdir.

İl genel meclislerinin çok önemli bir başka yetkisi de, halk denetçisini seçmektir. Malumunuz, halk denetçisinin görev, yetki ve sorumlulukları ile seçim usulü, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısıyla düzenlenmiş, halk denetçisiyle ilgili madde Genel Kurulca kabul edilmiştir.

Meclis toplantılarının her ayın ilk haftasında yapılması sağlanarak, meclislere belirli oranda süreklilik kazandırılmıştır. Meclis gündemi, valinin görüşü alınarak, il genel meclisi tarafından belirlenecektir.

Daha önce il daimi encümeni olarak bilinen organ, tasarıda, il encümeni olarak düzenlenmiştir. Encümene vali başkanlık edecek, valinin yokluğunda encümen başkanlığı genel sekreterce yürütülecektir.

Encümenin yapısı da, 5 il genel meclisi üyesi ile valinin diğer birim amirleri arasından görevlendireceği 4 kişi ve 1 malî işlerden sorumlu müdür olmak üzere, toplam 11 kişiden oluşacaktır.

Yukarıda arz ettiğim genel sekreter uygulaması da, il özel idarelerinde karşımıza bu tasarıyla çıkmaktadır. Vali, isterse, genel sekreteri, vali yardımcıları ile kaymakamlar arasından da görevlendirebilecektir.

Bu arada, yerel yönetimlerin kendi aralarındaki veya merkezî idare kuruluşlarına olan alacak ve borçları karşılıklı olarak mahsup edebilmesi de, bu reform çalışmalarının önemli bir özelliği olmaktadır.

Bilindiği üzere, mahallî idarelerimizin borçlanması konusunda daha önceki sistemde bir kıstas bulunmamaktaydı. Şimdi, bu konuda yeni bir yaklaşım getirilmektedir. Bir anlamda, sınırsız borçlanma yapmak artık mümkün olmayacaktır. Böylece, yerel yönetimlerde malî disiplini sağlayacak mekanizmalar oluşturulmaktadır.

Katkılarınız için bir kez daha teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep). “Dünya mülteciler günü münasebeti hk”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2004-06-23-dunya-multeciler-gunu-munasebeti-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
